<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Sektörel &quot;Ekonomi, Sağlık, Eğitim, Dünya, Siyaset&quot;</title>
        <link>https://www.sektorel.com.tr/</link>
        <description>Sektorel Ekonomi, Sağlık, Eğitim, Siyaset, tarih, yaşam, Yerel Haberler</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Sosyal medyaya kimliksiz girilemeyecek!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/sosyal-medyaya-kimliksiz-girilemeyecek-84460</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/sosyal-medyaya-kimliksiz-girilemeyecek-84460</guid>
                <description><![CDATA[​​​​​​​Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya kullanımına ilişkin önemli bir düzenlemeyi kamuoyuna duyurdu. Yapılan açıklamaya göre, sosyal medya platformlarına girişlerde kimlik doğrulaması zorunlu hale getirilecek.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bakan Gürlek, yeni uygulamanın yaklaşık üç ay içerisinde hayata geçirileceğini belirtti. Düzenleme kapsamında kullanıcıların sosyal medya hesaplarına erişim sağlayabilmeleri için kimlik bilgilerini doğrulamaları gerekecek.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Söz konusu çalışmanın, Adalet Bakanlığı öncülüğünde; İletişim Başkanlığı, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ve Siber Güvenlik Başkanlığı ile birlikte yürütüldüğü ifade edildi. Kurumlar arasındaki görüşmelerin tamamlandığı bildirildi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Açıklamasında sosyal medya şirketleriyle yapılan temaslara da değinen Gürlek, “Sosyal medya platformlarıyla görüşmelerimiz tamamlandı. Sosyal medyaya kimlikle giriş için taleplerimiz kabul edildi” ifadelerini kullandı.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 16:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2026/04/sosyal-medyaya-kimliksiz-girilemeyecek-1775223590.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Suyun Aktığı Yerde Eşitlik Büyür</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/suyun-aktigi-yerde-esitlik-buyur-84442</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/suyun-aktigi-yerde-esitlik-buyur-84442</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sürdürülebilir Üretim ve&nbsp;Tüketim Derneği Dünya Su Günü açıklamasında&nbsp;güvenli su ve sanitasyonun insan hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin kritik öğeleri olduğuna dikkat&nbsp;çekerek herkesin daha güvenli suya eriştiği, cinsiyet eşitliğinin sağlandığı yaşam için harekete geçerek</strong>&nbsp;<strong>su yönetimi çözümlerinde kadını öncelikleyelim&nbsp;çağrısı yaptı.</strong></p>

<p>Her yıl, evlerine yakın güvenli suya erişimi olmayan 2,1 milyar insanı etkileyen önemli bir soruna dikkat çeken bir tema ile 1993 yılından beri kutlanan 22 Mart Dünya Su Günü’nde&nbsp;İstanbul Teknik Üniversitesi(İTÜ) Öğretim Üyesi ve Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) Başkanı Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu&nbsp;herkesin daha güvenli suya eriştiği, cinsiyet eşitliğinin sağlandığı yaşam için harekete geçerek su yönetimi çözümlerinde kadını öncelikleyelim&nbsp;çağrısı yaparak SÜT-D Su Perileri Projesi ile etki yaratıyoruz dedi.</p>

<p><strong>Suyun aktığı yerde eşitlik büyür</strong></p>

<p>Bu yıl Birleşmiş Milletler(BM) Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları(SKA) içinde SKA5:Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve SKA6: Temiz Su ve Sanitasyon ile güvenli su ve sanitasyonun insan hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin kritik öğeleri olduğuna 22 Mart Dünya Su Günü’nde dikkat çekilerek tüm kadın ve kız çocuklarını güçlendirmek hedefli kampanya “Suyun aktığı yerde eşitlik büyür” teması ile yürütülüyor bilgisini veren İTÜ Öğretim Üyesi ve SÜT-D Başkanı Prof.Dr. Filiz Karaosmanoğlu, &nbsp;küresel su krizi herkesi etkiliyor. Ancak bu etki eşit değil. Eşitsizlikler artarken en büyük yükü kadınlar ve kız çocukları taşıyor, dedi.</p>

<p><strong>Su, kadın ve korkutucu sayılar</strong></p>

<p>Prof. Karaosmanoğlu BM verisine göre:&nbsp;</p>

<ul>
	<li>Kadınların dörtte birinden fazlası, 1 milyardan çok kadının güvenli içme suyu erişimi yok</li>
	<li>1,8 milyardan fazla evde içme suyu yokken &nbsp;her üç haneden ikisinde su toplamadan kadın sorumlu</li>
	<li>Veri&nbsp;bulunan 53 ülkede&nbsp;kadınlar ve kız çocukları &nbsp;erkekler ve erkek çocuklardan üç kat daha fazla olarak günde 250 milyon saat su toplama işi yapıyor</li>
	<li>Güvenli olmayan su, sanitasyon ve hijyen her gün beş yaşın altındaki yaklaşık bin çocuğun ölümüne neden oluyor</li>
	<li>Ülkelerin yaklaşık %14'ünde kadınların suyla ilgili karar alma ve su yönetimine eşit şekilde katılımını sağlayacak mekanizmalar bulunmamakta</li>
</ul>

<p>korkutucu sayılarına vurgu yaparak hepimize düşen görevleri bilme gereğine dikkat çekti.&nbsp;</p>

<p><strong>Su yönetimi çözümlerinde kadını öncelikleyelim</strong></p>

<p>Su yönetimi çözümlerinde evde, okulda, işte, yolda, tarlada, ormanda, yaşamda her yerde en doğru ve iyiyi başarmak için kadın ve kız çocuklarını merkeze alma vakti geldi.Kadın sesinin, liderliğinin ve yetkilerinin tam tanındığı, su&nbsp;kararlarında eşit söz hakkına sahip olduğu,&nbsp;dönüştürücü, kapsayıcı, hak temelli yeni bir yaklaşım şart. Hepimiz, tüm paydaşlar öğrenmeli, etki yolumuzu seçmeli ve nasıl değer yaratacağımızı belirlemeliyiz diyen Dr. Karaosmanoğlu sivil toplum kuruluşlarının bu yolda paydaş sorumluluğu yüksek değerlendirmesini yaptı.</p>

<p><strong>SÜT-D’nin su perileri görevde</strong></p>

<p>SÜT-D Başkanı Karaosmanoğlu “15 Eylül 2025’te kız çocuklarına sürdürülebilir yaşam kültürü için su yönetimini öğretme, uygulatma ile değer yaratma hedefli Su Perileri projemizi başlattık. İlk paydaş okulumuz Beşiktaş Bilim ve Sanat Merkezi (BİLSEM). BİLSEM okullarımızda yetenekli öğrencilerin gelişimleri hızlandırılmakta, okul saatleri dışında özel eğitimler verilmekte. Beşitaş BİLSEM’de Müdür Dr. Meral Topal, Öğretmen Aysel Gökçe ve Öğretmen Ayşe Demirkan koordinasyonunda projemizde &nbsp;20 kız çocuğu, 20 anne ve 6 kız kardeş ile ilerliyoruz. Bugün çevrim içi kutlamamızı yapacağız, dedi.</p>

<p><strong>Harekete geçelim</strong></p>

<p>Herkesin daha güvenli suya eriştiği, cinsiyet eşitliğinin sağlandığı yaşam için harekete geçmek için hepimizin her yerde yapacakları olduğunu ifade eden Dr. Karaosmanoğlu, harekete geçelim çağrısı ile Dünya &nbsp;Su Günü kutlamasını sundu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 13:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2026/03/suyun-aktigi-yerde-esitlik-buyur-1774262671.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Geçmişi yüzyıllara dayanan ipekböcekçiliği yeniden canlandırılıyor</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/gecmisi-yuzyillara-dayanan-ipekbocekciligi-yeniden-canlandiriliyor-84440</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/gecmisi-yuzyillara-dayanan-ipekbocekciligi-yeniden-canlandiriliyor-84440</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Cambria,serif">Antalya Büyükşehir Belediyesi, kırsal üretimi güçlendirmek ve unutulmaya yüz tutan geleneksel üretim alanlarını yeniden canlandırmak amacıyla ipekböcekçiliğini yaygınlaştırma çalışmalarını sürdürüyor. Daha önce Sapadere İpek Evi bünyesinde başlatılan ipekböcekçiliğini geliştirme ve yaygınlaştırma çalışmaları, artık il genelinde daha geniş bir alana yayılıyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Cambria,serif">Anadolu’da uzun yıllar önemli bir geçim kaynağı olan ipekböcekçiliği, son yıllarda yeniden değer kazanmaya başladı. Dut yapraklarıyla beslenen ipekböceklerinin oluşturduğu kozalardan elde edilen ipek, tekstilden el sanatlarına kadar pek çok alanda kullanılıyor. Özellikle kırsal bölgelerde kadınların üretime katılmasını sağlayan ipekböcekçiliği, düşük maliyetli ancak katma değeri yüksek bir üretim modeli olarak dikkat çekiyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi, hem geleneksel üretimi yaşatmak hem de kırsaldaki üreticilere yeni bir gelir kapısı oluşturmak amacıyla ipekböcekçiliğini yaygınlaştırma çalışmalarına hız verdi. </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Cambria,serif">35 ÜRETİCİYE 565 BESLEME TABLASI</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Cambria,serif">Proje kapsamında Alanya’nın Dim Alacami, Bucak, Öteköy, Taşbaşı, Gümüşkavak, Uzunöz, Yaylakonak ve Şıhlar mahallelerinde üretim yapan 35 üreticiye toplam 565 adet ipekböceği besleme tablası hibe edildi. Dim Alacami Mahallesi’nde gerçekleştirilen dağıtımda Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ekipleri, üreticilere besleme tablalarını teslim etti. Yıllardır üretim yaptıklarını belirten bir üretici, verilen desteğin hayatı kolaylaştırdığı belirterek “1994’ten beri böcek tutuyorum Allah’a şükür. Tahta sandık nem tutuyordu, çok ağır oluyordu. Plastik sandık daha iyi olacak bizim için” diyerek memnuniyetini dile getirdi. &nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Cambria,serif">“DAHA FAZLA ÜRETİM YAPMAYI PLANLIYORUZ”</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Cambria,serif">Alanya Dim Alacami Mahallesi Muhtarı Kadir Kozak ise her yıl üretim yapıldığını belirterek, “Önceden ağaçlardan yapıyorduk, ağaçlar kırılıyordu. Kartondan yapıyorduk, karton yırtılıyordu. Kullanamıyorduk, bir seferlik oluyordu. Ama bu ömürlük oldu bizim için. Büyükşehir Belediyesi güzel bir kasa yapmış. Bunu sera şeklinde yapıp daha fazla üretmeyi düşünüyorum. Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür ediyoruz. Öncü oldular” diye konuştu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Cambria,serif">BÖLGE EKONOMİSİNE BÜYÜK KATKI</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Cambria,serif">Alanya Ziraat Odası Başkanı Tahir Göktepe de özellikle kırsal mahallelerde üretimin desteklenmesinin büyük önem taşıdığını vurgulayarak &nbsp;“Büyükşehir Belediyemize çok teşekkür ediyoruz. Özellikle Dim Alacami gibi en kırsal bölgelerin desteklenmesi çok önemli, üreticilerimiz için de çok kıymetli bir destek oldu” ifadelerini kullanarak bölge ekonomisine katkı sağlayacağını belirtti. </span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><br />
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 13:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2026/03/gecmisi-yuzyillara-dayanan-ipekbocekciligi-yeniden-canlandiriliyor-1774262643.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Deprem Uzmanı Moriwaki  Uyardı:  “Yapı ve Zemin Güvenliği Hayat Kurtarır”</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/deprem-uzmani-moriwaki-uyardi-yapi-ve-zemin-guvenligi-hayat-kurtarir-84435</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/deprem-uzmani-moriwaki-uyardi-yapi-ve-zemin-guvenligi-hayat-kurtarir-84435</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Ayvalık Belediyesi ile Ayvalık Kent Konseyi iş birliğinde düzenlenen “Balıkesir’in Depremselliği ve Yapı-Zemin İlişkisi” konulu konferans, yoğun katılımla gerçekleştirildi. Vural Sineması Nejat Uygur Sahnesi’nde düzenlenen etkinlikte Japon deprem uzmanı Yoshinori Moriwaki önemli değerlendirmelerde bulundu.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Türkiye ve Japonya’nın aktif deprem kuşağında yer aldığını vurgulayan Moriwaki, deprem öncesinde alınacak önlemlerin can ve mal kaybını büyük ölçüde azaltacağını belirtti. Özellikle yapı güvenliği ve zemin etüdünün hayati önem taşıdığına dikkat çeken Moriwaki, Japonya’daki uygulamaların Türkiye’de de yaygınlaştırılması gerektiğini ifade etti.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Türkiye’de yapı denetim sisteminin 1999 depremi sonrası önemli ölçüde geliştiğini belirten Moriwaki, yeni yapılan binaların geçmişe göre daha dayanıklı olduğunu ancak sistemin eksikliklerinin giderilmesi gerektiğini söyledi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Türkiye’deki yapı stokunun önemli bir bölümünün kaçak yapılardan oluştuğunu da dile getiren Moriwaki, mevcut deprem yönetmeliğinin Japonya’ya kıyasla daha katı kurallar içerdiğini ancak bu kuralların etkin uygulanmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Konferans, deprem bilincinin artırılması ve güvenli yapılaşmanın önemine dikkat çekilmesi açısından katılımcılardan büyük ilgi gördü.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 17 Mar 2026 14:47:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2026/03/deprem-uzmani-moriwaki-uyardi-yapi-ve-zemin-guvenligi-hayat-kurtarir-1773748063.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye de akran zorbalığı dünya ortalamasını aştı!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/turkiye-de-akran-zorbaligi-dunya-ortalamasini-asti-84431</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/turkiye-de-akran-zorbaligi-dunya-ortalamasini-asti-84431</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile Üsküdar Üniversitesi iş birliğinde düzenlenen “Okullarda Koruyucu Ruh Sağlığı Hizmetleri, Önleme ve Farkındalık Çalışmaları” başlıklı çevrim içi eğitim programında liselerde görev yapan psikolojik danışmanlarla bir araya geldi.</p>

<p>İstanbul’daki liselerde görev yapan rehber öğretmenlere yönelik düzenlenen seminere yaklaşık 2 bine yakın psikolojik danışman ve rehber öğretmen katıldı.</p>

<p>Programda okullarda koruyucu ruh sağlığı hizmetlerinin önemi, ergenlik dönemindeki gençlerin psikolojik ihtiyaçları ve okullarda uygulanabilecek önleyici yaklaşımlar ele alındı.</p>

<p><strong>“Rehber öğretmenlerin rolü çok kritik”</strong></p>

<p>Programda konuşan Prof. Dr. Tarhan, dijitalleşen dünyada gençlerin karşılaştığı risklerin arttığını ve bu süreçte rehber öğretmenlerin çok önemli bir rol üstlendiğini belirterek, “Bugün dijitalleşen dünyada ve küresel ölçekte gençlerin birçok riskle karşı karşıya kaldığı bir dönemde rehber öğretmenlerimizin kilit rolü olduğunu görüyorum. Okullarda hem büyük bir sorumlulukları var hem de büyük bir fırsatları var.” dedi.</p>

<p>Psikolojik danışmanların yaşadıkları vakaları kayıt altına almalarının mesleki gelişim açısından önemli olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Rehber öğretmenlerimizin yaşadıkları olayları not almalarını ve bir olgu defteri tutmalarını tavsiye ederim. Karşılaştıkları vakaları yazmaları, daha sonra bunlar üzerine düşünmeleri ve çözüm arayışlarını kaydetmeleri onların mesleki gelişimleri açısından çok önemli bir birikim oluşturur. Bu belki kısa vadede bir külfet gibi görünebilir ama uzun vadede insanı ve gençleri daha iyi anlamayı sağlayacak çok değerli bir tecrübe kazandırır.” diye konuştu.</p>

<p><strong>Ergenlik dönemi kimlik arayışının yoğun yaşandığı bir süreç</strong></p>

<p>Prof. Dr. Tarhan, ergenlik döneminin gençlerin kimlik arayışı yaşadığı doğal bir süreç olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu:</p>

<p>“Gençlik döneminin doğal bir özelliği kimlik arayışıdır. Gençler bu dönemde ‘Ben kimim, nereye yönelmeliyim, niçin varım?’ gibi sorular sorarlar. Bu süreç özellikle 12–15 yaş aralığında daha yoğun yaşanır. Nörobiyolojik olarak ergenlik ortalama 22 yaşına kadar devam eder. Hatta bazı kişilerde 30’lu yaşlara kadar uzayabilen bir süreçten söz ediyoruz.”</p>

<p>Ergenlik döneminde beynin gelişimi nedeniyle duyguların aklın önüne geçebildiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Ergenlikte beynin duygusal bölgeleri daha hızlı gelişirken, düşünme ve karar verme ile ilgili frontal bölgeler daha geç gelişir. Bu nedenle ergenler çoğu zaman sonunu düşünmeden hareket edebilir. Hisleri akıllarının önüne geçebilir.” ifadesinde bulundu.</p>

<p><strong>Ergenlerin üç temel psikolojik ihtiyacı var</strong></p>

<p>Prof. Dr. Tarhan, ergenlik döneminde gençlerin üç temel psikolojik ihtiyaca sahip olduğunu belirterek, “Ergenlerin üç temel psikolojik ihtiyacı vardır: Aidiyet, yeterlilik ve anlam. Aidiyet duygusu, gencin kendisini ailesine, okuluna veya arkadaş grubuna ait hissetmesiyle ilgilidir. Yeterlilik duygusu, bir alanda küçük de olsa başarı yaşayabilmesiyle oluşur. Anlam duygusu ise yaptığı işin değerli olduğunu hissetmesidir.” şeklinde konuştu.</p>

<p>Bu ihtiyaçların karşılanmasının ergenlik sürecini daha sağlıklı hale getirdiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, “Bu üç ihtiyaç karşılandığında ergenlik dönemi daha az fırtınalı geçer. Ancak bu ihtiyaçlar karşılanmadığında gençler kendilerini değersiz veya dışlanmış hissedebilir.” dedi.</p>

<p><strong>Arkadaş önünde küçük düşürülmek ağır bir deneyim…&nbsp;</strong></p>

<p>Okul ortamında adalet duygusunun gençler için çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Ergenler adalet konusunda çok hassastır. Öğretmenin ayrımcılık yaptığını düşündükleri anda bu durum öfke birikimine yol açabilir. Kendini değersiz veya görülmemiş hisseden genç bazen güç gösterisiyle dikkat çekmeye çalışabilir.” diye konuştu.</p>

<p>Prof. Dr. Tarhan, öğrencilerin arkadaşlarının önünde küçük düşürülmemesinin önemine de dikkat çekerek, “Bir gencin arkadaşlarının önünde küçük düşürülmesi çok ağır bir deneyimdir. Bazı gençler bu tür durumlarda içine kapanır, bazıları ise biriktirdikleri öfkeyi ani ve dürtüsel davranışlarla dışa vurabilir.” ifadesinde bulundu.</p>

<p><strong>Ergenlerin hata yapma hakkı vardır</strong></p>

<p>Gençlerin hatalarının cezalandırılmak yerine eğitsel bir fırsata dönüştürülmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “onarıcı adalet” yaklaşımına dikkat çekti ve “Ergenlerin hata yapma hakkı vardır. Ancak başkasına zarar verme hakları yoktur. Bu nedenle ceza vermek yerine onarıcı adalet yöntemleri uygulanabilir. Örneğin topluma hizmet çalışmaları yaptırmak veya iyilik projeleri hazırlatmak gibi yöntemler gençlerin davranışlarının sonuçlarını anlamasını sağlar.” dedi.</p>

<p><strong>Korkutarak genç yönetilemez</strong></p>

<p>Prof. Dr.<strong>&nbsp;</strong>Tarhan, günümüz dünyasında otoriter ve baskıcı yaklaşımların gençler üzerinde etkili olmadığını belirterek, “Artık dünyada toplumlar açık toplum haline geldi. Dijitalleşme dünyayı adeta elektronik köy haline getirdi. Böyle bir çağda korkutarak bir genci yönetmek mümkün değildir. Gençlerin kendilerini ifade edebileceği, konuşabileceği ve paylaşabileceği ortamların oluşturulması gerekiyor.” diye konuştu.</p>

<p>Ruh sağlığında önleyici çalışmaların önemine de dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Psikiyatri çoğu zaman sorun ortaya çıktıktan sonra devreye girer. Oysa birincil koruma dediğimiz yaklaşımda sağlıklı bireylerin psikolojik dayanıklılığını artırmaya odaklanırız. Okullarda yapılacak psikolojik sağlamlık çalışmaları bu açıdan çok değerlidir.” ifadesinde bulundu.</p>

<p><strong>Dijital ortam şiddetin tek nedeni değil</strong></p>

<p>Dijitalleşmenin gençler üzerindeki etkisinin çoğu zaman yanlış yorumlandığını belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, dijital araçların tek başına şiddet üretmediğini, ancak bazı psikolojik süreçlerle birleştiğinde şiddet eğilimini kolaylaştırabildiğini söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Tarhan, “Dijital ortam tek başına şiddetin nedeni değildir. Ama başka psikolojik mekanizmalarla birleştiğinde şiddet eğilimini kolaylaştırıcı bir etkisi vardır. Sosyal medya, video oyunları ve internet içerikleri gençlerin dünyasının bir parçası. Ancak bunların bazıları şiddeti normalleştirebiliyor. Kavga videoları, saldırgan içerikler ve şiddeti çözüm gibi gösteren videolar, özellikle ergenler üzerinde etkili olabiliyor.” dedi.</p>

<p><strong>Agresif influencer gençler üzerinde etkili…</strong></p>

<p>Dijital ortamın en önemli etkilerinden birinin şiddeti sıradanlaştırmak olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, gençlerin yalnızca dijital içeriklerden değil, gerçek hayattaki rol modellerden de etkilendiğini vurguladı ve “Dijital ortamın yaptığı en önemli etki şiddeti normalleştirmesidir. Ancak bundan daha güçlü bir etki canlı şiddettir. Ailede, çevrede ya da toplumda öfke dili iletişim dili haline gelmişse çocuk bunu model alır. Gördüğü şiddeti alışılmış bir davranış gibi algılamaya başlar.” şeklinde konuştu.</p>

<p>Bu noktada sosyal öğrenmenin önemine değinen Prof. Dr. Tarhan, psikolog Albert Bandura’nın sosyal öğrenme kuramına dikkat çekerek, özellikle agresif influencer’ların ve zorbalık içeren içeriklerin gençler üzerinde güçlü model etkisi oluşturduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>Şiddete maruz kalmak empatiyi azaltıyor</strong></p>

<p>Şiddet içeriklerine sürekli maruz kalmanın gençlerde duygusal duyarsızlaşmaya yol açabileceğini söyleyen Tarhan, bunun empati duygusunu zayıflatabileceğini belirtti ve “Şiddetin görüntülerine çok maruz kalındığında korku ve empati azalır. Bu durum kötülüğün sıradanlaşmasına yol açar. Şiddet içeriklerine sürekli maruz kalmak gençlerin duyarlılığını azaltabilir.” ifadesinde bulundu.</p>

<p><strong>Sosyal medya algoritmaları agresif içerikleri öne çıkarabiliyor</strong></p>

<p>Prof. Dr. Tarhan, sosyal medya algoritmalarının da bu süreçte etkili olduğunu ifade ederek, dijital platformların çoğu zaman dikkat çekici ve tartışmalı içerikleri daha fazla öne çıkardığını söyledi ve “Sosyal medya algoritmaları çoğu zaman şeffaf değil. Şok edici, agresif veya tartışmalı içerikler daha hızlı yayılıyor. Arama motorlarında ve sosyal platformlarda adeta ikna laboratuvarları gibi çalışan sistemler var. Kullanıcının ilgisine göre içerik sunuluyor ve kişi sürekli aynı tür içeriklerle besleniyor.” ifadesinde bulundu.</p>

<p>Dijital ortamın özellikle ergenlik döneminde kontrolsüz kullanıldığında bağımlılık riskini artırdığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Eğer bir genç dijital ortamda saatler geçiriyor, yemek reddi, okul reddi gibi davranışlar gösteriyorsa burada bağımlılıktan söz edebiliriz. Hatta bazı vakalarda çocukların odalarına pet şişe koyup tuvalete gitmek için bile oyunu bırakmak istemediklerini görüyoruz.” dedi.</p>

<p>Prof. Dr. Tarhan, eğlence amaçlı ekran kullanımının günlük zamanın yüzde 20’sini geçmemesi gerektiğini vurgulayarak, bu sınırın aşılması durumunda bağımlılık riskinin arttığını ifade etti.</p>

<p><strong>Dijital zorbalık korkakça yapılan bir şiddet türü</strong></p>

<p>Siber zorbalığın da gençler arasında önemli bir risk alanı olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, anonim ortamların saldırgan davranışları kolaylaştırabildiğini söyledi ve “Dijital ortamda siber zorbalık dediğimiz bir durum var. Buna dijital zorbalık da diyoruz. Kişiler anonim şekilde saklanarak saldırgan davranışlar gösterebiliyor. Bu da özellikle ergenler için ciddi bir risk oluşturuyor.” diye konuştu.</p>

<p><strong>Dijitalleşme tehdit olduğu kadar fırsat da</strong></p>

<p>Dijitalleşmenin yalnızca risk değil aynı zamanda önemli fırsatlar da sunduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, doğru kullanıldığında gençlerin gelişimine katkı sağlayabileceğini ifade etti.</p>

<p>“Dijitalleşme bir sel gibi geliyor. Bu sele lanet okumak yerine onu fırsata dönüştürmemiz gerekiyor. Uçurtmayı uçurtan rüzgar değil, rüzgara karşı aldığımız pozisyondur. Eğer doğru pozisyon alırsak gelecek nesiller bize teşekkür eder.” diye konuşan Prof. Dr. Tarhan, dijital çağda en önemli konunun etik değerler eğitimi olduğunu ve özellikle erken çocukluk dönemine dikkat çekti.</p>

<p>“Ahlak doğuştan gelmez, öğrenilen bir şeydir. Erdem ve değer eğitimi en etkili şekilde 4–6 yaş arasında verilir. Bu dönem altın değerindedir. Daha sonraki yıllarda da öğrenilir ama daha zor olur.” ifadesinde bulunan Prof. Dr. Tarhan, “Okullarda yaşanan olayları cezalandırma yerine fırsat eğitimine dönüştürmek gerekir. Öğrenciyi utandırmadan, incitmeden o olay üzerinden bir öğrenme fırsatı oluşturmak eğitimciliğin en önemli becerilerinden biridir.” dedi.</p>

<p><strong>Şiddet vakalarının öncü işaretleri var</strong></p>

<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, okullarda görülebilecek şiddet vakalarının çoğunda önceden ortaya çıkan bazı işaretler bulunduğunu belirterek, bu belirtilerin erken fark edilmesinin kritik önem taşıdığını söyledi.</p>

<p>Şiddetin yalnızca başkalarına yönelik değil, kişinin kendisine yönelttiği davranışlar şeklinde de ortaya çıkabileceğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, özellikle intihar vakalarının çoğunda öncü belirtilerin görüldüğünü vurguladı ve “İntihar da aslında kendine yönelik bir şiddettir. Başkasına yönelik şiddet gibi intihar vakalarının da öncülleri vardır. Bu belirtileri erken fark edebilmek çok önemli. Bu öncülleri çoğu zaman sınıf öğretmenleri, öğrencinin yakın arkadaşları ya da sınıf temsilcileri daha kolay yakalayabilir.” dedi.</p>

<p><strong>Ani kişilik değişimleri önemli bir uyarı işareti</strong></p>

<p>Bir öğrencinin davranışlarında aniden ortaya çıkan değişimlerin dikkatle izlenmesi gerektiğini belirten Tarhan, özellikle ergenlik döneminde görülen ani duygu durum değişimlerinin risk işareti olabileceğini söyledi ve “Daha önce neşeli ve sakin olan bir öğrenci birden durgunlaşmışsa ya da tam tersi sürekli durgun olan bir öğrenci birden aşırı hareketli hale gelmişse burada bir kişilik değişimi olabilir. Bu tür durumlarda şüphelenmek gerekir. Çünkü bu değişimler bazen duygu durum bozukluklarının habercisi olabilir.” ifadesinde bulundu.</p>

<p><strong>Şiddetin küçük belirtileri büyük olayların habercisi olabilir</strong></p>

<p>Başkasına yönelik şiddetin de çoğu zaman küçük davranışlarla başladığını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Küçük şiddet davranışları büyük şiddetin habercisi olabilir. Eğer bir kişi şiddeti bir sorun çözme yöntemi haline getirmişse o kişi risk grubunda kabul edilmelidir. Okullarda risk grubu oluşturulmalı ve bu öğrenciler birebir takip edilmelidir. Bu öğrencilerin içine attığı duygular, biriktirdiği öfke ya da yaşadığı sorunlar anlaşılmaya çalışılmalıdır.” diye konuştu.</p>

<p><strong>Akran zorbalığı Türkiye’de yüksek seviyede</strong></p>

<p>Prof. Dr. Tarhan, akran zorbalığının da gençler arasında önemli bir sorun olduğuna dikkat çekerek, uluslararası verilerle Türkiye’deki durumu karşılaştırdı ve “Dünyada akran zorbalığı ortalama yüzde 33 civarında. OECD ortalaması bu seviyede. Türkiye’de ise bu oran yüzde 40’lara kadar çıkıyor.” dedi.</p>

<p>Ergenlik dönemindeki bazı çatışmaların doğal olduğunu ancak sistematik zorbalığın mutlaka ele alınması gerektiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, okullarda sosyal ve duygusal becerilerin geliştirilmesinin önemini vurguladı.</p>

<p><strong>Sosyal ve duygusal beceriler şiddeti azaltır</strong></p>

<p>Gelişmiş eğitim sistemlerinde “Sosyal ve Duygusal Öğrenme” modelinin yaygın olarak uygulandığını belirten Tarhan, “Şiddeti azaltmanın önemli yollarından biri sosyal ve duygusal öğrenme modelidir. Bu model öğrencilerin empati kurmasını, duygularını yönetmesini ve sorunlarını şiddet dışı yollarla çözmesini öğretir.” diye konuştu.</p>

<p>Okullarda yaşanan disiplin sorunlarının yalnızca ceza ile çözülmemesi gerektiğini belirten Tarhan, “Disiplin uygulamalarında cezalandırıcı adalet yerine onarıcı adalet yaklaşımı benimsenmelidir. Öğrencinin yaptığı hatayı telafi etmesine imkân tanıyan yöntemler daha kalıcı sonuç verir. Bazı eğitim sistemlerinde öğrenciler rastgele iyilik projelerine gönderiliyor. Yaşlı bakım evlerinde, çocuk koruma kurumlarında gönüllü çalışmalar yapıyorlar. Böylece empati geliştiriyor ve hayatın farklı yönlerini deneyimleyerek öğreniyorlar.” dedi.</p>

<p><strong>Kriz yönetimi için hazırlıklı olmak gerekir</strong></p>

<p>Okullarda yaşanabilecek şiddet veya intihar vakalarına karşı kriz yönetim planlarının hazırlanmasının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Krizi yönetmenin birinci şartı krize hazırlıklı olmaktır. Krize hazırlıklı olmayan kişi krizin bir parçası haline gelir. Stres altında soğukkanlı kalmak çok önemli. Kriz anında liderlik ortaya çıkar. Panik yapanı sakinleştirmek, ortamı kontrol etmek ve doğru müdahale planını uygulamak gerekir.” ifadesinde bulundu.</p>

<p><strong>Şiddet olayları sosyal bir yangın gibi görülmeli</strong></p>

<p>Okullarda kriz müdahale ve risk yönetimi planlarının oluşturulması gerektiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, bu konunun yangın güvenliği kadar ciddiye alınması gerektiğini söyledi ve “Yangın eğitimi nasıl ciddiye alınıyorsa bu konu da aynı şekilde ele alınmalıdır. Çünkü bu da bir sosyal yangındır. Okullarda kriz önleme ve kriz müdahale planları mutlaka hazırlanmalıdır.” şeklinde sözlerini tamamladı.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 17 Mar 2026 14:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2026/03/turkiye-de-akran-zorbaligi-dunya-ortalamasini-asti-1773747870.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kümes Hayvancılığı Üretimi, Ocak 2026</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/kumes-hayvanciligi-uretimi-ocak-2026-84425</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/kumes-hayvanciligi-uretimi-ocak-2026-84425</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tavuk eti üretimi 238 bin 794 ton, tavuk yumurtası üretimi 1,90 milyar adet olarak gerçekleşti</strong><br />
<br />
Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre, tavuk yumurtası üretimi %15,1 arttı, kesilen tavuk sayısı %3,0 arttı, tavuk eti üretimi %2,4 arttı.<br />
<br />
<strong>Kümes hayvancılığı üretim miktarı, Ocak 2026</strong></p>

<table>
	<thead>
		<tr>
			<th>&nbsp;</th>
			<th colspan="3">Ocak</th>
		</tr>
		<tr>
			<td>&nbsp;</td>
			<td>2025</td>
			<td>2026</td>
			<td>Değişim<br />
			(%)</td>
		</tr>
	</thead>
	<tbody>
		<tr>
			<td>Tavuk eti (Ton)</td>
			<td>233 223</td>
			<td>238 794</td>
			<td>2,4</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>Kesilen tavuk (Bin adet)</td>
			<td>123 747</td>
			<td>127 444</td>
			<td>3,0</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>Tavuk yumurtası (Bin adet)</td>
			<td>1 652 691</td>
			<td>1 902 299</td>
			<td>15,1</td>
		</tr>
	</tbody>
</table>

<p>Tablodaki oranlar yuvarlanmış rakamlar üzerinden hesaplanmıştır.<br />
<br />
Bir önceki ay 253 bin 993 ton olan tavuk eti üretimi Ocak ayında %6,0 oranında azalarak 238 bin 794 ton oldu.<br />
<br />
<strong>Tavuk eti üretim miktarı, Ocak 2026</strong><br />
(Bin ton)<img src="https://www.beyazhaberajansi.com/images/files/2026/03/69b26ef2605c2.png" style="height:800px; width:1830px" /></p>

<p>Bir önceki ay 1 milyar 860 milyon 594 bin adet olan tavuk yumurtası üretimi Ocak ayında %2,2 oranında artarak 1 milyar 902 milyon 299 bin adet oldu.</p>

<p><br />
<strong>Tavuk yumurtası üretim miktarı, Ocak 2026</strong><br />
(Milyar adet)<img src="https://www.beyazhaberajansi.com/images/files/2026/03/69b26eff8347a.png" style="height:800px; width:1830px" /></p>

<p><br />
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 13:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2026/03/kumes-hayvanciligi-uretimi-ocak-2026-1773312652.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Süt ve Süt Ürünleri Üretimi, Ocak 2026</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/sut-ve-sut-urunleri-uretimi-ocak-2026-84424</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/sut-ve-sut-urunleri-uretimi-ocak-2026-84424</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p> </p>

<p><strong>Ticari süt işletmelerince 944 bin 926 ton inek sütü toplandı</strong><br />
<br />
Ticari süt işletmeleri tarafından toplanan inek sütü miktarı, Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %0,4 arttı.<br />
<br />
Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre, inek peyniri üretimi %3,1 arttı, ayran ve kefir üretimi %6,9 arttı, yoğurt üretimi %13,8 arttı, içme sütü üretimi %4,1 arttı, tereyağı ve sadeyağ üretimi %1,3 azaldı.<br />
<br />
<br />
<strong>Toplanan inek sütü ve üretilen süt ürünleri miktarı, Ocak 2026</strong></p>

<p>(Ton)</p>

<table>
	<thead>
		<tr>
			<th> </th>
			<th colspan="3">Ocak</th>
		</tr>
		<tr>
			<td> </td>
			<td>2025</td>
			<td>2026</td>
			<td>Değişim<br />
			(%)</td>
		</tr>
	</thead>
	<tbody>
		<tr>
			<td>Toplanan inek sütü</td>
			<td>941 352</td>
			<td>944 926</td>
			<td>0,4</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>İçme sütü</td>
			<td>150 894</td>
			<td>157 106</td>
			<td>4,1</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>Yoğurt</td>
			<td>105 107</td>
			<td>119 648</td>
			<td>13,8</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>Ayran ve kefir</td>
			<td>75 286</td>
			<td>80 487</td>
			<td>6,9</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>İnek peyniri</td>
			<td>71 103</td>
			<td>73 309</td>
			<td>3,1</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>Tereyağı ve sadeyağ</td>
			<td>9 131</td>
			<td>9 009</td>
			<td>-1,3</td>
		</tr>
	</tbody>
</table>

<p><small>Tablodaki oranlar yuvarlanmış rakamlar üzerinden hesaplanmıştır.</small><br />
<br />
Bir önceki ay 930 bin 898 ton olan ticari süt işletmelerince toplanan inek sütü miktarı Ocak ayında %1,5 oranında artarak 944 bin 926 ton oldu.<br />
<br />
<strong>Toplanan inek sütü miktarı, Ocak 2026</strong><br />
(Bin ton)<img height="800" src="https://www.beyazhaberajansi.com/images/files/2026/03/69b26e9675514.png" width="1830" /></p>

<p>Bir önceki ay 139 bin 862 ton olan içme sütü üretimi Ocak ayında %12,3 oranında artarak 157 bin 106 ton olarak gerçekleşti.</p>

<p><br />
<strong>İçme sütü üretim miktarı, Ocak 2026</strong><br />
(Bin ton)<img height="800" src="https://www.beyazhaberajansi.com/images/files/2026/03/69b26e9e6dd33.png" width="1830" /></p>

<p> </p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 13:50:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2026/03/sut-ve-sut-urunleri-uretimi-ocak-2026-1773312647.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İstatistiklerle Yaşlılar, 2025</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/istatistiklerle-yaslilar-2025-84423</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/istatistiklerle-yaslilar-2025-84423</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yaşlı nüfus 9 milyon 583 bin 59 kişi oldu</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yaşlı nüfus olarak kabul edilen 65 ve daha yukarı yaştaki nüfus, 2020 yılında 7 milyon 953 bin 555 kişi iken son beş yılda %20,5 artarak 2025 yılında 9 milyon 583 bin 59 kişi oldu. Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranı ise 2020 yılında %9,5 iken, 2025 yılında %11,1'e yükseldi. Yaşlı nüfusun 2025 yılında %44,7'sini erkek nüfus, %55,3'ünü kadın nüfus oluşturdu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Nüfus projeksiyonlarının demografik göstergelerdeki mevcut yapının devam edeceğini varsayan ana senaryosuna göre yaşlı nüfus oranının 2030 yılında %13,5, 2040 yılında %17,9, 2060 yılında %27,0, 2080 yılında %33,4 ve 2100 yılında %33,6 olacağı öngörüldü.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Doğurganlık göstergelerindeki hızlı düşüş eğiliminin devam edeceğini varsayan düşük senaryoya göre yaşlı nüfus oranının 2030 yılında %13,5, 2040 yılında %18,2, 2060 yılında %28,8, 2080 yılında %38,5 ve 2100 yılında %42,8 olacağı öngörüldü.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Doğurganlığı artırıcı tedbirlerin etkili olacağını varsayan yüksek senaryoya göre yaşlı nüfus oranının 2030 yılında %13,4, 2040 yılında %17,5, 2060 yılında %25,5, 2080 yılında %29,8 ve 2100 yılında %28,2 olacağı öngörüldü.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Yaşlı nüfus oranı, 1950-2100</strong><br />
<img src="https://www.beyazhaberajansi.com/images/files/2026/03/69b26e239107c.png" style="height:359px; width:1029px" /></p>

<p><br />
Kaynak: TÜİK, Genel Nüfus Sayımları, 1950-2000<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; TÜİK, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi, 2010-2025<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; TÜİK,&nbsp;Nüfus Projeksiyonları, 2030-2100</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Yaşlı nüfusun %62,9'unun 65-74 yaş grubunda yer aldığı görüldü</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yaşlı nüfus yaş grubuna göre incelendiğinde, 2020 yılında yaşlı nüfusun %63,8'inin 65-74 yaş grubunda, %27,9'unun 75-84 yaş grubunda ve %8,4'ünün 85 ve daha yukarı yaş grubunda yer aldığı görüldü. Yaşlı nüfusun 2025 yılında %62,9'unun 65-74 yaş grubunda, %29,3'ünün 75-84 yaş grubunda ve %7,8'inin 85 ve daha yukarı yaş grubunda yer aldığı görüldü.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yaşlı nüfusun %0,1'ini oluşturan 100 yaş ve üzerindeki yaşlı kişi sayısı, 2025 yılında 8 bin 290 oldu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Yaş grubuna göre yaşlı nüfus oranı, 2020, 2025</strong><br />
<img src="https://www.beyazhaberajansi.com/images/files/2026/03/69b26e234f04b.png" style="height:273px; width:837px" /></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: TÜİK, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi, 2020, 2025</p>

<p>Grafikteki rakamlar, yuvarlamadan dolayı toplamı vermeyebilir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Türkiye nüfusunun yaş yapısı değişti</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranının %10,0'ını geçmesi nüfusun yaşlanmasının bir göstergesidir. Türkiye'de yaşlı nüfus, diğer yaş gruplarındaki nüfusa göre daha yüksek bir hız ile artış gösterdi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Küresel yaşlanma süreci olarak adlandırılan "demografik dönüşüm" sürecinde olan Türkiye'de, doğurganlık ve ölümlülük hızlarındaki azalma ile birlikte sağlık alanında kaydedilen gelişmeler, yaşam standardının, refah düzeyinin ve doğuşta beklenen yaşam süresinin artması ile nüfusun yaş yapısı şekil değiştirdi. Çocuk ve gençlerin toplam nüfus içindeki oranı azalırken yaşlıların toplam nüfus içindeki oranı artış gösterdi. Türkiye, oransal olarak yaşlı nüfus yapısına sahip ülkelere göre hala genç bir nüfus yapısına sahip olsa da, yaşlı nüfus sayısal olarak oldukça fazladır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Nüfus piramidi, 1935, 1975, 2025</strong><br />
<img src="https://www.beyazhaberajansi.com/images/files/2026/03/69b26e24a9e74.png" style="height:344px; width:1356px" /></p>

<p><br />
Kaynak: TÜİK, Genel Nüfus Sayımları,1935, 1975<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; TÜİK, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi, 2025</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Türkiye nüfusunun ortanca yaşı yükseldi</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ortanca yaş, yeni doğan bebekten en yaşlıya kadar nüfusu oluşturan kişilerin yaşları küçükten büyüğe doğru sıralandığında ortada kalan kişinin yaşıdır. Nüfusun yaşlanması ile ilgili bilgi veren göstergelerden biri olan ortanca yaş, 2020 yılında 32,7 iken 2025 yılında 34,9 oldu. Ortanca yaş 2025 yılında erkeklerde 34,2, kadınlarda 35,7 olarak gerçekleşti.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Nüfus projeksiyonlarının demografik göstergelerdeki mevcut yapının devam edeceğini varsayan ana senaryosuna göre ortanca yaşın 2030 yılında 37,1, 2040 yılında 41,4, 2060 yılında 48,0, 2080 yılında 51,5 ve 2100 yılında 52,2 olacağı öngörüldü.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Yaşlı bağımlılık oranı 2025 yılında %16,2 oldu</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Çalışma çağındaki yüz kişiye düşen yaşlı sayısını ifade eden yaşlı bağımlılık oranı, 2020 yılında %14,1 iken bu oran 2025 yılında %16,2'ye yükseldi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Nüfus projeksiyonlarının demografik göstergelerdeki mevcut yapının devam edeceğini varsayan ana senaryosuna göre yaşlı bağımlılık oranının 2030 yılında %19,5, 2040 yılında %26,5, 2060 yılında %45,5, 2080 yılında %61,9 ve 2100 yılında %61,6 olacağı öngörüldü.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Türkiye, yaşlı nüfus oranına göre sıralamada 194 ülke arasında 75. sırada yer aldı</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Birleşmiş Milletler dünya nüfus tahminlerine göre 2025 yılı için dünya nüfusunun 8 milyar 231 milyon 613 bin 70 kişi, yaşlı nüfusun ise 856 milyon 880 bin 405 kişi olduğu tahmin edildi. Bu tahminlere göre dünya nüfusunun %10,4'ünü yaşlı nüfus oluşturdu. En yüksek yaşlı nüfus oranına sahip ilk üç ülke sırasıyla %36,0 ile Monako, %30,0 ile Japonya ve %25,1 ile İtalya oldu. Türkiye, 194 ülke arasında 75. sırada yer aldı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Yaşlı nüfus oranının en yüksek ve en düşük olduğu 5 ülke, 2025</strong><br />
<img src="https://www.beyazhaberajansi.com/images/files/2026/03/69b26e244ca55.png" style="height:315px; width:878px" /></p>

<p><br />
Kaynak: Birleşmiş Milletler, 2024 Dünya Nüfus Beklentileri, 2025<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; TÜİK, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi, 2025</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Yaşlı nüfus oranının en yüksek olduğu il Sinop oldu</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yaşlı nüfus oranının en yüksek olduğu il, 2025 yılında %21,7 ile Sinop oldu. Bu ili %21,1 ile Kastamonu, %20,0 ile Giresun izledi. Yaşlı nüfus oranının en düşük olduğu il ise %3,8 ile Şırnak oldu. Bu ili %4,5 ile Şanlıurfa, %4,7 ile Hakkari izledi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Yaşlı nüfus oranının en yüksek ve en düşük olduğu 10 il, 2025</strong><br />
<img src="https://www.beyazhaberajansi.com/images/files/2026/03/69b26e2370c14.png" style="height:326px; width:885px" /></p>

<p><br />
Kaynak: TÜİK, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi, 2025</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranının %10,0 ve üzerinde olduğu il sayısı 2025 yılında 62 oldu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>İllere göre yaşlı nüfus oranı, 2025</strong><br />
<img src="https://www.beyazhaberajansi.com/images/files/2026/03/69b26e249f5f6.png" style="height:398px; width:1048px" /></p>

<p><br />
Kaynak: TÜİK, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi, 2025</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Bir birey 65 yaşına ulaştığında yaşaması beklenen ortalama ömür 18,0 yıl oldu</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Hayat Tabloları, 2022-2024 sonuçlarına göre doğuşta beklenen yaşam süresi Türkiye geneli için 78,1 yıl, erkekler için 75,5 yıl ve kadınlar için 80,7 yıl oldu. Genel olarak kadınlar erkeklerden daha uzun süre yaşamakta olup, doğuşta beklenen yaşam süresi farkı 5,2 yıl oldu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Türkiye'de 65 yaşına ulaşan bir kişinin beklenen yaşam süresi ortalama 18,0 yıl oldu. Erkekler için bu sürenin 16,3 yıl, kadınlar için 19,6 yıl olduğu gözlendi. Diğer bir ifade ile 65 yaşına ulaşan kadınların erkeklerden ortalama 3,3 yıl daha fazla yaşayacağı tahmin edildi. Beklenen yaşam süresi 75 yaşında 11,0 yıl iken 85 yaşında 5,8 yıl oldu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Yaş ve cinsiyete göre beklenen yaşam süresi, 2022-2024</strong><br />
<br />
<img src="https://www.beyazhaberajansi.com/images/files/2026/03/69b26e239c248.png" style="height:351px; width:853px" /><br />
<br />
Kaynak: TÜİK, Hayat Tabloları, 2022-2024<br />
<br />
<strong>Yaklaşık her 4 haneden birinde en az bir yaşlı fert bulunduğu görüldü</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Türkiye'de 2025 yılında toplam 26 milyon 977 bin 795 haneden 7 milyon 46 bin 560'ında en az bir yaşlı fert bulunduğu görüldü. En az bir yaşlı fert bulunan hanelerin oranı %26,1 oldu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Türkiye'de 1 milyon 836 bin 496 yaşlının tek başına yaşadığı görüldü</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>En az bir yaşlı fert bulunan 7 milyon 46 bin 560 hanenin 1 milyon 836 bin 496'sını tek başına yaşayan yaşlı fertler oluşturdu. Bu hanelerin %73,5'ini yaşlı kadınlar, %26,5'ini ise yaşlı erkekler oluşturdu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Hanehalkı tiplerine göre yaşlı nüfus oranı, 2025</strong><br />
&nbsp;</p>

<p><img src="https://www.beyazhaberajansi.com/images/files/2026/03/69b26e2463820.png" style="height:239px; width:820px" /></p>

<p><br />
Kaynak: TÜİK, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi, 2025</p>

<p><br />
<strong>Tek kişilik yaşlı hanehalkı oranının en yüksek olduğu il Balıkesir oldu</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>En az bir yaşlı fert bulunan haneler içinde tek kişilik yaşlı hanehalkı oranının en yüksek olduğu il, 2025 yılında %34,3 ile Balıkesir oldu. Bu ili %34,1 ile Çanakkale, %33,7 ile Burdur izledi. Bu oranın en düşük olduğu il ise %8,3 ile Hakkari oldu. Bu ili %13,8 ile Batman, %15,0 ile Van izledi.</p>

<p><br />
<strong>Tek kişilik yaşlı hanehalkı oranının en yüksek ve en düşük olduğu 10 il, 2025</strong><br />
<img src="https://www.beyazhaberajansi.com/images/files/2026/03/69b26e237b924.png" style="height:262px; width:793px" /></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: TÜİK, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi, 2025</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Yaşlı fertlerin %37,9'unun en az bir çocuğu ile aynı adreste ikamet ettiği görüldü</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yaşlı fertlerin 15 ve daha yukarı yaştaki yaşayan çocukları ile ikamet ettikleri yerlere göre yakınlıkları incelendiğinde ve birden fazla çocuğu olan yaşlı fertlerin en yakın mesafede ikamet eden çocuğunun ikamet yeri dikkate alındığında, 2025 yılında yaşlı fertlerin %37,9'unun en az bir çocuğu ile aynı adreste, %5,9'unun çocuğu ile aynı binada, %6,8'inin aynı cadde veya sokakta, %8,3'ünün çocuğu ile aynı köyde veya mahallede, %15,0'ının çocuğu ile aynı ilçede ve %9,3'ünün çocuğu ile aynı ildeki farklı bir ilçede ikamet ettiği görüldü. Yaşlı fertlerin %9,9'unun aynı ilde ikamet eden çocuğunun olmadığı, %1,7'sinin Türkiye'de ikamet eden çocuğunun olmadığı görüldü.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yaşlı fertler yaş grubuna göre incelendiğinde, 75 ve daha yukarı yaştaki fertlerin %36,4'ünün, 85 ve daha yukarı yaştaki fertlerin %39,9'unun, 90 ve daha yukarı yaştaki fertlerin %43,0'ının en az bir çocuğu ile aynı adreste ikamet ettiği görüldü.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Tek başına yaşayan yaşlı fertlerin %14,3'ünün aynı ilde yaşayan çocuğunun olmadığı görüldü</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Tek başına yaşayan yaşlı fertlerin 2025 yılında %10,1'inin en az bir çocuğu ile aynı binada, %12,8'inin aynı cadde veya sokakta, %13,3'ünün çocuğu ile aynı köyde veya mahallede, %22,8'inin çocuğu ile aynı ilçede ve %14,2'sinin çocuğu ile aynı ildeki farklı bir ilçede ikamet ettiği görüldü. Tek başına yaşayan yaşlı fertlerin %14,3'ünün aynı ilde ikamet eden çocuğunun olmadığı, %2,7'sinin Türkiye'de ikamet eden çocuğunun olmadığı görüldü.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Tek başına yaşayan ve aynı ilde ikamet eden çocuğu olmayan yaşlı fertlerin oranının en yüksek olduğu il, 2025 yılında %40,9 ile Çankırı oldu. Bu ili %39,8 ile Kastamonu, %39,3 ile Sinop izledi. Tek başına yaşayan ve aynı ilde ikamet eden çocuğu olmayan yaşlı fertlerin oranının en düşük olduğu il ise %4,1 ile İstanbul oldu. Bu ili %4,8 ile Gaziantep, %5,2 ile Şırnak ve Şanlıurfa izledi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Tek başına yaşayan ve aynı ilde çocuğu olmayan yaşlı fertlerin oranının en yüksek ve en düşük olduğu 10 il, 2025</strong><br />
<img src="https://www.beyazhaberajansi.com/images/files/2026/03/69b26e248288d.png" style="height:265px; width:783px" /></p>

<p><br />
Kaynak: TÜİK, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi, 2025</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Okuma yazma bilen yaşlı nüfus oranı 2024 yılında %88,4 oldu</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yaşlı nüfus içinde okuma yazma bilenlerin oranı 2024 yılında %88,4 iken okuma yazma bilmeyenlerin oranı %11,6 oldu. Yaşlı nüfus eğitim durumuna göre incelendiğinde, 2024 yılında yaşlı nüfusun %46,7'sinin ilkokul mezunu, %10,4'ünün ortaokul veya dengi okul/ilköğretim mezunu, %10,4'ünün lise veya dengi okul mezunu, %9,0'ının yükseköğretim mezunu olduğu görüldü.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Okuma yazma bilen yaşlı erkeklerin oranı %97,0 iken yaşlı kadınların oranı %81,5 oldu. Bitirilen tüm eğitim düzeylerinde yaşlı erkek nüfus oranının yaşlı kadın nüfus oranından daha yüksek olduğu görüldü.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Eğitim durumu ve cinsiyete göre yaşlı nüfus oranı, 2024</strong><br />
<br />
<img src="https://www.beyazhaberajansi.com/images/files/2026/03/69b26e2365835.png" style="height:283px; width:817px" /><br />
<br />
Kaynak: TÜİK, Ulusal Eğitim İstatistikleri Veri Tabanı, 2024<br />
Grafikteki rakamlar, yuvarlamadan dolayı toplamı vermeyebilir.<br />
<br />
<strong>Eşi ölmüş yaşlı kadınların oranı, eşi ölmüş yaşlı erkeklerin oranının 4,2 katı oldu</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yaşlı nüfus yasal medeni duruma göre incelendiğinde, cinsiyetler arasında önemli farklılıklar olduğu görüldü. Yaşlı erkek nüfusun 2025 yılında %1,5'inin hiç evlenmemiş, %83,8'inin resmi nikahla evli, %4,2'sinin boşanmış, %10,6'sının eşi ölmüş olduğu görülürken yaşlı kadın nüfusun %2,9'unun hiç evlenmemiş, %47,5'inin resmi nikahla evli, %4,7'sinin boşanmış, %44,9'unun ise eşi ölmüş olduğu görüldü.</p>

<p><br />
<strong>Medeni durum ve cinsiyete göre yaşlı nüfus oranı, 2025</strong><br />
<br />
<img src="https://www.beyazhaberajansi.com/images/files/2026/03/69b26e247819d.png" style="height:306px; width:951px" /><br />
<br />
Kaynak: TÜİK, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi, 2025<br />
Grafikteki rakamlar, yuvarlamadan dolayı toplamı vermeyebilir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olan yaşlıların oranı %22,8 oldu</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistiklerine göre 2025 yılında toplam nüfusun %27,9'unun yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında iken yaşlı nüfus için bu oranın %22,8 olduğu görüldü.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olan yaşlı nüfus cinsiyete göre incelendiğinde, bu oranın yaşlı erkeklerde %21,8, yaşlı kadınlarda ise %23,6 olduğu görüldü.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Yaşlı nüfusun işgücüne katılma oranı 2024 yılında %13,1 oldu</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İşgücü İstatistiklerine göre, işgücüne katılma oranı 2020 yılında 15 ve daha yukarı yaştaki nüfus için&nbsp; %49,3 iken 2024 yılında %54,2 oldu. Bu oran yaşlı nüfus için 2020 yılında %10,0 iken 2024 yılında %13,1 oldu. İşgücüne katılma oranı cinsiyete göre incelendiğinde, bu oran yaşlı erkek nüfusta 2024 yılında %21,4 iken yaşlı kadın nüfusta %6,5 oldu. Yaşlı nüfustaki işsizlik oranının 2020 yılında %2,7 iken 2024 yılında %2,9 olduğu görüldü.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Yaş grubu ve cinsiyete göre işgücü durumu, 2024</strong><br />
<img src="https://www.beyazhaberajansi.com/images/files/2026/03/69b26e2492701.png" style="height:303px; width:803px" /></p>

<p><br />
Kaynak: TÜİK, İşgücü İstatistikleri, 2024</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Çalışan yaşlı nüfusun 2024 yılında %56,9'u tarım sektöründe yer aldı</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İşgücü istatistiklerine göre, istihdam edilen yaşlı nüfusun sektörel dağılımı incelendiğinde, 2024 yılında yaşlı nüfusun %56,9'unun tarım, %32,0'ının hizmetler, %7,7'sinin sanayi, %3,4'ünün ise inşaat sektöründe yer aldığı görüldü.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Yaşlılar 2024 yılında en fazla dolaşım sistemi hastalıklarından hayatını kaybetti</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ölüm ve ölüm nedeni istatistiklerine göre, 2024 yılında ölen yaşlıların %39,9'u dolaşım sistemi hastalıkları nedeniyle hayatını kaybetti. Bu hastalığı ikinci sırada %17,2 ile solunum sistemi hastalıkları, üçüncü sırada %14,1 ile iyi huylu ve kötü huylu tümörler takip etti.<br />
<br />
Ölüm nedenleri cinsiyete göre incelendiğinde, cinsiyetler arası en büyük farkın iyi huylu ve kötü huylu tümörlerde olduğu görüldü. İyi huylu ve kötü huylu tümörler nedeniyle hayatını kaybeden yaşlı erkeklerin oranı %18,1 iken yaşlı kadınların oranı %10,1 oldu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Ölüm nedeni ve cinsiyete göre ölen yaşlıların oranı, 2024</strong><br />
<img src="https://www.beyazhaberajansi.com/images/files/2026/03/69b26e24d8f50.png" style="height:560px; width:860px" /></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: TÜİK, Ölüm ve Ölüm Nedeni İstatistikleri, 2024</p>

<p>Grafikteki rakamlar, yuvarlamadan dolayı toplamı vermeyebilir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Alzheimer hastalığından ölen yaşlıların oranı 2024 yılında %3,0 oldu</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ölüm ve ölüm nedeni istatistiklerine göre, Alzheimer hastalığından hayatını kaybeden yaşlıların sayısı, 2020 yılında 13 bin 714 iken 2024 yılında 10 bin 742 oldu. Alzheimer hastalığından ölen yaşlıların oranı 2020 yılında %3,7 iken bu oran 2024 yılında %3,0 oldu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Alzheimer hastalığından ölen yaşlıların oranı cinsiyete göre incelendiğinde, 2024 yılında Alzheimer hastalığından ölen yaşlı erkeklerin oranı %2,2 iken yaşlı kadınların oranı %3,8 oldu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Alzheimer hastalığından ölen yaşlıların cinsiyete göre oranı, 2010-2024</strong><br />
&nbsp;</p>

<p><img src="https://www.beyazhaberajansi.com/images/files/2026/03/69b26e250f26c.png" style="height:280px; width:830px" /></p>

<p><br />
Kaynak: TÜİK, Ölüm Nedeni İstatistikleri, 2010-2017<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; TÜİK, Ölüm ve Ölüm Nedeni İstatistikleri, 2018-2024</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>İnternet kullanan yaşlı bireylerin oranı 2025 yılında %53,2 oldu</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Hanehalkı bilişim teknolojileri kullanım araştırması sonuçlarına göre, İnternet kullanan 65-74 yaş grubundaki bireylerin oranı 2020 yılında %27,1 iken bu oran 2025 yılında %53,2'ye yükseldi. İnternet kullanan yaşlı bireyler cinsiyete göre incelendiğinde, erkeklerin kadınlardan daha fazla İnternet kullandığı görüldü. İnternet kullanan yaşlı erkeklerin oranı 2025 yılında %61,3 iken yaşlı kadınların oranı %46,1 oldu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Yaşlı bireylerin internet kullanım oranı, 2020, 2025</strong></p>

<p><img src="https://www.beyazhaberajansi.com/images/files/2026/03/69b26e23a6b1f.png" style="height:238px; width:778px" /></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 13:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2026/03/istatistiklerle-yaslilar-2025-1773312633.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bakan Göktaş: Onların yanında devlet ve bizler varız</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/bakan-goktas-onlarin-yaninda-devlet-ve-bizler-variz-84404</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/bakan-goktas-onlarin-yaninda-devlet-ve-bizler-variz-84404</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli'de, "Dünya Yetimler Günü" dolayısıyla Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş da katıldığı iftar düzenlendi. Yetim çocuklar ve ailelerinin aynı sofrada buluştuğu iftar organizasyonu duygusal anlara sahne olurken, programda konuşan Bakan Göktaş, "Yetimlerimiz asla yetim değildir. Onların yanında devlet ve bizler varız" dedi.</p>

<p><strong>PROGRAMA YOĞUN KATILIM SAĞLANDI</strong></p>

<p>Dünya Yetimler Günü dolayısıyla Başiskele’de düzenlenen iftar programında yetim çocuklar ve aileleri aynı sofrada buluştu. Başiskele’deki bir otelde gerçekleştirilen programa Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın yanı sıra Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Berna Abiş, Başiskele Kaymakamı Soner Şenel, Başiskele Belediye Başkanı Mehmet Yasin Özlü, AK Parti Kocaeli İl Başkanı Şahin Talus, AK Parti İl Kadın Kolları Başkanı Yasemin Özdemir, Cumhurbaşkanlığı Etik Kurulu Üyesi İbrahim Karaosmanoğlu, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı.</p>

<p><strong>ÇOCUKLARIN YAKINDAN İLGİLENİLDİ</strong></p>

<p>Ramazan ayının, paylaşma ve dayanışma ruhunun ön plana çıktığı programda protokol üyeleri yetim çocuklarla bir araya gelerek iftar yaptı. Yoğun ilgi gören programda yetim çocuklar ve aileleriyle yakından ilgilenildi. Katılımcılar, çocuklarla sohbet ederek onlara yalnız olmadıklarını hissettirdi.</p>

<p><strong>“KOCAELİ, ÜRETİMİ VE EMEĞİYLE GÜÇLÜ BİR ŞEHİR"</strong></p>

<p>İftar programında konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Ramazan ayının yardımlaşma ve dayanışma duygularını güçlendirdiğini belirterek, yetim çocukların her zaman devletin himayesinde olduğunu vurguladı. Kocaeli’nin üretimi ve emeğiyle güçlü bir şehir olduğunu ifade eden Bakan Göktaş, “Emeğiyle büyüyen, üretimiyle güçlenen Kocaeli aynı zamanda paylaşma kültürüyle de öne çıkan kıymetli bir şehir. Ramazan ayı bizlere insan olmanın özünü ve birbirimize duyduğumuz sorumluluğu yeniden hatırlatıyor” dedi.</p>

<p><strong>"ONLARIN YANINDA DEVLET VARDIR"</strong></p>

<p>Çocukların Türkiye’nin geleceği olduğunu vurgulayan Göktaş, eğitimden sağlığa, spordan sanata kadar pek çok alanda çocukların imkanlarını genişletmeye yönelik çalışmaların sürdüğünü belirtti. “Yetimlerimiz asla yetim değildir” diyen Göktaş, “Onların yanında devlet ve bizler varız. Her bir çocuğumuzun geleceğe umutla bakacağı güçlü bir Türkiye için kararlılıkla çalışmaya devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>“RAMAZAN’IN RUHUNU BİRLİKTE YAŞIYORUZ”</strong></p>

<p>Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, Ramazan ayının birlik ve beraberliği güçlendiren önemli bir zaman dilimi olduğunu ifade etti. Yetim çocuklarla aynı sofrayı paylaşmanın anlamlı olduğunu belirten Aktaş, Ramazan’ın paylaşma ve dayanışma ruhunu birlikte yaşamanın önemine vurgu yaptı.</p>

<p><strong>“RAMAZAN MERHAMETİN VE DAYANIŞMANIN AYI”</strong></p>

<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Berna Abiş ise Ramazan ayının toplumsal dayanışmanın en güzel şekilde yaşandığı dönemlerden biri olduğunu söyledi. Abiş, yetim çocuklarla aynı sofrada buluşmanın büyük bir anlam taşıdığını belirterek, Ramazan ayının merhamet ve kardeşlik duygularını güçlendirdiğini ifade etti.</p>

<p><strong>“BU BULUŞMALAR GÖNÜLLERİ BİRLEŞTİRİYOR”</strong></p>

<p>Başiskele Belediye Başkanı Mehmet Yasin Özlü de, her yıl Ramazan ayında yetim çocuklarla iftar programı düzenlediklerini belirterek, bu buluşmaları gelenek haline getirdiklerini söyledi. Bu organizasyonların sadece bir iftar programı olmadığını vurgulayan Özlü, “Bu sofralar gönüllerin birleştiği, paylaşmanın ve dayanışmanın en güzel örneklerinin yaşandığı buluşmalar oluyor” dedi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 17:06:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2026/03/bakan-goktas-onlarin-yaninda-devlet-ve-bizler-variz-1772806013.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çukurova’da Hava Kalitesine 1,1 Milyon Aboneyle Güçlü Katkı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/cukurovada-hava-kalitesine-11-milyon-aboneyle-guclu-katki-84401</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/cukurovada-hava-kalitesine-11-milyon-aboneyle-guclu-katki-84401</guid>
                <description><![CDATA[Aksa Çukurova Doğalgaz, faaliyet gösterdiği Adana, Mersin, Hatay ve Osmaniye’de 2025 yılında 1 milyon 100 bini aşan abonesiyle güvenli ve kesintisiz gaz arzı için çalışmalarını sürdürürken, şehirlerin havasının daha solunabilir hâle gelmesine sundukları katkıdan dolayı mutlu olduklarını açıkladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Adana, Mersin, Hatay ve Osmaniye illerini kapsayan 9 bin 697 kilometre şebekesiyle 49 ilçe ve beldede hizmet veren Aksa Çukurova Doğalgaz’ın abone sayısı 1,1 milyonu aştığı kaydedildi. 2025 yılında altyapı ve genişleme çalışmalarını kesintisiz sürdüren Aksa Çukurova Doğalgaz, yıl içerisinde gerçekleştirdiği faaliyetlere ilişkin şu açıklamayı yaptı:</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">“2025 doğal gaz konforuyla buluşturduğumuz ilçelerimizle birlikte şebekemizi genişletiyoruz. 2024 yılında 980 bin abonemizin doğal gaz konforu ve ekonomisiyle buluştuğu bölgemizde 2025’te abone sayımız yüzde 12 artarak 1 milyon 100 bin oldu. Abonelerimize güvenli ve kesintisiz gaz arzı için çalışmalarımızı sürdürürken, şehirlerimizin havasının daha solunabilir hâle gelmesinden mutluluk duyuyoruz. 2025 yılında 1,1 milyon abonemizin karbon yoğun yakıtlar yerine doğal gazı tercih etmesiyle 2,31 milyon ton daha az karbon emisyonu gerçekleşmesine katkı sağladık.”</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">ADANA’DA ABONE SAYISI: 354 BİN</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">2025 yılında Adana’da doğal gaz şebekesi 3 bin 174 kilometreye çıktı. Bugün itibarıyla 354 bin abone doğal gaz kullanıyor. Ayrıca, Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından yapımı tamamlanan ve devam eden deprem konutları için yapılan doğal gaz dağıtım şebekesiyle yeni 9 bin 925 konuta gaz arzı sağladı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">MERSİN’DE ABONE SAYISI: 294 BİN</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Mersin’de lisans sınırları içerisinde bulunan Mezitli, Yenişehir, Toroslar, Akdeniz, Tarsus Anamur, Aydıncık, Bozyazı, Erdemli, Gülnar, Mut, Silifke ilçelerinde genişleme çalışmaları devam etti. Öte yandan şehrin kalkınmasına ve istihdama destek sağlayan Tarsus Organize Sanayi Bölgesi doğal gaza kavuştu. Doğal gaz şebeke büyüklüğü 2 bin 546 kilometreye ulaştı. Mersin’de 294 binden fazla abone doğal gaz konforu ve ekonomisinin keyfini çıkarıyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">HATAY’DA ABONE SAYISI: 340 BİN</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">2025 yılında Hatay’da doğal gaz şebekesi 2 bin 850 kilometreyi, abone sayısı 365 bini aştı. Kahramanmaraş merkezli depremler sonrasında çalışmalar Antakya, İskenderun, Defne, Dörtyol, Kırıkhan, Reyhanlı, Arsuz, Belen, Hassa, Payas, Altınözü, Yayladağı, Kumlu ilçelerinde aralıksız sürüyor. 2025 yılında 421 kilometre dağıtım şebekesi imalatı gerçekleşti, 103 bin daire doğal gaz konforuna ulaştı. TOKİ ile rezerv alanda yapımı tamamlanan 60 bin deprem konutuna da doğal gaz arzı sağlandı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">OSMANİYE ABONE SAYISI: 114 BİN</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Osmaniye’nin Hasanbeyli ve Sumbas ilçelerinin yanı sıra Yarbaşı ve Ellek beldeleri ilk defa doğal gaz konforu ve ekonomisiyle buluştu. Osmaniye genelinde devam eden altyapı ve genişleme çalışmalarıyla şebeke büyüklüğü 1.162 kilometreye, abone sayısı 114 bine ulaştı. </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">2025 YILINDA 2.098 HAT HASARI MEYDANA GELDİ </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İzinsiz kazı çalışmaları kaynaklı hat hasarlarının can ve mal güvenliğini tehdit ettiğine dair önemli açıklamalarda bulunan Aksa Çukurova Doğalgaz, dört ili kapsayan doğal gaz hattı üzerinde meydana gelen hasarlarla ilgili şu bilgileri paylaştı:</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;“2024 yılında 4 ilimizde toplamda 959 hat hasarı meydana gelirken, 2025 yılında bu sayı yüzde 118 artarak 2.089’a ulaştı. Hat hasarı nedeniyle 78 bin abonemiz ortalama 1 saat 16 dakika gazsız kaldı.&nbsp; Aksa Doğalgaz’ın dağıtım bölgeleri arasında hat hasarının en çok yaşandığı şehirlerin ilk sırasında yer alan Hatay’da ise 1.345 hat hasarı meydana geldi. Doğal gaz hattı bulunan alanlarda yapılan izinsiz kazılar yüksek hasar riski taşır; kontrolsüz gaz çıkışları, yangın, patlama ve benzeri ağır sonuçlara sebebiyet verebilir. Can ve mal güvenliğinin korunması ve kesintisiz gaz arzının sağlanabilmesi için doğal gaz hattı bulunan mahallelerden sokaklara değin tüm lokasyonlarda yürütülecek altyapı çalışmaları Altyapı Koordinasyon Merkezi’nin (AYKOME) yönetmeliği kapsamında doğal gaz dağıtım şirketinin bilgisi ve izni dahilinde yapılmalıdır. Kazı çalışması öncesinde 7/24 hizmet veren 444 4 187 numaralı Aksa Doğalgaz Çözüm Merkezimiz ile iletişime geçilmeli; şüpheli durumlarda ise 187 Doğal Gaz Acil Hattımız aranmalıdır.”</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 13:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2026/03/cukurovada-hava-kalitesine-11-milyon-aboneyle-guclu-katki-1772621511.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uluslararası Narkotik Kontrol Kurulu (INCB) 2025 Raporu açıklandı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/uluslararasi-narkotik-kontrol-kurulu-incb-2025-raporu-aciklandi-84387</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/uluslararasi-narkotik-kontrol-kurulu-incb-2025-raporu-aciklandi-84387</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası Narkotik Kontrol Kurulu (INCB) Başkanı, Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Adli Bilimler Bölüm Başkanı ve Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy, Birleşmiş Milletler Viyana Uluslararası Merkezi’nde (VIC) gerçekleşen basın toplantısında kameralar karşısına geçti. 2025 Yılı INCB Yıllık Raporu’nun lansmanında yaptığı açıklamada, uluslararası uyuşturucu kontrol sisteminin halk sağlığını korumada kritik rolünü sürdürdüğünü anlattı.</p>

<p>Prof. Dr. Sevil Atasoy, Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu’nun (INCB), 2025 Yıllık Raporu’nda, uluslararası uyuşturucu kontrol sisteminin halk sağlığını korumada önemli bir rol oynamaya devam ettiğini kaydederek, “Bununla birlikte Kurul, sentetik uyuşturucuların, özellikle tıbbi olmayan sentetik opioidlerin hızla yayılması, yasa dışı üretim yöntemlerinin giderek daha karmaşık hale gelmesi ve temel kontrollü ilaçlara erişimdeki eşitsizliklerin devam etmesi gibi ciddi zorluklara dikkat çekmektedir.” dedi.</p>

<p><strong>Sentetik opioidler hızla yayılıyor!</strong></p>

<p>Raporun, kontrollü maddelerin tıbbi ve bilimsel amaçlarla yeterli ve kesintisiz erişiminin sağlanmasının, aynı zamanda bu maddelerin yasa dışı kanallara yönlendirilmesinin önlenmesiyle birlikte ele alınması gerektiğini vurguladığını anlatan Prof. Dr. Atasoy, “Bu çerçevede, uygun fiyatlı opioid analjeziklere erişimin artırılması, özellikle düşük ve orta gelirli ülkeler için kritik önem taşımaktadır.” ifadesinde bulundu.</p>

<p><strong>Tıbbi erişim ile kötüye kullanımın önlenmesi birlikte ele alınmalı</strong></p>

<p>INCB’nin, hükümetler arasında bilgi paylaşımını ve iş birliğini güçlendiren araçların etkin kullanımının somut sonuçlar verdiğini belirttiğini de söyleyen Prof. Dr. Atasoy, “Kurul ayrıca, özel sektörle iş birliğinin artırılmasının, kimya endüstrisi, çevrim içi platformlar ve lojistik hizmetlerin yasa dışı faaliyetler için kullanılmasının önlenmesinde kilit rol oynadığını ifade etmektedir. INCB, tüm ülkeleri uluslararası uyuşturucu kontrol sözleşmeleri çerçevesinde birlikte hareket etmeye ve insanlığın sağlık ve refahını koruma yönündeki ortak sorumluluklarını yerine getirmeye çağırmaktadır.” diye konuştu.</p>

<p><strong>Son 60 yıldır, uyuşturucu kaçakçılığı ve kötüye kullanımıyla mücadele ediliyor</strong></p>

<p>Prof. Dr. Sevil Atasoy, raporda, hükümetler ile uluslararası kuruluşlara, üç uyuşturucu kontrol sözleşmesinin uygulanmasının nasıl iyileştirileceğine ilişkin öneriler sunulduğunu da dile getirerek, “Prekürsörler Raporu ise kimyasalların ve ekipmanların yasa dışı uyuşturucu üretimine yönlendirilmesini önlemeye yönelik alınan tedbirleri özetlemektedir. Uyuşturucu kontrol sözleşmeleri çerçevesinde yürütülen uluslararası iş birliği, dünya genelinde halk sağlığını ve refahını korumaya devam etmektedir. Son 60 yıldır, uyuşturucu kaçakçılığı ve kötüye kullanımıyla mücadele edilirken, temel ilaçların erişilebilirliğinin sağlanması bu sözleşmeler sayesinde etkin biçimde yürütülmüştür.” dedi.</p>

<p><strong>INCB, zorluklarla başa çıkmak için ülkeler arası iş birliğini güçlendirmeye kararlı</strong></p>

<p>Günümüzde sentetik uyuşturucuların yaygınlaşması, tıbbi kullanım için erişim eksiklikleri ve bazı devletler arasındaki görüş ayrılıklarının önemli zorluklar oluşturduğunu da söyleyen Prof. Dr. Atasoy, “INCB, bu zorluklarla başa çıkmak için ülkeler arası iş birliğini güçlendirmeye kararlıdır. Kontrollü maddelerin yasa dışı kanallara yönlendirilmesi oldukça düşük seviyede olup, bu durum uluslararası sistemin başarısını göstermektedir.” şeklinde konuştu.</p>

<p>INCB’nin, kimyasal maddelerin sevkiyatına ilişkin gerçek zamanlı veri paylaşım sistemleri sunarak hem ticaretin sürekliliğini sağladığını hem de yasa dışı üretimi önlediğini de kaydeden Prof. Dr. Atasoy, şöyle devam etti:</p>

<p>“INCB, Hükümetlerin sözleşmelere olan bağlılıklarını sürdürmelerini ve tıbbi kullanım için erişimi sağlamalarını önermektedir. Ayrıca, uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadelede uluslararası iş birliği ve bilgi paylaşımının artırılması gerekmektedir. Opioid analjeziklere erişimdeki eşitsizlikler önemli bir sorundur. Dünya genelinde yeterli üretim olmasına rağmen, özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde erişim sınırlıdır. Psikotrop maddelerin erişimi konusunda da benzer sorunlar devam etmektedir. Bu durumun iyileştirilmesi için bütüncül bir yaklaşım gereklidir. Uluslararası seyahat eden hastalar, kontrollü ilaçlarla ilgili karmaşık düzenlemelerle karşılaşmaktadır.”</p>

<p><strong>Afrika’da uyuşturucu kaçakçılığı artıyor</strong></p>

<p>Kenevir üretiminin arttığına ancak düzenleyici boşlukların devam ettiğine de dikkat çeken Prof. Dr. Atasoy, “Afrika’da uyuşturucu kaçakçılığı artmaktadır. Avrupa’da sentetik uyuşturucu üretimi yaygınlaşmaktadır. Güney Asya opioid tüketiminde önde gelmektedir. Tıbbi amaçlı kontrollü maddelere erişim artırılmalıdır. Hükümetler uluslararası iş birliğini güçlendirmelidir.” dedi.</p>

<p>Prof. Dr. Atasoy, 2025 yılında 190’dan fazla ülkenin INCB sistemleri üzerinden iş birliği yaptığını ifade ederek, “3 ton fentanil prekürsörünün yönlendirilmesi engellenmiştir. INCB Learning programı kapasite geliştirmeyi desteklemektedir. GRIDS programı uluslararası iş birliğini güçlendirmektedir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 27 Feb 2026 17:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2026/02/uluslararasi-narkotik-kontrol-kurulu-incb-2025-raporu-aciklandi-1772201019.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sanatın En Kırılgan Hali: Cam Üfleme ve İşleme</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/sanatin-en-kirilgan-hali-cam-ufleme-ve-isleme-84368</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/sanatin-en-kirilgan-hali-cam-ufleme-ve-isleme-84368</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çankaya Belediyesi Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde verilen cam üfleme ve işleme sanatı kursu, Çankayalılardan yoğun ilgi görüyor. Kısa sürede kontenjanları dolan cam işleme ve üfleme sanatı kursu hem geleneksel el sanatlarına ilgi duyanları hem de farklı bir sanat dalıyla tanışmak isteyenleri bir araya getirdi.</strong></p>

<p>Çankaya Belediyesi Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde düzenlenen cam üfleme ve işleme sanatı kursu, Çankayalıların yoğun ilgisiyle karşılaştı. Kısa sürede kontenjanları dolan kurs, hem geleneksel el sanatlarına ilgi duyanları hem de farklı bir sanat dalını keşfetmek isteyenleri aynı çatı altında buluşturdu.</p>

<p>Ateşin karşısında şekillenen cam, kurs boyunca katılımcıların ellerinde sanat eserine dönüşüyor. Alanında deneyimli eğitmenler eşliğinde gerçekleştirilen atölye çalışmalarında kursiyerler, cam üfleme ve işleme tekniklerini uygulamalı olarak öğrenme fırsatı buldu. Teorik bilgilerin yanı sıra birebir üretim sürecine dahil olan katılımcılar, camın yüksek ısıyla nasıl şekillendiğini yakından gözlemledi. Katılımcıların büyük bir ilgi ve heyecanla çalıştığı atölyede, camın kırılgan yapısının, doğru tekniklerle nasıl güçlü ve estetik bir forma dönüştüğünü gözler önüne serdi.</p>

<p>Çankaya Belediyesi’nin sanat ve kültür alanındaki çalışmalarından biri olan cam üfleme ve işleme sanatı kursu, hem geleneksel sanatların yaşatılmasına katkı sunuyor hem de katılımcılara yeni bir beceri kazanma imkanı sağlıyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 14:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2026/02/sanatin-en-kirilgan-hali-cam-ufleme-ve-isleme-1771327839.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mavi Çığlık</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/mavi-ciglik-84364</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/mavi-ciglik-84364</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünyamızın ortak sorunu ve tükenmekte olan kaynağı Suyun önemine dikkat çekmek ve farkındalık yaratmak üzere Ege Orman Vakfı ve Uluslararası Lions 118 R Yönetim Çevresi Federasyonu iş birliği ile hayata geçirilen “Mavi Çığlık” projesi önemli bir başarıya imza attı.&nbsp;</strong>Bahar Lions Kulübü tarafından hazırlanan proje,&nbsp;<strong>Uluslararası Lions Çoğul Yönetim Çevresi Konseyi</strong>&nbsp;tarafından<strong>&nbsp;“İyilik Önemlidir” (Kindness Matters Award</strong>) yarışmasında birinci olarak uluslararası platformda yarışmaya hak kazandı.</p>

<p>Su kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir su kullanımına yönelik farkındalık yaratmayı amaçlayan proje kapsamında; özel olarak hazırlanan eğitim içerikleri, kitaplar ve uygulamalı çalışmalarla&nbsp;<strong>1.365 öğrenciye</strong>&nbsp;doğrudan ulaşıldı. Proje, eğitim materyalleri, saha uygulamaları ve sonuç videosu ile bütüncül bir farkındalık modeli sunarak jüri tarafından örnek proje olarak değerlendirildi. Projenin ödülü, MD 118 Çoğul Yönetim Çevresi Konsey Başkanı Doktor Ender Tukay, Küresel Hizmet Takımı Koordinatörü Neşe Başak Güner ve 118R Genel Yönetmeni Arif Çorapçıoğlu tarafından Bursa’da düzenlenen 3. Konsey Toplantısı’nda takdim edildi.</p>

<p>Toplantıda konuşan&nbsp;<strong>Uluslararası Lions 118 R Yönetim Çevresi</strong>&nbsp;Genel Yönetmeni&nbsp;<strong>Lion Arif Çorapçıoğlu</strong>: “Ege Orman Vakfı ile birlikte yürüttüğümüz&nbsp;<em>Mavi Çığlık</em>&nbsp;Projemiz, Ulusal Federasyonumuz tarafından&nbsp;<em>New Voices</em>&nbsp;programı kapsamında&nbsp;<strong>Türkiye birinciliğine</strong>&nbsp;layık görülmüş ve yönetim çevremize büyük bir onur kazandırmıştır.” dedi.</p>

<p>Projeyi hazırlayan Bahar Lions Çevre Komitesi Başkanı Nadide Şele; “Mavi Çığlık Projesi, çocukların suyla kurduğu ilişkiyi dönüştüren; onları yalnızca bilgilendiren değil, aynı zamanda sorumluluk almaya teşvik eden çok değerli bir çalışmadır. Bu güçlü iş birliği sayesinde binlerce öğrencide kalıcı bir çevre bilinci oluşturulmuştur. Elde edilen Türkiye birinciliği, doğru ortaklıklarla çevre adına yaratılan etkinin somut bir göstergesidir.” diye konuştu.</p>

<p>Ege Orman Vakfı Genel Müdürü Perihan Öztürk ise; “katkılarınızla, eğitmenlerimiz suyun önemini ve su- orman ilişkisini toplam 1365 çocuğa anlattı. Bu önemli eğitim projesine destek olan federasyona ve bağlı kulüplere çok teşekkür ediyor önümüzdeki günlerde yeni farkındalık projelerinde buluşmayı diliyoruz.” dedi.</p>

<p>Çevre bilincini erken yaşta kazandırma vizyonu doğrultusunda yürütülen “Mavi Çığlık” Projesi; gönüllülük, kurumsal iş birliği ve eğitimi merkeze alan güçlü bir sosyal etki modeli ortaya koydu. Proje çıktısı olarak hazırlanan kitap, öğrencilerin suyun yaşam döngüsündeki yerini kavramalarına katkı sağlarken, eğitim süreci boyunca elde edilen kazanımlarla farkındalığın kalıcı hale gelmesi hedeflendi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 14:28:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2026/02/mavi-ciglik-1771327723.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Silobas denince akla ilk gelen marka Güven</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/silobas-denince-akla-ilk-gelen-marka-guven-84353</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/silobas-denince-akla-ilk-gelen-marka-guven-84353</guid>
                <description><![CDATA[​​​​​​​Türkiye’nin en önemli lider silobas üreticisi olan Güven, Türkmenistan’da 12. Türk ihraç ürünleri fuarındaki yerini aldı. Ticaret Bakan Prof. Dr. Ömer Bolat’ın ziyaret ettiği fuarda, Güven Silobas Genel Müdür Yardımcısı Metin Kirmit karşıladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif">10- 12 Şubat tarihleri arasında Türkmenistan’ ın başkenti Asgabat Köşkünde bu yıl 12.’si düzenlenen Türk İhraç ürünleri fuarına Güven tam kadro ile 8’inci kez katıldı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif">Türkiye’nin en önemli lider silobas üreticisi olan Güven, yeni logosunun ilk yurt dışı lansmanını da burada yaparken, fuardaki yerine gösterilen ilgiden memnun kaldı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif">Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakan Prof. Dr. Ömer Bolat’ın Güven standını ziyaret ederek, Güven Silobas Genel Müdür Yardımcısı Metin Kirmit’den üretilen ürünler hakkında bilgi aldı. Ayrıca geçmiş dönem İskenderun Sanayi ve Ticaret Odası başkanlığını yapmış İZDEMİR Yönetim Kurulu Başkanı Halil Şahin de Güven standını ziyaret edenler arasında yer aldı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif">Bu yıl 12. si düzenlenen fuarda birçok yeni sipariş aldıklarını ve bunları tam zamanında teslim etmek için şimdiden planlama ve program yaptıklarını dile getiren Metin Kirmit, yapılan bu fuarların hem Güven için hem de ülke ekonomisi için çok faydalı olduğuna dikkat çekerek,” Yaptığımız çalışmaların karşılığını bu fuarlarda alıyoruz.” dedi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif">Kirmit, Ayrıca buradaki müşterilerimizle buluşup yeni projeleri de konuşma fırsatı bulmakta olduklarını da belirterek şunları söyledi:</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif">“20 yıldır bu ülkede silobaslarımızı Güven ile ihraç ediyoruz, Bu coğrafyada aranan marka olduğumuz içinde hem ülkemiz adına hem de kendi adımıza gurur duyuyoruz.”</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif">2027 yılında da Türkmenistan’ ın başkenti Aşgabat’ da düzenlenecek 13. Türk İhraç Ürünleri Fuarına şimdiden hazırlandıklarını dile getiren Metin Kirmit, Orta Asya Türk Cumhuriyetlerindeki kardeş ülkelere yaptığı ihracatlara çok önem verdiklerini de dile getirdi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif"><img alt="" src="https://www.sektorel.com.tr/public/images/detay/guven-slobaz%2B4.jpg" style="height:653px; width:800px" /><img alt="" src="https://www.sektorel.com.tr/public/images/detay/guven-slobaz%2B2.jpg" style="height:566px; width:800px" /><img alt="" src="https://www.sektorel.com.tr/public/images/detay/guven-slobaz.jpg" style="height:600px; width:800px" /></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 12 Feb 2026 13:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2026/02/silobas-denince-akla-ilk-gelen-marka-guven-1770892436.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tarihi İzmit Saat Kulesi gerçek kimliğini buluyor</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/tarihi-izmit-saat-kulesi-gercek-kimligini-buluyor-84351</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/tarihi-izmit-saat-kulesi-gercek-kimligini-buluyor-84351</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli’de imza atılan hizmetlerle tarihi ayağa kaldıran Büyükşehir Belediyesi, İzmit’in önemli simgeleri arasında yer alan Tarihi Saat Kulesi’nde son rötuşları yapıyor. Restorasyon çalışmalarında pek çok nokta elden geçirilirken, elektrik sisteminin de yenilenmesiyle çalışmalar tamamlanacak.</p>

<p><strong>BÜYÜKŞEHİR’İN DOKUNUŞU YAPIYI KENDİNE GETİRDİ</strong><br />
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, tarihi yapıları yeniden özgün kimliklerine kavuşturuyor. Bu kapsamda taş kaplama ve tuğladan oluşan Kocaeli’nin kültürel mirası Saat Kulesi’nde yürütülen restorasyon çalışmalarında iskeleler kaldırıldı. Büyükşehir Belediyesi’nin dokunuşuyla artık kente görsel bir şölen sunan tarihi yapının tavanı, duvarları, saati, korkulukları ve mermer yüzeyleri aslına uygun şekilde yenilendi.</p>

<p><strong>AHŞAP MERDİVEN VE PENCERELER YENİLENDİ</strong><br />
Zamanla çürüyen kurşun kaplı tavan tamamen yenilenirken, meşe ağacından yapılan karkas değiştirildi. İç duvarların sıvaları kazınarak horasan sıva ile yeniden yapıldı. Saatin çanı orijinal haliyle korunurken, kadranları tamamen yenilendi. Ahşap merdiven ve pencerelerin de tamamı elden geçirildi.</p>

<p><strong>2 TON ENJEKSİYON SIVA UYGULANDI</strong><br />
Dıştaki taş kaplama ile içteki tuğlayı birbirine bağlayan sıvanın zamanla su alması nedeniyle yapının direncinin zayıfladığı tespit edildi. Yapıyı güçlendirmek amacıyla 2 ton enjeksiyon sıva uygulanarak taş ve tuğla arasındaki boşluklar dolduruldu.</p>

<p><strong>KORKULUKLAR TEMİZLENDİ, BOYANDI</strong><br />
Saat Kulesi’nin dış cephesinde zamanla dökülen ve eski görünümünü kaybeden motifler, kulenin saçağından tabana kadar uzanacak şekilde yenilendi. Cephede oluşan kir ve yosunlar ilaçlı yöntemlerle temizlenirken, korkuluklar sökülerek kumlama yöntemiyle temizlendi, boyandı ve yeniden yerine monte edildi.</p>

<p><strong>MOTİFLER KORUMA ALTINA ALINDI</strong><br />
Motiflerin tamamı taraklama yöntemiyle temizlenerek taş yüzeyler yeniden açıldı ve şeffaf cila ile kaplandı. Bu uygulamayla taşın su emme özelliği engellenerek, yapının dış etkenlere karşı daha dayanıklı hale getirilmesi sağlandı. Ayrıca taş derzleri de yenilendi.</p>

<p><strong>KAPI VE PARATONERE KAPSAMLI BAKIM</strong><br />
Mermer yüzeylerin tamamı kumlama yöntemiyle temizlenirken, kulenin kapısı yenilenerek yerine takıldı. Saat Kulesi’nin yıldırım çarpmasına karşı korunması amacıyla yapılan paratoner (yıldırımsavar) sistemi de yenilendi. Elektrik sisteminin de yenilenmesiyle restorasyon çalışmalarının tamamlanması planlanıyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 07 Feb 2026 13:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2026/02/tarihi-izmit-saat-kulesi-gercek-kimligini-buluyor-1770458969.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ders ziline 48 saat kala zihinsel hazırlık yapılmalı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/ders-ziline-48-saat-kala-zihinsel-hazirlik-yapilmali-84339</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/ders-ziline-48-saat-kala-zihinsel-hazirlik-yapilmali-84339</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İlk, orta ve lise kademesindeki öğrenciler, yarıyıl tatilinin ardından okula dönmeye hazırlanıyor. Okul zilinden önceki 48 saatin zihinsel hazırlığın somutlaştırılması gereken belirleyici bir evre olduğunu söyleyen İstanbul Atlas Üniversitesi’nden Uzman Klinik Psikolog Banu Dirice Karcı, ev içinde okul saatlerine benzer bir kahvaltı ve yemek saati düzenine geçmenin, erken uyumanın ve akşam saatlerinde ekran kullanımının sınırlandırılmasının okula zihinsel olarak hazırlanmaya katkı sağlayacağını söyledi.<br />
İstanbul Atlas Üniversitesi’nden Uzman Klinik Psikolog Banu Dirice Karcı, iki haftalık sömestr tatilinin sona ermesinin ardından okula uyum sürecine ilişkin değerlendirmede bulundu.<br />
Geçiş dönemi zorluğu yaşanabilir<br />
İki haftalık bir aradan sonra okulun kurallı yapısına dönmenin, çocuklarda konfor alanından çıkmanın yarattığı doğal bir direnç oluşturabileceğini belirten Banu Dirice Karcı, “Bu süreçte çocuklarda ‘okula gitmek istememe, ‘odaklanma güçlüğü’ veya sabahları görülen ‘aşırı isteksizlik’ en sık rastlanan durumlardır. Bazen bu psikolojik süreç; karın ağrısı, mide bulantısı veya baş ağrısı gibi bedensel şikayetlerle (psikosomatik belirtiler) kendini gösterebilir. Ebeveynler bu tepkileri, birer disiplin sorunu veya şımarıklık olarak değil, çocuğun yeni düzene alışmaya çalışırken yaşadığı bir ‘geçiş dönemi zorluğu’ olarak görmeli ve sabırlı bir tutum sergilemelidir” tavsiyesinde bulundu.<br />
Uyku saati erkene çekilmeli<br />
Okula alışma sürecinde uyku düzeninin sağlanmasının önemli olduğunu belirten Banu Dirice Karcı ,“Uyku düzeni, sadece fiziksel bir dinlenme süreci değil, çocuğun gün içinde karşılaştığı duygusal stresle başa çıkma kapasitesini belirleyen en temel unsurdur. Tatil sonrası uykusuz kalan bir çocukta gözlemlenen huzursuzluk ve tepkisellik, aslında yorgun düşen sinir sisteminin bir savunma mekanizmasıdır. Bu noktada uyku saatini kademeli olarak erkene çekmek ve uyku öncesinde çocukla yapılacak samimi, sakin sohbetlerle günün değerlendirmesini yapmak, zihninin yeni güne karşı güvende ve hazır hissetmesini sağlar” dedi.<br />
İlk hafta uyum sürecine odaklanılmalı<br />
Okula adaptasyonu kolaylaştırmak adına, ilk hafta akademik performanstan ziyade okula uyum sürecine odaklanılması gerektiğini vurgulayan Banu Dirice Karcı, “İlk hafta çocuğun bilişsel kapasitesini zorlamadan rutinlere dönüşü desteklenmelidir. Buna ek olarak, yeni dönemde işlenecek konulara dair yapılabilecek ufak ve keyifli ön hazırlıklar, akademik bir baskıdan ziyade zihinsel bir ‘ısınma turu’ işlevi görerek çocuğun derslere karşı yabancılık çekmesini önleyecektir” diye konuştu.<br />
Teknoloji ve ekran kullanımı sınırlı ve kontrollü olmalı<br />
Genel olarak teknoloji ve ekran kullanımının sınırlı ve kontrollü şekilde olması gerektiğini kaydeden Banu Dirice Karcı, “Bu süreçte de teknoloji ve ekran kullanımını kademeli olarak azaltmak, beynin dopamin dengesini koruyarak odaklanma becerisini arttırır. Özellikle, akşam saatlerinde ekran kullanımını sınırlayıp ev içi uyaranları düşürmek, beyindeki kaygı seviyesini azaltarak çocuğun ertesi günün sorumluluklarını birer tehdit olarak değil, yönetilebilir görevler olarak algılamasına olanak tanır” dedi.<br />
48 saat önceden zihinsel hazırlık yapılmalı<br />
Okula başlamadan birkaç gün önce evde yapılabileceklere de değinen Uzman Klinik Psikolog Banu Dirice Karcı, “Okul zilinden önceki 48 saat, zihinsel hazırlığın somutlaştırılması gereken belirleyici bir evredir. Ev içinde okul saatlerine benzer bir kahvaltı ve yemek saati düzenine geçmek, biyolojik hazırlığı başlatır. Çantanın birlikte düzenlenmesi veya okul kıyafetleriyle birlikte kullanılacak küçük bir kişisel aksesuarın (sevdiği bir çanta süsü, toka veya saat gibi) seçimi türünden hazırlıklar, beynin ‘hazırlık’ moduna geçmesini sağlayan önemli sinyallerdir” diye konuştu.&nbsp;<br />
Yoğun tempodan şikâyet edilmemeli<br />
Ebeveynleri kaygılarını çocuğa hissettirmemesi gerektiğini belirten Uzman Klinik Psikolog Banu Dirice Karcı, sözlerini şöyle tamamladı:<br />
“Bu evrede en kritik nokta, ebeveynlerin kendi kaygı ve yakınmalarını çocuğun yanında dile getirmemesidir. Yetişkinlerin okulun getirdiği yoğun tempodan şikâyet etmesi, çocuğun okulu bir "yük" olarak kodlamasına neden olabilir. Ayrıca bu süreçte başvurulan ‘tatil bittiği için üzülme’ gibi duyguları baskılayıcı söylemler yerine; çocuğun duyguları ifade etmesine izin verilmeli, sonrasında okulda özlediği bir arkadaşını veya sevdiği bir aktiviteyi hatırlatmak gibi pozitif bir odak noktası oluşturulmalıdır. Unutulmamalıdır ki; tatilin bittiğine değil, okulun sunduğu sosyal kazanımlara, yeni keşiflere ve bireysel başarı duygusuna vurgu yapan dürüst bir iletişim dili, öğrencinin psikolojik dayanıklılığını pekiştirerek süreci bir krizden gelişim fırsatına çevirecektir.”</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><br />
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 31 Jan 2026 16:25:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2026/01/ders-ziline-48-saat-kala-zihinsel-hazirlik-yapilmali-1769865903.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Nergis Kokulu Festival İçin Geri Sayım Başladı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/nergis-kokulu-festival-icin-geri-sayim-basladi-84312</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/nergis-kokulu-festival-icin-geri-sayim-basladi-84312</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bayındır’ın simgesi haline gelen ve bu yıl beşincisi düzenlenecek olan "Bayındır Turan Mahallesi Nergis ve Kuru Çiçek Festivali" için hazırlıklar tamamlandı. 31 Ocak Cumartesi ve 1 Şubat Pazar günlerini kapsayan etkinlik, "Toprağın Bereketi, Emeğin Zarafeti" sloganıyla misafirlerini ağırlayacak.</p>

<p><strong>Açılış Coşkusu ve Gökçe Konseri Bir Arada</strong><br />
Festivalin ilk günü olan 31 Ocak’ta saat 13.00’te yapılacak açılış töreniyle başlayacak olan kutlamalar; protokol konuşmaları ve geleneksel halk dansları ile devam edecek. Günün en renkli anlarından biri olması beklenen "Nergis ve Kuru Çiçek Güzeli Yarışması"nın ardından, festival alanı sokak sanatçıları ve interaktif gösterilerle canlanacak. İlk günün finalinde ise saat 16.00’da pop müziğin sevilen ismi Gökçe, en hit şarkılarıyla Turan Mahallesi’nde sahne alacak.</p>

<p>Müzik ve Sanat Dolu Pazar Programı Festivalin ikinci günü olan 1 Şubat Pazar günü etkinlikler saat 11.00’den itibaren halk oyunları ve çeşitli bando takımlarının performanslarıyla hız kesmeden sürecek. Gün boyunca İZBB Duo Müzik ve kadın ritim gruplarının sunacağı müzik ziyafeti, saat 15.00’te gerçekleşecek Erolcan Atamer ile Rönesans Akademi Orkestrası konseriyle taçlanacak.<br />
<br />
<strong>Festivale Ücretsiz Servis</strong><br />
Bayındır Belediyesi tarafından festivale katılacak olan misafirler için, festivalin 1. Ve 2. Günleri Bayındır Belediyesi Ana Hizmet binası önünden Saat:10.00’dan itibaren ücretsiz servislerin olacağı belirtildi.</p>

<p><strong>Başkan Sakarsu’dan Davet</strong>:<br />
"Bu Güzelliği Birlikte Paylaşalım" Tüm İzmirlileri ve çevre illerdeki vatandaşları festivale davet eden Bayındır Belediye Başkanı Davut Sakarsu; Turan Mahallesi'nin doğal güzellikleri ve nergis kokuları eşliğinde gerçekleşecek olan bu kültürel buluşmanın, ilçenin tanıtımı ve yerel üreticinin desteklenmesi açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 29 Jan 2026 18:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2026/01/nergis-kokulu-festival-icin-geri-sayim-basladi-1769698953.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Oyak Renault dan Gelecek İçin Güvenli Adımlar Projesi</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/oyak-renault-dan-gelecek-icin-guvenli-adimlar-projesi-84292</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/oyak-renault-dan-gelecek-icin-guvenli-adimlar-projesi-84292</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Oyak Renault, erken yaşta yol güvenliği bilinci oluşturmak amacıyla Güvenli Adımlar Projesini hayata geçirdi. Proje kapsamında Oyak Renault, Oyak Horse ve Renault Mais (Bursa Şubesi) çalışanlarının ilkokul çağındaki çocukları, ara tatil döneminde Bursa İl Emniyet müdürlüğü Çocuk Trafik Eğitim Parkı’nda düzenlenen uygulamalı eğitimlerle temel trafik kurallarını güvenli bir ortamda öğrenme fırsatı buldu.</p>

<p>Renault Group’un sürücüler, yolcular ve tüm yol kullanıcıları için güvenliği merkeze alan önce insan (Human First) yaklaşımından ilham alan bu proje Bursa İl Emniyet Müdürlüğü’nün çocuk trafik eğitim parkında gerçekleştirildi. Projenin amacı, çocuklara erken yaşta yol güvenliği farkındalığı kazandırmak ve güvenli bir trafik kültürünün temellerini sağlam bir şekilde oluşturmaktır.</p>

<p>Bu doğrultuda çocuklar, Bursa Çocuk Trafik Eğitim Parkı’nda gerçekleştirilen eğitim çalışmaları sayesinde trafik kurallarını deneyimleyerek öğrenme fırsatı elde etti. Eğitimin ardından çocuklar, Oyak Renault kampüsünde araç ve motor fabrikalarını ziyaret ederek üretim süreçlerini yakından inceleme imkânı buldu. Kampüs içerisinde yer alan Enerji Okulu’nda, sürdürülebilir bir yaşamın temel unsurlarını öğrenerek enerji kaynaklarının nasıl daha verimli kullanılabileceğine dair bilgiler edindiler. Bu ziyaretler, çocuklara modern üretim teknolojilerini ve üretimin her aşamasında güvenliğin nasıl sağlandığını gözlemleme fırsatı sundu. Program, trafik kültürünün geliştirilmesine katkı sağlayan gelişmiş sürüş destek sistemleri (ADAS), yapay zekâ ve dijital hayata giriş eğitimleriyle devam etti. Böylece çocuklar, hem otomobil güvenliği hem de dijital dünyaya dair temel farkındalık kazandı.</p>

<p><em><strong><u>“Çocukların trafik kurallarını günlük hayatlarının doğal bir parçası haline getirmelerini hedefliyoruz”</u></strong></em></p>

<p>Projeye ilişkin değerlendirmede bulunan&nbsp;<strong>Oyak Renault Yönetim Kurulu Başkanı ve</strong><em><strong>&nbsp;</strong></em><strong>Renault Group Türkiye CEO’su Lionel Jaillet</strong>&nbsp;şu ifadelere yer verdi:<em>&nbsp;</em></p>

<p>“Oyak Renault’da yalnızca güvenli araçlar üretmekle kalmıyor, aynı zamanda üretim süreçlerimizi “sıfır kaza” ilkesiyle yürütüyoruz. Bu yaklaşım, hem müşterilerimize hem de çalışanlarımıza güvenli bir ortam sağlamamıza imkân tanıyor. Araç ve üretim güvenliğinin ötesinde, trafik güvenliği bilincinin erken yaşta kazandırılmasının gelecekte daha güvenli bir toplum inşa etmenin temel adımlarından biri olduğuna inanıyoruz.<strong>&nbsp;</strong>Bu nedenle hayata geçirdiğimiz Güvenli Adımlar Projesi ile Oyak Renault kampüs çalışanlarımızın çocuklarının yalnızca trafik kurallarını öğrenmelerini değil, bu kuralları günlük yaşamlarının doğal bir parçası hâline getirmelerini amaçlıyoruz. Projeyi, trafik farkındalık eğitimi, üretim süreçleri ve iş güvenliği eğitimi, sürdürülebilir yaşamın temel unsurlarını öğrenecekleri enerji verimliliği eğitimi ve dijital hayatın temellerini öğrenebilecekleri kapsamlı bir model olarak kurguladık. Bu yaklaşımın, uzun vadede daha bilinçli, duyarlı ve sorumluluk sahibi bireylerin yetişmesine önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz. Bu projeyi hayata geçirmemizde değerli destekleri için Bursa İl Emniyet Müdürlüğü’ne içten teşekkürlerimizi sunuyoruz”</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 21 Jan 2026 17:48:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2026/01/oyak-renault-dan-gelecek-icin-guvenli-adimlar-projesi-1769006931.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tohum Otizm Vakfı nın Yeni Genel Müdürü Seda Köknel Oldu</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/tohum-otizm-vakfi-nin-yeni-genel-muduru-seda-koknel-oldu-84279</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/tohum-otizm-vakfi-nin-yeni-genel-muduru-seda-koknel-oldu-84279</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sivil toplum, iş dünyası ve bölgesel iş birlikleri alanlarında 20 yılı aşkın deneyime sahip olan Seda Köknel, Tohum Otizm Vakfı’nda Genel Müdür olarak göreve başladı.</p>

<p>Tohum Otizm Vakfı üst yönetiminde önemli bir atama gerçekleşti. Etki odaklı çalışmalarıyla öne çıkan ve bugüne kadar farklı kurumlarda üst düzey sorumluluklar üstlenen Seda Köknel, Tohum Otizm Vakfı’nın yeni Genel Müdürü oldu.</p>

<p>Yeni görevinde Köknel, vakfın stratejik hedefleri doğrultusunda kurumsal yapının ve paydaş ekosisteminin güçlendirilmesine odaklanacak. Bu kapsamda “otizm spektrum bozukluğu” olan çocuklar için erken tanının önemine dikkat çekilmesine, erken ve yoğun özel eğitimle bağımsız bireyler olarak topluma kazandırılmalarına öncülük edilmesine ve dijitalleşme çalışmaları ile vakfın eğitim ve destek hizmetlerinin Türkiye’nin dört bir yanındaki otizmli bireylere ulaştırılmasına liderlik edecek.</p>

<p>Seda Köknel yeni görevine ilişkin olarak şunları söyledi:</p>

<p>“Tohum Otizm Vakfı gibi, bilimi merkeze alan ve çocukların potansiyeline eşit fırsatlarla ulaşmasını hedefleyen bir kurumda görev almak benim için büyük bir sorumluluk ve güçlü bir motivasyon kaynağı. Erken tanı ve nitelikli eğitimin otizmli bireylerin yaşam boyu gelişimindeki rolü çok kritik. İşte biz de tam bu yüzden, dijital platformlar ve veri temelli çözümlerle otizmli çocuklarımız için yarattığımız değeri çarpan etkisiyle büyütmenin yanı sıra; ailelerini ve onları yetiştiren eğitimcileri destekleyen bütüncül bir yaklaşımı yaygınlaştırmayı amaçlıyoruz. Ayrıca önümüzdeki dönemde iş dünyasıyla kurduğumuz ortaklıklar ile ülke çapında otizmli bireylerin toplumsal ve ekonomik hayata katılımını desteklemek için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz.</p>

<p>Profesyonel kariyeri boyunca sivil toplum ve özel sektör arasında köprü kuran çalışmalara imza atan Seda Köknel; bugüne kadar TESEV’de Dış Politika Program Yöneticiliği, TÜSİAD’da Girişimcilik ve Gençlik Çalışmaları Direktörlüğü ile Karadeniz ve Hazar Uluslararası Birliği’nde Genel Sekreterlik görevlerini üstlendi. Son olarak Yaşar Topluluğu’nda girişimcilik, inovasyon ve yapay zekâ entegrasyon süreçlerini yönetti.</p>

<p>Eğitim hayatına Notre Dame de Sion Fransız Lisesi’nde başlayan Köknel, lisans eğitimini Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde tamamladı. Yüksek lisansını ise Paris-Est Üniversitesi’nde Jeopolitik ve Avrupa Çalışmaları alanında yaptı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 20 Jan 2026 16:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2026/01/tohum-otizm-vakfi-nin-yeni-genel-muduru-seda-koknel-oldu-1768917171.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gaziantep Lİman Kenti Oluyor</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/gaziantep-liman-kenti-oluyor-84266</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/gaziantep-liman-kenti-oluyor-84266</guid>
                <description><![CDATA[Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Amanos Tüneli Projesi’nin Gaziantep için taşıdığı stratejik öneme dikkat çekti. Sosyal medya hesabından açıklama yapan Başkan Şahin, projenin artık bir vaat değil, hayata geçen büyük bir yatırım olduğunu vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">“Büyük hayallerin gerçeğe dönüştüğü şehir: Liman Şehri Gaziantep” ifadelerini kullanan Şahin, Amanos Tüneli Projesi kapsamında ihalenin tamamlandığını, yer tesliminin yapıldığını ve Mart ayında kazı çalışmalarının başlayacağını duyurdu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Başkan Şahin paylaşımında, proje tamamlandığında Gaziantep ile İskenderun Limanı arasındaki ulaşım süresinin 1 saate düşeceğini belirterek, “İskenderun Limanı artık Gaziantep’in kapısı olacak. Şehrimiz, bir liman kenti avantajıyla dünyaya açılacak; üretimde, ticarette ve lojistikte yeni bir çağ başlayacak” dedi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Amanos Tüneli’nin yalnızca Gaziantep için değil, Türkiye ekonomisi açısından da büyük kazanımlar sağlayacağını ifade eden Şahin, “Gaziantep kazanacak. Türkiye kazanacak” sözleriyle açıklamasını tamamladı.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 20 Jan 2026 09:57:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2026/01/gaziantep-liman-kenti-oluyor-1768892363.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türk Metal Grev Kararı Aldı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/turk-metal-grev-karari-aldi-84265</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/turk-metal-grev-karari-aldi-84265</guid>
                <description><![CDATA[Türk Metal Sendikası ile Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) arasında Ekim 2025 tarihinde başlayan ve 138 bin üyeyi ilgilendiren Grup Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinin sonuçsuz kalması üzerine başkanlar kurulunu toplayarak grev kararı aldığını duyurdu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif">Türk Metal Genel Başkanı Uysal Altundağ, artık sözün bittiği yerde, bıçağın kemiğe dayandığı noktadadır diyerek grev kararı aldıklarını açıkladı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif">Genel Başkan Altundağ, sendikamız, sözleşmede insan onuruna yaraşır bir ücret elde etmek için sonuç alıncaya kadar eylemlerine de aynen devam edecektir diyerek şöyle konuştu:</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif">“ Grup Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinde 5 oturumda, 47 Ana Madde, 5 Ek Madde ve 2 Geçici Madde olmak üzere toplam 54 Madde ile sözleşmenin eki niteliğindeki 2 Yönetmelik Sendikamızın teklif ettiği şekliyle kabul edilmişti. Görüşmelerde 33 Ana Madde, 2 Ek Madde, 3 Geçici Madde olmak üzere toplam 38 Madde ile 1 Yönetmelikte ise anlaşma sağlanamamıştı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif">Anlaşma sağlanamayan maddelerin başında ücret artışına ilişkin hükümler ile sosyal haklara yönelik maddeler gelmektedir. Ayrıca, MESS’in kazanılmış haklarımızı geriye götürecek nitelikteki teklifleri de uyuşmazlığın en önemli nedenleri arasında yer almaktadır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif">Yürürlükteki yasa gereğince Arabuluculuk sürecinin başlamasının ardından, resmi arabulucu tarafları uzlaştıramamış ve arabulucu raporu bugün (19 Ocak 2026 Pazartesi günü) sendikamıza ulaşmıştır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif">Türk Metal Sendikası olarak; ülkemizin ekonomik olarak zor bir dönemden geçtiğinin, enflasyon karşısında hayatın her geçen gün pahalandığının, tüm ücretlilerin geçim sıkıntısı yaşadığının bilincinde olarak böyle bir dönemde metal işçilerine reva görülen bu teklifleri kabul etmediğini kamuoyuna daha önce olduğu gibi bugün bir kez daha açıklamaktadır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif">Süreçte ise bu duruma karşı tepkimizi sokaklarda, işyeri sahalarında, yemekhanelerde, tezgah başında yaptığımız etkin ve anlamlı eylemlerle göstermiştik.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif">İşte tüm bu tabloyu değerlendirmek için bugün (19 Ocak 2026 Pazartesi günü) Başkanlar Kurulumuz Genel Merkezimizde toplanmıştır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif">Ve sonuç olarak;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif">Sendikamız, üyelerinin sendikamıza emanet ettiği alın terlerini korumak, çalışma yaşamında hak ve adaletten taviz vermemek için 19 Ocak 2026 günü grev kararı almıştır.”</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 19 Jan 2026 17:47:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2026/01/turk-metal-grev-karari-aldi-1768834137.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>“Akran zorbalığı çocuklar için ciddi bir risk faktörü”</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/akran-zorbaligi-cocuklar-icin-ciddi-bir-risk-faktoru-84243</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/akran-zorbaligi-cocuklar-icin-ciddi-bir-risk-faktoru-84243</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Okullarda yaşanan akran zorbalığı vakaları, öğrencilerin psikolojik ve akademik gelişimini olumsuz etkiliyor.&nbsp;</strong>Zorbalığa maruz kalan öğrencilerde içe kapanma, okuldan uzaklaşma ve akademik başarısızlık gibi belirtilerin sıkça görüldüğünü belirten Büyükşehir Belediyesi Psikologları, uygun destekle çocukların yaşadığı deneyimi sağlıklı şekilde anlamlandırarak, özgüvenini yeniden kazanabileceğini belirtti.</p>

<p><strong>ÇOCUKLARIN GÖRÜNMEYEN MÜCADELESİ</strong></p>

<p>Sosyal medya başta olmak üzere ekranlara yansıyan görüntüler akran zorbalığının geldiği boyutu gözler önüne seriyor. Öğrenciler arasında fiziksel, sözel ve psikolojik şiddet olarak kendini gösteren durum çocukların geleceği için önemli bir risk barındırıyor. Psikologlar, zorbalığın yalnızca mağdur olan öğrencileri değil, zorbalığı uygulayan ve tanık olan çocukları da olumsuz etkilediğine dikkat çekti. Bu kapsalda Büyükşehir Belediyesi Lokomotif Çocuk Köyü Psikoloğu Bedriye Gizem Top, “Akran zorbalığı çocukların görünmeyen mücadelesidir” dedi.</p>

<p><strong>“ALAY EDİLMEK ÇOCUĞUN BENLİK ALGISINI ZEDELİYOR”</strong><br />
Akran zorbalığının çocukların gelişimini kötü yönde etkilediğine dikkat çeken Psikolog Gizem Top, “Akran zorbalığı çocukların psikolojik sağlamlığını doğrudan etkileyen ve uzun vadeli sonuçlar doğurabilen ciddi bir risk faktörüdür. Alay edilmek, dışlanmak, tehdit edilmek ya da sosyal ortamlarda küçük düşürülmek çocuğun benlik algısını zedelerken, kendine dair olumsuz inançlar geliştirmesine ve akademik motivasyonunun düşmesine yol açabilir. Örneğin sınıf içinde sürekli lakap takılan bir çocuk, zamanla ‘Ben zaten yetersizim’ düşüncesini içselleştirebilir ve derse katılmaktan kaçınabilir. Aynı zamanda çocuğun kendini güvende hissetme ihtiyacını sarsarak, sosyal ilişkilerden geri çekilmesine neden olabilir. Teneffüsler de yalnız kalmayı tercih eden ya da grup çalışmalarında geri planda duran çocuklar bu geri çekilmenin sık görülen örneklerindendir” dedi.</p>

<p><strong>“DAVRANIŞSAL SİNYALLER AİLELER İÇİN BİRER İPUCUDUR”</strong></p>

<p>Açıklamalarına devam eden Bedriye Gizem Top, “Saha gözlemlerimde, zorbalığa maruz kalan birçok çocuğun yaşadıklarını sözel olarak ifade etmekte zorlandığını, ancak davranışlarıyla güçlü sinyaller verdiğini görüyorum. Okula gitmek istememe, ani ders başarısı düşüşleri, içe kapanma, kaygı belirtileri, öfke patlamaları, uyku ve iştah değişiklikleri ile özgüvende belirgin azalma bu sinyaller arasında yer almaktadır. Çocuğun verdiği bu sinyaller aileler için önemli bir ipucudur. Örneğin daha önce okula severek giden bir çocuğun sabahları karın ağrısı bahanesiyle okula gitmek istememesi ya da akşamları yoğun huzursuzluk yaşaması, altta yatan bir zorbalık deneyiminin işaretleri olabilir. Çoğu zaman çocuklar, yaşadıklarını anlatmanın bir çözüm getirmeyeceğine ya da daha fazla sorun yaratacağına inanarak sessiz kalmayı tercih edebilirler. Bazı çocuklar ‘Şikâyet edersem daha çok dalga geçerler’ düşüncesiyle yaşadıklarını saklar. Bu noktada ebeveynlere ve bakım verenlere önemli sorumluluklar düşmektedir” dedi.</p>

<p><strong>“ÇOCUĞUN YAŞADIKLARINI KÜÇÜMSEMEYELİM”</strong></p>

<p>Çocuğun anlattıklarını küçümsemek, ‘takma kafana’ ya da ‘herkesin başına gelir’ gibi ifadelerle durumu geçiştirmenin çocuğun yalnızlık ve çaresizlik duygusunu arttırabildiğini ifade eden Top, “Örneğin yaşadığı zorbalığı paylaştığında ciddiye alınmadığını hisseden bir çocuk, bir sonraki adımda tamamen içine kapanabilir. Bunun yerine, yargılamadan dinlemek, duygularını geçerli kılmak ve çocuğa yalnız olmadığını hissettirmek koruyucu bir etki sağlar. ‘Bunu yaşaman çok zor olmalı, birlikte ne yapabileceğimize bakalım’ gibi ifadeler çocuğun güven duygusunu güçlendirir. Gerekli durumlarda okul ile iş birliği yapmak ve profesyonel destek almak, sürecin sağlıklı yönetilmesi açısından oldukça önemlidir. Erken fark edilen akran zorbalığı, doğru psikososyal destekle ele alındığında çocuğun psikolojik sağlamlığını güçlendirebilir ve kalıcı olumsuz etkiler bırakmadan yönetilebilir. Uygun destek alan birçok çocuk, yaşadığı deneyimi sağlıklı şekilde anlamlandırarak özgüvenini yeniden kazanabilmektedir” ifadesini kullandı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 15 Jan 2026 18:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2026/01/akran-zorbaligi-cocuklar-icin-ciddi-bir-risk-faktoru-1768489301.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MESS Teklifini Güncelledi Türk Metal Yetersiz Buldu</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/mess-teklifini-guncelledi-turk-metal-yetersiz-buldu-84206</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/mess-teklifini-guncelledi-turk-metal-yetersiz-buldu-84206</guid>
                <description><![CDATA[​​​​​​​İşveren sendikası MESS, 160 bin işçiyi ilgilendiren toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde yeni zam teklifini sundu. Türk Metal İş teklifi yetersiz bularak reddetti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">MESS tarafından yapılan davet üzerine İstanbul merkez ofislerinde gerçekleşen toplantıda; 1 Eylül 2025'ten geçerli olmak üzere, ücret zam teklifini 1. altı ay için %10,50’a yükseltmiş, seyyanen 17,30 TL olan teklifini ise aynen korumuştur. Yeni teklifin oransal karşılığı %18’e tekabül ettiği &nbsp;Diğer 6 aylık periyotlar içinse TÜFE oranında artış teklifinde bulunulduğu açıklandı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sosyal yardımlarda yıllık zam teklifi olan %32,95’i korumuş, 2. yıl içinse TÜFE oranında artış teklifinde bulunulduğuna dikkat çeken açıklamada şöyle denildi:</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">“ MESS, sözleşmenin 3 yıllık olması, ikramiyelerin kesinti yapılarak ödenmesi, denkleştirme ve telafi uygulamasının sözleşmede yer alması, deneme süresinin 4 aya çıkarılması gibi tekliflerini masada tutarken, 5 gün ve üzeri raporlarda ücretin tamamının işverence ödenmesi hükmünün kaldırılması taleplerinin yanı sıra tamamlayıcı sağlık sigortasının mevcut haliyle uygulanmasının mümkün olmadığına ilişkin taleplerini de bu görüşmede devam ettirmiştir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Heyetimiz, verilen zam teklifinin yetersiz olduğunu belirterek kazanılmış haklarımızı geriye götürecek işveren taleplerinin masada tutulmasını kabul etmemiş ve görüşmeyi sonlandırmıştır.”</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 13 Jan 2026 17:58:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2026/01/mess-teklifini-guncelledi-turk-metal-yetersiz-buldu-1768316386.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kuraklık, toprak ve üretim masada</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/kuraklik-toprak-ve-uretim-masada-84178</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/kuraklik-toprak-ve-uretim-masada-84178</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir’de giderek derinleşen kuraklık, azalan su kaynakları ve tarımsal üretimin geleceği, Tarihi Havagazı Fabrikası’nda düzenlenen Sulama Kooperatifleri Toplantısı’nda ele alındı. Toplantıda konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, kuraklıkla mücadelenin ancak yerel yönetimler, kooperatifler ve üreticiler arasında kurulacak güçlü bir iş birliğiyle mümkün olabileceğini vurguladı. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sorunlardan kaçan değil, çözüm odaklı bir anlayışla hareket ettiğini belirten Başkan Tugay, “Biz hiçbir soruna sırtımızı dönmüyoruz. Bu mesele ne bir kurumun ne de tek bir kesimin meselesidir; hepimizin ortak sorumluluğudur” dedi.</p>

<p>İklim değişikliğinin etkilerinin her geçen yıl daha sert hissedildiği bir dönemde, İzmir’in su, tarım ve üretim geleceği, Tarihi Havagazı Fabrikası’nda düzenlenen Sulama Kooperatifleri Toplantısı’nda kapsamlı biçimde değerlendirildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen toplantıya İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın yanı sıra İzmir Bölgesi Sulama Kooperatifleri Birliği Başkanı Hüseyin İlhan Yavuz, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Halit Çelik, Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür, İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, İZPA Başkanı Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu, İzmir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Kalkınma Danışmanı Prof. Dr. Yusuf Kurucu, Büyükşehir Belediyesi bürokratları, meclis üyeleri, tarım komisyonu temsilcileri, ilçe belediyelerinin temsilcileri, muhtarlar, sulama kooperatiflerinin başkan ve yöneticileri, üreticiler ile ziraat odalarının temsilcileri katıldı. İki saati aşkın süren ve yaklaşık 100 üreticinin yer aldığı toplantıda; su yönetimi, tarımsal sulama, yer altı su kaynaklarının durumu, toprak sağlığı ve kalkınma arasındaki ilişki bütüncül bir yaklaşımla ele alındı.</p>

<p><strong>Cemil Tugay: Tüketimin yüzde 70’i tarımsal sulamadan kaynaklanıyor</strong></p>

<p>Toplantıda su krizinin yalnızca teknik bir başlık değil, aynı zamanda toplumsal ve ekonomik bir mesele olduğuna dikkat çeken İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, 2025 yılının beklenenden çok daha kurak geçtiğini vurguladı. Tugay, “2025 yılı hiçbirimizin öngöremediği kadar kurak bir yıl oldu. En kurak yıllardan birini yaşadık. Biz hiçbir soruna sırtımızı dönmüyoruz. Konu Devlet Su İşleri’nin sorumluluk alanında olsa da ‘bu başkasının sorunu’ demiyoruz. İzmir’in bugün bir numaralı sorunu sudur” dedi. Yer altı sularının kontrolsüz kullanımının ciddi riskler taşıdığına işaret eden Tugay, kaçak ve ruhsatsız kuyuların her geçen gün arttığını belirtti. Su tüketimindeki dağılıma da değinen Tugay, “Toplam su tüketiminin yaklaşık yüzde 10’u kentlerde içme ve kullanma suyu, yüzde 20’si sanayi, yüzde 70’i ise tarımsal sulama amacıyla kullanılıyor. Bu nedenle yalnızca bireysel tasarruf çağrılarıyla bu sorunu çözemeyiz. Tarımsal sulamada verimliliği artıracak ortak adımlara ve sizlerin desteğine ihtiyacımız var” diye konuştu.</p>

<p><strong>“Kayıp-kaçak oranını düşürmek için yoğun çalışıyoruz”</strong></p>

<p>Kayıp-kaçak konusundaki yanlış algılara da değinen Başkan Tugay, şebeke sistemlerinde belirli oranda kaybın kaçınılmaz olduğunu belirterek, İzmir’de yüzde 24,8 seviyesinde olan kayıp-kaçak oranını daha da düşürmek için sahada yoğun bir çalışma yürüttüklerini söyledi. Yanlış sulama yöntemleri, bilinçsiz gübreleme ve hatalı ilaçlama nedeniyle toprakların organik yapısının zayıfladığını ifade eden Tugay, tuzlanma ve asitlenme sorunlarının giderek arttığına dikkat çekti.</p>

<p><strong>“Kalkınma olmadan ne okul kalır ne hastane”</strong></p>

<p>Su ve tarım meselesinin aynı zamanda bir kalkınma meselesi olduğunun altını çizen Başkan Tugay, üretimin sürekliliğinin toplumsal yaşamın tüm alanları için hayati önemde olduğunu vurguladı. Tugay, “Sanayi, tarım ve hayvancılık için söylüyorum; üretmeye devam etmek zorundayız. Çocuklarımızın eğitim alabilmesi, insanların sağlık hizmetlerine erişebilmesi, altyapının ayakta kalması ancak kalkınmış bir ülkenin sağlayabileceği imkânlarla mümkündür. Aksi halde ne okul kalır ne hastane, ne de bu kenti ayakta tutacak başka bir yapı” dedi. Meseleye parçalı değil bütüncül bir bakış açısıyla yaklaşılması gerektiğini belirten Tugay, tarım ve hayvancılığın İzmir için vazgeçilmez olduğunu ifade ederek, “Çiftçimiz, hayvancılıkla uğraşan üreticimiz göz bebeğimizdir. Emeklerinin karşılığını almaları gerekir. Ancak bunu yaparken suyu ve toprağı da korumak zorundayız” diye konuştu.</p>

<p><strong>“Bu süreci birlikte yöneteceğiz”</strong></p>

<p>Başkan Dr. Cemil Tugay, su krizine kalıcı çözümün ancak ortak akıl ve bilimsel yaklaşımla mümkün olabileceğini vurgulayarak, üniversitelerden akademisyenlerin de yer aldığı bilimsel bir Su Kurulu oluşturduklarını açıkladı. Tugay, arıtılmış suların yeniden kullanımı, modern sulama tekniklerinin yaygınlaştırılması, sanayide su verimliliğinin artırılması ve yeni su kaynaklarının oluşturulmasına yönelik seçeneklerin birlikte değerlendirileceğini ifade etti. Sürecin çok paydaşlı bir anlayışla yürütülmesi gerektiğine dikkat çeken Tugay, “Bu işi ne belediye tek başına yapabilir ne de devlet. Bu süreç, kentte yaşayan herkesin; üreticinin, sanayicinin ve kooperatiflerin birlikte yöneteceği bir süreçtir” dedi.</p>

<p><strong>“Yalnız değilsiniz”</strong></p>

<p>Sulama kooperatifleri ile tarımsal kalkınma kooperatiflerinin sürecin en önemli paydaşları olduğuna dikkat çeken Başkan Tugay, yanlış yönetim anlayışlarının yarattığı sorunlara işaret etti. Tugay, “Kötü yönetimlerden, yanlış işlerden yorulduk. Bir kardeşiniz, bir evladınız olarak ricamdır: Bu ülkeye artık kimse kıymasın. Herkes elindekinin kıymetini bilsin. Bu zor değil” dedi. Görevini layıkıyla yerine getirmek için çalıştığını vurgulayan Tugay, sürecin birlikte yürütülmesi gerektiğini belirterek, “Bundan sonra birlikte yol yürüyelim. Suyun mutlaka verimli kullanılması için akıllı sayaçlar gibi uygulamalardan yararlanalım. Hobi bahçelerinin daha sık denetlenmesi gerekiyor. Bu buluşma ortak bir çalışma zemini olarak devam etmeli. Ulaşabildiğimiz herkese doğru sulama tekniklerini anlatalım” diye konuştu. Su krizinin geçici bir sorun olmadığına da dikkat çeken Başkan Tugay, “Bu yıl su krizi var; önümüzdeki yıl da, sonraki yıllarda da olacak. Kimse mağdur olmamalı. Hepimiz üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeliyiz. Eksikler, yanlışlar olabilir ama doğruyu birlikte bulacağız. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak sizi hiçbir zaman yalnız bırakmayacağız” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>“Bu para belediyenin değil, İzmirlinin parası”</strong></p>

<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, toplantıda belediye kaynaklarının kullanımına ilişkin net ve açık mesajlar verdi. Kaynakların kişisel değil, tamamen halka ait olduğunu vurgulayan Tugay, desteklerin de bu anlayış doğrultusunda planlandığını ifade etti. Tugay, “Bu para benim cebimden çıkmıyor, bir başkasının cebinden de çıkmıyor. Bu para belediyenin parası ama aslında İzmirlinin, halkın parasıdır. Bizim görevimiz de bu kaynağı doğru, adil ve verimli biçimde kullanmaktır” dedi. Desteklerin rastgele değil, sürdürülebilir üretimi esas alan bir yaklaşımla planlandığını belirten Başkan Tugay, samimiyet ve devamlılık vurgusu yaparak üreticilere şu çağrıda bulundu:</p>

<p>“Gerçekten üretim yapmak isteyen, bahçesine sahip çıkan, hayvancılığı ciddiyetle yürüten üreticinin yanında oluruz. Ancak verdiğimiz desteğin karşılığını görmek isteriz. Bugün başlayıp yarın bırakılan işler değil, örnek olacak, sürdürülebilir çalışmalar istiyoruz. Kimin neye ihtiyacı varsa gelsin söylesin. Kendini sıkıntıda hisseden, derdi olan herkes bize ulaşsın. Biz bunun için buradayız ve bunu yapmayı gerçekten istiyoruz. İzmir’in en büyük kurumudur, en büyük gücüdür. Mali yapısı her geçen gün daha sağlam bir noktaya geliyor. Kaynaklarımız var. Önemli olan bu kaynakların heba edilmemesi ve doğru işler için kullanılmasıdır. Belediye sizin, kurum sizin; bu kurumun parası sizin. Gelin, ‘Bu işi samimi biçimde yapacağım’ deyin. Ne gücümüz varsa sizindir. Fidanıyla, desteğiyle, imkânıyla yanınızda oluruz.”</p>

<p><strong>Erdoğan:&nbsp;</strong>Saniyede yaklaşık 2 bin litre ilave suyu sisteme kazandırdık</p>

<p>Kent merkezinde günlük içme suyu tüketiminin yaklaşık 648 bin metreküp olduğunu belirten İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, bunun saniyede ortalama 7 bin 500 litre suya karşılık geldiğini söyledi. Erdoğan, bugün bu ihtiyacı karşılayan yüzeysel su kaynaklarının büyük bölümünün ya tamamen tükendiğini ya da kritik seviyelere gerilediğini vurguladı. Barajlardan gelen su miktarının tarihsel olarak en düşük seviyelere indiğine dikkat çeken Erdoğan, “Tahtalı ve Gördes barajlarında ortaya çıkan tablo yalnızca İzmir için değil, ülkemizin birçok büyük kenti için ciddi bir uyarıdır. Bu nedenle suyu artık yalnızca mevcut kaynaklar üzerinden değil, çok yönlü ve bütüncül bir kriz yönetimi anlayışıyla ele almak zorundayız” dedi. İzmir’in içme suyunun yaklaşık yüzde 74’ünün yer altı suyu kaynaklarından karşılandığını ifade eden Erdoğan, bu oranın olağanüstü dönemler için geçici bir çözüm olduğunu belirterek, “Yer altı sularının korunması ve sürdürülebilirliği bizim için hayati önemdedir” diye konuştu. Bu kapsamda Göksu, Sarıkız, Menemen ve Halkapınar başta olmak üzere birçok bölgede kuyu yenileme ve yeni kuyu devreye alma çalışmalarını hızlandırdıklarını aktaran Erdoğan, “Yalnızca bu çalışmalar sayesinde saniyede yaklaşık 2 bin litre ilave suyu sisteme kazandırmış durumdayız” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>“Orta ve uzun vadede alternatif kaynakları konuşmak zorundayız”</strong></p>

<p>Suyu artırmanın, yeni kaynak bulmak kadar önemli olduğuna dikkat çeken İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, tasarrufun en önemli ayaklarından birinin kayıp-kaçakla mücadele olduğunu vurguladı. Erdoğan, “Kent merkezinde kayıp-kaçak oranını yüzde 24,8 seviyesine düşürdük. Bu sayede yaklaşık 5,6 milyon metreküp suyu sistemde tutmayı başardık. Bizim için kayıp-kaçakta sağlanan her yüzde 1’lik düşüş, yeni bir baraj kadar değerlidir” dedi. Kısa vadede su arzını artırmaya yönelik bir diğer başlığın Tahtalı Barajı’nın ölü hacminde bulunan suyun değerlendirilmesi olduğunu belirten Erdoğan, bu konuda teknik hazırlıkların sürdüğünü ifade etti. Erdoğan, “Temmuz 2026’da bu suyun sisteme kazandırılmasına yönelik ihale sürecini başlatmayı planlıyoruz. Bu adım, İzmir’in su güvenliği açısından kritik önemdedir” diye konuştu. Orta ve uzun vadede ise alternatif kaynakların mutlaka gündeme alınması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, deniz suyu arıtma tesislerinin yüksek enerji maliyetlerine rağmen iklim değişikliği gerçeği karşısında kaçınılmaz seçenekler arasında yer aldığını söyledi. Erdoğan, “Bu yatırımları bilimsel veriler ışığında, çevresel etkileri gözeterek ve doğru finansman modelleriyle değerlendirmek zorundayız” dedi. Bulut tohumlama uygulamalarına da değinen Erdoğan, bu konuda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile iletişime geçtiklerini belirterek, “Bu yöntem tek başına bir çözüm değildir; ancak uygun koşullarda destekleyici bir araç olabilir” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Erdoğan dayanışmanın önemine dikkat çekti</strong></p>

<p>İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, su krizinin yönetiminde dayanışmanın hayati önemde olduğunu vurguladı. Devlet Su İşleri (DSİ) ile yürütülen baraj ve altyapı yatırımlarının hızlandırılmasının büyük önem taşıdığını belirten Erdoğan, özellikle Başlamış ve Düvertepe barajları başta olmak üzere İzmir’in uzun vadeli su güvenliği için gerekli yatırımların ivedilikle hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Bu sürecin yalnızca İZSU’nun ya da yerel yönetimlerin tek başına yürütebileceği bir süreç olmadığını dile getiren Erdoğan, “Su krizini yönetmek için tüm kurum ve kuruluşların ortak hareket etmesi gerekiyor. Vatandaşlarımızın su tasarrufu konusundaki duyarlılığının artarak devam etmesi de elimizi güçlendiriyor. Tasarruf, bilinçli kullanım ve dayanışma, bugün İzmir’in su geleceği için en güçlü araçlarımızdır” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Büyükşehir'in destekleri</strong></p>

<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür, İzmir genelindeki kooperatif yapısı ve belediyenin yürüttüğü desteklere ilişkin ayrıntılı bilgiler paylaştı. Üngür, İzmir’de 81 sulama kooperatifi, 45 su ürünleri kooperatifi ve 163 tarımsal kalkınma kooperatifi olmak üzere toplam 289 kooperatifin faaliyet gösterdiğini belirtti. Sulama kooperatiflerine bağlı 13 bin 500 ortağın bulunduğunu ifade eden Üngür, kooperatiflerin özellikle Kemalpaşa, Ödemiş, Menderes, Bergama ve Tire ilçelerinde yoğunlaştığını aktardı. Belediyenin yetki ve sorumluluğunda 18 sulama göleti bulunduğunu kaydeden Üngür, Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı olarak sulama tesisleri, hayvan içme suyu göletleri, sondaj kuyuları, yeni gölet yapımı, bakım-onarım çalışmaları ve eğitim desteklerinin aralıksız sürdürüldüğünü söyledi. Üngür, 2024–2025 döneminde çok sayıda yeni tesisin hayata geçirildiğini, mevcut tesislerde bakım-onarım çalışmalarının yapıldığını, kuyu yapımı ve ekipman desteklerinin üreticilerle buluşturulduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>Bilimsel veriler paylaşıldı</strong></p>

<p>Toplantıda konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Kalkınma Danışmanı Prof. Dr. Yusuf Kurucu, iklim değişikliğinin Ege Bölgesi ve İzmir havzaları üzerindeki etkilerine ilişkin güncel bilimsel verileri paylaştı. Kurucu, yağış miktarı ve sürekliliğinde yaşanan azalmanın geçici bir durum olmadığını, yapısal bir değişime işaret ettiğini vurguladı. Sıcaklık artışlarının İzmir ve çevresinde daha şiddetli biçimde hissedildiğine dikkat çeken Kurucu, önümüzdeki 15–20 yıllık süreçte su kaynakları üzerindeki baskının daha da artacağını ifade etti. Bu nedenle havza bazlı planlama, bilimsel izleme ve uzun vadeli su yönetimi politikalarının artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldiğini söyledi.</p>

<p>İki saati aşkın süren toplantı, kooperatif temsilcilerinin görüş ve önerilerinin alınmasının ardından sona erdi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 06 Jan 2026 17:34:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2026/01/kuraklik-toprak-ve-uretim-masada-1767710096.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ayvalık Belediyesi nden Sağlıkta Örnek Hizmet: 2 Bin 500 Hastaya Umut Oldu</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/ayvalik-belediyesi-nden-saglikta-ornek-hizmet-2-bin-500-hastaya-umut-oldu-84175</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/ayvalik-belediyesi-nden-saglikta-ornek-hizmet-2-bin-500-hastaya-umut-oldu-84175</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="color:#222222">Ayvalık Belediyesi Sosyal Hizmet Müdürlüğü bünyesinde faaliyetlerini sürdüren Evde Sağlık ve Hasta Nakil Hizmetleri Birimi, sunduğu kapsamlı hizmetlerle bir yıl içerisinde 2 bin 500 hastaya umut oldu. Özellikle yaşlı, engelli ve yatağa bağımlı vatandaşların yaşamını kolaylaştıran hizmetler, sosyal belediyecilik anlayışının Ayvalık’taki en güçlü örneklerinden biri oldu.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="color:#222222">2025 yılı boyunca ilçede yaşayan 673 hasta ve engelli vatandaş, belediyeye ait tam donanımlı ambulans ve hasta nakil araçlarıyla sağlık kuruluşlarına güvenli bir şekilde ulaştırıldı. Bu nakillerin 275’i şehir dışına gerçekleştirilirken, ekipler yıl boyunca yaklaşık 150 bin kilometre yol kat ederek önemli bir özveri ortaya koydu.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="color:#222222">Hasta nakil hizmetlerinin yanı sıra Evde Sağlık Hizmetleri kapsamında yürütülen çalışmalar da dikkat çekti. Alanında uzman sağlık personeli tarafından; pansuman, enjeksiyon, sonda takımı, yara bakımı gibi pek çok sağlık hizmeti, hastaların kendi ev ortamlarında ve en hijyenik koşullarda sunuldu. Periyodik aralıklarla sürdürülen bu hizmetlerden 1.438 Ayvalıklı vatandaş yararlandı.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="color:#222222">Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, Evde Sağlık ve Hasta Nakil Hizmetleri’nin özellikle dezavantajlı gruplar için hayati öneme sahip olduğunu vurgulayarak, “Ayvalık’ta kimseyi yalnız bırakmayan, insana dokunan bir belediyecilik anlayışıyla çalışıyoruz. Sağlık hizmetlerine erişimde zorluk yaşayan hemşehrilerimizin her zaman yanındayız. Sosyal Hizmet Müdürlüğümüz bünyesindeki ekiplerimiz, büyük bir özveriyle görev yapıyor. Bu hizmetleri daha da geliştirerek sürdürmeye kararlıyız” dedi.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 06 Jan 2026 17:34:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2026/01/ayvalik-belediyesi-nden-saglikta-ornek-hizmet-2-bin-500-hastaya-umut-oldu-1767710051.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türk Metal  İşçileri Seslerini Yükseltti</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/turk-metal-iscileri-seslerini-yukseltti-84152</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/turk-metal-iscileri-seslerini-yukseltti-84152</guid>
                <description><![CDATA[Türk Metal Sendikası ile Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) arasında yürütülen 2025-2027 dönemi Grup Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinin uyuşmazlıkla sonuçlanmasının ardından, Türkiye’nin dört bir yanında önlüklerini giyerek sokağa indiler.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif">Üzerlerinde önlükleri ellerinde filamanları İşverenin önerdiği rakamları kabullenmeyen Sendikanın üyeleri ile seslerini duyurmak için sokaklardaydı. Türk Metal Sendikası Başkanlar Kurulunun aldığı karar gereğince dört bölgede emeği için, ekmeği için, çocuklarının geleceği için, hak mücadelesi veren, kendisine reva görüleni kabul etmeyen metal emekçilerinin haklı davası için toplandıklarını haykırdılar.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif">8 Aralık günü yapılan beşinci toplantıda tarafların anlaşamaması üzerine uyuşmazlıkla sonuçlandığı belirtilen alanlarda Sendika temsilcileri şu ortak açıklamayı yaptılar:</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif">“ İşveren sendikası MESS, ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik koşulları, enflasyonu, hayat pahalılığını, gitgide ağırlaşan yaşam şartlarını ve üyelerimizin içinde bulunduğu geçim sıkıntısını hiçe sayarak sendikamıza asla kabul etmeyeceğimiz bir ücret zammı teklif etti.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif">Sendikamızın, ilk altı ay için saatlik ücretlere talep ettiği %20 + seyyanen 35 TL’lik artış teklifine karşılık,&nbsp; bize %5 + 11.50 TL oranında bir artış önerdi. Bu artışın oransal karşılığı %10’a tekabül etmektedir. Bu rakam, açıklanan 6 aylık enflasyon oranı olan yüzde 13’ün bile altında kaldı. MESS diğer altı aylar için herhangi bir teklifte bulunmadı. Sosyal yardımlarda ise yüzde 32,95’lik enflasyona karşılık bize ilk yıl için %25 teklif etti. Yine enflasyonun altında bir teklifte bulundu. İkinci yıl için yine bir teklif vermedi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif">Emeğimizin ve alın terimizin hakkını savunmaktan asla vazgeçmeyen Sendikamız ücret ve sosyal haklara ilişkin yapılan, bu kabul edilemez teklifler üzerine masadan kalkarak uyuşmazlık tutanağını tuttu.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif">oysa sendikamız Türk Metal, ülke gerçeklerini, sanayimizin içinde bulunduğu koşulları, üyelerimizin yaşam şartlarını, her şeyi ama her şeyi değerlendirerek üyelerimizin de onayı ile üzerinde uzlaşılabilecek bir taslak vermiş, masaya da uzlaşmak için oturmuştu. Ancak muhatabımızdan aynı yaklaşımı göremedik. Biz yeni hakları konuşalım derken, onlar kazanılmış haklarımızı elimizden almak istediler. Biz çağdaş çalışma koşulları derken, onlar esnek çalışma, kıstelyevm, denkleştirme, telafi çalışması gibi uygulamaları dayattılar. Biz alın terimizin karşılığı deyince de onlar size enflasyonun bile altında bir zam yeter dediler.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif">Buradan işveren sendikası MESS’e bir kez daha sesleniyoruz. Türk Metal olarak, yoksulluğa, geçim sıkıntısına asla evet demeyeceğiz. Hakkımızı alana kadar mücadele edeceğiz. Direneceğiz, direneceğiz, direne direne kazanacağız. “</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif"><img alt="" src="https://www.sektorel.com.tr/public/images/detay/14_SO0HEJ.jpeg" style="height:600px; width:800px" /><img alt="" src="https://www.sektorel.com.tr/public/images/detay/Ankara%208_K1HYRN.jpg" style="height:533px; width:800px" /><img alt="" src="https://www.sektorel.com.tr/public/images/detay/Ankara%205_BUKBKV.jpg" style="height:800px; width:533px" /></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 13 Dec 2025 10:47:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/12/turk-metal-iscileri-seslerini-yukseltti-1765612257.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>47 Bin Abone Gazsız Kaldı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/47-bin-abone-gazsiz-kaldi-84150</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/47-bin-abone-gazsiz-kaldi-84150</guid>
                <description><![CDATA[Aksa Çukurova Doğalgaz, Hatay’da izinsiz gerçekleştirilen kazı çalışmalarının doğal gaz hatlarında ciddi hasarlara yol açtığını ve bu durumun hem gaz arzını hem de can ve mal güvenliğini tehdit ettiğini açıkladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Şirket, özellikle 6 Şubat depremlerinin ardından yoğunlaşan yeniden yapılanma çalışmalarının kontrolsüz şekilde sürdürülmesinin hat hasarlarını iki kattan fazla artırdığını vurguladı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Aksa Çukurova Doğalgaz Hatay Bölge Müdürü Serhat Kasapoğlu, 2025 Ocak–Kasım döneminde 1.225 hat hasarı meydana geldiğini ve bu nedenle 47 bin abonenin gazsız kaldığını belirtti. Kasapoğlu, “Kesintisiz gaz arzı ve kamu güvenliği için doğal gaz hattı bulunan tüm cadde ve sokaklarda, dağıtım şirketine bilgi verilmeden kazı yapılmamalı” uyarısında bulundu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Şehirde aynı anda yürütülen yüzlerce proje nedeniyle altyapıda yoğun bir çalışma trafiği oluştuğunu aktaran şirket, izinsiz kazıların hem gaz kesintilerine hem de kontrolsüz gaz çıkışları, yangın veya patlama gibi kritik tehlikelere yol açabileceğini ifade etti.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hatay, Aksa Doğalgaz’ın dağıtım bölgeleri arasında hat hasarının en çok yaşandığı şehir konumunda bulunuyor. Geçen yıl 463 olan hat hasarı sayısının, bu yıl iki kattan fazla artarak 1.225’e yükselmesi dikkat çekti.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">“Kazı Öncesi Mutlaka Bilgi Verilmeli”</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kasapoğlu, özellikle kamu kurumlarının ve yüklenici firmaların hassas davranması gerektiğini belirterek şu çağrıda bulundu:</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">“Doğal gaz hatlarının bulunduğu bölgelerde tüm altyapı çalışmaları AYKOME yönetmeliği kapsamında, doğal gaz dağıtım şirketinin bilgisi ve izni dahilinde yapılmalı. Kazı çalışmalarından önce mutlaka 444 4 187 numaralı Aksa Doğalgaz Çözüm Merkezi ile irtibata geçilmeli.”</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Vatandaşların şüpheli bir durum fark etmeleri veya gaz kaçağı hissetmeleri halinde 187 Doğalgaz Acil Hattı'nı arayarak durumu bildirmeleri istendi.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 12 Dec 2025 12:55:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/12/47-bin-abone-gazsiz-kaldi-1765533418.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yapay zekâdan arkadaş olur mu?</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/yapay-zekadan-arkadas-olur-mu-83952</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/yapay-zekadan-arkadas-olur-mu-83952</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yapay zekâ&nbsp;arkadaşlık uygulamaları hızla yaygınlaşıyor. Siber güvenlik çözümlerinde dünya lideri ESET, kontrolsüz yapılan paylaşımlara dikkat çekerek &nbsp;yapay zekâ botuyla iletişim kurmanın risklerine dikkat çekti.&nbsp;</strong></p>

<p>Yapay zekâ arkadaşlar, LLM'lerin ve doğal dil işleme (NLP) teknolojisinin gücünü kullanarak kullanıcılarıyla sohbet tarzında, son derece kişiselleştirilmiş bir şekilde etkileşim kuruyor. Character.AI, Nomi ve Replika gibi uygulamalar, kullanıcılarının psikolojik ve bazen de romantik ihtiyaçlarını karşılıyor. Büyük platformlar bile bu trendi yakalamaya başladı. OpenAI kısa süre önce "doğrulanmış yetişkinler için erotik içerik" sunacağını ve geliştiricilerin ChatGPT üzerine kurulu "yetişkinlere yönelik" uygulamalar oluşturmasına izin verebileceğini açıkladı. Elon Musk'ın xAI şirketi de Grok uygulamasında flörtöz yapay zekâ arkadaşları piyasaya sürdü.&nbsp;</p>

<p><strong>Kişisel bilgilerinizin üçüncü şahıslarla paylaşılmayacağından nasıl emin olabilirsiniz?</strong></p>

<p>Temmuz ayında yayımlanan bir araştırma, gençlerin yaklaşık dörtte üçünün yapay zekâ arkadaşlarını kullandığını ve yarısının bunu düzenli olarak yaptığını ortaya koydu. Aynı araştırmada gençlerin üçte birinin ciddi konuşmalar için insanlara göre yapay zekâ botlarını tercih etmesi ve dörtte birinin onlarla kişisel bilgilerini paylaşması dikkat çekti. Bu durum, uyarıcı hikâyeler ortaya çıkmaya başladıkça özellikle endişe verici hâle geliyor. Ekim ayında, araştırmacılar iki yapay zekâ arkadaş uygulamasının farkında olmadan son derece hassas kullanıcı bilgilerini ifşa ettiğini paylaştı. Fırsatçı tehdit aktörleri, para kazanmanın yeni bir yolunu her zaman keşfedebiliyor. Kurbanların yapay zekâ arkadaşlarıyla romantik sohbetlerinde paylaştıkları bilgilerin şantaj için biçilmiş kaftan olduğunu her zaman göz önüne almaları gerekir.&nbsp;</p>

<p><strong>Ailenizi nasıl güvende tutabilirsiniz?</strong></p>

<p>İster kendiniz bir yapay zekâ arkadaşlık uygulaması kullanın ister çocuklarınızın kullanmasından endişe duyuyor olun &nbsp;şu noktalara dikkat etmelisiniz. Yapay zekânın yerleşik güvenlik veya gizlilik önlemleri olmadığını varsayın. Bir yabancıyla paylaşmaktan rahatsız olacağınız hiçbir kişisel veya finansal bilgiyi onunla paylaşmayın. &nbsp;Siz veya çocuklarınız bu uygulamalardan birini denemek istiyorsanız önceden araştırma yapın ve en iyi güvenlik ve gizlilik korumalarını sunan uygulamaları bulun. Bu, gizlilik politikalarını okuyarak verilerinizi nasıl kullandıklarını veya paylaştıklarını anlamak anlamına gelir. Kullanım amacını açıkça belirtmeyen veya kullanıcı verilerini sattığını paylaşan uygulamalardan kaçının. Uygulamanızı bulduktan sonra, iki faktörlü kimlik doğrulama gibi güvenlik özelliklerini etkinleştirmeyi unutmayın. Bu, çalınan veya brute force saldırısıyla ele geçirilen parolaların kullanılarak hesapların ele geçirilmesini önlemeye yardımcı olacaktır. Gizlilik ayarlarını inceleyerek korumayı artırın. Örneğin, model eğitimi için konuşmalarınızın kaydedilmesini devre dışı bırakma seçeneği olabilir.</p>

<p><strong>Arkadaşlık uygulamalarının kâr amaçlı uygulamalar olduğunu unutmayın</strong></p>

<p>Çocuklarınızın bu araçları kullanmasının güvenlik, gizlilik ve psikolojik etkileri konusunda endişeleriniz varsa daha fazla bilgi edinmek için onlarla diyalog kurun. Aşırı paylaşımın risklerini hatırlatın ve bu uygulamaların, kullanıcılarının çıkarlarını ön planda tutmayan, kâr amaçlı araçlar olduğunu vurgulayın. Bu uygulamaların çocuklarınız üzerinde yaratabileceği etkiden endişe duyuyorsanız ekran süresini ve kullanımı sınırlamak gerekebilir. Bu sınırlama, ebeveyn denetim kontrolleri veya uygulamaları aracılığıyla uygulanabilir<a href="https://www.welivesecurity.com/2021/01/15/whats-your-attitude-parental-controls/" rel="noopener noreferrer" target="_blank">.</a>&nbsp;Çocuklarınız için yaş doğrulama ve içerik denetimi politikalarına sahip yeterli koruma sağlayamayan hiçbir yapay zekâ destekli arkadaşlık uygulamasına izin vermemeniz gerektiği unutmayın. Düzenleyicilerin, geliştiricilerin bu alanda neler yapıp yapamayacağına dair daha katı kurallar uygulamak için müdahale edip etmeyeceği henüz belli değil. Romantik botlar şu anda bir nevi gri alanda faaliyet gösteriyor ancak AB'de yakında yürürlüğe girecek olan Dijital Adalet Yasası, aşırı derecede bağımlılık yaratan ve kişiselleştirilmiş deneyimleri yasaklayabilir. Geliştiriciler ve düzenleyiciler bu konuda bir sonuca varana kadar, yapay zekâ arkadaşlarını sırdaş veya duygusal destek olarak görmemek daha iyi olabilir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 08 Dec 2025 15:58:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/12/yapay-zekadan-arkadas-olur-mu-1765198705.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MICE sektörünün en büyük buluşması</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/mice-sektorunun-en-buyuk-bulusmasi-83949</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/mice-sektorunun-en-buyuk-bulusmasi-83949</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası etkinlik ve organizasyon sektörünün en itibarlı platformu ACE of M.I.C.E. 2026 yılında 23. kez düzenlenerek MICE endüstrisinin liderlerini yeniden bir araya getirmeye hazırlanıyor. 17–18 Ocak 2026 tarihlerinde Kuzey Kıbrıs’ta Elexus Hotel &amp; Convention’da gerçekleşecek olan etkinlik, bu yıl da hem ulusal hem uluslararası ölçekte geniş bir katılımcı kitlesini ağırlayacak. Etkinlik kapsamında iki tam gün boyunca gerçekleştirilecek b2b toplantılar ile sektörün ticari hacmine büyük katkı sunarken, 29 kategoride gerçekleştirilecek ödül töreninde ise yaratıcı etkinlikleri 80 kişilik kurumsal jüri üyelerinin oylarıyla birinciler açıklanacak. Görkemli gala gecesiyle sektör profesyonelleri ödüllerine benzersiz bir deneyim ile kavuşacak.</p>

<p>ACE of M.I.C.E. Awards 2026, 29 farklı kategoride MICE sektörünün en başarılı proje ve ekiplerini ödüllendirerek, yaratıcılığı, inovasyonu ve etkinlik kalitesini uluslararası bir platformda görünür kılmayı amaçlıyor. Her yıl artan katılımcı sayısı, sektörün bu organizasyona duyduğu güvenin ve global arenada elde edilen konumun somut bir göstergesi niteliğinde. Dream Project’in yıllara dayanan tecrübesi ve organizasyon gücü sayesinde ACE of M.I.C.E. iş birliği imkânlarının geliştirildiği, yeni bağlantıların kurulduğu ve sektörün geleceğine yön veren profesyonel bir buluşma noktası haline geldi.</p>

<p>Dream Project CEO’su ve Yönetim Kurulu Üyesi Volkan Ataman, etkinliğe dair yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı:&nbsp;<strong>“Tüm MICE sektörünün büyük bir heyecanla beklediği ACE of M.I.C.E. sadece sektörü bir araya getiren bir platform değil; aynı zamanda b2b toplantılarla ulusal- uluslararası iş birliklerinin doğduğu, yenilikçi projelerin görünür kılındığı ve MICE profesyonellerine ilham veren bir ekosistem yaratıyor. Bu yıl da tüm katılımcılarımıza unutulmaz bir deneyim sunmak için büyük bir heyecanla hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. Misafirlerimizi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin en özel otellerinden olan Elexus Hotel &amp; Convention’da ağırlamaktan büyük mutluluk duyacağız.’’</strong></p>

<p>Kurumsal markaların etkinlik ve turizm alanındaki üst düzey karar mercilerinin oteller, etkinlik ajansları, servis sağlayıcıları kısaca MICE sektör profesyonelleriyle yoğun b2b toplantılarıyla gerçekleştirilecek olan etkinlikte sektörün ticari hacmine ciddi bir katkı sunulacak. 29 kategoride ödüller için başvurular 19 Aralık 2025 tarihine kadar devam ederken sektörün yoğun ilgisi MICE sektörünün dinamizmini ve yenilik arayışını bir kez daha gözler önüne seriyor.</p>

<p>ACE of M.I.C.E. Awards 2026, sektöre yeni kapılar açan, uluslararası arenada rekabet gücünü artıran ve her yıl çıtayı yükselten yapısıyla, dünya MICE sektörünün en önemli MICE etkinliklerinden biri olmaya devam ediyor.</p>

<p>Aşağıda yer alan kategorilere&nbsp;aceofmice.com&nbsp;üzerinden başvurular yapılmaktadır.</p>

<ul style="list-style-type:disc">
	<li>En İyi Etkinlik</li>
	<li>En İyi Festival</li>
	<li>En İyi Incentive Etkinliği</li>
	<li>En İyi Incoming Incentive Etkinliği</li>
	<li>En İyi Roadshow</li>
	<li>En İyi Kültür &amp; Sanat Etkinliği</li>
	<li>En İyi Davet Etkinliği</li>
	<li>En İyi Halkla İlişkiler Etkinliği</li>
	<li>En İyi Spor Etkinliği</li>
	<li>En İyi Lansman Etkinliği</li>
	<li>En İyi Sosyal Sorumluluk Projesi</li>
	<li>En İyi Moda Etkinliği</li>
	<li>En İyi Etkinlik Prodüksiyonu</li>
	<li>En İyi Alışveriş Merkezi Etkinliği</li>
	<li>En İyi Konser Etkinliği</li>
	<li>En İyi Hibrit/Dijital Etkinlik</li>
	<li>En İyi Hibrit/Dijital Etkinlik Platformu</li>
	<li>En İyi Influencer Kampanyası</li>
	<li>En İyi Stant ve Etkinlik Alanı Tasarımı</li>
	<li>En İyi Çıkış Yapan Etkinlik Toplantı Yönetim Firması</li>
	<li>En İyi Ses, Işık, Görüntü Uygulaması</li>
	<li>En İyi Çocuk Etkinliği</li>
	<li>En İyi Hibrit/Dijital Etkinlik Platformu</li>
	<li>En İyi Zirve</li>
	<li>En İyi Gerilla Etkinliği</li>
	<li>En İyi Uyarlama Etkinlik</li>
	<li>En İyi Sürdürülebilirlik Projesi</li>
	<li>En İyi Belediye Etkinliği</li>
	<li>En İyi E-spor Etkinliği</li>
</ul>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 08 Dec 2025 15:57:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/12/mice-sektorunun-en-buyuk-bulusmasi-1765198653.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kadına şiddette Nordik Paradoksu…</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/kadina-siddette-nordik-paradoksu-83598</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/kadina-siddette-nordik-paradoksu-83598</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan,&nbsp;25 Kasım<strong>&nbsp;</strong>Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla kadına yönelik artan şiddet ve kadın psikolojisi&nbsp;konusunu değerlendirdi.</p>

<p><strong>Kadın ve erkek biyolojik olarak eşit değil</strong></p>

<p>Kadın ve erkek arasındaki biyolojik ve psikolojik farklılıkları bilmenin bu konuyu sağlıklı anlayabilmek açısından oldukça önemli olduğunu ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Her şeyden önce, kadın ve erkek biyolojik olarak eşit değildir. Ancak toplumsal anlamda, hak ve fırsatlar bakımından eşit olmaları gerekir. Bu ayrımı net olarak yapmak önemlidir. Biyolojik eşitlik iddiası bilimsel olarak gerçekçi değildir. Bir kadının vücudunda ortalama 4 litre kan dolaşırken, bu miktar erkeklerde yaklaşık 6 litredir. Bu fark bile başlı başına fiziksel güç ve performans açısından eşitliğin olmadığını gösterir. Dolayısıyla, ‘eşitlik’ kavramı burada yanlış beklentilere yol açabilir. Beyin fonksiyonları açısından da kadın ve erkek farklılık gösterir. Kadın beyni, erkek beynine kıyasla empati kurma becerisi açısından daha güçlüdür. Bu fark çocuk yaşta bile gözlemlenebilir. Anaokulunda bir çocuk düştüğünde erkek çocuklar oyuna devam ederken, kız çocuklar yardım etme eğilimi gösterir. Yani bu, empati eğiliminin doğuştan geldiğini gösteren önemli bir örnektir.” dedi.</p>

<p><strong>Kadın ve erkek beyni sorun çözme stilleri açısından da farklı çalışıyor</strong></p>

<p>“Kadın ve erkek beyni sorun çözme stilleri açısından da farklı çalışır. Erkekler stres altında kaldıklarında içe çekilip yalnız başına çözüm ararken; kadınlar paylaşarak, konuşarak rahatlama ihtiyacı duyar.” diyen Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>

<p>“Bu durum da zaman zaman yanlış anlaşılmalara neden olur. Erkekler ‘sorunu kendi içinde çözmeye çalışırken’ suskun kalabilir. Kadın ise ‘iletişim kurarak çözüm aradığı’ için çok konuştuğu zannedilebilir. Oysa bu, farklı stres yönetimi stillerinin sonucudur. Eğer bireyler olgunlaşmışsa ve birbirinin yaklaşımına duyarlıysa, bu farklılıklar arasında denge kurulabilir. Beynin sol lobu daha çok mantık, muhakeme, analiz, hesaplama ve konuşma gibi işlevlerle ilgilenirken; sağ lob ise duygular, sezgiler, sanat ve estetik gibi alanlarla ilişkilidir. Sol beyin daha erkeksi; sağ beyin daha dişil özellikler taşır. Ön beyin ise bu iki yarımküre arasında denge sağlar. Eğer birey bu dengeyi kuramazsa ya aşırı rasyonel ya da aşırı duygusal bir yapıda kalabilir. Bu nedenle sağlıklı karar alma süreci için beynin ön bölgesinin iyi çalışması gerekir.”</p>

<p><strong>Cinsellik açısından da kadın ve erkek arasında belirgin farklar var</strong></p>

<p>Biyolojik farklılıkların sadece beyinle sınırlı olmadığını kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Duygusal yönelimler ve cinsellik açısından da kadın ve erkek arasında belirgin farklar vardır. Erkek beyni daha çok erotizm odaklı çalışırken, kadın beyni romantizm odaklıdır. Bu fark, örneğin kısa süreli ilişkilerde de kendini gösterir. Erkek ilişkiden sonra duygusal bağ kurmadan hayatına devam edebilirken, kadın – beklentisi olmadığını bilse bile – duygusal bir karşılık bekleyebilir, telefon bekleyebilir. Bu durum yapılan araştırmalarla da desteklenmektedir.” diye konuştu.</p>

<p><strong>Kadınların özgürleşme hareketi kadın-erkek mücadelesine dönüştü</strong></p>

<p>Patriyarkanın yani ataerkil kültürün, insanlık tarihinde uzun süre baskın olduğunu anlatan Prof. Dr. Tarhan, “1960’larda, özellikle II. Dünya Savaşı’nın ardından, kadınların özgürleşme hareketi dünya genelinde yükselişe geçti. Bu hareketin başlangıcında kadın-erkek eşitsizliklerinin giderilmesi yönünde çok önemli kazanımlar elde edildi. Ancak bir süre sonra bu hareket bazı alanlarda yönünü kaybetti ve kadın-erkek mücadelesine dönüştü. Bu da küresel ölçekte evlilik kurumunu ve toplumsal yapıyı olumsuz etkiledi.” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Kadınlar ‘hüzünlü bir prenses’ değil, ‘bilge bir kadın’ olmalıdır</strong></p>

<p>Feminist aktivist bir yazarın “Kadının konforu; sadık bir eşi ve kendi banka cüzdanı olan kadındadır.” dediğini hatırlatan Prof. Dr. Tarhan, şunları söyledi:</p>

<p>“Kadın hem ekonomik bağımsızlığa sahip olmalı hem de güvenebileceği bir eşe sahip olmalıdır. Toplumsal roller de biyolojik ve çevresel temellere dayanarak şekillenmiştir. Ancak 20. ve 21. yüzyılda toplumsal koşullar büyük ölçüde değişmiştir. Artık bu eski roller işlevini yitirmiştir. Günümüzde yeni bir toplumsal gerçeklik söz konusudur. Bu yeni çağda kadın yalnızca ‘dişiliğiyle’ değil, ‘kişiliğiyle’ var olmalıdır. Kadınlar ‘hüzünlü bir prenses’ değil, ‘bilge bir kadın’ olmalıdır. Kadın bu şekilde kendi gücünü fark ettiğinde, kadın-erkek ilişkileri daha sağlıklı bir şekilde yürüyebilir.”</p>

<p><strong>Yeni bir toplumsal anlayış inşa etmeliyiz</strong></p>

<p>Ataerkil düzenin şekillendirdiği “erkeklik”, “kadınlık”, “annelik”, “babalık” ve “eş” rollerinin artık bu yeni çağın doğrularına göre yeniden yazılması gerektiğine de işaret eden Prof. Dr. Tarhan, “Yeni bir gelenek, yeni bir toplumsal anlayış inşa etmeliyiz. Eski kalıplar ‘babamdan böyle gördüm’, ‘vurdum mu oturturum’ gibi şiddeti ve erkek egemenliğini meşrulaştıran söylemler artık geçerliliğini yitirmeli. Keza ‘kızını dövmeyen dizini döver’ gibi sözler de cinsiyetçi ve şiddet odaklı kültürel kodların bir yansımasıdır. Toplumda hâlâ yaygın olan ‘erkek kadına itaat etmez ama kadın erkeğe itaat etmelidir’ anlayışı da yanlıştır. İtaat iki taraf için de sadakat iki taraf için de geçerlidir.” dedi.</p>

<p><strong>Güvenin olmadığı yerde evlilik inceldiği yerden kopar</strong></p>

<p>Eskiden evliliğe “sevgi yuvası” denildiğini ama artık doğru tanımın “güven yuvası” olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Çünkü güvenin olmadığı yerde evlilik inceldiği yerden kopar. Kadın beyni, empati yetisi bakımından daha güçlü olduğu için fedakârlık eğilimi de yüksektir. Bu da onu ilişkilerde daha çok çabalayan taraf haline getirir. Genellikle çocuk olduktan sonra kadın çocuğa, erkek işe yönelir. Bu da aradaki duygusal bağı zayıflatır. Evlilik bir ateş gibidir: Çok yaklaşırsan yakar, çok uzaklaşırsan söner. Bu nedenle mesafeyi dengede tutmak, ilişkiyi sürekli beslemek gerekir. Çiftlerin ‘ego savaşına’ değil, ‘biz’ olmanın yollarına odaklanması gerekir. ‘Ben kalarak biz olabilmek’ en sağlıklı ilişki biçimidir. Çünkü gerçek bağlılık, bireyliğini kaybetmeden ortak bir hayat kurabilmekle mümkündür. Böylece ilişki bir efendi-köle modeline dönüşmez.” diye konuştu.</p>

<p>Çocuk eğitiminin yalnızca anneye bırakılmasının da problem oluşturduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, çocuk gelişiminde anne ve babanın eşit sorumluluk taşıması gerektiğini, kadınlar çalışsa da çalışmasa da genellikle ev işleri ve çocuk bakımından da sorumlu tutulduğunu bunun da onların yükünü artırdığını anlattı.</p>

<p><strong>Erkek şiddeti değil, güçlünün zayıfı ezmesi söz konusu…</strong></p>

<p>Bazı erkeklerin eğitimli, kariyer sahibi ve dışarıdan başarılı görünse de eşlerine karşı şiddet uygulayabildiğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Bu durum yalnızca ‘erkek şiddeti’ olarak değil, genel anlamda ‘güçlünün zayıfı ezmesi’ olarak da değerlendirilmeli. Çünkü bu kişiler genellikle çocuklukta benmerkezci bir yaklaşımla, ‘kendi ayakları üzerinde dursun’ düşüncesiyle yetiştirilmiş oluyorlar. Bu eğitim iyi niyetle verilse de çocuğun ‘her şey benim istediğim gibi olmalı’ inancını pekiştiriyor. Bu da evlilikte şiddete eğilimi artıran önemli bir faktör. Şiddet davranışı çoğu zaman sadece alkol ya da öfke kontrol bozukluğuna indirgenir. Oysa asıl köken, kişilik yapılanmasında yatıyor. Şiddet eğilimli kişilerde özellikle narsistik ya da antisosyal kişilik özellikleri ön plana çıkıyor. Bu bireyler, kendilerini ‘iyi, doğru, kusursuz’ olarak tanımlar ve eleştiriyi doğrudan saldırı gibi algılar. Özellikle partnerlerinden gelen bir ‘hayır’ ya da karşı çıkış, onların egosunu tehdit eder. Bu durumda ilişki, eşit bir ortaklıktan çıkar ve ‘köle-efendi’ düzenine dönüşür.</p>

<p><strong>Şiddetin kökeninde ne yatıyor?</strong></p>

<p>Bazı insanların öfkeyi bir sorun çözme yöntemi, hatta statü elde etme aracı olarak kullandığını da anlatan Prof. Dr. Tarhan, “Bu kişiler, kendilerini güçlü gördükleri için zayıfı ezmeyi meşru görür. Bu, adeta bir ‘orman kanunu’ anlayışıdır. Ormanda güçlü olan kazanır; aslan kraldır. Ev içinde bu zihniyetle hareket eden birey, kendi gücünü dayatır. Kadın böyle bir ortamda karşılık vermeye kalktığında —aynı şekilde bağırdığında ya da eşyalar fırlattığında— fiziksel olarak eşit olmadığı için zarar gören taraf olur. Çünkü orman kanunlarında zayıf olan ezilmeye mahkûmdur. Dolayısıyla şiddete karşı aynı yöntemle yanıt vermek, kadını daha da zayıf duruma düşürebilir. Bu nedenle, şiddetin kökeninde yalnızca bireysel patolojiler değil, aynı zamanda öğrenilmiş davranışlar, kültürel kodlar ve yanlış ebeveynlik stilleri de yatmaktadır.” ifadesinde bulundu.</p>

<p><strong>"Nordik paradoksu" neyi anlatıyor?</strong></p>

<p>"Nordik paradoksu" olarak adlandırılan duruma da işaret eden Prof. Dr. Tarhan, “Bu kavram, İskandinav ülkeleri gibi toplumsal cinsiyet eşitliğinde dünyanın önde gelen ülkelerinde, kadına yönelik şiddetin hâlâ yüksek oranlarda görülmesini ifade eder. Bu ülkeler, özellikle 1960’lı yıllardan itibaren cinsiyet eşitliği konusunda yasal düzenlemeler yaparak büyük ilerlemeler kaydettiler. Ancak İsveç’te günümüzde hâlâ ayda 2-3 kadın, partner şiddeti nedeniyle hayatını kaybediyor. Türkiye’de ise bu sayı aylık 30-40 cinayet civarında. Oysa 20 yıl önce bu oran aylık 1-2 kadındı. Yani 2023 istatistiklerine göre Türkiye’de kadın cinayetleri yaklaşık 10 kat artmış durumda. Nüfusa oranla baktığımızda, İsveç'in 10 milyon, Türkiye’nin ise yaklaşık 80 milyonluk bir nüfusu olduğu göz önüne alındığında, sayılar benzer düzeylerde. Bu da kadına yönelik şiddetin yalnızca toplumsal cinsiyet eşitliğiyle açıklanamayacağını gösteriyor.” dedi.</p>

<p>Prof. Dr. Tarhan, Avrupa Birliği ülkelerinde yapılan araştırmalara göre, kadınların yaşamları boyunca en az bir kez partner şiddetine maruz kalma oranının Avrupa ortalamasının yüzde 22, İskandinav ülkelerinde yüzde 28 ve Türkiye’de de yüzde 33 civarında olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>Erkeğin fiziksel gücü varsa, kadının da gücü; düşünce ve strateji becerisi</strong></p>

<p>Erkeğin fiziksel gücü varsa, kadının da güçlü aracının düşünce ve strateji becerisi olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Ancak bu strateji ağlamak ya da duygu sömürüsü şeklinde olmamalı. Çünkü kadın ağladığında, şiddete meyilli bir erkek bu zayıflığı daha da ezme eğiliminde olabilir. Dolayısıyla ağlamak yerine, stratejik ve düşünsel bir yaklaşım tercih edilmelidir. Böyle bir durumda kadın, ‘Şu anda çok öfkelisin. Seni şu an gerçek kişiliğinle görmüyorum. Bu davranışını bir kenara not ediyorum ama şu an sana cevap vermeyeceğim. Çünkü bu yaptığın şey doğru değil.’ demeli. Bu yaklaşım, karşı tarafın düşünen beynini devreye sokar. Yani burada stratejik davranmak gerekir. Elindeki güçlü yönleri fark etmek ve etkili şekilde kullanmak önemlidir. Eğer erkek öfkesinin karşısındakine etki ettiğini, onu yönettiğini hissederse, o gücü kullanmaya devam eder. Bu nedenle kadın, eşinin hangi yönlerden etkilendiğini iyi gözlemlemeli.” şeklinde konuştu.</p>

<p>Empati eksikliğinin günümüzde ilişkilerin en büyük düşmanı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, evlilikte çatışma durumunda her iki taraf bir adım geri atarsa, orta noktada buluşabileceklerini söyledi.</p>

<p><strong>Şiddet, bir sorun çözme, hak arama, bir iletişim yöntemi olarak içselleştirilmemeli</strong></p>

<p>Şiddet mağdurlarına bakıldığında çoğunun çocukluk döneminde şiddete tanıklık ettiği ya da maruz kaldığının görüldüğünü kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Bu bireylerin yetiştiği ailelerde şiddet, bir sorun çözme, hak arama, hatta bir iletişim yöntemi olarak içselleştirilmiştir. Bu nedenle şiddet, onlar için olağan ve tanıdık gelir. Kız çocukları, bu koşullarda büyüdüklerinde genellikle iki farklı yöne savrulurlar. Özerklik duygusu güçlü olanlar, evlenmek istemez, kendilerini korumak için eğitim alır, meslek sahibi olmak ister. Aileleri tarafından teşvik edilenler de ‘Senin bir mesleğin olsun, bileziğin olsun. Yanlış bir evlilik yaparsan kendi ayakların üzerinde durabilesin’ şeklinde motive edilirler.” diye konuştu.</p>

<p><strong>Şiddet içeren ilişkilerde pişmanlık da sık görülür</strong></p>

<p>Şiddetin öğrenilmiş çaresizlik haline gelebildiğini de dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Kişi, şiddeti bir kader gibi kabullenir, bunu çaresizlik ya da hatta bir sevgi göstergesi olarak algılar. Oysa bu, derin bir zayıflık ve kırılganlık işaretidir. Bu öğrenilmiş çaresizliğin aşılabilmesi için bireyde özerklik duygusunun gelişmiş olması gerekir. Özellikle genç kızlar, evliliğin başında bu konulara duyarlı olduklarını ifade eder ve şiddete kesinlikle tolerans göstermeyeceklerini belirtirler. Şiddet içeren ilişkilerde pişmanlık da sık görülür. Özellikle alkolün etkisi altındayken ortaya çıkan şiddet olaylarında, alkolün etkisi geçtikten sonra birey yoğun bir pişmanlık yaşayabilir. Ancak bu pişmanlığın çoğu zaman bir iyileştirici etkisi olmaz, çünkü şiddet bir kere yöntem hâline geldiyse, bu noktadan sonra artık ilişki sağlıklı biçimde devam edemez.” ifadesinde bulundu.</p>

<p><strong>Şiddetin ilk anında sınırlar net biçimde çizilmeli</strong></p>

<p>İlişkide şiddeti tolere etmenin, affetmenin bir kez olabileceğini ama sonra affedilemez bir hal alacağını anlatan Prof. Dr. Tarhan, “Çünkü bu noktada kurban rolünü benimsemek, şiddete zemin hazırlamak anlamına gelir. Bu nedenle, evliliğin başında yapılacak olan bir evlilik niyet sözleşmesi ya da çiftlerin birlikte değerlendireceği bir evlilik olgunluğu ölçeği, bu tür konuların önceden açıkça konuşulması açısından önemlidir. Eğer biri, şiddeti evlilikte bir problem çözme yöntemi olarak görüyorsa, bu kişi zaten evlilik olgunluğuna sahip değildir. Böyle biriyle ya evlenilmemeli ya da evlenildiyse, şiddetin ilk anında sınırlar net biçimde çizilmelidir.” şeklinde konuştu.<strong>&nbsp;</strong></p>

<p>Sağlıklı evliliklerin, karşılıklı saygı ve bireysel sınırların korunmasıyla mümkün olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Yüzeysel ilişkilerde bu denge kurulamıyor. Çünkü bu tür ilişkilerde bağın harcı hızla tükeniyor. Ancak derinlikli, nitelikli ilişkilerde uzun vadeli bağ kurulabiliyor.” dedi.</p>

<p><strong>Evlilikte en büyük yatırım, birbirine ayrılan zamandır</strong></p>

<p>Prof. Dr. Tarhan, evliliklerde en önemli ihtiyacın “birlikte kaliteli zaman geçirmek” olduğunu dile getirerek, “Nitelikli bir ilişki varsa güven oluşur, insanlar küçük şeyleri büyütmez. Problemler doğal akışta çözülür. En büyük yatırım, birbirine ayrılan zamandır.” ifadesinde bulundu.</p>

<p>Kadın ve erkeğin aynı anda aynı rolleri üstlenmesinin “rol karmaşası” na neden olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “Evde kadın da erkek de rollerini dengeleyerek ortak liderlik kurmalı. Kadının biyolojik eğilimi kendini ifade etmeye yöneliktir. Erkeğin ise görsel uyarılara tepkisi daha fazladır. Bu farklılıklar göz önüne alınarak evlilik kurumunda dengeli bir sistem kurulmalı.” diye konuştu.</p>

<p><strong>Kadınlık ve erkeklik kimliğini yok eden yaklaşımlar tehlikeli</strong></p>

<p>Son yıllarda artan cinsiyet eşitliği ve tek cinsiyetli yaklaşımların, evlilik ve kimlik yapısını zedelediğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Cinsiyet eşitliği hak ve fırsatlarda olmalı; kadınlık ve erkeklik kimliğini yok eden yaklaşımlar tehlikeli. Bu bir toplumsal kumar. Cinsiyetsizlik akımları, evliliği cinselliğe indirgedi. Bu da kurum olarak evliliği zayıflatıyor.” şeklinde konuştu.</p>

<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, toplumsal düzenin kadın ve erkek rollerini tamamlayıcı olarak tanımlaması gerektiğini belirterek, “Kadın ve erkek rolleri çatışma değil, tamamlayıcılık üzerine kurulmalı. Feminen ve maskülen enerjinin dengesi hem birey hem toplum sağlığı için hayati.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 25 Nov 2025 13:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/11/kadina-siddette-nordik-paradoksu-1764067446.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Akıllı bir telefon için 12 bin litreden fazla su tüketiliyor!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/akilli-bir-telefon-icin-12-bin-litreden-fazla-su-tuketiliyor-83379</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/akilli-bir-telefon-icin-12-bin-litreden-fazla-su-tuketiliyor-83379</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Çevre Sağlığı Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller hem bölgesel hem ulusal ölçekte yaşanan su krizini değerlendirdi.</p>

<p><strong>Su krizi sadece çevresel bir sorun değil</strong></p>

<p>Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, suyun tüm canlıların en temel ihtiyaçlarından ve yapıtaşlarından biri olduğunu dile getirerek, “Geçtiğimiz yaz aylarında artan sıcaklıklar, kuraklık ve iklim değişikliği etkisiyle ortaya çıkan düzensiz yağış rejimi, bu aylarda artan su ihtiyacıyla birlikte ülkemizin birçok bölgesinde ciddi bir su krizine yol açtı. Bu kriz yalnızca çevresel bir sorun değil; aynı zamanda halk sağlığını, gıda güvenliğini ve ekonomik istikrarı tehdit eden bir boyut da kazandı. Özellikle ülkemizdeki su kaynakları ve nüfusun değişken bir yapıda olması su kaynaklarının az, nüfusun yüksek olduğu bölgelerde büyük su sıkıntılarının yaşanmasına yol açıyor.” dedi.</p>

<p><strong>Dünya nüfusunun yüzde 25’i güvenli ve temiz suya tam anlamıyla erişemiyor</strong></p>

<p>İçme suyundaki azalmanın, özellikle suyun kalitesinin düşmesi ve hastalık yapma riski barındıran bazı mikroorganizmaların daha kolay çoğalabilmesi nedeniyle ciddi sağlık riskleri meydana getirdiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Yeterli ve temiz suya erişim sağlanamadığında bulaşıcı hastalıklar artmakta, hijyen koşulları bozulmakta ve toplumun genel sağlığı olumsuz etkilenmektedir. Özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik rahatsızlığı olan bireyler bu süreçten daha ağır etkilenmektedir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre günümüzde hala dünya nüfusunun yüzde 25’i yani dörtte biri güvenli ve temiz suya tam anlamıyla erişememektedir. Bu durum DSÖ verilerine göre yılda 1 milyondan fazla insanın hayatını kaybettiğini ortaya koymaktadır.” diye konuştu.</p>

<p><strong>Su tüketiminin büyük bir bölümü sanayi ve tarım alanında gerçekleşiyor</strong></p>

<p>Su sıkıntısının gündelik hayatta olduğu gibi tarımsal ve sanayi üretiminde de önemli ihtiyaçlar arasında yer aldığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Ülkemizde ve dünyanın pek çok ülkesinde su tüketiminin büyük bir bölümü sanayi ve tarım alanında gerçekleşmektedir. Su kıtlığı, tarımsal üretimin azalmasına ve ürün verimliliğinin düşmesine yol açmaktadır. Bu durum gıda fiyatlarının artmasına, ithalat bağımlılığının yükselmesine ve gıda güvenliğinin zayıflamasına neden olabilir. Sanayide yaşanacak su sıkıntısı ise üretim maliyetlerini artırarak ekonomi üzerinde doğrudan olumsuz etki yapmaktadır.” ifadesinde bulundu.</p>

<p><strong>Bir akıllı telefonun üretim süreçlerinde 12.000 litreden fazla su tüketiliyor</strong></p>

<p>Sadece ülkemizde değil, içerisinde bulunduğumuz coğrafyada da pek çok ülkenin su sıkıntısı yaşadığına işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, şöyle devam etti:</p>

<p>“Yapılan çalışmalar Akdeniz ve Ortadoğu ülkelerinin iklim değişikliğinden en çok etkilenen ülkeler arasında olduğunu ortaya koymaktadır. Bu yüzden vatandaşlarımıza sadece su sıkıntısının en üst düzeyde olduğu yaz aylarında değil, yılın tamamında suyun korunması ve tasarruflu kullanımı noktasında önemli görevler düşmektedir. Bu görevler arasında doğrudan kullandıkları günlük su kullanımını olabildiğince azaltmaları yanında satın aldıkları her üründe dolaylı olarak su tükettiklerinin bilincinde olmaları gerekmektedir. Günümüzde büyük şehirde yaşayan bir kişinin doğrudan su tüketimi kabaca günlük 200 litre seviyesindedir. Ancak aynı kişinin ortalama günlük dolaylı su tüketimi 4 bin litrenin üzerinde olabilir. Örneğin satın aldığınız bir akıllı telefonun üretim süreçlerinde 12 bin litreden fazla su tüketilmektedir. Bu açıdan bakıldığında tüketim alışkanlığını değiştirmek yılda milyonlarca litre su tasarrufuna sebep olabilir. Bu yapılan günlük su tasarrufların yanı sıra yağmur suyu hasadı gibi küçük ama etkili uygulamalara yönelinmesi, tarımda modern sulama yöntemlerinin desteklenmesi de kritik önem taşımaktadır.”</p>

<p><strong>Su kaynaklarının azalması, ekosistemlerde geri dönüşü zor tahribatlar yaratıyor</strong></p>

<p>Eğer su krizine karşı etkili önlemler alınmazsa, ülke genelinde hem çevre sağlığı hem de ekonomik yapının ağır darbe alabileceğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Su kaynaklarının azalması, ekosistemlerde geri dönüşü zor tahribatlar yaratırken; tarım ve sanayideki aksaklıklar işsizlikten enflasyona kadar pek çok olumsuz ekonomik etkiyi beraberinde getirecektir.” ifadesinde bulundu.</p>

<p><strong>Bazı barajlarda suyun bitmesi su krizinin somut göstergesi</strong></p>

<p>Bazı barajlarda suyun tamamen bitmesinin, su krizinin somut bir göstergesi olarak kabul edilebileceğini de ifade eden Üsküdar Üniversitesi Çevre Sağlığı Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “İçme suyu kaynakları açısında sınırda olan illerimize altyapı yatırımlarına hız verilmesi ve halkın ihtiyaç duyacağı suyun garanti altına alınması gerekiyor. Belediyeler, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarının vatandaşları bilinçlendirme konusunda daha etkin adımlar atması gerekmektedir. Eğitim kampanyaları, tasarruf yöntemlerinin tanıtımı ve toplumun su yönetimi süreçlerine katılımı, bu sürecin en önemli parçalarıdır. Dönemsel olarak kurumaya yüz tutan pek çok gölümüzde yıllık ortalama su seviyeleri neredeyse %50 seviyelerinin üzerine çıkan azalma gösterdi. İklim değişikliği, artan nüfus ve yanlış su politikaları göz önünde bulundurulduğunda, sürdürülebilir su yönetimi artık bir tercih değil, zorunluluk haline gelmiştir. Eğer bugünden adım atılmazsa, su kıtlığı sadece bölgesel değil, ülke çapında ciddi bir kriz haline gelecektir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 17 Nov 2025 15:54:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/11/akilli-bir-telefon-icin-12-bin-litreden-fazla-su-tuketiliyor-1763384073.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tüm Saatler Onu Gösterdi</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/tum-saatler-onu-gosterdi-83193</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/tum-saatler-onu-gosterdi-83193</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İstanbul’da hayat, Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete intikalinin 87. yıl dönümünde, saatler 09.05’i gösterdiğinde metrolardan otobüslere kadar her yerde durdu. İstanbullular, bağımsızlık ve özgürlüğün mimarına duydukları minneti saygı duruşuyla gösterdi.</strong></p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün 87. anma yıl dönümü için tüm yurtta olduğu gibi İstanbul’da da büyük bir vefa örneği sergilendi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), Saraçhane yerleşkesinde, Genel Sekreter Prof. Dr. Volkan Demir, Genel Sekreter Yardımcıları ve İBB bürokratlarının katılımıyla resmi bir anma töreni düzenledi. Ayrıca, İBB bağlı kuruluş, iştirak ve hizmet noktalarında da fikirleriyle yolumuzu aydınlatan Atatürk için törenler gerçekleştirildi.</p>

<p><strong>OTOBÜS, METRO VE TRAMVAYLARDA SAYGI DURUŞU</strong></p>

<p>İstanbul'da toplu taşıma hizmetleri, Ata'ya olan saygısını göstermek için durdu. Sabahın erken saatlerinde metro, vapur, otobüs ve tramvayları kullanan İstanbullular;</p>

<p>“Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir.&nbsp;</p>

<p>Hatırası umudumuzu çoğaltır, yolumuzu aydınlatır.</p>

<p>Kurtuluş Savaşımızın başkomutanı, Cumhuriyetimizin kurucusu, fikirleriyle bugün hâlâ yolumuzu aydınlatan Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü sonsuz saygı ve özlemle anıyoruz” anonsu ile karşılandı. &nbsp;</p>

<p><strong>METRO VE TRAMVAYLARDA 126.543 YOLCU SAYGI DURUŞUNDA</strong></p>

<p>Saat 09.05’i gösterdiğinde Metro İstanbul’un işlettiği 18 hatta, 236 istasyonda ve 1.015 araçta seferler bir dakikalığına durdu. Yapılan anonsla birlikte 126.543 yolcu saygı duruşunda bulundu, ardından hep birlikte İstiklal Marşı okundu.</p>

<p>İETT ve Özel Halk Otobüsleri de seferlerine 1 dakikalık saygı duruşu arası verdi. Araç sürücüleri ve yolcular saygı duruşunun ardından güvenli şekilde seferlerine devam ederek O’na olan borçlarını yürekten gösterdi.</p>

<p><strong>KOZYATAĞI İSTASYONU’NDA ATA'YA DUYGUSAL NOTLAR</strong></p>

<p>Metro İstanbul’un 2023 yılında hizmete açtığı M8 Bostancı-Parseller Metro Hattı’nın Kozyatağı İstasyonu’nda; Metro İstanbul üst yönetimi, çalışanları ve yolcuların katılımıyla saygı duruşu ve çelenk bırakma töreninin üçüncüsü gerçekleştirildi.</p>

<p>İstasyonda yer alan, sanatçı Murat Daşkın tarafından yapılan “Cumhuriyetin Gözleri” adlı üç boyutlu eserin çevresi özel bir anma alanına dönüştürüldü. Atatürk çiçekleriyle süslenen alanda, yolcuların Atatürk’e duygu ve düşüncelerini yazabildiği kalp biçiminde bir pano oluşturuldu. Törene katılan yolcular, panoya büyük ilgi gösterdi ve yüzlerce not bıraktı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 10 Nov 2025 16:25:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/11/tum-saatler-onu-gosterdi-1762781141.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hataylı gençler artık Netflix in “Yetenek Haritası”nda</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/hatayli-gencler-artik-netflix-in-yetenek-haritasinda-82892</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/hatayli-gencler-artik-netflix-in-yetenek-haritasinda-82892</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Lider eğlence servisi Netflix’in Anadolu’yu dolaşan&nbsp;<strong>Türkiye Yetenek Haritası</strong>&nbsp;inisiyatifi; Ankara, Çanakkale, Konya, Manisa ve Mardin’in ardından bu kez Hataylı genç yetenekleri ağırladı. İnisiyatif kapsamında Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü iş birliğiyle düzenlenen “A’dan Z’ye Reji Eğitimi”, 11–12 Ekim 2025 tarihlerinde The Museum Hotel Antakya’da gerçekleştirildi.</p>

<p>Netflix Türkiye yöneticileri ve kreatif sektörün deneyimli eğitmenlerinin katılımıyla gerçekleşen eğitimde, sektöre adım atmayı hedefleyen Hataylı öğrenciler ile kariyerinin başındaki genç profesyoneller yer aldı. Katılımcılar; içerik geliştirmeden yönetmenliğe, yapım planlamasından set ve kamera arkası süreçlerine uzanan başlıklarda eğitim gördü ve Netflix Türkiye yöneticilerine sektöre dair sorularını yöneltti. İnisiyatifin Hatay’daki ortaklarından Antakya Medeniyetler Korosu ise il protokolünün katılımıyla özel bir konser verdi.</p>

<p><strong>“GELECEKTEKİ ÇALIŞMA ARKADAŞLARIMIZLA BİR ARAYA GELDİK”</strong></p>

<p><strong>Netflix Türkiye İçerik Direktörü Özge Bağdatlıoğlu</strong>&nbsp;şunları söyledi: “6 Şubat depremlerinin ardından TOBB Türkiye Kreatif Endüstriler Meclisi, Tiyatro Kooperatifi ve İhtiyaç Haritası ile birlikte yürüttüğümüz ‘Renkli Hayaller Sahnesi’ kapsamında Hatay’daki çocuklarımıza gücümüz yettiğince eşlik etmeye, onları sanatın iyileştirici gücüyle buluşturmaya çalıştık. Bugün Türkiye Yetenek Haritası ile yeniden Hatay’da, bu kez gençlerle bir arada olmak bizim için ayrı bir anlam taşıyor. İş birliği ve destekleri için Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi’ne ve Antakya Medeniyetler Korosu’na gönülden teşekkür ederiz.”</p>

<p><strong>Bağdatlıoğlu</strong>&nbsp;sözlerini şöyle sürdürdü: “Kreatif sektörün merkezi çoğu zaman İstanbul’da görülse de hikâyeler ve onları dünyaya taşıyacak gençler Anadolu’nun her köşesinde. Bu yüzden Türkiye Yetenek Haritası’na katılan gençlerin gelecekteki çalışma arkadaşlarımız, hayal ortaklarımız olacağına inanıyoruz. Sektöre ilk adımı atmalarını kolaylaştırmak, kendilerine en yakın buldukları alana giden yolu görünür kılmak ve hepsinden önemlisi bu yolculukta yalnız olmadıklarını hissettirmek için çalışıyoruz.”</p>

<p>Netflix, 2016’dan bu yana Türkiye’de 80’den fazla orijinal yapım üreterek 18.000’in üzerinde kreatif sektör çalışanına istihdam sağladı; 40’tan fazla eğitim programıyla sektördeki yetenekleri destekledi. Bu programlar arasında Bahçeşehir Üniversitesi ile yürütülen “Netflix Dizi Yazarlığı Dersi”, Güney California Üniversitesi iş birliğiyle “Yaratıcı Yapımcılık Programı”, Anima Okul ile “Görsel Efekt Eğitimi” ve Tatino Films–Impact Hub İstanbul ortaklığındaki “Netflix Series Lab” de yer alıyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 14 Oct 2025 10:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/10/hatayli-gencler-artik-netflix-in-yetenek-haritasinda-1760428580.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aksa Doğalgaz uyarıyor..!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/aksa-dogalgaz-uyariyor-82885</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/aksa-dogalgaz-uyariyor-82885</guid>
                <description><![CDATA[Doğal gaz doğru kullanıldığında en güvenli yakıtların başında geliyor. Yaşama konfor kazandırıyor, aile bütçesine katkı sağlıyor. Türkiye’nin lider dağıtım şirketi Aksa Doğalgaz, doğal gazın güvenli ve verimli kullanımı için kombi ve baca bakımının gerekliliğine dikkat çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif">Doğal gaz, evlerin her odasını eşit bir şekilde ısıtıyor, mutfakta “Tüp bitti, yemek yarıda kaldı” sorununu ortadan kaldırırken, sıcak suya erişimi kesintisiz hale getiriyor. T.C. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) haziran ayı sektör raporuna göre Türkiye’de 22 milyondan fazla olan doğal gaz abonesi, tüm bu avantajların keyfini çıkarıyor. 29 il merkezi, 339 ilçe ve beldede doğal gaz dağıtım hizmeti veren Aksa Doğalgaz da hem güvenli ve tasarruflu kullanım için kombi ile baca bakımının önemine işaret etti.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif">Güvenli ısınma için kış gelmeden baca bağlantılarınızın sızdırmazlığını kontrol edin</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif">Kış gelmeden önce kombi ve baca bakımlarının mutlaka yaptırılması gerekiyor. Çünkü düzenli bakım yapılan kombiler hem daha uzun ömürlü oluyor hem de yaşam alanlarını daha verimli ısıtıyor. Esnek bağlantıların kontrol edilmesi ve varsa ömrünü tamamlamış fleksilerin yenilenmesi ise fark edilmesi zor gaz sızıntılarının önüne geçilerek can ve mal güvenliği açısından oluşabilecek tehlikeleri ortadan kaldırıyor. Kombi ve baca sistemine yalnızca yetkili kişilerin müdahale etmesi gerektiğinin altını çizen Aksa Doğalgaz, özellikle kombilerin kapalı balkon veya teras gibi alanlarda bulunması halinde, bacalarının mutlaka dışarıya kadar uzatılmasının zorunluğu olduğunu hassasiyetle hatırlattı. “Baca bağlantıları açılmamalı, sızdırma yapmamalı ve gözle düzenli olarak kontrol edilmeli” açıklamasında bulunan Aksa Doğalgaz, güvenli kullanım için bu ayrıntıların ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti. Kapalı alanlarda mutlaka havalandırma menfezi bulunması da bir diğer önemli konu. Özellikle rüzgârlı ve fırtınalı havalarda bu menfezlerin kapatılmaması, karbonmonoksit zehirlenmelerine karşı ciddi bir güvenlik önlemi olarak öne çıkıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif">Bakımlı kombi, doğru ve tasarruflu tüketim demek</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Verdana&quot;,sans-serif">Kombi bakımının sadece güvenlik açısından değil, aynı zamanda tasarruf açısından da önemli olduğunu belirten Aksa Doğalgaz, düzenli bakım sayesinde doğal gaz tüketiminin azaldığını ifade etti. Bakımı yapılmayan kombiler, istenen ısıyı sağlamak için daha fazla enerji harcıyor. Bu da hem enerji israfına hem de faturaların yükselmesine neden oluyor. Periyodik bakım sayesinde kombide oluşabilecek arızalar önceden tespit edilip gideriliyor. Bu da ileride ortaya çıkabilecek büyük tamir masraflarının önüne geçilmesini sağlıyor. Kombisini değiştirmek isteyen kullanıcıların ise bu işlemi mutlaka dağıtım şirketinin bilgisi dâhilinde, sertifikalı firmalar aracılığıyla yapmaları gerekiyor. Aksi halde, standartlara uymayan uygulamalar ciddi güvenlik risklerine yol açabiliyor.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 14 Oct 2025 10:53:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/10/aksa-dogalgaz-uyariyor-1760428466.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Jolly, Stevie Awards ta iki uluslararası ödülün sahibi oldu</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/jolly-stevie-awards-ta-iki-uluslararasi-odulun-sahibi-oldu-82883</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/jolly-stevie-awards-ta-iki-uluslararasi-odulun-sahibi-oldu-82883</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Turizm sektöründe müşteri memnuniyeti ve hizmet kalitesi denince akla gelen ilk markalardan biri olan Jolly, uluslararası çapta prestije sahip Stevie Awards’ta iki önemli ödül kazanarak başarısını global ölçekte tescilledi.</p>

<p>Portekiz’in Lizbon kentinde 10 Ekim 2025 tarihinde düzenlenen International Business Awards®️ (Stevie Awards) töreninde; “Yılın Müşteri Hizmetleri Departmanı” ve “Müşteri Hizmetlerinde En İyi Kriz Yönetimi” kategorilerinde Bronz Stevie Ödülü’nün sahibi olan Jolly, aldığı ödüllerle misafir memnuniyetine verdiği önemi bir kez daha gözler önüne serdi.</p>

<p>Jolly Satış ve Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Burçin Baysak ve Müşteri Hizmetleri Grup Müdürü Zeynep Gül Çakır, Corinthia Hotel Lisbon’da düzenlenen törende ödülleri teslim aldı.</p>

<p><strong>“Uluslararası Hizmet Standartlarımız Tescillendi”</strong></p>

<p>Jolly Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Burçin Baysak, elde edilen bu başarıya ilişkin duygularını şu sözlerle paylaştı:</p>

<p>“Jolly olarak sunduğumuz hizmetin uluslararası standartlarda olduğunu her zaman biliyor ve bu anlayışla çalışıyoruz. Stevie Awards’ta kazandığımız bu ödüllerle, hizmet kalitemizin global ölçekte tescillenmiş olmasından büyük gurur duyuyoruz. Hedefimiz, çıtayı her zaman daha yukarı taşımak ve misafir memnuniyetinde fark yaratan uygulamalarla sektöre öncülük etmeyi sürdürmek.”</p>

<p><strong>Misafir Memnuniyetinde Öncü Marka</strong></p>

<p>Jolly, bu uluslararası başarıyla birlikte misafir memnuniyetine verdiği önemi ve bu alandaki liderliğini bir kez daha ortaya koydu. Dijital dönüşüme yaptığı yatırımlar, kriz dönemlerinde geliştirdiği hızlı ve etkin yönetim stratejileri ile öne çıkan Jolly; misafir deneyimini her an önceliklendiren yaklaşımı sayesinde, sektörde örnek gösterilen bir hizmet anlayışı sunuyor.</p>

<p><strong>Stevie Awards Hakkında</strong></p>

<p>Stevie Awards, 2002 yılından bu yana dünya çapında kurumların ve profesyonellerin iş başarılarını ödüllendiren en prestijli organizasyonlardan biridir. Her yıl binlerce başvurunun değerlendirildiği program; müşteri hizmetleri, pazarlama, inovasyon ve kurumsal başarı gibi birçok farklı kategoride ödüller sunmaktadır. International Business Awards®️, farklı ülkelerden katılım gösteren şirketlerin performanslarını global düzeyde değerlendiren ve sektörler arası kıyaslama yapan en kapsamlı iş ödüllerinden biri olarak kabul edilir.</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 13 Oct 2025 15:07:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/10/jolly-stevie-awards-ta-iki-uluslararasi-odulun-sahibi-oldu-1760357257.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türk Göz Doktorları Cerrahide Dünyaya Öncü Oluyor</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/turk-goz-doktorlari-cerrahide-dunyaya-oncu-oluyor-82862</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/turk-goz-doktorlari-cerrahide-dunyaya-oncu-oluyor-82862</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin göz sağlığına özel ilk branş hastanesi olan Dünyagöz Hastaneler Grubu, İstanbul’da düzenlenen sempozyumda bilimsel bilgi birikimini klinik pratikle buluşturdu.&nbsp;</p>

<p>Etkinlikte, uzman hekimler tarafından gerçekleştirilen 5 farklı klinik vaka canlı yayınla izlendi; vaka seçimi, cerrahi teknikler ve sonuçlar panel ortamında interaktif olarak tartışıldı.</p>

<p><strong>“Türk Göz Doktorlarının Uluslararası Saygınlığı Var”</strong></p>

<p>Dünyagöz Hastaneler Grubu CEO’su&nbsp;<strong>Güçlü Batkın</strong>, Türk oftalmologların dünya çapındaki konumunu şöyle değerlendirdi:</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>“30 yılı aşan tecrübemiz ve hayata geçirdiğimiz pek çok ilk ile Dünyagöz Hastaneler Grubu, bugün Türkiye ve yurt dışında 31 merkezde, gözün 29 branşında 7/24 kesintisiz sağlık hizmeti sunarak günlük 8 bin poliklinik ve bin ameliyat kapasitesine ulaşmış durumda. Türk göz hekimleri, sahip oldukları derin bilgi birikimi, üstün cerrahi yetkinlikleri ve uluslararası başarılarıyla küresel sağlık arenasında öncü bir konuma gelmiştir. Dünyagöz olarak biz de ileri teknolojiye yaptığımız yatırımlar ve dünya çapında uzmanlaşmış kadromuzla yalnızca gelişmeleri izlemekle kalmıyor; göz sağlığında geleceği şekillendiren ve standartları belirleyen bir kurum olmayı sürdürüyoruz.”</p>

<p><strong>“En Zor Ama En Verimli Toplantılar”</strong></p>

<p>Dünyagöz Hastaneler Grubu Medikal Kurulu Direktörü&nbsp;<strong>Prof. Dr. Levent Akçay</strong>, canlı cerrahi toplantılarının önemini şöyle özetledi:&nbsp;</p>

<p>“Canlı cerrahi sempozyumları düzenlenmesi en zor ama bilimsel açıdan en verimli toplantılar arasında yer alıyor. Bu sempozyumda, akıllı mercek cerrahilerinden lentikül tabanlı kornea cerrahilerine kadar en güncel uygulamaları hem teorik hem pratik olarak değerlendirdik.&nbsp;Tıp bilimi, dünyada baş döndürücü bir hızla gelişmekte. Göz hastalıkları ve cerrahisi ise bu gelişmelerin en yoğun yaşandığı uzmanlık alanlarının başında geliyor. Bu nedenle, tanı ünitelerinden tedavi modüllerine, cerrahi tekniklerden kullanılan teknolojilere kadar her alandaki yeniliklerin yakından takip edilmesi ve uygulanması büyük önem taşıyor.&nbsp;Sempozyumda, halk arasında&nbsp;<strong>“akıllı mercek”</strong>&nbsp;olarak bilinen çok odaklı lens operasyonları,&nbsp;<strong>Silk ve Smile</strong>&nbsp;gibi yenilikçi kornea cerrahileri canlı olarak gerçekleştirildi. Bu sayede Türk hekimlerin, göz sağlığı alanındaki global yeniliklere yalnızca ayak uydurmadığı; aynı zamanda bu gelişmelerin&nbsp;<strong>öncülerinden biri olduğu</strong>&nbsp;bir kez daha ortaya kondu.”</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 13 Oct 2025 15:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/10/turk-goz-doktorlari-cerrahide-dunyaya-oncu-oluyor-1760357049.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TTI İzmir, turizm dünyasını 19. kez İzmir de bir araya getirecek</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/tti-izmir-turizm-dunyasini-19-kez-izmir-de-bir-araya-getirecek-82858</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/tti-izmir-turizm-dunyasini-19-kez-izmir-de-bir-araya-getirecek-82858</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin turizm sektöründeki en önemli buluşma noktalarından biri olan TTI İzmir-Uluslararası Turizm Ticaret Fuar ve Kongresi, 3-5 Aralık 2025 tarihleri arasında Fuar İzmir’de 19. kez düzenleniyor. Fuar, yerli ve yabancı turizm profesyonellerini bir araya getirerek iş geliştirme, networking ve bilgi paylaşımı fırsatları sunacak.</p>

<p>T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı himayesinde, İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ ve TÜRSAB organizasyonunda gerçekleştirilen TTI İzmir - Uluslararası Turizm Ticaret Fuar ve Kongresi, üç gün boyunca sektörün en güncel trendlerini katılımcılarla buluşturacak. Köklü tarihi, kültürel mirası ve doğal güzellikleriyle öne çıkan, UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan antik kentleri, zengin müzeleri, tatil beldeleri, gelişmiş turizm altyapısı ve güçlü fuarcılık geleneği ile İzmir, fuara ev sahipliği yaparak sektör profesyonellerine ilham veren bir atmosfer sunacak.</p>

<p><strong>Yeni pazar fırsatları yaratmayı hedefliyor</strong></p>

<p>TTI İzmir, sadece Türkiye’nin değil, dünyanın turizm profesyonellerini bir araya getiren küresel bir platform olarak öne çıkıyor. Fuarın öne çıkan bölümlerinden biri de uluslararası katılımı güçlendiren alım heyeti programı olacak. Program, katılımcı firmalar ile tedarikçileri doğrudan bir araya getirerek yeni pazar fırsatları yaratmayı hedefliyor. Geçen yıl 66 ülkeden profesyonelin katıldığı program, bu yıl kapsamı genişletilerek sürdürülüyor. Avrupa’dan Asya’ya, Afrika’dan Orta Doğu’ya kadar geniş bir coğrafyadan alım heyeti için sektör profesyonelleri fuarda yer alacak. Almanya, İngiltere, Hollanda, İspanya, Portekiz, İtalya, Azerbaycan, Rusya, Kazakistan, Çin, Hindistan ve Uruguay gibi ülkelerden profesyonellerin yanı sıra Mısır, Tunus ve diğer Afrika ülkeleri ile Lübnan, Katar, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden temsilciler fuara katılacak.</p>

<p>Önceden hazırlanan çevrim içi platform sayesinde katılımcı ve ziyaretçiler, ilgi ve hizmet alanlarına göre eşleştirilerek uygun firmalarla bir araya gelecek. Türk Hava Yolları iş birliğiyle alım heyeti programındaki çok sayıda yabancı firmaya ulaşım desteği sağlanarak, birebir görüşmelerin daha etkin şekilde gerçekleştirilmesi hedefleniyor.</p>

<p><strong>Yeni destinasyonlar ve deneyim fırsatları</strong></p>

<p>Fuar, yalnızca iş görüşmeleriyle sınırlı kalmayacak. Yerli ve yabancı destinasyonların tanıtıldığı alanlarda yükselen turizm merkezleri öne çıkacak. Katılımcılar, farklı ülkelerin kültürel ve turistik zenginliklerini deneyimleyebilecek, yeni iş ve keşif fırsatlarıyla tanışacak.</p>

<p>Uluslararası otel markaları, uluslararası birçok havayolu markası da bu yıl fuarda yer alacak. Tunus Turizm Bakanlığı ve yerel acenteler, Saraybosna Turizm Birliği, Novi Pazar Turizm Ofisi, El Salvador Büyükelçiliği, Venezuela Turizm Bakanlığı, Seyşeller Turizm Kurulu, Bulgaristan’dan turizm ve konaklama firmaları ile Kosova ve Sırbistan’dan fuar temsilcilikleri gibi pek çok yabancı kurum da fuarda katılımcı olarak bulunacak. Ayrıca, Yunan adalarının resmi katılımı da ülkemiz ile Ege’nin karşı kıyıları arasında yeni iş birliklerinin kurulmasına olanak sağlayacak.</p>

<p><strong>TTI Stage’de turizmin geleceği konuşulacak</strong></p>

<p>Fuar alanındaki TTI Stage, sektördeki yeniliklerin ve vizyoner fikirlerin paylaşıldığı konuşma alanı olacak. Yerel yönetimlerden, uluslararası tur operatörlerinden, havayolu şirketlerinden ve otel zincirlerinden temsilcilerin sahnede yer alacağı panellerde, dijital dönüşüm, sürdürülebilir turizm, sürdürülebilirlik uygulamaları, yeni destinasyon trendleri ve deneyim odaklı turizm gibi konular ele alınacak. Katılımcılar, farklı bakış açılarıyla sektörün geleceğini şekillendiren fikirleri takip edebilecek.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 13 Oct 2025 15:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/10/tti-izmir-turizm-dunyasini-19-kez-izmir-de-bir-araya-getirecek-1760356996.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kentsel dönüşümde görünmeyen tehlike yıkım tozları!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/kentsel-donusumde-gorunmeyen-tehlike-yikim-tozlari-82851</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/kentsel-donusumde-gorunmeyen-tehlike-yikim-tozlari-82851</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi AR-GE ve Yenilikçi Politikaları Direktörü ve İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Müge Ensari Özay, kentsel dönüşüm projelerinde bina yıkımlarının çevre ve halk sağlığı üzerindeki potansiyel ciddi etkileri hakkında önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p><strong>Bina yıkım tozları asbest ve ağır metaller içerebiliyor</strong></p>

<p>Kentsel dönüşümün, şehirlerin dirençliliğini artırma ve modern altyapılar oluşturma hedefiyle yürütülen bir süreç olduğunu kaydeden Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Ancak bu dönüşümün en önemli aşamalarından biri olan bina yıkımları, bilimsel metodoloji ve titizlikle ele alınmadığı takdirde, halk sağlığı ve çevre için ciddi riskler içermektedir. Yıkım faaliyetleri, binanın yapısına bağlı olarak çeşitli tehlikeli maddelerin atmosfere karışmasına neden olabilir. Bu tehlikeler, özellikle eski yapılarda yaygın olarak kullanılan malzemelerden kaynaklanmaktadır. Yıkım tozları, organik ve inorganik maddelerin bir karışımını içerir. Bu kapsamda asbest, ağır metaller, kristalin silika ve radyasyon başlıca tehlikelerdir.” dedi.</p>

<p><strong>1980'lerden önce inşa edilen binalarda asbest tehlikesi!</strong></p>

<p>Doç. Dr. Müge Ensari Özay, yıkımlar sırasında ortaya çıkabilecek tehlikeli maddeleri ve sağlık üzerindeki etkilerini detaylandırarak, şunları kaydetti:</p>

<p><strong>“Asbest:</strong>&nbsp;1980'lerden önce inşa edilen binalarda yalıtım, çatı kaplama ve boru malzemelerinde yaygın olarak kullanılan lifli bir mineraldir. Havaya karışan asbest lifleri, solunduğunda akciğer kanseri, mezotelyoma (akciğer zarı kanseri) ve asbestoz gibi ölümcül hastalıklara yol açabilen Grup 1 kanserojen olarak sınıflandırılmıştır.</p>

<p><strong>Ağır Metaller:</strong>&nbsp;Eski boyalarda, borularda ve endüstriyel ekipmanlarda bulunan kurşun ve kadmiyum gibi ağır metaller, yıkım sırasında toz partikülleriyle birlikte serbest kalabilir. Bu metaller sinir sistemi, böbrekler ve diğer organlar üzerinde toksik etkilere neden olur.</p>

<p><strong>Kristalin Silika (SiO2):</strong>&nbsp;Beton, tuğla ve taş gibi yapı malzemelerinin parçalanmasıyla ortaya çıkan tozun önemli bir bileşenidir. Yeterli önlem alınmadığında silika tozuna maruziyet, silikoz gibi kalıcı ve tedavisi olmayan akciğer hastalıklarına neden olur.</p>

<p><strong>Radyasyon:</strong>&nbsp;Bazı eski binalarda kullanılan malzemelerde doğal olarak oluşan radyoaktif elementler (örneğin uranyum) veya özel tıbbi ya da endüstriyel tesislerdeki radyasyon kaynakları, yıkım sırasında risk oluşturabilir.”</p>

<p><strong>Kahramanmaraş depremi sonrası kritik tespit: "Solunabilir toz sınır değerin 2 katı üstünde!"</strong></p>

<p>Bu tehlikeli maddelerin açığa çıkmasının hem yıkım işçileri hem de çevrede yaşayan halk için akut ve kronik sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyleyen Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Yıkım bölgelerinde yapılan ölçümler, özellikle solunabilir toz konsantrasyonlarının çok yüksek seviyelere ulaştığını göstermektedir. Örneğin, Kahramanmaraş deprem sonrası Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü olarak gerçekleştirdiğimiz TÜBİTAK projesi araştırmasında enkaz kaldırma çalışmalarında, solunabilir tozun ortalama konsantrasyonu sınır değerin 2 katının üstünde olduğu tespit edilmiştir.” diye konuştu.</p>

<p><strong>İşçilerde akciğer kanseri gibi ölümcül hastalıklara yol açabilir</strong></p>

<p>İşçilerin tehlikeli maddelere doğrudan ve en yoğun maruz kalan grup olduğunu belirten Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Akut maruziyet, solunum yolu tahrişleri, alerjik reaksiyonlar ve cilt problemleri gibi sorunlara neden olurken, kronik ve yüksek seviyeli maruziyet; asbestoz, silikoz, akciğer kanseri ve mezotelyoma gibi uzun vadede gelişen, ölümcül meslek hastalıklarına yol açabilir. Hastalığın ilerleme hızı, tozlu ortamda geçirilen süre, partikül büyüklüğü ve ortamın kapalı veya açık olması gibi faktörlere göre değişmektedir.” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı olan bireylere dikkat</strong></p>

<p>Rüzgarla yayılan toz ve toksik maddelerin, yıkım alanına yakın bölgelerde yaşayan halk için de ciddi riskler oluşturduğunu ifade eden Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Çevrede yaşayan halk için risklere bakıldığında, rüzgarla yayılan toz ve toksik maddeler, yıkım alanına yakın bölgelerde yaşayan halk için de ciddi riskler oluşturur. Partikül büyüklüğü azaldıkça, tozun havada asılı kalma süresi artar ve daha uzun mesafelere taşınabilir. Bu durum, solunum yolu hastalıklarını (astım ve bronşit), alerjileri ve genel toksik maruziyeti tetikleyebilir. Özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı olan bireyler bu risklere karşı daha hassastır.” dedi.</p>

<p><strong>Riskleri en aza indirmenin yolları neler?</strong></p>

<p>Doç. Dr. Müge Ensari Özay, bu riskleri en aza indirmek için bilimsel ve yasal standartlara uygun bir yaklaşımın şart olduğunu dile getirerek, alınması gereken önlemleri şöyle sıraladı:</p>

<p>“Ön analiz yapılmalı. Yıkım öncesinde, binada potansiyel tehlikeli maddelerin (asbest, kurşun vb.) varlığı uzmanlar tarafından belirlenmelidir. Tehlikeli maddelerin sökümü, deneyimli ve sertifikalı ekipler tarafından, toz yayılımını engelleyecek şekilde, özel ekipmanlar kullanılarak yapılmalıdır. Toz kontrolü için yıkım alanında su püskürtme ve nemlendirme gibi toz bastırma yöntemlerinin sürekli olarak uygulanması, partiküllerin havaya karışmasını önlemede kritik bir öneme sahiptir.</p>

<p>İşçiler, maske (filtreli), koruyucu tulum, eldiven ve gözlük gibi uygun (Kişisel Koruyucu Ekipman) KKD'leri mutlaka kullanmalıdır.&nbsp;Yıkım çalışmalarında uygulanan çevre ve iş sağlığı denetimleri, ulusal ve uluslararası mevzuatlara uygun olarak gerçekleştirilmelidir.”</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 11 Oct 2025 17:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/10/kentsel-donusumde-gorunmeyen-tehlike-yikim-tozlari-1760193513.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye nin Biyoteknoloji Üssü Yükseliyor</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/turkiye-nin-biyoteknoloji-ussu-yukseliyor-82759</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/turkiye-nin-biyoteknoloji-ussu-yukseliyor-82759</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, biyoteknoloji alanında tarihi bir dönüm noktasına ulaştı. İzmir Biyotıp ve Genom Merkezi (İBG) bünyesinde yürütülen bilimsel çalışmalarla geliştirilen&nbsp;<strong>Varliciment</strong>, Türkiye’de üretilen ilk özgün biyoteknolojik ilaç adaylarından biri olarak sağlıkta dışa bağımlılığı azaltacak yeni bir dönemin kapısını aralıyor.</p>

<p>Beş yıl süren Ar-Ge sürecinde&nbsp;<strong>VSY Biotechnology</strong>’nin finansal ve bilimsel desteğiyle yürütülen proje, Türk biyoteknoloji ekosisteminde güçlü bir iş birliği modeli yarattı. Proje, Boğaziçi ve Koç Üniversiteleri mezunu, ABD’de doktorasını tamamladıktan sonra Türkiye’ye dönerek İzmir Biyotıp ve Genom Merkezi’nde ekibiyle birlikte çalışan&nbsp;<strong>Dr. Sibel Kalyoncu Uzunlar</strong>&nbsp;ve&nbsp;<strong>Dr. Gülçin Çakan Akdoğan</strong>&nbsp;liderliğinde yürütüldü. Geliştirilen moleküle, projeye bilimsel, finansal ve stratejik destek sağlayan&nbsp;<strong>VSY Biotechnology</strong>’nin Yönetim Kurulu Başkanı&nbsp;<strong>Dr. Ercan Varlıbaş</strong>’ın soyadından esinlenilerek&nbsp;<strong>“Varliciment”</strong>&nbsp;adı verildi.</p>

<p>Dr. Varlıbaş, projenin yalnızca bilimsel bir başarı değil, Türkiye’nin biyoteknoloji alanındaki vizyonunu somutlaştıran bir adım olduğunu vurguladı:</p>

<p>“<strong>VSY Biotechnology olarak yaklaşık beş yıl önce İzmir Biyotıp ve Genom Merkezi ile başlattığımız bu proje</strong>, yeni bir biyoteknolojik ilaç molekülü geliştirme hedefiyle yola çıktı. Şu anda sonuçlarımız oldukça iyi. Molekülümüz izole edildi, tanımlandı, laboratuvar verilerimiz başarılı. Eğer insandaki klinik çalışmalar da olumlu sonuçlanırsa, bu ilaç&nbsp;<strong>Biyoteknoloji Vadisi’nde üretilecek</strong>&nbsp;ve ticarileşme sürecine girecek. Yaklaşık 3 yıllık bir yol daha bizi bekliyor ama temeller sağlam atıldı.”</p>

<p>Bu sözlerle Türkiye’nin ilaçta yerli üretim gücünü sanayiyle buluşturma hedefini özetleyen Dr. Varlıbaş, aynı zamanda&nbsp;<strong>Biyoteknoloji Vadisi Yönetim Kurulu Başkanı</strong>&nbsp;olarak sürecin geleceğine de dikkat çekti:</p>

<p>“Varliciment, yalnızca bir tedavi buluşu değildir; Türkiye’nin kendi ilacını, kendi bilim insanlarıyla ve kendi altyapısıyla geliştirebileceğinin kanıtıdır. Türkiye artık biyoteknolojide tüketici değil, üretici bir ülke konumundadır. Bu başarı, yıllardır hayalini kurduğumuz dönüşümün başlangıcı. Biyoteknoloji Vadisi, önümüzdeki dönemde yerli ilaç, aşı ve yenilikçi tedavi teknolojilerinin doğduğu merkez olacak. Türkiye’nin geleceği, bilime ve üretime dayalı bu modelde şekillenecek.”</p>

<p><strong>Biyoteknoloji Vadisi</strong>, İstanbul Tuzla’da yükselen altyapısıyla yalnızca üretim değil, aynı zamanda araştırma, girişimcilik ve sanayi iş birliklerinin bir arada yürütüldüğü bir yenilik üssü olarak konumlanıyor. Türkiye’nin bilim ve sanayi gücünü birleştiren bu vizyon, Varliciment ile gerçeğe dönüşüyor.</p>

<p>Varliciment’in preklinik çalışmalarda gösterdiği yüksek etkinlik oranı, gözdeki damar sızıntılarını engelleyerek görme kaybının ilerlemesini durdurma potansiyeli taşıyor. Molekülün, mevcut ithal ilaçlara göre daha küçük yapısı sayesinde proteine daha güçlü bağlandığı ve tedavi başarısını artırdığı da belirtiliyor. Bu adım, yalnızca bir ilacın hikâyesi değil;&nbsp;<strong>Türkiye’nin bilimde kendi çağına adım atmasının</strong>&nbsp;göstergesi olarak tarihe geçmeye hazırlanıyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 08 Oct 2025 15:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/10/turkiye-nin-biyoteknoloji-ussu-yukseliyor-1759924849.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Nilüfer Belediyesi nden örnek iş birliği</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/nilufer-belediyesi-nden-ornek-is-birligi-82752</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/nilufer-belediyesi-nden-ornek-is-birligi-82752</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi, BURKAB Elektrik Kablo Sistemleri Otomotiv Sanayi Ticaret A.Ş. ile şiddete maruz kalan kadınlar ile down sendromlu, otizmli ve zihinsel engelli bireylerin istihdam edilmesi için protokol imzaladı.<br />
<br />
Nilüfer Belediyesi’nin İş Koçu Destekli Engelli İstihdam Çalışması ile istismar veya şiddet mağduru kadınların iş hayatına katılımını amaçlayan Kadın Kotası Projesi ile ilgili BURKAB Elektrik Kablo Sistemleri Otomotiv Sanayi Ticaret A.Ş. ile protokol yapıldı. Halk Evi Başkanlık Makamı’nda gerçekleştirilen protokol imza törenine Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin, ilgili birim sorumluları, BURKAB Genel Müdürü Ahmet Altıparmak ve şirket yöneticileri katıldı.<br />
<br />
Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, İş Koçu Destekli Eğitim Projesi’ni çok önemsediklerini belirterek, bu alanda Özhan Marketler Zinciri ve Sofra Compass Grup ile yaptıkları çalışmalardan bahsetti. Şiddet gören kadınların hukuki ve psikolojik sorunlarına sahip çıkmak için seçim döneminde vaatlerinin bulunduğunu da hatırlatan Başkan Şadi Özdemir, ihtiyacı olan ve talep edenlere hukuki ve psikolojik destek verdiklerini kaydetti. İnsanları hayata kazandırmanın ve onların kendilerini iyi hissetmesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, “Kadınların ve annelerin özgürleşmesi, bütçeye katkıda bulunması çok kıymetli. Böyle bir iş birliği protokolüne olumlu yaklaştığınız, destek verdiğiniz için Nilüfer Belediye Başkanı ve dezavantajlı grupların aileleri olarak sizlere çok teşekkür ediyorum” diye konuştu.<br />
<br />
BURKAB Genel Müdürü Ahmet Altıparmak ise böyle bir çalışmanın içinde bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Böyle güzel projelerde yer almaktan çok mutlu olduk. İnşallah bunların devamını getirebiliriz” dedi.<br />
<br />
Konuşmaların ardından şiddete maruz kalan kadınlar ile down sendromlu, otizmli ve zihinsel engelli bireylerin istihdam edilmesi ile ilgili iş birliği protokolünü Başkan Şadi Özdemir ve BURKAB Genel Müdürü Altıparmak imzaladı.<br />
<br />
Dezavantajlı grupların toplumsal hayatta daha aktif rol almalarını ve istihdam olanaklarını artırmayı hedefleyen protokol kapsamında engelli bireylerin, özel olarak yetiştirilmiş iş koçları tarafından desteklenmesi planlanıyor. Böylece bireylerin BURKAB bünyesinde sürdürülebilir şekilde çalışmaları sağlanacak. Kadın Kotası Projesi’yle de istihdama katkıda bulunmanın yanı sıra, toplumsal cinsiyet eşitsizliği, yaş ve engel temelli ayrımcılığın azaltılması amaçlanıyor. Protokol, dezavantajlı grupların iş hayatına katılımını teşvik ederek, sosyal adalete katkı sunan örnek bir adım olarak öne çıkıyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 08 Oct 2025 14:58:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/10/nilufer-belediyesi-nden-ornek-is-birligi-1759924716.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Maltepe de Ücretsiz Kış Spor Kursları Başladı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/maltepe-de-ucretsiz-kis-spor-kurslari-basladi-82719</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/maltepe-de-ucretsiz-kis-spor-kurslari-basladi-82719</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Maltepe Belediyesi’nin ücretsiz kış spor kursları başladı. Bu dönemde 8-12 yaş arasındaki çocuklar; jimnastik, basketbol, voleybol ve yüzme gibi farklı branşlarda spor eğitimi alıyor. Fiziksel ve zihinsel gelişime katkı sağlamayı amaçlayan kurslar, çocukların kış aylarını daha verimli geçirmesine, sporu sevmesine ve özgüven kazanmalarına yardımcı oluyor.</p>

<p>Maltepe Belediyesi Spor İşleri Müdürlüğü tarafından düzenlenen program, sporu Maltepeli çocuklarla buluşturmaya devam ediyor. Kış dönemi boyunca sürecek olan kurslar, çocukların hem bedensel hem de ruhsal gelişimleri için önemli bir fırsat sunuyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Oct 2025 14:07:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/10/maltepe-de-ucretsiz-kis-spor-kurslari-basladi-1759748832.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bornova da soğuk sabahlar sıcak çorbayla ısınıyor</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/bornova-da-soguk-sabahlar-sicak-corbayla-isiniyor-82707</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/bornova-da-soguk-sabahlar-sicak-corbayla-isiniyor-82707</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bornova Belediyesi, havaların soğumasıyla birlikte Bornova Metro çıkışında her sabah 1000 kişiye sıcak çorba ikramına başladı. Kent Lokantası mutfağında hazırlanan çorbalar, ekmek ve su ile birlikte dağıtılıyor. İlk dağıtıma katılan Başkan Ömer Eşki, “Her sabah vatandaşlarımızı sıcak çorba ikramımızla karşılıyor olacağız” dedi.</p>

<p>Havaların soğumasıyla birlikte Bornova Belediyesi, sabahın erken saatlerinde yola çıkan vatandaşlara yönelik sıcak çorba ikramı uygulamasını başlattı. İlk dağıtım, Bornova Metro İstasyonu çıkışında, öğrenciler ve işe gidenlerin en yoğun olduğu saatlerde gerçekleştirildi. Sabah 07.00’den itibaren başlayan çorba ikramı, önümüzdeki günlerde Bornova’nın farklı noktalarına da yayılacak.</p>

<p><strong>Her gün 1000 kişiye, Kent Lokantası lezzetiyle sıcak başlangıç</strong></p>

<p>Bornova Metro çıkışında her sabah 1000 kişiye sıcak çorba, yanında ekmek ve su ile birlikte ikram ediliyor. Çorbalar, Bornova Belediyesi’nin sosyal dayanışma projesi olan Kent Lokantaları’nın mutfağında hijyenik koşullarda hazırlanıyor. Her gün farklı çeşitlerle sunulacak çorbalar, hem öğrencilerin hem de çalışanların içini ısıtıyor.</p>

<p><strong>Başkan Eşki: “Her sabah sıcak bir selamla karşılayacağız”</strong></p>

<p>İlk çorba dağıtımına katılan Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, vatandaşlara çorba ikram ederek güne onlarla birlikte başladı. Dayanışma vurgusu yapan Başkan Eşki, “Her sabah vatandaşlarımızı Bornova Metro girişinde sıcak çorba ikramımız ile karşılıyor olacağız. Soğuk günlerde küçük bir sıcaklık, büyük bir gülümseme yaratabiliyor. Afiyet olsun.” diye konuştu.</p>

<p><strong>Dayanışma geleneği büyüyor</strong></p>

<p>Bornova Belediyesi, geçtiğimiz yıllarda büyük ilgi gören sıcak çorba ikramını bu yıl da genişleterek sürdürüyor. Kentte sosyal belediyeciliğin en güzel örneklerinden biri olarak görülen uygulama, öğrencilerden işçilere, emeklilerden esnafa kadar her kesimden vatandaş tarafından memnuniyetle karşılanıyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Oct 2025 14:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/10/bornova-da-soguk-sabahlar-sicak-corbayla-isiniyor-1759748715.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bayraklı Belediyesinden 11inci sınıflara ücretsiz hazırlık kursu</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/bayrakli-belediyesinden-11inci-siniflara-ucretsiz-hazirlik-kursu-82185</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/bayrakli-belediyesinden-11inci-siniflara-ucretsiz-hazirlik-kursu-82185</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p align="left">Bayraklı Belediyesi Sosyal Etkinlik Merkezi'nden ücretsiz eğitim almak isteyen 11’inci sınıf öğrencileri için kurum kabul sınavı düzenlenecek. 1 Eylül’de başvuruları sona erecek sınav, 3 Eylül’de sosyal etkinlik merkezinde gerçekleştirilecek. Bayraklı Belediye Başkanı İrfan Önal, Gençlerimiz yeter ki hayal etsin, çalışsın; biz her zaman yanlarındayız. Şimdiden sınava girecek tüm öğrencilere başarılar diliyorum dedi.<br />
<br />
SON BAŞVURU 1 EYLÜL<br />
19 sınıf, 1 laboratuvar ve bin kişilik kapasitesiyle öğrencilere ücretsiz eğitim desteği sunan Bayraklı Belediyesi Sosyal Etkinlik Merkezi, yeni dönemde eğitim alacak 11’inci sınıf öğrencilerini sınavla belirleyecek. Daha önce 8 ve 12’nci sınıflar için yapılan sınavların ardından bu kez 11’inci sınıf öğrencileri, kabul sınavına girerek, ücretsiz hazırlık kurslarından yararlanma imkanı bulacak. Başvurular, Bayraklı Belediyesinin internet sitesi üzerinden yapılabiliyor. Ayrıntılı bilgiye 0232 935 03 35 numaralı telefondan ulaşılabiliyor.<br />
<br />
HER ZAMAN YANINIZDAYIZ<br />
Bayraklı Belediye Başkanı İrfan Önal, Gençlerin hayalleri bizim için çok değerli. İstedikleri liseye ya da üniversiteye ulaşmaları için her zaman yanlarında oluyoruz. Sosyal Etkinlik Merkezimizde alanında uzman eğitmenlerimizle verdiğimiz ücretsiz kurslarda gençleri geleceğe hazırlıyoruz. Gençlerimiz yeter ki hayal etsin, çalışsın; biz her zaman imkanlarımız doğrultusunda desteklemeye devam edeceğiz. Şimdiden sınava girecek tüm öğrencilere başarılar diliyorum dedi.</p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 27 Aug 2025 18:01:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/08/bayrakli-belediyesinden-11inci-siniflara-ucretsiz-hazirlik-kursu-1756306911.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Beylikdüzünde Çocuklar Yazı Eğlenceyle Uğurladı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/beylikduzunde-cocuklar-yazi-eglenceyle-ugurladi-82175</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/beylikduzunde-cocuklar-yazi-eglenceyle-ugurladi-82175</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Beylikdüzü Belediyesi tarafından düzenlenen “Yaza Veda Çocuk Etkinlikleri”, 23-24 Ağustos tarihlerinde Yaşam Vadisi 1. Etap’ta gerçekleşti. Etkinlikte çocuklar, renkli atölyelerden sahne gösterilerine kadar pek çok eğlenceli ve renkli aktiviteyle yaza veda etti.<br />
Beylikdüzü Belediyesi’nin düzenlediği “Yaza Veda Çocuk Etkinlikleri”, 23-24 Ağustos tarihlerinde Yaşam Vadisi 1. Etap’ta gerçekleşti. Etkinlik boyunca çocuklar; sahne gösterileri, eğlenceli atölyeler ve sürpriz etkinliklerle unutulmaz bir hafta sonu yaşadı. Renkli atmosferi ve yoğun katılımıyla dikkat çeken etkinlik, hem çocuklardan hem de ailelerden tam not aldı. <br />
Dopdolu iki gün <br />
Program kapsamında çocuklar; tiyatro, sihirbazlık, kukla gösterileri, animasyon şovlar ve maskotlarla dolu sahne performanslarıyla keyifli anlar yaşadı. Etkinlik boyunca devam eden atölye çalışmaları sayesinde çocuklar, hem el becerilerini geliştirdi hem de arkadaşlarıyla birlikte üretmenin keyfini yaşadı. Alanda dolaşan palyaçolar çocuklarla interaktif oyunlar oynayarak etkinliğe renk katarken, alana kurulan fotobloklarla da katılımcılar anılarını ölümsüzleştirdi.</p>

<p> </p>

<p> </p>

<p><br />
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 26 Aug 2025 17:07:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/08/beylikduzunde-cocuklar-yazi-eglenceyle-ugurladi-1756217227.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Avukat Feyza Kayadibi den Dijital Dünyaya Uyarı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/avukat-feyza-kayadibi-den-dijital-dunyaya-uyari-82118</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/avukat-feyza-kayadibi-den-dijital-dunyaya-uyari-82118</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Teknolojinin insanlık tarihindeki en büyük dönüşümlerden birini başlattığını Breaking News Turkey’den Savaş Uğurlu’ya belirten Av. Feyza Kayadibi, dijitalleşmenin yalnızca hız ve kolaylık değil, aynı zamanda kamu güvenliğini tehdit eden yeni suç türlerini de beraberinde getirdiğini vurguladı.</p>

<p><strong>“Ekran Arkasında Kalmıyor, Gerçek Hayata Yansıyor”</strong></p>

<p>Kayadibi, sanal dünyada işlenen suçların artık yalnızca bireyleri değil, devletlerin egemenlik alanlarını dahi tehdit ettiğini ifade ederek şunları söyledi: “Biliyoruz ki dijital ortamda yapılan eylemler yalnızca ekran arkasında kalmıyor; gerçek hayatta yaralar açıyor, hatta ulusal güvenlik politikalarını değiştirecek ölçekte sonuçlar doğuruyor.”</p>

<p><strong>Siber Zorbalık ve Hukuki Yaptırımlar</strong></p>

<p>Hakaret, iftira, özel hayatın gizliliğini ihlal veya kişisel verilerin izinsiz paylaşımı gibi eylemleri “siber zorbalık” başlığı altında değerlendiren Kayadibi, bu fiillerin yalnızca etik dışı değil aynı zamanda cezai yaptırıma tabi suçlar olduğunu hatırlattı.</p>

<p><strong>Devlet Güvenliğini Hedef Alan Suçlar</strong></p>

<p>Siber casusluk, kimlik hırsızlığı, seçim altyapısına müdahale ya da enerji nakil hatlarına sızma gibi saldırıların devlet güvenliğini doğrudan tehdit ettiğini belirten Kayadibi, bu tür girişimlerin artık adli mesele olmanın ötesine geçtiğini söyledi.</p>

<p><strong>“Dijital Saldırılar Askeri Müdahaleye Eşdeğer”</strong></p>

<p>Siber saldırıların bir ülkenin bilgi sistemlerine yönelik fiili bir askeri müdahale kadar yıkıcı etkiler doğurabileceğine dikkat çeken Kayadibi, devletlerin ulusal mevzuatlarını güçlendirmesi ve uluslararası iş birliklerini artırması gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin Budapeşte Siber Suçlar Sözleşmesi ve 5651 sayılı Kanun ile önemli adımlar attığını, ancak teknik kapasite ve toplumsal farkındalıkta hâlâ gelişime ihtiyaç bulunduğunu söyledi.</p>

<p><strong>“Her Dijital Adım, Gerçekte Yankı Buluyor”</strong></p>

<p>Kayadibi, siber suçların artık bireysel bir adalet arayışı meselesi olmaktan çıktığını, kamu düzeni ve devlet egemenliği boyutuna ulaştığını dile getirerek sözlerini şöyle tamamladı: “Unutulmamalıdır ki ekrandan atılan her adım, gerçek hayatta yankı bulur bazen bir insanın hayatında, bazen bir ülkenin geleceğinde.”</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 26 Aug 2025 16:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/08/avukat-feyza-kayadibi-den-dijital-dunyaya-uyari-1756215396.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mavi Nefes Projesi</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/mavi-nefes-projesi-82115</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/mavi-nefes-projesi-82115</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Garanti BBVA ve TURMEPA iş birliğiyle yürütülen Mavi Nefes Projesi’nin Göcek ayağında, Türkiye’nin en yaşlı deniz çayırı tespit edildi. Prof. Dr. Ergün Taşkın ve ekibinin çalışmalarıyla Kızılada açıklarında bulunan deniz çayırının 2.000 yaşında olduğu belirlendi. Bu keşif, bilimsel literatürde ülkemiz adına tarihi bir başarı niteliğinde.</strong></p>

<p>Garanti BBVA’nın, DenizTemiz Derneği (TURMEPA) iş birliğiyle 2021 yılından bu yana yürüttüğü&nbsp;<strong>Mavi Nefes Projesi</strong>, deniz altı ekosistemine yönelik bilimsel çalışmalara bir yenisini ekledi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen projenin Göcek ayağında gerçekleştirilen araştırmada, Prof. Dr. Ergün Taşkın ve ekibi tarafından&nbsp;<strong>Türkiye’de ilk kez</strong>&nbsp;bir deniz çayırının yaşı tespit edildi. Fethiye-Göcek Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde, Kızılada açıklarından alınan örnek üzerinde yapılan uzun ve detaylı laboratuvar çalışmaları, deniz çayırının&nbsp;<strong>2.000</strong>&nbsp;yaşında olduğunu bilimsel olarak ortaya koydu.&nbsp;</p>

<p>Bu veri, Türkiye deniz araştırmaları tarihinde bir ilk ve bölgede yürütülen tüm deniz çayırı ekim çalışmalarının geleceğini etkileyecek önemli bir kilometre taşı niteliğinde.</p>

<p><strong>Oksijenin ve Biyolojik Çeşitliliğin Sessiz Kahramanları</strong></p>

<p>Deniz çayırları, deniz ekosistemlerinin oksijen üretimi, karbon tutumu ve biyolojik çeşitliliğin korunması açısından kritik öneme sahip. Mavi Nefes Projesi kapsamında bugüne kadar yapılan ölçümler, bu hassas ekosistemlerin korunmasının iklim değişikliğiyle mücadelede hayati bir rol üstlendiğini ortaya koyuyor.&nbsp;</p>

<p>Bir kilometrekare deniz çayırı, ortalama&nbsp;<strong>1.000 insanın yıllık oksijen ihtiyacını karşılıyor</strong>. Atmosferdeki karbonu toplayarak iklim değişikliğiyle mücadelede kritik rol oynuyor ve karasal ekosistemlere kıyasla yüksek karbon tutma kapasitesiyle öne çıkıyor. Balıkların, kabukluların ve pek çok deniz canlısının yaşam alanı ve üreme noktası olan deniz çayırları, dalga enerjisini azaltarak&nbsp;<strong>kıyı erozyonunu önlüyor</strong>. Ayrıca, sediment tabakalarında geçmiş yüzyılların izlerini saklayarak ekosistemin hafızasını oluşturuyor.</p>

<p><strong>Mavi Nefes Projesi’nde Bugüne Kadar Neler Yapıldı?</strong></p>

<p>2021 yılında Marmara Denizi’ndeki müsilaj krizine yanıt olarak başlatılan Mavi Nefes Projesi, dört yılda Türkiye’nin farklı bölgelerinde somut çevresel, bilimsel ve toplumsal sonuçlar üretmeye devam ediyor. Marmara’dan Van Gölü’ne, Göcek’ten Saros Körfezi’ne uzanan proje, denizlerde atıkların toplanmasından bilimsel araştırmalara, eğitim programlarından biyoçeşitlilik haritalamasına kadar geniş bir yelpazede faaliyet gösteriyor.</p>

<p>Proje süresince Marmara Denizi’nde 275 tonun üzerinde, Van Gölü’nde ise 16 tondan fazla katı atık toplandı. Göcek’te faaliyet gösteren sıvı atık alım teknesi, yüzlerce tekneden 860 bin litre atık toplayarak yaklaşık 6,8 milyon litre deniz suyunun kirlenmesini önledi. Saros Körfezi’nde 35 istasyonda yapılan 45 dalışta 382 deniz türü tespit edilerek bölgenin habitat haritası çıkarıldı.&nbsp;</p>

<p>Proje kapsamında, Fethiye-Göcek Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde “Deniz Çayırlarının İzlenmesi, Korunması ve Ekimi Projesi” hayata geçirildi. Bu çalışmalar yalnızca mevcut deniz çayırlarını korumakla kalmıyor, bölgeye yeni deniz çayırlarının kazandırılmasını da sağlıyor. Bölgede 3 farklı istasyonda Prof. Dr. Ergün Taşkın ve ekibi tarafından yaklaşık 10 bin deniz çayırı fidesinin transplantasyonu gerçekleştirildi. Ekilen alanlarda yüzde 70’in üzerinde canlılık oranına ulaşıldı.&nbsp;&nbsp;Ayrıca, bölgede 1.545 deniz türü tespit edilerek biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik adımlar da atıldı. Tüm bu çalışmalar, deniz ekosistemlerinin korunmasına yönelik bilimsel veri tabanını güçlendiriyor.&nbsp;</p>

<p>Mavi Nefes aynı zamanda toplumsal farkındalığın artırılmasını hedefliyor. TURMEPA’nın Milli Eğitim Bakanlığı protokolleri kapsamında yürüttüğü çevrim içi eğitimler ve gezici Mavi Nefes Eğitim Otobüsü ile bugüne kadar 100 bini aşkın öğrenci ve 5 binden fazla öğretmene ulaşıldı. Ayrıca lise öğrencilerine yönelik “Mavi Dedektifler” programıyla gençler, çevre bilinci kazanmanın yanı sıra kendi projelerini geliştirme fırsatı buluyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 26 Aug 2025 16:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/08/mavi-nefes-projesi-1756215338.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SODEM Yönetim Kurulu Toplantısı Çeşmede Gerçekleştirildi</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/sodem-yonetim-kurulu-toplantisi-cesmede-gerceklestirildi-81996</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/sodem-yonetim-kurulu-toplantisi-cesmede-gerceklestirildi-81996</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><i>Başkan Denizli: “Çeşme’de değerli başkanlarımızı ağırlamaktan büyük memnuniyet duydum. Yerel yönetimlerin gücünü dayanışmadan, ortak akıldan ve halktan aldığını biliyoruz. Bugün burada sadece projelerimizi değil; mücadelemizi, kararlılığımızı ve umudu da paylaştık.”</i><br />
<br />
Sosyal Demokrat Belediyeler Derneği (SODEM) Yönetim Kurulu, Kadıköy Belediye Başkanı ve Yönetim Kurulu Başkanı Sn. Mesut Kösedağ başkanlığında, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Lâl Denizli ev sahipliğinde Çeşme’de bir araya geldi. Toplantıya; Burdur Belediye Başkanı ve SODEM Yönetim Kurulu Saymanı Sn. Ali Orkun Ercengiz, Hatay Defne Belediye Başkanı ve SODEM Yönetim Kurulu Sekreteri Sn. Halil İbrahim Özgün ile SODEM Genel Sekreteri Esra Kaya Erdoğan katıldı.<br />
<br />
Toplantı kapsamında Çeşme Belediyesi tarafından hayata geçirilen Çeşme Kent Enstitüsü Dalyan Şubesi, Park Sakız Alaçatı & Sakız Yolculuğu Sergi Alanı, Çeşme Vizyon Ofisi ve Yuvamız Çeşme Reisdere Şubesi ziyaret edildi. Yakın zamanda hizmete girecek olan Çeşme Afet Koordinasyon Merkezi (ÇAKOM) ile 2026 yılında açılması planlanan Şifne Fikir Banyosu proje alanlarında da saha incelemeleri gerçekleştirildi.</p>

<p><b>“Yerel Yönetimler Zirvesi” Gündemdeydi</b></p>

<p>Toplantının en önemli başlıklarından biri “Yerel Yönetimler Zirvesi” oldu. Bu zirvede, sosyal demokrat belediyelerin hayata geçirdiği başarılı somut uygulamalar ve iyi örnekler mercek altına alınacak. Etkinliğin temel hedefi, sosyal demokrat yerel yönetimler arasındaki dayanışma, bilgi ve deneyim paylaşımının artırılması olarak belirlendi.</p>

<p><b>SODEM’den Demokrasi ve Dayanışma Vurgusu</b></p>

<p>Toplantıda SODEM’in süregelen ve gelecek dönem projelerinin yanı sıra, tutuklu bulunan sosyal demokrat belediye başkanlarıyla ve gözaltına alınan Beyoğlu Belediye Başkanı Sn. İnan Güney ile ilgili gelişmelere yönelik dayanışma çalışmaları ve bu sürecin yerel demokrasi üzerindeki etkileri ele alındı.<br />
<br />
<b>Denizli; “Sadece Projelerimizi Değil, Mücadelemizi Ve Umudu da Paylaştık”</b></p>

<p>SODEM Genel Sekreteri Esra Kaya Erdoğan, dernek üyesi belediyelerin kurumsal kapasitesini güçlendirmeye yönelik çalışmaları ve iş birliklerini aktarırken; Başkan Denizli de, Çeşme’deki belediyecilik uygulamaları hakkında bilgi paylaşımında bulundu.</p>

<p>Başkan Denizli: “Çeşme’de değerli başkanlarımızı ağırlamaktan büyük memnuniyet duydum. Yerel yönetimlerin gücünü dayanışmadan, ortak akıldan ve halktan aldığını biliyoruz. Bugün burada sadece projelerimizi değil; mücadelemizi, kararlılığımızı ve umudu da paylaştık” dedi.</p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 19 Aug 2025 15:55:37 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/08/sodem-yonetim-kurulu-toplantisi-cesmede-gerceklestirildi-1755608137.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>EÜde Tercih Günleri Başlıyor</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/eude-tercih-gunleri-basliyor-81537</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/eude-tercih-gunleri-basliyor-81537</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Tercih Günleri 30-31 Temmuz'da gerçekleştirilecek. Ege Üniversitesi, YKS 2025 sonuçlarının açıklanmasının ardından aday öğrencilerin doğru ve bilinçli tercihler yapabilmeleri için 30-31 Temmuz 2025 tarihlerinde,  09.00 ile 16.00 saatleri arasında Büyük Spor Salonunda “Tercih Günleri” programı düzenleyecek.</p>

<p>İki gün sürecek tercih günlerinde aday öğrenciler Ege Üniversitesinin akademik birimlerini tanıma fırsatı bulurken; eğitim öğretim, araştırma geliştirme, kültür sanat ve spor olanakları; ulaşım, yurt, beslenme ve sağlık imkânları hakkında bilgiler alabilecek.</p>

<p>EÜ Büyük Spor Salonu içinde lisans ve ön lisans programlarının tanıtım stantlarında akademisyenler tarafından gençlerin doğru tercih yapabilmeleri için gün boyu detaylı bilgilendirme yapılacak, öğrenci ve ailelerin soruları cevaplanacak.</p>

<p>Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, Ege Üniversitesinin, Türkiye’nin tam akreditasyona sahip, öğrenci odaklılıkta ödüllü, spor dostu ünvanlı,  öncü araştırma üniversitesi olduğunu vurgulayarak, tercih yapacak olan gençleri, Ege Üniversitesinin bilim, teknoloji ve inovasyon öncelikli ekosistemini görmeye   davet etti.</p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 28 Jul 2025 17:03:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/07/eude-tercih-gunleri-basliyor-1753711436.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Büyükşehir, Hataya 12 derslik okul kazandırdı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/buyuksehir-hataya-12-derslik-okul-kazandirdi-81524</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/buyuksehir-hataya-12-derslik-okul-kazandirdi-81524</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Büyükşehir Belediyesi’nin Kahramanmaraş merkezli iki büyük depremin yıktığı illerden biri olan Hatay’a yaptığı yardımlar ve gösterdiği destek okul inşasıyla devam etti. Büyükşehir Belediyesi’nin Kocaeli Üreten ve Yöneten Kadınlar Platformu ile birlikte Hatay’ın Kumlu İlçesi Killik Mahallesi’nde inşa ettiği 12 derslikli okulun inşasında sona gelindi.</p>

<p><b>YENİ EĞİTİM YILINDA HİZMETE GİRECEK</b></p>

<p>Hatay Defne’de depremzedelerin temel ihtiyaçlarını gidermenin yanında ilçenin yeniden ayağa kalkması için de büyük ve özverili bir çalışma başlatan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Hatay’a gönül köprüsü kurdu. Bu bağlamda Büyükşehir Belediyesi’nin 6 Şubat 2023’te meydana gelen depremde büyük bir yıkım yaşayan Hatay’a 12 derslik bir okul kazandırdı. Büyükşehir’in Kocaeli Üreten ve Yöneten Kadınlar Platformu ile birlikte Hatay’ın Kumlu İlçesi Killik Mahallesi’nde inşa ettiği 12 derslikli okulun inşasında sona gelindi. Okulun 2025-2026 eğitim-öğretim yılında faaliyete girmesi planlanıyor.</p>

<p><b>77 MİLYON 892 BİN TL’YE İNŞA EDİLDİ</b></p>

<p>Kocaeli Üreten ve Yöneten Kadınlar Platformu’nun düzenlediği yardım programlarında toplanan paralar ve Başkan Tahir Büyükakın’ın talimatıyla büyük bir çoğunluğu Büyükşehir Belediyesi tarafından karşılanan okulun inşası tamamlandı. Kumlu ilçesi Killik Mahallesi’nde yükselen okul 77 milyon 892 bin TL’ye mal edildi. İnşa edilen modern eğitim binasında Hataylı çocukların daha kaliteli ve nitelikli eğitim almaları sağlanacak.</p>

<p><b>12 DERSLİK VE ÇOK AMAÇLI SALON</b></p>

<p>Büyükşehir Belediyesi’nin Hatay’daki okul projesi toplam 2 kattan (zemin ve 1. kat) oluşuyor. Zemin kat bin 146 metrekare taban alana ve okul yapısı da toplamda 2 bin 390 metrekare inşaat alanına sahip bulunuyor. Okul bünyesinde; 48 metrekarelik 12 derslik, anaokul dersliği, fen dersliği, görsel sanatlar atölyesi, müzik dersliği, kütüphane, destek eğitim odası, beden eğitim salonu, mescit, yemekhane, öğretmenler odası, rehberlik servisi, idare odası, 90 kişilik çok amaçlı salon, okul aile birliği ve zümre öğretmenler odası yer alıyor.</p>

<p> </p>

<p> </p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 28 Jul 2025 17:01:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/07/buyuksehir-hataya-12-derslik-okul-kazandirdi-1753711286.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kartepe Belediyesinde Gerçeğini Aratmayan Tatbikat</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/kartepe-belediyesinde-gercegini-aratmayan-tatbikat-81092</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/kartepe-belediyesinde-gercegini-aratmayan-tatbikat-81092</guid>
                <description><![CDATA[Kartepe Belediyesi İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü ile Afet İşleri Müdürlüğü’nün organizasyonunda, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Eğitim Şube Müdürlüğü personelleri tarafından yangınla mücadele, tahliye ve arama kurtarma konularında belediye personeline yönelik farkındalık eğitimi düzenlendi

Afet Bilinci Eğitimi Verildi

Kartepe Belediyesi Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen eğitim programında, olası yangın ve afet durumlarında nasıl hareket edilmesi gerektiği, tahliye yöntemleri ve arama kurtarma uygulamaları teorik ve uygulamalı olarak anlatıldı. Eğitim ile görevli personelin bilgi ve becerilerinin artırılması, afet anında bilinçli ve organize hareket edilmesi hedeflendi.

Tatbikat Gerçeğini Aratmadı

Eğitim programının ardından Kartepe Belediyesi’nin arama kurtarma ekibi olan, KAR Arama Kurtarma Ekibi öncülüğünde, Kartepe Belediyesi Ek Hizmet Binası’nda yangın ve tahliye tatbikatı gerçekleştirildi. Gerçeğini aratmayan tatbikatta, bina kısa sürede boşaltılırken, personelin soğukkanlı ve koordineli hareket etmesi dikkat çekti.

 

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kartepe Belediyesi İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü ile Afet İşleri Müdürlüğü’nün organizasyonunda, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Eğitim Şube Müdürlüğü personelleri tarafından yangınla mücadele, tahliye ve arama kurtarma konularında belediye personeline yönelik farkındalık eğitimi düzenlendi</p>

<p><b>Afet Bilinci Eğitimi Verildi</b></p>

<p>Kartepe Belediyesi Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen eğitim programında, olası yangın ve afet durumlarında nasıl hareket edilmesi gerektiği, tahliye yöntemleri ve arama kurtarma uygulamaları teorik ve uygulamalı olarak anlatıldı. Eğitim ile görevli personelin bilgi ve becerilerinin artırılması, afet anında bilinçli ve organize hareket edilmesi hedeflendi.</p>

<p><b>Tatbikat Gerçeğini Aratmadı</b></p>

<p>Eğitim programının ardından Kartepe Belediyesi’nin arama kurtarma ekibi olan, KAR Arama Kurtarma Ekibi öncülüğünde, Kartepe Belediyesi Ek Hizmet Binası’nda yangın ve tahliye tatbikatı gerçekleştirildi. Gerçeğini aratmayan tatbikatta, bina kısa sürede boşaltılırken, personelin soğukkanlı ve koordineli hareket etmesi dikkat çekti.</p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 11 Jul 2025 17:10:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/07/kartepe-belediyesinde-gercegini-aratmayan-tatbikat-1752243005.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yaz Geldi, Kene Tehlikesi Arttı!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/yaz-geldi-kene-tehlikesi-artti-80794</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/yaz-geldi-kene-tehlikesi-artti-80794</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarının gelmesiyle birlikte ülkemizde kene vakalarında önemli artışlar yaşanıyor. Ne yazık ki bu artış, ölümle sonuçlanan vakaların da görülmesine neden olabiliyor.&nbsp;</p>

<p>Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi Dermatoloji Bölümünden Uzman Dr. İhsaniye Dönmez Çiçek, yaz aylarında artış gösteren kene vakalarına karşı alınması gereken önlemler ve dikkat edilmesi gereken belirtiler hakkında önemli bilgiler verdi.</p>

<p><strong>Kene Nedir?</strong></p>

<p>Kene, eklem bacaklılar grubuna ait, hastalık taşıyıcılığı ile bilinen önemli bir vektördür. Dünya genelinde 900’ü aşkın türü bulunan kenelerin, Türkiye’de 30-40 türü bulunmaktadır. Üreme potansiyelleri oldukça yüksektir; bir dişi kene yumurtladığında 10.000’i aşkın yumurta bırakabilir. Konakları konusunda seçici olmayan keneler, bulabildikleri tüm sıcakkanlı hayvanlardan kan emebilir. Tek besin kaynakları kandır ve ömürleri boyunca üç kez kan emme evresine girerler. Doyduklarında toprağa düşerler ve ortalama 2-3 yıl arasında yaşayabilirler.</p>

<p>Bahar ve yaz aylarında aktif olan keneler, doğada bir omurgalının yaydığı karbondioksit, amonyak, vücut kokuları, titreşimler veya gölgeleri fark ederek konaklarına geçebilir. Vücuda tutunduklarında, genellikle boyun, koltuk altı gibi kıvrımlı bölgelere yerleşmeyi tercih ederler.</p>

<p><strong>Kene Isırdığında Ne Olur?</strong></p>

<p>İnsanı ısırdıkları anda, salgıladıkları tükürükle deriyi duyarsız hale getirirler. Ardından dikensi ağız çıkıntılarıyla deriyi keserek deri altı dokulara ulaşır ve kan emmeye başlarlar. Salgıladıkları sıvı, lokal anestezik etki gösterir; ayrıca damar genişletici ve pıhtılaşmayı önleyici maddeler içerdiği için fark edilmeden uzun süre kan emebilirler.</p>

<p><strong>Risk Grupları Kimlerdir?</strong></p>

<p>Kene ısırığı açısından en çok risk altında olan gruplar şunlardır:</p>

<ul style="list-style-type:disc">
	<li>Tarım işçileri</li>
	<li>Çiftçiler</li>
	<li>Hayvancılıkla uğraşanlar</li>
	<li>Mezbaha çalışanları</li>
	<li>Veterinerler</li>
	<li>Askerler</li>
</ul>

<p><strong>Kenelerle Bulaşan Hastalıklar</strong></p>

<p>Kene kaynaklı hastalıklar arasında en bilinenler şunlardır:</p>

<ul style="list-style-type:disc">
	<li>Kırım Kongo Kanamalı Ateşi</li>
	<li>Lyme Hastalığı</li>
	<li>Akdeniz Benekli Ateşi</li>
	<li>Kene kaynaklı ensefalit</li>
</ul>

<p><strong>Kene Isırığında Görülen Reaksiyonlar</strong></p>

<p>Kene ısırığı sonrası üç tür reaksiyon ortaya çıkabilir:</p>

<ol start="1" style="list-style-type:decimal">
	<li><strong>Alerjik Reaksiyonlar:</strong>&nbsp;Diğer haşere ısırıklarıyla benzerlik gösterir.</li>
	<li><strong>Toksik Reaksiyonlar:</strong>&nbsp;Ateş, bulantı, kusma, hatta felce kadar varabilir.</li>
	<li><strong>Enfeksiyonlar:</strong>&nbsp;Kenenin taşıdığı mikroorganizmaların insan kanına geçmesiyle oluşur.</li>
</ol>

<p><strong>Kene ile Mücadelede Alınması Gereken Önlemler</strong></p>

<ul style="list-style-type:disc">
	<li>Dış ortamda uzun pantolon ve uzun kollu, açık renkli kıyafetler tercih edilmelidir.</li>
	<li>Pantolon paçaları çorap içine sokulmalı, parfüm ve parfümlü mendil kullanılmamalıdır.</li>
	<li>Özel ilaçlarla emdirilmiş kıyafet ve çadır malzemeleri 2-3 haftaya kadar koruma sağlayabilir.</li>
	<li>Ormanlık alanda bulunan kişilerin birbirini sık sık kene açısından kontrol etmesi önerilir.</li>
	<li>Günübirlik doğa gezileri sonrası kıvrım bölgeleri ve saç dipleri dikkatle kontrol edilmelidir.</li>
</ul>

<p><strong>Vücutta Kene Tespit Edilirse Ne Yapılmalı?</strong></p>

<p>Kene tespit edildiğinde en kısa sürede uzaklaştırılması çok önemlidir. Kene üzerine kolonya, alkol, sirke gibi maddeler dökmeyin; bu hayati bir hatadır. Üzerine kimyasal solüsyon dökmek, vazelinle kapatmak ya da yakmak kesinlikle önerilmez; bu tür müdahaleler kenenin kusmasına ve hastalık etkenlerini vücuda bırakmasına neden olabilir. Kene, parçalanmadan çıkarılmalıdır. Kişi çıkaramıyorsa en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Uzman hekim, keneyi uygun yöntemle çıkararak bölgeye kaşıntı, kızarıklık ve enfeksiyonu önleyici krem uygulayabilir.</p>

<p><strong>Kene Çıkarıldıktan Sonra Takip Önemli</strong></p>

<p>Kene çıkarıldıktan sonra kişinin kendini gözlemlemesi gerekir. Baş ağrısı, ateş, bulantı, kusma, ishal, kas ve eklem ağrısı, halsizlik gibi şikayetlerden iki veya daha fazlası görülürse mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 01 Jul 2025 18:12:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/07/yaz-geldi-kene-tehlikesi-artti-1751382729.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Özel Güvenlik Zirvesi, TOBB İkiz Kuleler de gerçekleştirildi</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/ozel-guvenlik-zirvesi-tobb-ikiz-kuleler-de-gerceklestirildi-80780</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/ozel-guvenlik-zirvesi-tobb-ikiz-kuleler-de-gerceklestirildi-80780</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Özel Güvenlik Zirvesi, İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Güvenlik Denetleme Başkanlığı ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Türkiye Özel Güvenlik Hizmetleri Sektör Meclisi iş birliğinde, TOBB İkiz Kuleler’de gerçekleştirildi. TOBB Özel Güvenlik Hizmetleri Sektör Meclisi Başkan Yardımcısı ve Güvenlik Servisleri Organizasyon Derneği (GÜSOD) Başkanı Turgay ŞAHAN, “26-30 Haziran Özel Güvenlik Günü ve Haftası kapsamında düzenlenen Özel Güvenlik Zirvesi, sektörün gelişmesi ve sürdürülebilirliği açısından oldukça önemli bir etkinlik. Sektörümüz Avrupa’da 47 milyar Euro büyüklüğe erişti, bu hacim Türkiye’de ise 5 milyar Euro seviyesinde. Özel güvenlik görevlilerinin çalışma şartlarının ve özlük haklarının iyileştirilmemesi deneyimli ve nitelikli iş gücünün kaybına neden oluyor. Ücretlerin artırılması ve özlük haklarının iyileştirilmesi konularında faaliyet göstermeye devam ediyoruz.” dedi.</strong></p>

<p>26-30 Haziran Özel Güvenlik Günü ve Haftası kapsamında düzenlenen Özel Güvenlik Zirvesi TOBB İkiz Kuleler’de gerçekleştirildi. Zirveye; İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, Türkiye Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Ali Çardakcı, Emniyet Genel Müdürü Mahmut Demirtaş, Özel Güvenlik Denetleme Başkanı Suat Çelik, TOBB Özel Güvenlik Hizmetleri Meclisi Başkanı Serdar Gökhan Arıkan ve GÜSOD Başkanı Turgay Şahan ile ilgili bakanlık temsilcileri ile sektör meclisi başkanları katılım sağladı.&nbsp;</p>

<p>26-30 Haziran haftası kapsamında; Özel Güvenlik Denetleme Başkanlığı, TOBB Sektör Meclisi, GÜSOD ve ilgili diğer paydaşlarla birlikte çeşitli etkinlikler düzenlendi. Bu kapsamda; Anıtkabir ziyareti, TOBB bünyesinde gerçekleştirilen Özel Güvenlik Zirvesi, Eymir Gölü yürüyüşü, Polis Radyosu yayınları, AVM’lerde özel güvenlik tanıtımları ve basın bültenleri gibi etkinliklerle Özel Güvenlik Haftası etkinlikleri organize edilmiş, sektör sorunları ve tanıtımı bu etkinlikler aracılığıyla paylaşılmıştır.</p>

<p><strong>Özel güvenlik sektörü istihdama ve ekonomiye destek sağlıyor</strong></p>

<p>İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Güvenlik Denetleme Başkanlığı ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Türkiye Özel Güvenlik Hizmetleri Sektör Meclisi iş birliğiyle düzenlenen Özel Güvenlik Zirvesi’nde özel güvenlik sektörünü güçlendirecek çözüm önerileri tartışıldı ayrıca Genel Kolluk-Özel Güvenlik İş Birliği ve Entegrasyonu’nu (KAAN Uygulaması) en etkin kullanan özel güvenlik görevlilerine de ödülleri takdim edildi. Zirvede, özel güvenlik sektörünün bir yandan önleyici güvenlik hizmeti sunarken diğer yandan istihdama sunduğu katkıyla ekonomiye verdiği destek vurgulandı.&nbsp;</p>

<p>TOBB Özel Güvenlik Hizmetleri Sektör Meclisi Başkan Yardımcısı ve Güvenlik Servisleri Organizasyon Derneği (GÜSOD) Başkanı Turgay ŞAHAN, Özel Güvenlik Zirvesi’nde, sektörün gelişimine dair sunulan (KAAN, ÖGNET ve ÖZGE) çözüm önerilerinin sektörünün gelişimine katkı sunduğunu ifade etti. ŞAHAN, bununla birlikte özellikle çalışanların haklarının iyileştirilmesinin önemini de vurguladı.</p>

<p><strong>“Çalışma koşullarının, ücretlerin ve özlük haklarının iyileştirilmesi gerekiyor”</strong></p>

<p>ŞAHAN, “Türkiye’de bugün 1.300’in üzerinde özel güvenlik şirketi bulunmakta. 1.050 bin civarında özel güvenlik kimliği alan kişi olmasına rağmen sektörde aktif olarak 380 bin özel güvenlik görevlisi hizmet veriyor. Özel güvenlik sektörü Türkiye'de işsizlik sorununun çözümüne katkıda bulunabilecek bir potansiyele sahip. Özel güvenlik görevlisi olarak hizmet verenler, asgari ücret seviyesinde ya da bu seviyeye yakın maaş almaları ve özlük hakları gibi nedenlerden dolayı sık sık iş değiştiriyorlar. Dolayısıyla özel güvenlik şirketleri sürekli olarak yeni personel arayışına giriyor ve bu durum da talep çok algısına yol açıyor. Özel güvenlik görevlisi olarak çalışan arkadaşlarımızın sorunlarının çözümü için sadece işverenlerin değil, devletin de özel güvenlik sektörüne yönelik politikaları ve düzenlemeleri gözden geçirmesi ve çalışanların haklarını koruyacak adımlar atması gerekiyor. Kamusal ve özel alanlarda güvenliğin sağlanmasında büyük rol oynayan özel güvenlik görevlilerinin emeğinin karşılığını tam olarak alamaması sektörün gelişmesine de engel oluyor. Özel güvenlik sektöründeki yüksek turnover oranının önüne geçmek için çalışma koşullarının, ücretlerin ve özlük haklarının iyileştirilmesi gerekiyor. Bizler de bu konularda çalışmayı sürdürüyoruz.” açıklamasını yaptı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Özel güvenlik sektörünün devlet tarafından kapsamlı şekilde regüle edilmesinin sektör taraflarını doğrudan etkilediğinin altını çizen ŞAHAN, “Devletin özel güvenlik sektörünün gelişmesi ile ilgili talep ve önerileri “ticari talepler bakış” açısıyla değerlendirmesi karar alma süreçlerinde yeterince etkin olunamaması sonucuna sebebiyet vermektedir. Çalışanların temini ile eğitim süreçlerinde bazı yetersizlikler hizmet kalitesine doğrudan etki yapan kriterler olarak görülmektedir. Mesleki standartların oluşturulmamış olması ve sertifika programlarının yeterli düzeyde yapılamaması güncelliğini sürdürmektedir, diğer yandan sektörün bağımsız denetimi konusunda yeterli çalışma aşamasına henüz gelinememiştir. Sektörün toplum düzenine sağladığı katma değer olan “güvenliğin” kamuoyu tarafından yeterince algılanmaması, daha ziyade hizmet için sağlanan özel güvenlik görevlisi sayısına bağlı olarak değerlendirmeler yapılmaktadır. Özetlemek gerekirse; özel güvenlik sektöründe görev alan özel güvenlik görevlilerinin özlük haklarında yapılacak iyileştirmeler sektör gelişim sürecine önemli katkılar sağlayacağı gibi, huzurlu ve etkin bir görev yapmaları aynı zamanda başarıyı da beraberinde getirecektir.” şeklinde sözlerini sürdürdü.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 27 Jun 2025 12:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/06/ozel-guvenlik-zirvesi-tobb-ikiz-kuleler-de-gerceklestirildi-1751016023.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yetişkinliğe erişen kerkenez yavruları doğal ortamlarına bırakıldı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/yetiskinlige-erisen-kerkenez-yavrulari-dogal-ortamlarina-birakildi-80728</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/yetiskinlige-erisen-kerkenez-yavrulari-dogal-ortamlarina-birakildi-80728</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Cambria,serif">Antalya’da Doğal Yaşam Parkı’na getirilen, aralarında beş yavrunun da bulunduğu yedi kerkenez, bakım ve tedavi süreçlerinin tamamlanmasının ardından doğal yaşam alanlarına salındı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Cambria,serif">Antalya Büyükşehir Belediyesi Doğal Yaşam Parkı; yaralı, hasta ve ya bakıma muhtaç yaban hayvanlarına bakım ve rehabilitasyon hizmeti sunmaya devam ediyor. Park bünyesindeki klinikte tedavi edilen hayvanlar, sağlıklarına kavuştuktan sonra tekrar doğal yaşam alanlarına bırakılıyor. Son olarak Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü ekiplerince terkedilmiş halde bulunan beşi yavru toplam yedi kerkenez kuşu, Antalya Doğal Yaşam Parkı’nda tedavi edilip özenle bakıldıktan sonra yetişkinliğe erişmeleriyle birlikte doğaya salındı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Cambria,serif">TEDAVİSİ TAMAMLANAN KUŞLAR DOĞAYA SALINDI</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Cambria,serif">Antalya Doğal Yaşam Parkı Müdürü Veteriner Hekim Dr. Aygül Arsun, Mart ayında Doğa Koruma ve Milli Parklar ekipleri tarafından getirilen yedi kerkenezin gelişimlerinin tamamladığını ve doğaya salındıklarını belirterek, “Bu yırtıcı kuşlar genellikle kayalıklara yuva yaparak yaşamlarını sürdürür. Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü ile Antalya Büyükşehir Belediyesi Doğal Yaşam Parkı arasında yapılan protokol kapsamında, doğaya yeniden kazandırılabilecek hayvanları tedavi ve bakımlarını yaparak doğal yaşam alanlarına bırakıyoruz. Buraya getirilen hayvanların beslenmesi ve bakımı da tarafımızca sağlanıyor” dedi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Cambria,serif">TARIMIN VE ÇİFTÇİNİN DOSTU</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Cambria,serif">Kerkenez kuşlarının doğadaki rolüne de değinen Arsun, “Küçük böcekler ve kemirgenlerle beslenen kerkenezler, doğa ekosistemi açısından büyük öneme sahiptir. Ancak avcılık nedeniyle zaman zaman sayıları azalabiliyor. Kemirgenlerle mücadelede çok etkili oldukları için tarımın ve çiftçilerin dostu olduklarını söyleyebiliriz” ifadelerini kullandı.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 Jun 2025 12:27:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/06/yetiskinlige-erisen-kerkenez-yavrulari-dogal-ortamlarina-birakildi-1750843660.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Islak Mayo Yaz Keyfinizi Bozmasın!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/islak-mayo-yaz-keyfinizi-bozmasin-80726</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/islak-mayo-yaz-keyfinizi-bozmasin-80726</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz döneminde kadınlarda sık görülen sağlık sorunları genellikle sıcak hava, nem, olası hijyen eksikliklerine bağlıdır. Özellikle de yazın havuz ve deniz kenarında ıslak mayolarla uzun süre kalmak vajinal mantar enfeksiyonları başta olmak üzere; idrar yolu enfeksiyonu vb. bakteriyel hastalıklara yol açabilir.&nbsp;</p>

<p>Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümünden Uzman Dr. Hazal Atay Güzel, özellikle yaz döneminde kadınların dikkat etmesi gereken konulara dikkat çekti ve yapılması gerekenler hakkında bilgiler verdi.</p>

<p>Yaz mevsimi boyunca hem havuz ve deniz sonrası, hem de güneşlenirken nem sebebiyle terleme sonrası maruz kalınan durumlarda kadınların mayolarını özenli bir şekilde değiştirmesi vajinal enfeksiyonlara karşı alınacak en belirgin önlemlerden birisi. Bunun yanı sıra mevsim itibariyle dikkat edilmesi gereken diğer rahatsızlıklar da dikkate alınmalı ve oluşabilecek durumlarda mutlaka uzmana danışılması gerekiyor.&nbsp;</p>

<p><strong>Sık Görülen Kadın Hastalıkları:</strong></p>

<p><strong>1. İdrar Yolu Enfeksiyonları (İYE): &nbsp;</strong></p>

<p>&nbsp; &nbsp;- Terleme, yetersiz sıvı alımı, havuz ve deniz sonrası ıslak mayo ile uzun süre kalma İYE riskini artırır.</p>

<p><strong>2. Vajinal Mantar Enfeksiyonları: &nbsp;</strong></p>

<p>&nbsp; &nbsp;- Nemli ortamlar ve sıkı kıyafetler mantar üremesini kolaylaştırır.</p>

<p><strong>3. Bakteriyel Vajinozis: &nbsp;</strong></p>

<p>&nbsp; &nbsp;- Özellikle hijyen koşullarının yeterli olmaması sonucu kötü kokulu akıntı, kaşıntı gibi şikayetlerle ortaya çıkar.</p>

<p><strong>4. Güneş Alerjisi ve Cilt Problemleri: &nbsp;</strong></p>

<p>&nbsp; &nbsp;- Hormonal etkilerle artan cilt hassasiyeti, melazma (güneş lekeleri) gibi sorunlara yol açabilir.</p>

<p><strong>5. Isı ve Dehidrasyona Bağlı Dolaşım Bozuklukları: &nbsp;</strong></p>

<p>&nbsp; &nbsp;- Özellikle regl döneminde düşük tansiyon, baş dönmesi daha sık görülebilir.</p>

<p><strong>Dikkat Edilmesi Gerekenler:</strong></p>

<p>- Pamuklu ve rahat iç çamaşırı tercih edilmeli.</p>

<p>- Mayo veya bikini ile ıslak kalınmamalı, hemen değiştirilmelidir.</p>

<p>- Günde en az 2-2.5 litre su içilmeli.</p>

<p>- Hijyenik ped kullanımı önemli; yaz aylarında sık değiştirilmeli.</p>

<p>- Koruyucu güneş kremi düzenli olarak kullanılmalı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 Jun 2025 12:27:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/06/islak-mayo-yaz-keyfinizi-bozmasin-1750843635.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YKS ye Girecek Öğrencilere Ulaşım Ücretsiz</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/yks-ye-girecek-ogrencilere-ulasim-ucretsiz-80519</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/yks-ye-girecek-ogrencilere-ulasim-ucretsiz-80519</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İBB'ye bağlı toplu ulaşım araçları, 21 Haziran Cumartesi ve 22 Haziran Pazar günü yapılacak Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) girecek öğrenci ve görevlilere ücretsiz hizmet verecek. İBB, ayrıca her iki sınav gününde de Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü Mobil Çözüm Noktaları ile belirlenen&nbsp;38 ilçede, toplamda 38 okulda&nbsp;öğrenciler için kumanya dağıtımı gerçekleştirecek.</strong></p>

<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) toplu ulaşım araçları, 21 Haziran 2025 Cumartesi ve 22 Haziran 2025 Pazar günü gerçekleştirilecek Yükseköğretim Kurumları Sınavı'na (YKS) girecek öğrencilere ve sınav görevlilerine ücretsiz hizmet verecek. Öğrencilerin sınav giriş belgesini, görevli personellerin de görevli belgelerini göstermeleri yeterli olacak.</p>

<p>Ücretsiz ulaşım hizmeti, İstanbulkart sistemine entegre olan İETT otobüsleri, özel halk otobüsleri, metrobüs, metro, tramvay, füniküler, teleferik, nostaljik tramvay, tünel ve Şehir Hatları vapurlarını kapsayacak.</p>

<p>Her iki sınav günü için geçerli olacak ücretsiz toplu ulaşımdan faydalanmak isteyen öğrencilerin, sınav belgeleri veya görevli belgelerini göstermeleri yeterli olacak. Sınavın 2 saat öncesinden başlayan ücretsiz ulaşım imkânı, sınav bitişinin 2 saat sonrasına kadar devam edecek.&nbsp;</p>

<p><strong>İBB'DEN ÖĞRENCİLERE KUMANYA DAĞITIMI</strong></p>

<p>İBB, 21 – 22 Haziran tarihlerinde yapılacak olan YKS sınavı kapsamında Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü Mobil Çözüm Noktaları ile belirlenen okullarda öğrenciler için kumanya dağıtımı gerçekleştirecek. 38 ilçede, toplamda 38 okulda mobil çözüm araçları (Mobil Çözüm Noktası, Mahallede Çözüm, Kampüste Çözüm) ve çadırlarda yapılacak çalışmada su, kek ve meyve suyu dağıtılacak.</p>

<p><strong>1. Bölge - Kumanya dağıtımı yapılacak okullar;</strong></p>

<ul>
	<li>Ataşehir / İbrahim Müteferrika Mesleki Ve Teknik Anadolu Lisesi&nbsp;</li>
	<li>Beykoz / Paşabahçe Ahmet Ferit İnal Anadolu Lisesi</li>
	<li>Çekmeköy / Güç Kardeşler Anadolu Lisesi</li>
	<li>Kadıköy / Mustafa Saffet Anadolu Lisesi</li>
	<li>Kartal / Şehit Öğretmen Hüseyin Ağırman Mesleki Ve Teknik Anadolu Lisesi</li>
	<li>Maltepe / Kadir Has Anadolu Lisesi</li>
	<li>Pendik / Prof Dr Hulusi Behçet Anadolu Lisesi</li>
	<li>Sancaktepe / Sancaktepe Anadolu Lisesi</li>
	<li>Sultanbeyli / Sultan Alparslan Mesleki Ve Teknik Anadolu Lisesi</li>
	<li>Şile / Dr. Vasıf Topçu Fen Lisesi</li>
	<li>Tuzla / Süleyman Demirel Mesleki Ve Teknik Anadolu Lisesi</li>
	<li>Ümraniye / Kazım Karabekir Ortaokulu</li>
	<li>Üsküdar / Şehit Okan Altıparmak Anadolu Lisesi</li>
</ul>

<p><strong>2. Bölge - Kumanya dağıtımı yapılacak okullar;</strong></p>

<ul>
	<li>Bayrampaşa / Şehit Büyükelçi İsmail Erez Mesleki Ve</li>
	<li>Teknik Anadolu Lisesi&nbsp;</li>
	<li>Beşiktaş / Hasan Ali Yücel Ortaokulu</li>
	<li>Beyoğlu / Dilnihat Özyeğin Anadolu Lisesi</li>
	<li>Esenler / İbrahim Turhan Anadolu Lisesi</li>
	<li>Eyüpsultan / Eyüpsultan Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi</li>
	<li>Fatih / Atatürk Çağdaş Yaşam Çok Programlı Anadolu Lisesi&nbsp;</li>
	<li>Gaziosmanpaşa / Adnan Menderes Ortaokulu</li>
	<li>Kâğıthane / Vali Hayri Kozakçıoğlu Mesleki Ve Teknik Anadolu Lisesi&nbsp;</li>
	<li>Sarıyer / Sarıyer Ortaokulu</li>
	<li>Sultangazi / Fuat Sezgin Anadolu Lisesi</li>
	<li>Şişli / Yunus Emre Anadolu İmam Hatip Lisesi</li>
	<li>Zeytinburnu / Merkezefendi Anadolu İmam Hatip Lisesi</li>
</ul>

<p><strong>3. Bölge - Kumanya dağıtımı yapılacak okullar;</strong></p>

<ul>
	<li>Arnavutköy / Taşoluk Anadolu Lisesi</li>
	<li>Avcılar / İstanbul Üniversitesi Avcılar Kampüsü</li>
	<li>Bağcılar / Şeyh Edebali Anadolu Lisesi</li>
	<li>Bahçelievler / Cumhuriyet Anadolu Lisesi&nbsp;</li>
	<li>Bakırköy / Bakırköy Ataköy Anadolu Lisesi</li>
	<li>Başakşehir / Toki Kayaşehir Mesleki Ve Teknik Anadolu Lisesi</li>
	<li>Beylikdüzü / Beşir Balcıoğlu Anadolu Lisesi</li>
	<li>Büyükçekmece / Emlak Konut Mimar Sinan Anadolu Lisesi&nbsp;</li>
	<li>Çatalca / Çatalca Anadolu Lisesi</li>
	<li>Esenyurt / Esenyurt Anadolu Lisesi</li>
	<li>Güngören / Ergün Öner Mehmet Öner Anadolu Lisesi</li>
	<li>Küçükçekmece / Doğan Cüceloğlu Fen Lisesi</li>
	<li>Silivri / Silivri Yusuf Sarıbekir Mesleki Ve Teknik Anadolu Lisesi</li>
</ul>

<p><strong>&nbsp;</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Jun 2025 12:49:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/06/yks-ye-girecek-ogrencilere-ulasim-ucretsiz-1750326563.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kronik hastalıkları olanlar kurban bayramında çok dikkatli olmalı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/kronik-hastaliklari-olanlar-kurban-bayraminda-cok-dikkatli-olmali-80048</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/kronik-hastaliklari-olanlar-kurban-bayraminda-cok-dikkatli-olmali-80048</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kurban Bayramı'nda et tüketiminin artmasıyla birlikte bazı hastalıklarda da artış görülür. Bu dönemde özellikle mide-bağırsak, kalp-damar ve metabolik hastalıklar daha sık tetiklenebilir.</p>

<p><em><strong>YYÜ Gaziosmanpaşa Hastanesi İç Hastalıkları Bölümünden Uzman Dr. Gülnar Zeynalova, kurban bayramının doğasına uygun olarak artacak et tüketimi konusunda dikkat edilmesi gerekenleri hatırlattı. Özellikle &nbsp;kronik hastalıkları olan kişilerin çok daha hassas ve özenli beslenmesi konusunda uyarılarda bulundu.&nbsp;</strong></em></p>

<p><strong><u>Kurban Bayramı'nda Sık Görülen Hastalıklar:</u></strong></p>

<p><strong>Mide ve Bağırsak Sorunları:</strong></p>

<p>&nbsp; &nbsp;- Aşırı ve hızlı et tüketimi; hazımsızlık, mide yanması, şişkinlik ve kabızlık gibi sorunlara yol açabilir. &nbsp;</p>

<p>&nbsp; &nbsp;- Yağlı ve kızartılmış etler mideyi daha fazla rahatsız eder. &nbsp;</p>

<p><strong>Gıda Zehirlenmeleri:</strong></p>

<p>&nbsp; &nbsp;- Etin uygun olmayan koşullarda kesilmesi, saklanması ya da pişirilmemesi sonucu bakteri üreyebilir. &nbsp;</p>

<p>&nbsp; &nbsp;- Özellikle yeni kesilen etin hemen tüketilmesi sindirim sistemi açısından risklidir.</p>

<p><strong>Kalp ve Tansiyon Problemleri:</strong></p>

<p>&nbsp; &nbsp;- Yağlı etlerin sık tüketimi, kolesterol ve tansiyon değerlerini artırabilir. &nbsp;</p>

<p>&nbsp; &nbsp;- Kalp hastaları, hipertansiyon ve kolesterol hastaları dikkatli olmalıdır.</p>

<p><strong>Şeker Hastalarında Denge Bozulması:</strong></p>

<p>&nbsp; &nbsp;- Et tüketimiyle birlikte tatlılar ve karbonhidratların da fazlalaşması, kan şekerini olumsuz etkileyebilir. &nbsp;</p>

<p><strong>Gut Hastalığı Atakları:</strong></p>

<p>&nbsp; &nbsp;- Yüksek proteinli kırmızı et, gut hastalığını tetikleyebilir. &nbsp;&nbsp;</p>

<p><strong>Et Tüketiminde Dikkat Edilmesi Gerekenler</strong></p>

<p>Kurban Bayramı'nda et tüketimi artar. Ancak yeni kesilmiş etin hemen tüketilmesi sindirim sorunlarına yol açabilir. Etin, kesildikten sonra en az 24 saat buzdolabında dinlendirilmesi önerilir. Bu süreç, etin sertliğinin azalmasına ve sindiriminin kolaylaşmasına yardımcı olur</p>

<p>Pişirme yöntemleri de sağlık açısından önemlidir. Etlerin haşlama, ızgara veya fırında pişirilmesi önerilirken, kızartma ve mangalda pişirme yöntemlerinden kaçınılmalıdır. Bu yöntemler, etin besin değerini azaltabilir ve sindirim sistemini zorlayabilir.</p>

<p><strong>Kronik Hastalığı Olanlar İçin Öneriler</strong></p>

<p>Kalp-damar hastalığı, diyabet, hipertansiyon ve böbrek hastalığı gibi kronik rahatsızlıkları olan bireylerin et tüketiminde daha dikkatli olmaları gerekmektedir. Bu bireyler, yağsız veya az yağlı etleri tercih etmeli ve porsiyon kontrolüne özen göstermelidir. Ayrıca, etin yanında lif açısından zengin sebzelerin tüketilmesi, sindirimi kolaylaştırabilir.</p>

<p><strong>Tatlı ve Şeker Tüketimi</strong></p>

<p>Bayram ziyaretlerinde ikram edilen tatlı ve şekerlemelerin aşırı tüketimi, kan şekerinde ani yükselmelere neden olabilir. Özellikle diyabet hastalarının bu konuda dikkatli olmaları gerekmektedir. Tatlı tüketiminde, sütlü ve meyveli tatlılar gibi daha hafif seçenekler tercih edilmelidir.</p>

<p><strong>Etin Saklanması ve Hijyen Kuralları</strong></p>

<p>Etlerin uygun koşullarda saklanması, gıda zehirlenmelerinin önlenmesi açısından önemlidir. Etler, buzdolabında -2 derecede 1-2 hafta, derin dondurucuda ise -18 derecede 6 ay süreyle saklanabilir. Çözdürülen etler hemen pişirilmeli ve tekrar dondurulmamalıdır. Ayrıca, çiğ etle temas eden mutfak gereçleri, diğer gıdalarla temas etmeden önce iyice temizlenmelidir</p>

<p><strong>Nelere Dikkat Etmeli?</strong></p>

<p>Eti hemen tüketmeyin. En az 24 saat buzdolabında dinlendirin.</p>

<p>Haşlama, ızgara veya fırında pişirme tercih edin. Kızartmadan kaçının.</p>

<p>Yanında mutlaka salata, sebze veya yoğurt tüketin. Lif dengesi için önemli.</p>

<p>Porsiyonlara dikkat edin. Günde 100-150 gramdan fazla kırmızı et önerilmez.</p>

<p>Bol su tüketin. Sindirimi destekler.</p>

<p>Tatlılarda aşırıya kaçmayın. Şekerli hamur işlerinden ziyade meyve tercih edin.</p>

<p>Bu dönemde özellikle kronik hastalığı olan bireylerin, doktorlarının beslenme önerilerine sadık kalmaları önemlidir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 02 Jun 2025 12:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/06/kronik-hastaliklari-olanlar-kurban-bayraminda-cok-dikkatli-olmali-1748856132.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GastroFest Ayvalık ile Yerel Lezzetler Dünya Sahnesine Taşındı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/gastrofest-ayvalik-ile-yerel-lezzetler-dunya-sahnesine-tasindi-80039</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/gastrofest-ayvalik-ile-yerel-lezzetler-dunya-sahnesine-tasindi-80039</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Türkiye’nin önde gelen gastronomi destinasyonlarından Ayvalık, bu yıl ilk kez düzenlenen GastroFest Ayvalık ile mutfak kültürünü ulusal ve uluslararası sahneye taşıdı. Ayvalık Belediyesi ve Belediye Başkanı Mesut Ergin’in ev sahipliğinde, Kırlangıç Yaşam Merkezi'nde gerçekleşen festival, üç gün boyunca binlerce ziyaretçiyi ağırladı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Zengin programı ve renkli etkinlikleriyle dikkat çeken festivalde, katılımcılar hem farklı lezzetlerin tadına baktı hem de yöresel ürünleri yakından tanıma fırsatı buldu. Tarihi Sabunhane Salonu’nda düzenlenen oturumlarda gazeteciler, yazarlar, sosyal medya içerik üreticileri ve tanınmış şefler, Ayvalık’ın eşsiz lezzetlerini dünyaya tanıtmak amacıyla bir araya geldi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt">Workshop’lar ve Tadım Alanları Büyük İlgi Gördü</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Festivalin açık alan etkinliklerine ev sahipliği yapan Kırlangıç Çim Alanı, ünlü şeflerin katıldığı interaktif workshop’larla adeta bir tadım şölenine dönüştü. Sabahın erken saatlerinden gece geç saatlere kadar yoğun ilgi gören stantlarda, özellikle yerel ürünler ön plana çıktı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, festival boyunca alanı terk etmeden her standı ziyaret etti, misafirlerle birebir ilgilendi, panellerde konuşmalar yaptı ve coğrafi işaret süreci hakkında bilgiler verdi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:12.0pt">“Geleneksel Hale Getireceğiz”</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, ilk organizasyon olmasına rağmen hem katılımcılardan hem de bölge halkından son derece olumlu geri dönüşler aldıklarını belirtti. Küçük çaplı aksaklıklar dışında dört dörtlük bir festival gerçekleştirdiklerini vurgulayan Ergin, “GastroFest Ayvalık’ın geleneksel hale getirilmesi ve gelecek kuşaklara bir kültürel miras olarak aktarılması için tüm imkânlarımızı seferber edeceğiz” dedi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Üç gün süren festivalde, Michelin yıldızlı şeflerin katılımıyla düzenlenen etkinlikler, gastronomi deneyimleri, ilham verici paneller ve konserler Ayvalık’ın kültürel ve mutfak zenginliğini bir kez daha gözler önüne serdi.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 02 Jun 2025 12:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/06/gastrofest-ayvalik-ile-yerel-lezzetler-dunya-sahnesine-tasindi-1748856040.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bornova Kurban Pazarı kapılarını açtı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/bornova-kurban-pazari-kapilarini-acti-80032</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/bornova-kurban-pazari-kapilarini-acti-80032</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bornova Belediyesi, Kurban Bayramı için Işıkkent'te kurduğu modern Kurban Pazarı’nı hizmete açtı. Türkiye’nin dört bir yanından gelen hayvan satıcılarının ve vatandaşların ihtiyaçları düşünülerek hazırlanan pazarda; hijyen, güvenlik ve konfor ön planda tutuldu.</p>

<p>Toplam 120 çadırın kurulduğu pazarda 62 çadır büyükbaş, 58 çadır ise küçükbaş hayvanlar için hazırlandı. Her biri 112 metrekare olan çadırların hemen yanında su hatları yer alırken, alana iki farklı noktaya yerleştirilen konteyner tuvalet ve banyolar sayesinde hijyen koşulları üst düzeye çıkarıldı.</p>

<p><strong>Vatandaş için her şey düşünüldü</strong></p>

<p>Alanın içinde yemekhane ve kafeterya hizmeti sunan bir sosyal çadırın yanı sıra ibadet etmek isteyenler için de mescit kuruldu. Olası sağlık sorunları için bir karantina çadırı hazır bekletilirken, bölgede görevli veteriner hekim de bulunuyor.</p>

<p><strong>Temizlik ve güvenlik öncelikli</strong></p>

<p>Alanın tamamı çevre aydınlatmalarıyla donatılırken, hayvan atıklarının toplanması için özel gübre döküm alanları oluşturuldu. Bu atıklar kepçeler ve kamyonlarla düzenli olarak alan dışına taşınıyor. Ayrıca sinek ve haşerelere karşı ilaçlama çalışmaları belirli periyotlarla sürdürülüyor.</p>

<p><strong>Başkan Eşki: “Güvenli, düzenli, hijyenik"</strong></p>

<p>Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, Kurban Bayramı’nın toplumsal dayanışmanın ve inançlarımızın en güçlü şekilde yaşandığı özel günlerden biri olduğunu dikkat çekerek, “Bornova Belediyesi olarak hem satıcıların hem de vatandaşlarımızın hijyenik, güvenli ve düzenli bir ortamda bu süreci geçirmesi için tüm detayları titizlikle planladık. Kurban ibadetini huzur içinde yerine getirmek isteyen tüm Bornovalıları Işıkkent Kurban Pazarı’na bekliyoruz” diye konuştu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 02 Jun 2025 12:18:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/06/bornova-kurban-pazari-kapilarini-acti-1748855918.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Terminalde 300 kilogram kerevit, 40 kilo mavi yengeç ele geçirildi</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/terminalde-300-kilogram-kerevit-40-kilo-mavi-yengec-ele-gecirildi-79663</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/terminalde-300-kilogram-kerevit-40-kilo-mavi-yengec-ele-gecirildi-79663</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Cambria,serif"><span style="background-color:white">Antalya Büyükşehir Belediyesi zabıta ve güvenlik ekipleri, Otobüs terminalinde yaptığı denetimlerde avlanma yasağı döneminde usulsüz şekilde taşınan 300 kilogram canlı kerevit ve 40 kilogram mavi yengeç ele geçirdi. El konulan kerevitler, Antalya Doğal Yaşam Parkı havuzlarına salınarak koruma altına alındı. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Cambria,serif"><span style="background-color:white">Antalya Şehirlerarası Otobüs Terminali’nde yolcu indirme peronuna bir otobüs firması tarafından 14 koli malzeme indirildi. İndirilen koliler kimse tarafından alınmayınca Antalya Büyükşehir Belediyesi zabıta ve güvenlik ekipleri, kolileri kontrol etti. Ekipler, kolilerde 300 kilogram canlı tatlı su kerevitinin uygunsuz bir şekilde taşındığını tespit etti. Büyükşehir zabıta ekipleri, hemen ilçe tarım müdürlüğü ekiplerine durumu bildirdi. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Cambria,serif"><span style="background-color:white">OTOBÜS FİRMASINA CEZA</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Cambria,serif"><span style="background-color:white">Kepez İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerinin gerçekleştirdiği incelemelerde kerevitlerin 15 Kasım - 15 Haziran tarihleri arasında avlanma yasağı olmasından ve taşıma şartlarına uyulmamasından dolayı otobüs firmasına tutanak tutularak 37 Bin 770 TL cezai işlem uygulandı. Antalya Büyükşehir Belediyesi Doğal Yaşam Parkı’na teslim edilen kerevitler, Büyükşehir Belediyesi veterinerleri tarafından kontrolleri yapılarak havuzlara salındı. Yumurtlama döneminde olan kerevitler gerekli olgunluğa ulaşana kadar koruma altında olacak.&nbsp; </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Cambria,serif"><span style="background-color:white">DOĞAL YAŞAM DÖNGÜLERİ DEVAM EDECEK</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Cambria,serif"><span style="background-color:white">Büyükşehir Belediyesi Doğal Yaşam Parkı Şube Müdürü Aygül Arsun, 300 kilogram kerevetin teslim alındığını belirterek, “Kerevitler parkımız içerisindeki yaşam alanı olan havuzlarımıza ve göletlere bırakıldı. Kerevitler doğada temizlikçi-çöpçü olarak tabir edilen hayvan gruplarından birisidir. Göletlerimizi, akarsuları ve tatlı sularımızın temizliklerini yaparak yosunlaşmayı önlemektedirler. Burada yer alan diğer sucul canlılarla doğal yaşam döngülerinin devam etmesi sağlanacak” dedi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Cambria,serif"><span style="background-color:white">MAVİ YENGEÇLERE EL KONULDU</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Cambria,serif"><span style="background-color:white">Bu olaydan bir gün sonra da yine otobüs indirme peronunda siyah poşete sarılmış iki koli içerisinde 40 kilogram mavi yengeç ele geçirildi. Adana ilinde bulunan dalyandan getirildiği tespit edilen yengeçlerin bir kısmının canlı, bir kısmının ise ölü olduğu tespit edildi.Kepez İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri tarafından üreme döneminde ve avlanma yasağı döneminde olması sebebiyle mavi yengeçleri taşıyan otobüs firmasına Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu ile Su Ürünleri Kanunu’na uygun idari işlem uygulandı.&nbsp; İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri tarafından mavi yengeçlere el konuldu.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 24 May 2025 18:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/05/terminalde-300-kilogram-kerevit-40-kilo-mavi-yengec-ele-gecirildi-1748099835.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Menemen yemeği artık resmen Menemen e ait!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/menemen-yemegi-artik-resmen-menemen-e-ait-79561</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/menemen-yemegi-artik-resmen-menemen-e-ait-79561</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Menemen’in değerlerini korumak ve geleceğe taşımak için sokak sağlıklaştırma projesinden, kent arşivi ve müzesine kadar birçok çalışma yürüten Menemen Belediyesi, ilçenin adıyla anılan ve ünü Türkiye sınırlarını aşan Menemen yemeğinin coğrafi işaretini aldı. Menemen Menemeni’nin tescillenmesini değerlendiren Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, “Sofralarda her öğün tüketilebilen ve ilçemizle anılan Menemen yemeğimiz, artık resmiyette de Menemen’in ve Menemenlilerindir. İlçemize, İzmir’imize, ülkemize hayırlı olsun” dedi.</em></strong><br />
<br />
<br />
Menemen Belediyesi, Başkan Aydın Pehlivan öncülüğünde ilçenin değerlerini koruyup, gelecek kuşaklara aktarmayı sürdürüyor. İki hafta önce bir milyonu aşkın kişiyi Emiralem Çilek Festivali yoluyla Emiralem Çileği ile buluşturan ve yörenin çileğinin tanıtılması için kapsamlı bir etkinliğe imza atan Menemen Belediyesi, şimdi de sofraların geleneksel ve değişmez yemeklerinden olan Menemen yemeğinin coğrafi ismini aldı.<br />
<br />
<strong>“Kültürümüze, tarımsal ürünlerimize, tarihimize, soframıza ve geleceğimize sahip çıkıyoruz”</strong><br />
<br />
İlçeyle aynı isimle anılan Menemen Menemeni için yürütülen hummalı çalışmalar neticesinde Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından verilen coğrafi işaretin çok kıymetli olduğunu dile getiren Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, “Kültürümüze, tarımımıza, tarihimize, geleceğimize ve soframızdaki yemeğime sahip çıkarak Menemen’in değerlerini gelecek nesillere taşımayı, vazgeçilmez bir sorumluluk olarak görüyoruz. Gerek sokak sağlıklaştırma ve kent arşivi ve müzesi projemizle tarihimize, gerekse de festivallerimizle çileğimize, incirimize, çömleğimize sahip çıkıyoruz. Antik çağlardan beri binlerce yıllık geçmişi olan bu topraklarda oluşan zenginliği çocuklarımıza ve yarınlarımıza aktarmayı çok önemsiyoruz. Menemen Menemeni için aldığımız bu coğrafi işaret de çalışmalarımızın hem bir nişanesi hem de meyvesi olmuştur. Artık gururla söyleyebiliriz ki sofralarda her öğün tüketilebilen ve ilçemizle anılan Menemen yemeğimiz, artık resmiyette de Menemen’in ve Menemenlilerindir.” dedi.<br />
<br />
<strong>Ürünün Tanımı ve Ayırt Edici Özellikleri:</strong><br />
<br />
Menemen Menemeni zeytinyağı, domates, soğan, biber, yumurta, tuz ve karabiber kullanılarak Menemen’de üretilen menemendir. Domateslerin yarısı rendelenerek, yarısı küçük doğranarak kullanıldığından bol sulu olur. Yumurtaların beyaz kısımları sosun içinde karışıp pişirilirken sarısı sulu bırakılır. Menemen Menemeni, etli ve domatesli olan bir çeşit güveç yemeğinde et yerine yumurta konularak değiştirilmesi suretiyle ortaya çıkmıştır.<br />
&nbsp;</p>

<p>Menemen Menemeni’nin Menemen ilçesinde köklü bir geçmişi vardır. Menemen ilçesinin mutfak kültüründe önemli bir yere sahiptir. Bu sebeplerle coğrafi sınır ile ün bağı bulunur.<br />
<br />
<strong>2 kişilik Menemen Menemeni için gerekli bileşenler:</strong><br />
<br />
30 ml zeytinyağı<br />
350 g domates<br />
200 g soğan<br />
50 g biber<br />
2 yumurta (m-orta sınıf)<br />
2-3 g tuz<br />
1 g karabiber<br />
<br />
Menemen Menemeni geleneksel olarak coğrafi sınırda yetişen zeytinlerden elde edilen soğuk sıkım zeytinyağı ile yapılır. Yağ tavada iki dakika ısıtıldıktan sonra küçük doğranmış soğanlar tavaya eklenerek orta kısık ateşte pembeleşip iyice yumuşayıncaya kadar yaklaşık 15 dakika sote edilir. Soğanlar yumuşayınca halka şeklinde doğranan ince biberler eklenir. Domatesin yarısı küçük doğranır, yarısı da rendelenerek tavaya eklenir. Bol sulu, yumuşak etli domatesler tercih edilmelidir. Domatesler sos kıvamına gelinceye kadar yaklaşık 5 dakika kısık ateşte pişirilir. Bu aşamada ateş kontrolü suyun buharlaşmaması açısından önemlidir. Domatesler piştikten sonra tuz eklenir. Karıştırdıktan sonra tavanın ortasına açılan boşluğa 2 adet yumurta kırılır. Yumurtalar fazla dağıtılmadan 2 dakika daha kısık ateşte pişirmeye devam edilir. Yumurtaların beyazı pişmeli sarı kısmı sulu kalmalıdır.<br />
<br />
Menemen Menemeninin servisi, üzerine karabiber serpildikten sonra yapılır. Yemeğin sulu olmasına özen gösterilir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 23 May 2025 11:47:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/05/menemen-yemegi-artik-resmen-menemen-e-ait-1747990078.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ayakkabı seçiminde dikkat edilmesi gereken 6 nokta</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/ayakkabi-seciminde-dikkat-edilmesi-gereken-6-nokta-79560</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/ayakkabi-seciminde-dikkat-edilmesi-gereken-6-nokta-79560</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dijitalleşme çağının negatif getirilerinden hareketsiz yaşam tarzı, sağlıksız beslenme alışkanları ve stres diyabetin giderek yaygınlaşmasına yol açarak halk sağlığını tehdit ediyor. Uluslararası Diyabet Federasyonu, Türkiye’deki diyabetli hasta sayısının 2050’de yaklaşık bir buçuk kat artarak 14,1 milyona ulaşacağını öngörüyor. Vücudun pek çok alanına zarar veren hastalığın özellikle de ayaklarda ciddi yaralara yol açtığına değinen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Rıza Aytaç Çetinkaya, “Diyabet, sinir hasarı veya kan dolaşımı bozuklukları gibi sorunlara yol açabileceğinden doğru ayakkabı seçimi hastalıkla mücadelede kritik bir role sahip” dedi.</strong></p>

<p>Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Rıza Aytaç Çetinkaya, ayak sağlığını korumak ve diyabete bağlı olası yaraların önlenmesi için doğru ayakkabı seçimi konusunda dikkat edilmesi gereken 6 noktayı sıraladı.</p>

<p><strong>Yumuşak ve esnek olmalı&nbsp;</strong></p>

<p>Ayakkabılar, ayakları sıkmamalı ve baskı yapmamalı. Ayakkabının özellikle üst kısmı, ayakları rahatsız etmeyen, yumuşak ve esnek malzemelerden yapılmış olmalı. Yumuşak kumaşlar veya deri ayakkabılar sürtünmeyle oluşabilecek ayak yaraları riskini azaltabilir.</p>

<p><strong>Destekli bir iç tabanı olmalı</strong></p>

<p>Diyabetik hastaların ayaklarında genellikle duyusal kayıplar vardır bu nedenle de ayakkabının iç kısmının yeterince yastıklı ve destekleyici olması önemli. İyi bir iç taban, ayakları şoklardan koruyarak basınç noktalarının zarar görmesini engeller. Bu noktada ayakkabının içine yerleştirilecek ayrı bir ortopedik tabanlık veya ped de tercih edilebilir.</p>

<p><strong>Burnu büyük ve geniş olmalı</strong></p>

<p>Tercih edilecek ayakkabının burun kısmı geniş ve büyük olmalı böylece parmaklara baskı yapmamalı ve parmaklar rahatça hareket edebilmeli. Dar ayakkabılar, parmakların birbirine sürtünmesine veya sıkışmasına yol açarak; nasır, açık yara veya diğer ayak problemleri riskini artırabilir.&nbsp;</p>

<p><strong>Tabanı yüksek olmalı</strong></p>

<p>Diyabetik hastalara genellikle kapalı ayakkabılar önerilir. Bunun sebebi; açık ayakkabıların dış etkenlere karşı korunmasız olmasıdır. Ayrıca ayakların düzgün bir şekilde desteklenmesini sağlayacağı ve basıncı dağıtarak potansiyel yaraların önüne geçeceği için yüksek taban da oldukça kritiktir.</p>

<p><strong>Dikişleri yumuşak olmalı</strong></p>

<p>Ayakkabının iç kısmında hiçbir sert unsur olmamalı. Özellikle dikiş yerleri, ayakla temas ettiğinde sürtünme yaparak yaralar açabileceği için yumuşak malzemeden olmasına dikkat edilmeli. Rahat bir kullanım için ayakkabının iç kısmının düz ve pürüzsüz olması kıymetli.</p>

<p><strong>Hava geçirgenliği olmalı</strong></p>

<p>Diyabetik hastalar ayaklarının nemini ve ısısını kontrol altında tutabilmek için nefes alabilen ayakkabılar tercih etmeli. Kapalı olsa da hava alabilen materyaller, ayakların terlemesini önleyerek mantar enfeksiyonları gibi komplikasyonların önüne geçebilir.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 23 May 2025 11:47:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/05/ayakkabi-seciminde-dikkat-edilmesi-gereken-6-nokta-1747990069.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dünyaca ünlü şehir plancısı Gil Penalosa: İzmirliler çok şanslı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/dunyaca-unlu-sehir-plancisi-gil-penalosa-izmirliler-cok-sansli-79554</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/dunyaca-unlu-sehir-plancisi-gil-penalosa-izmirliler-cok-sansli-79554</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>WENERGY Expo-3. Uluslararası Temiz Enerji Teknolojileri Fuarı ve Konferansı, ilk gününde dünyaca ünlü Kanadalı şehir plancısı Gil Penalosa’yı ağırladı. İzmirlilerin hem iklim açısından, hem de tıp doktoru bir belediye başkanına sahip olduğu için çok şanslı olduğunu belirten Penalosa, İzmir’in en yaşanılır kent olmasının mümkün olduğunu söyledi. </p>

<p>Türkiye’nin ve bölgenin en etkili ve en büyük temiz enerji fuarı WENERGY Expo-3. Uluslararası Temiz Enerji Teknolojileri Fuarı ve Konferansı, “Temiz enerjinin başkenti İzmir” sloganı ile başladı. İlk kez uluslararası boyutta açılan, yabancı katılımcı ve alıcıların katıldığı enerji fuarı, ilgi çekici panellere de sahne oluyor. Fuarın ilk etkinliğinde dünyaca ünlü Kanadalı şehir plancısı Gil Penalosa konuşmacı oldu. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın da izlediği panelde Gil Penalosa, İzmir’in daha iyi ve yaşanabilir bir şehir olması için neler yapılabileceğini anlattı. İyi şehirler yaratma konusunda dünyanın pek çok ülkesinden örnekler veren Penalosa, İzmir’in hem tıp doktoru bir belediye başkanına sahip olması hem de iklimi nedeniyle çok şanslı olduğunu belirtti. </p>

<p><strong>“Tanrı İzmirlilere çok cömert davranmış”</strong><br />
Kentler için en temiz enerjinin bisiklet ve yürüyüş olduğunu ifade eden Gil Penalosa, “İzmir’in havası, denizi, doğası ve tarihi ile potansiyeli çok fazla. Tanrı size çok cömert davranmış. Sadece şimdi başlayın, yapın diyoruz. Başlayınca istediğiniz İzmir’i yaratırsınız. Nüfus artıyor ama insanlar da daha sağlıklı ve mutlu yaşamak istiyor. Herkes iyi şehirlerde yaşamak ister. Aksi takdirde başka yerlere giderler. İyi insanları şehrinizde nasıl tutacaksınız? Yöneticiler bunu düşünecek. İyi kaldırımlar, parklar, iyi bir planlama yapmak lazım” dedi. </p>

<p><strong>“İzmir’de harika olabilir”</strong><br />
Bugüne kadar 350 şehri inceleme fırsatı bulduğunu anlatan Penalosa, “Nasıl şehirler istiyoruz?” sorusuyla konuşmasını sürdürdü. Penalosa, “Kolombiya’nın Bogota şehrinde Simon Bolivar Parkı değişimin en güzel örneklerinden. Çok büyük bir alandı, ancak hiçbir özelliği olmadığı için insanları çekmiyordu. Kamusal alanlar oluşturuldu, parklar, çiçekler derken insanların nefes alacağı bir yer oldu. Bogota yoksul bir kent. En yoksul alanlarda yüzlerce park yapıldı. Düşük gelirli insanların daha iyi kamu hizmetine ihtiyaçları var. Küçük evlerde yaşıyorlar ve dışarı çıktıklarında bisiklete binebilmeli, nefes alabilmeliler” dedi. <br />
Dünyanın her yerinde tatil günlerinde caddelerin araçlara kapatılarak insanların kullanımına açıldığını, İzmir’de de bunun yapılabileceğini anlatan Penalosa, “Her pazar ya da tatillerde caddeler kapanıyor ve insanların etkinlik alanı ve bisiklet parkuru oluyor. Kent sağlığı ve insanların sağlığı için de çok önemli. Hindistan’da bile bunu görüyorsunuz. Bunu yapmak belediyeler için de oldukça düşük maliyetli. Spor etkinlikleri düzenleniyor, herkes bisiklete biniyor, toplu danslar yapılıyor. Farklı spor branşları sergileniyor, insanlar bunlara eşlik ediyor. Bu, İzmir’de harika olabilir”  diye konuştu. </p>

<p><strong>“Herkesin 30 yaşında olduğunu düşünmemeliyiz” </strong><br />
Şehirlerin 8’den 80 yaşına kadar her yaş grubuna uygun şekilde düzenlenmesi gerektiğini vurgulayan Gil Penalosa, “8 yaşındaki bir çocuğu okula yalnız gönderebilir misiniz? Ya da 80 yaşındaki insanı düşünün. Şehirler de tüm yaş gruplarını düşünerek dizayn edilmeli, herkesin 30 yaşında olduğunu düşünmemeliyiz. Öte yandan temiz enerji için, su kalitesi için, sağlıklı yaşamak için radikal bir şekilde şehirleri yönetmemiz gerekiyor. Şehirlerde kaldırımları, yolları tartışırken aslında biz geleceğimizi de tartışıyoruz” dedi. </p>

<p><strong>“İzmirliler güzel havayı değerlendirmeli”</strong><br />
Yürüyüş yapmanın önemine ve şehirlerde bu alanların yaratılmasına da değinen Penalosa, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yürüyüş yapmak çok önemli. Pek çok hastalıktan, kalp krizlerinden, diyabetten korur. Haftada en az 5 gün, 30 dakika yürümeliyiz. İzmir’de insanlar fiziksel olarak aktif olmalı, bisiklet kullanmalı, yürümeli. Çok güzel bir hava var, bu yüzden İzmirliler pek çok dünya ülkesine göre çok avantajlı. İnsan haklarından, demokrasiden, sürdürülebilirlikten bu şekilde bahsedebiliriz. İnsanlar için iyi yaşam alanları oluşturabilmeliyiz. Yürümek bizi mutlu ediyor ama bunu güvenli hale getirmek gerekiyor. Bütün yollarda araçların hızını 30 kilometreye sabitlemeliyiz. Oslo bunu yapabilmiş, New York yapabilmiş. Kaldırımlar da çok önemli. Kaldırımlar insanlara bir aidiyet verir. Kamu alanlarının bu sayede geliştirilmesi çok önemli. Güvenli yollar ve kaldırımlarda insanlar dans edebilir, DJ’ler müzik çalabilir, çocuklar oynayabilir.” </p>

<p><strong>“Okul bahçeleri tatil günleri sosyal alan olarak kullanılmalı”</strong><br />
8’den 80 yaşa kadar herkesin sokağa çıkması, eğlenmesi için kentlerin planlanması gerektiğini söyleyen Penalosa, “Tuvaletler, yürüyüş yolları, oturma alanları için farklı çalışmalar yapılmalı. Aksi takdirde insanlar izole olur, yalnız hissederler. İnsanları sokağa çıkaracak altyapıyı yaparsanız şehir merkezleri esenlik içinde yaşayacakları yerler olur. Sosyal aktivitelerde yerlerini alan insanlar daha mutlu oluyor. Beyin sağlıkları, kendine güvenleri artıyor. Okul bahçeleri tatillerde diğer insanlara açılarak, sosyal faaliyetlerin yapıldığı alanlar olabilir” ifadelerini kullandı.<br />
 <br />
<strong>“İzmir için şu anda yapın”</strong><br />
Sözlerini Nelson Mandela’nın “Yapılana kadar her şey imkânsız gibi görünür” sözüyle tamamlayan Gil Penalosa, şunları söyledi: “Ekonomik kalkınma insanların sağlıklı ve iyi olmasıyla birlikte olursa çok daha güzel olur. Değişiklik için karar verilmesi önemlidir. Teknik ya da finansal konu değil, burada önemli olan karar vermektir. Daha sürdürülebilir ve yaşanabilir bir İzmir için şu anda yapın!”</p>

<p><strong>Enerjide son teknoloji WENERGY’de</strong><br />
24 Mayıs’a kadar enerji sektörünün paydaşlarını bir araya getirecek WENERGY Expo; 300’ü aşkın sektör paydaşını uluslararası alıcı ve yatırımcılar ile buluşturmayı sürdürecek. Yaklaşık 3 bin 500 metre kare alanda düzenlenen fuarda farklı şehirlerden ve yurt dışından katılımcılar yer alıyor. Ukrayna, Suriye, Çin, Bosna Hersek, Mısır, İran, Özbekistan, Karadağ, Azerbaycan, Fransa gibi ülkelerden ziyaretçilerin bulunduğu fuar ve konferans kapsamında pek çok panel de düzenleniyor.</p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 23 May 2025 11:46:41 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/05/dunyaca-unlu-sehir-plancisi-gil-penalosa-izmirliler-cok-sansli-1747990001.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>En renkli yarışmalar Enfest te</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/en-renkli-yarismalar-enfest-te-79452</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/en-renkli-yarismalar-enfest-te-79452</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı için hazırladığı programlar birbirinden renkli organizasyonları kapsıyor. Enfest’te “Yaprak Sarma, “Tadını Bil” ve “Pide Yeme” yarışması heyecanlı anlara sahne oldu.</p>

<p><strong>7’DEN 70’E BAYRAM COŞKUSU</strong></p>

<p>19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kapsamındaki kutlamalar tüm hızıyla sürüyor. Sahne, oyun ve alan aktiviteleri, atölyeler ve spor turnuvaları, 7’den 70’e herkese bayram coşkusunu yaşatıyor. İzmit Milli İrade Meydanı’nda kurulan atölyelerde birbirinden eğlenceli yarışmalar da düzenleniyor. Bu yarışmalardan biri de yaprak sarma yarışması oldu. 12 kadının katıldığı yaprak sarma yarışmasında, belirlenen sürede en çok yaprak saran yarışmacı birinciliği elde etti.</p>

<p><strong>10 DAKİKADA 27 SARMA SARDI</strong></p>

<p>Bu kapsamda verilen ürünü 10 dakika içinde en doğru şekilde en çok saran Ayşe Betüm Tetik isimi yarışmacı birinci oldu. Tetik, 10 dakikada 27 adet sarma sararak, jüri tarafından yarışmanın kazananı ilan edildi. Yarışmada ikinci Şüheda Kır, üçüncü ise Ebru Kılıçoğlu oldu.</p>

<p><strong>GÖZLERİ KAPALI TADIM YAPTILAR</strong></p>

<p>Tadını bil yarışması da renkli görüntülere sahne oldu. Gözleri kapalı olan 12 yarışmacı, tattıkları 10 lezzetin adının ne olduğunu tahmin ederek önlerindeki kağıda yazdı. Tattığı lezzetin ne olduğunu en çok bilen Emrah Özkul isimli yarışmacı bu kategorinin kazananı oldu. Diğer yarışmada ise en fazla mancarlı pideyi yiyen talihli arandı. En çok pideyi yiyenin kazandığı yarışmanın galibi Mustafa Turkben oldu. Yarışmalarda dereceye giren katılımcılar çeşitli hediyeler ile ödüllendirildi.</p>

<p><strong>MAKARNA VE KURABİYE YAPTILAR</strong></p>

<p>Makarna ve kurabiye atölyesine katılan katılımcılar ise verilen ürünleri “kendin pişir, kendin ye” mantığıyla pişirerek, hünerlerini sergiledi. Vatandaşlar, kendi yaptıkları makarna ve kurabiyeleri afiyetle yiyerek, unutulmaz bir deneyim yaşadı. Kahve atölyesinde de katılımcılar en güzel kahvelerini yaparak keyifle yudumladı.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 19 May 2025 15:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/05/en-renkli-yarismalar-enfest-te-1747657023.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Arılı Kovan Desteği Projesinin 3. Yılında Üreticilere Arı ve Kovanları Dağıtıldı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/arili-kovan-destegi-projesinin-3-yilinda-ureticilere-ari-ve-kovanlari-dagitildi-79443</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/arili-kovan-destegi-projesinin-3-yilinda-ureticilere-ari-ve-kovanlari-dagitildi-79443</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Selçuklu Belediyesi Kırsal Hizmetler Müdürlüğü tarafından yürütülen ve kırsal mahallelerde arıcılığın geliştirilmesi, üretimin teşvik edilmesi amacıyla 3 yıldır&nbsp; başarıyla uygulanan “% 50 Hibeli Arılı Kovan Desteği” projesinin üçüncü yılında&nbsp; başvuru yapan üreticilerin arılı kovanları&nbsp; dağıtıldı. Her yıl artan taleple birlikte üretimle ilgili önemli bir ivme kazanan proje, Selçuklu’nun yeni markası oldu. Üreticiler bundan sonraki bir aylık süreçte Selçuklu Belediyesi’nin teknik ekibine arıcılık ve bal üretimi ile ilgili konularda danışabilecek.</p>

<p><strong>Başkan Pekyatırmacı, “Taşra mahallerimizde bu zamana kadar 887 adet arılı kovan desteğinde bulunduk”</strong></p>

<p>Selçuklu Belediyesi’nin kırsal kalkınmayı önceleyerek üretimi ve üreticiyi daima desteklediklerinin altını çizen Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı; “ Selçuklu’da tarım ve hayvancılık adına yatırımlarımıza devam ediyoruz. Biliyoruz ki özellikle tarımsal üretim günümüzde ülkelerin en büyük dinamiklerinden bir tanesi. Bu anlamda üretimin artırılması konusunda sorumluluk alarak Kırsal Hizmetler Müdürlüğümüzü kurduk ve çalışmalarımıza başladık. Kırsal bölgelerimizde azalan üretim gücünü canlandırmak üzere uyguladığımız ve bu yıl üçüncüsünü gerçekleştirdiğimiz projelerimizden bir tanesi olan “% 50 Hibeli Arılı Kovan Desteği” projesine üreticilerimizin artan ilgisi çalışmalarımızın ne kadar doğru olduğunu bizlere gösteriyor.&nbsp; Bu yılki dağıtım programımızda 33 taşra mahallemizde 82 üreticimize 410 adet kovan desteğinde bulunduk. Bu sayıyla beraber Selçuklu’da bu zamana kadar 887 arılı kovan desteği sağlarken 182 üreticimizi projemize dahil ettik. Arıcılığın ilçemizde gelişmesiyle birlikte taşradan merkeze göçün önüne geçmekle beraber hedefimiz; taşra mahallelerimizde yaşayan hemşehrilerimizin bölgenin özelliklerine göre üretime dahil olup bölgesel ve ekonomik kalkınmaya katılmasıdır. Selçuklu Belediyesi olarak ilçemizin her anlamda kalkınması, tüm hemşehrilerimizin hayat standartlarının artması için gece gündüz demeden çalışıyoruz yeni projeler üretiyoruz ve mümkün olan en hızlı şekilde bu projeleri uyguluyoruz. Arılı kovan desteği alan üreticilerimize bol ve bereketli hasatlar diliyorum, Rabbim bereketlerini artırsın inşallah ” ifadelerini kullandı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 19 May 2025 15:13:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/05/arili-kovan-destegi-projesinin-3-yilinda-ureticilere-ari-ve-kovanlari-dagitildi-1747656837.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dünyada her yıl 2 milyon 500 bin kişiye protez uygulanıyor</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/dunyada-her-yil-2-milyon-500-bin-kisiye-protez-uygulaniyor-79442</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/dunyada-her-yil-2-milyon-500-bin-kisiye-protez-uygulaniyor-79442</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde diz, kalça, omuz protezi &nbsp;veya omurga cerrahisi olan pek çok kişiyle karşılaşmak mümkün. Yıpranmış eklemlere uygulanan yapay protezler sonrasında hastalar yaşadıkları şiddetli ağrılardan kurtulurken, hareket kabiliyetlerini de yeniden kazanıyorlar. Protez ömrünün 30 yıla uzaması ve ameliyat yöntemlerinin gelişmesi sayesinde daha çok sayıda insan bu yöntemle iyileşmek için başvuruyor. Öyle ki dünyada her yıl 2 milyon 500 bin hasta, protez cerrahisi oluyor. Üstelik nüfusun yaşlanmasıyla birlikte gelecekte bu sayının katlanarak artacağı düşünülüyor.&nbsp;</p>

<p>Ancak, tüm ameliyatlarda olduğu gibi protez cerrahisinde ortaya çıkabilecek “enfeksiyon riski” uzmanların en dikkat ettiği konular listesinde yer alıyor. Dünya istatistikleri, her 100 hastadan 1-3’ünde enfeksiyona bağlı sorunlar yaşandığını gösteriyor. Enfeksiyon bazen daha uzun tedavi süreci gerektiriyor, bazen de protezlerin işlev kaybına yol açıyor. Hal böyle olunca, ortopedi ve enfeksiyon uzmanları, protez cerrahisinde enfeksiyon risklerini bertaraf edecek yeni yöntemler üzerine çalışıyorlar. İşte bu konuda uluslararası bir toplantı da İstanbul’da gerçekleşti. Acıbadem Üniversitesi Uluslararası Eklem Merkezi (IJC) ev sahipliğinde gerçekleştirilen “3’üncü Uluslararası Ortopedik Enfeksiyonlar Konsensüs (uzlaşma) &nbsp;Toplantısı” için tüm dünyadan protez cerrahisi ve enfeksiyon hastalıklarında uzman olan 1200 hekim, İstanbul’da bir araya geldiler. Ameliyathane kapısının açılma sayısından, ameliyat sırasında kullanılan cerrahi eldiven sayısına kadar enfeksiyon riskini düşürecek yöntemler tartışıldı. Ayrıca; “Covid-19 enfeksiyonu geçirmiş hastalarda protez ameliyatı sonrası enfeksiyon riski, hastanın mikrobiyatasının ya da genetik özelliklerinin enfeksiyon üzerinde etkisi olup olmadığı, ameliyat sonrası kullanılan antibiyotiklerin kullanım saatine kadar birçok soru yanıt buldu.</p>

<p><strong>“Enfeksiyonları önlemek amacıyla yeni bir yol haritası oluşturuldu”</strong></p>

<p>3 gün süren konsensüs toplantısının mentörlüğünü; ortopedik cerrahi konusunda 700’ü aşkın bilimsel makalesi bulunan Acıbadem Üniversitesi Uluslararası Eklem Merkezi’nden (IJC), Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Javad Parvizi<strong>&nbsp;</strong>yaptı.<strong>&nbsp;</strong>&nbsp;Protez cerrahisi alanında dünyanın en önemli ortopedistlerinden olan Prof. Dr. Javad Parvizi, protez cerrahisinde enfeksiyonların önlenmesi konusunda yeni bir yol haritası oluşturmak için 1200 uzmanla bir araya geldiklerini söyledi. Prof. Dr. Javad Parvizi, bilimsel sunum sonuçlarının başta ABD ve Avrupa olmak üzere tüm dünyanın önde gelen sağlık kuruluşlarında görev yapan ve toplantıya katılan tüm hekimlerin bilimsel tartışmasına açıldığını dile getirerek, şunları söyledi: “Ele alınan her bir sorunun güncel literatürdeki bilimsel çözüm önerileri bir yılın üzerindeki bir dönemde tartışılıyor ve konsensüs toplantısında bir karara varılıyor. Alınan kararların enfeksiyon riskini minimuma indirerek protez cerrahisinde başarıyı artıracağına ve böylece hastanın yaşam kalitesini ve tedaviden memnuniyetini yükselteceğine inanıyoruz.”&nbsp;</p>

<p><strong>Uzmanlar yaklaşık 400 soruyu tartıştı!</strong></p>

<p>İlk ikisi Amerika’da yapılan toplantının üçüncüsünü Türkiye’ye taşıdıklarını belirten Prof. Dr. Javad Parvizi; “Bu toplantı sayesinde katılımcılar, hem bilimsel konularda birçok karar verdiler hem de İstanbul ile tanıştılar” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü; “İstanbul’da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Konsensüs toplantısı, çok önemli bir toplantıydı. Ortopedik enfeksiyonlarla ilgili önlem almaktan tanı ve tedavi yöntemlerine kadar her konuyu içerdi. Çok önemli bilimsel gelişmeler, veriler, araştırma sonuçları paylaşıldı. Bundan önceki iki toplantımızı Philadelphia’da gerçekleştirdik, üçüncüsü ise bu yıl ilk defa ABD dışında bir ülkede, Türkiye’de, İstanbul’da düzenlendi. Çok başarılı bir toplantı oldu. Konsensüs toplantısında ‘Enfeksiyonun önlenmesi, tanı konulma kriterleri ve güncel tedaviler’ olmak üzere, üç ana başlık üzerinden, yaklaşık 400 sorunun yanıtı verilmiş oldu. Sonuçları, bilimsel bir referans kaynağı olarak tüm uzmanların yararlanabileceği şekilde dijital ortamda yayınlanacak.”</p>

<p><strong>Bu hastalarda enfeksiyon riski 2-3 kat artıyor!&nbsp;</strong></p>

<p>Konsensüs toplantısına katılan ve çeşitli konularda bilgi veren uzmanlar, “enfeksiyon gelişme riski yüksek olduğu için protez ameliyatı yapılmaması gereken hastalar kimlerdir?” sorusuna da açıklık getirdiler. IJC’den Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Remzi Tözün, kontrol edilemeyen diyabet hastalığı ile günde bir paketten fazla sigara kullanımında hastaların mümkünse ameliyat edilmemesi gerektiğini vurgularken, “Zira cerrahi sonrası enfeksiyon riski yüzde 1-2 iken bu kişilerde risk yüzde 4-5’lere çıkmaktadır. Bir başka deyişle, risk 2-3 kat artmaktadır. Diyabet hastalığı kontrol edilebilir noktaya ulaştığında ve sigara kullanımı bırakıldığında ise risk kabul edilebilir seviyeye düşmektedir” dedi.&nbsp;</p>

<p><strong>Protezlerin ömrü 30 yıla uzadı!&nbsp;</strong></p>

<p>Protez cerrahisinde günümüzde oldukça başarılı sonuçlar alındığına dikkat çeken Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Remzi Tözün, “Uygun hastada, uygun şartlarda, uygun ortamlarda ve deneyimli ekipler tarafından yapılan cerrahilerde başarı oranı çok yüksektir ve bu yüzden hastalar ameliyat sonuçlarından memnun kalırlar. Protez cerrahileri hastalara hareket özgürlüğü, ağrısız bir yaşam ve bu etkenlere bağlı olarak artan yaşam kalitesi sağlar. Hastalar artık başkalarına muhtaç olmaktan kurtulur ve eski sosyal aktivitelerine dönerler” diye konuştu. &nbsp;Günümüzde, gelişen teknikler ve yaklaşımlar sayesinde protezlerin vücuda olması gerektiği şekilde yerleştirildiğini belirten Prof. Dr. Remzi Tözün, “Ayrıca ameliyat sonrasında ağrı ve kanama riski minimum seviyeye düşerken, hastalarda daha hızlı iyileşme görülüyor” dedi.</p>

<p>“<strong>Adını bile yeni duyduğumuz mikroorganizmalar var!”&nbsp;</strong></p>

<p>IJC’den Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Tuncay,<strong>&nbsp;</strong>konsensüs toplantısında, enfeksiyon hastalıklarının günümüzde tüm dünyanın önemli bir sorunu olduğuna dikkat çekerek, şunları söyledi: “Günümüzde birçok hastalığın tedavisinde önemli gelişmeler sağlansa da hastalığa yol açan bazı enfeksiyon etkenleri gizemini hala korumaktadır. Protez enfeksiyonlarında sıklıkla izole edilen bildiğimiz bakterilerin yanı sıra şimdi adını bile bilmediğimiz yeni mikroorganizmalarla enfeksiyonlar görülmeye başlandı” dedi.&nbsp;</p>

<p><strong>“Her 100 hastadan 1-3’ünde enfeksiyon oluşuyor”&nbsp;</strong></p>

<p>Günümüzde ameliyat sonrasında tüm önlemlere rağmen ortalama her 100 hastadan bir ya da üçünde enfeksiyon geliştiğine dikkat çeken Prof. Dr. İbrahim Tuncay, “Tüm dünyada yılda 2 milyon 500 bin kişiye protez ameliyatı yapılmaktadır, bu rakamlar bize yılda en az 25-30 bini aşkın hastanın enfekte olduğunu göstermektedir” dedi. Bu oranı düşürmek için bilim dünyasının önemli çalışmalar yaptığını belirten Prof. Dr. İbrahim Tuncay, enfeksiyon gelişiminin hastanın kronik hastalıkları, hastane ortamı gibi pek çok faktöre bağlı olduğuna dikkat çekerek, “Hastanın ameliyat öncesi iyi değerlendirilmesi ve hastanedeki enfeksiyon kontrol önlemlerinin doğru uygulanması gibi faktörler çok önemli” dedi.&nbsp;</p>

<p><strong>En büyük risklerden biri bilinçsiz antibiyotik kullanımı!</strong></p>

<p>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Tuncay, protez cerrahileri sonrasında bilinçsiz antibiyotik kullanımının enfeksiyon gelişiminde en büyük risk faktörlerinden biri olduğuna işaret etti. “Dolayısıyla ameliyattan sonra, tıbbi gerekçe olmaksızın, her hastaya antibiyotik verilmesi kesinlikle bilimsel bir yaklaşım değildir” uyarısında bulunan Prof. Dr. İbrahim Tuncay, konuşmasına şöyle devam etti: “Bunun iki sebebi var; birincisi hastada hafif bir enfeksiyon varsa, antibiyotik nedeniyle baskılandığı için fark edilmez. Ardından enfeksiyon antibiyotiğe direnç kazanır ve yönetemeyeceğimiz kadar güçlü bir enfeksiyon olarak karşımıza çıkar. İkinci sebebi ise gereksiz antibiyotik kullanımı, uzun dönemde toplumda ciddi bir antibiyotik direncine yol açabilir.” &nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 17 May 2025 13:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/05/dunyada-her-yil-2-milyon-500-bin-kisiye-protez-uygulaniyor-1747476157.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Deprem Korkusuyla Baş Etmek İçin 7 Öneri!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/deprem-korkusuyla-bas-etmek-icin-7-oneri-79299</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/deprem-korkusuyla-bas-etmek-icin-7-oneri-79299</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kişinin olası deprem riskleri nedeniyle kendisi ve sevdikleri için yoğun korku hissetmesi olarak tanımlanan deprem korkusu (Sismofobi, Seismophobia), bugün artık pek çok insanın ortak sorunu haline dönüştü.&nbsp;Sarsıntının getirdiği korku ve endişe insanlarda çaresizlik duygusunu ve anksiyeteyi de artırıyor.&nbsp;<strong>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Işıl Göğcegöz</strong>&nbsp;anormal durumlara verilen anormal tepkilerin, bizi hayatta tutma amacı taşıdığını&nbsp;ve bu yüzden hepsinin çok doğal olduğunu belirtiyor. Ancak kişinin günlük hayatını olumsuz yönde etkileyen deprem korkusunun; baş ağrısı, baş dönmesi, yorgunluk, bulantı, hafıza bulanıklığı, dikkat sorunları, uyku bozukluğu ve anksiyete gibi başa çıkılması zor olan pek çok etkisi olduğuna dikkat çeken Göğceğiz, bu durumları yaşayan kişilerin mutlaka bir uzmana başvurması gerektiğini öneriyor.&nbsp;</p>

<p><strong>Deprem Korkusu Nasıl Tedavi Ediliyor?</strong></p>

<p>İlerleyen ve tedavi edilmeyen deprem korkusu, akut stres bozukluğu veya travma sonrası stres bozukluğu gibi ciddi psikolojik rahatsızlıklara da kapı aralıyor. Oysa erken müdahale, sorunun derinleşmesini engelliyor. Kişiye özel uygulanacak tedavi yöntemlerinin, kişiye deprem korkusuyla başa çıkma becerisi kazandırmayı amaçladığını belirten&nbsp;<strong>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Işıl Göğcegöz,&nbsp;</strong><strong>bazı basit önlemlerle yaşam kalitesinin artırılabileceğini söylüyor: &nbsp;</strong></p>

<ol>
	<li><strong>Destek İsteyin:</strong>&nbsp;Kendinizi güvende hissedeceğiniz bir yaşam alanında kalın. Yaşam alanınız riskliyse destek isteyin.&nbsp;</li>
	<li><strong>Uzak Durun:</strong>&nbsp;Deprem korkusunu aktif tutan haberlerden ve sosyal medya paylaşımlarından mümkün olduğunca uzak durun.&nbsp;</li>
	<li><strong>Güncelleyin:</strong>&nbsp;Temel yaşam ihtiyaçlarınız için hazırladığınız çantanızdaki malzemeleri belirli periyotlarla kontrol ederek güncelleyin.</li>
	<li><strong>Teknolojiden yararlanın:</strong>&nbsp;Acil durumlar için kullanılan mobil uygulamaları telefonunuza indirin.&nbsp;</li>
	<li><strong>Sabitleyin:</strong>&nbsp;Çevresel güvenliğe dair hazırlıklar rahatlamanızı sağlar. Evinizde devrilme riski taşıyan eşyalarınızı duvara sabitleyin.</li>
	<li><strong>Paylaşın:</strong>&nbsp;Korku anlarınızda duygularınızı yakınlarınızla paylaşmaktan çekinmeyin. &nbsp;</li>
	<li><strong>Azaltın:</strong>&nbsp;Nefes ve gevşeme teknikleriyle sakinleşerek kaygınızı azaltın. &nbsp;</li>
</ol>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 12 May 2025 15:18:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/05/deprem-korkusuyla-bas-etmek-icin-7-oneri-1747052307.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Güzelbahçe Belediyesinden Yeni Hizmet: GÜZİM</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/guzelbahce-belediyesinden-yeni-hizmet-guzim-79250</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/guzelbahce-belediyesinden-yeni-hizmet-guzim-79250</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Güzelbahçe Belediyesi çatısı altında kurulan GÜZİM (Güzelbahçe Belediyesi İletişim Merkezi), vatandaşla doğrudan temas kurarak ihtiyaçları yerinde tespit etmek, çözüm süreçlerine katılımı artırmak ve yerel yönetimle halk arasındaki iletişimi güçlendirmek amacıyla hizmete başladı.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Güzelbahçe Belediyesi, hizmet kalitesini artırma, halkla sürekli yüz yüze iletişim halinde olmak amacıyla kurulan GÜZİM (Güzelbahçe Belediyesi İletişim Merkezi) esnaf ve vatandaşla saha çalışmalarına başladı. </span></span></span></span></p>

<p style="margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><b><span style="font-family:"Times New Roman",serif">‘Vatandaşa dokunan bir belediye olacağız’</span></b></span></span></span></p>

<p style="text-indent:35.4pt; margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Vatandaşla iletişimi telefon üzerinden değil bire bir yüz yüze iletişimle hizmet sunduklarını söyleyen Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay, “ Biz yeni ve doğru bir iletişim kanalı olarak vatandaşımızdan alacağımız; şikâyet, istek, dilek ve talepleri bire bir yüz yüze görüşerek almayı başlattık. Vatandaş telefonla ulaşmayacak sadece, sokakta Güzelbahçe Belediyesi İletişim Merkezi kıyafetleri üzerinde, elini sıkabileceği, kim olduğunu bileceği personelle yüz yüze muhatap olacak. Bu iletişimin daha doğru ve vatandaşlar tarafından beğenilen bir hizmet olduğunu sahaya çıktıkça görüyoruz. Biz talepleri telefonla da sosyal medya aracılığıyla mesajla da alıyoruz fakat yazının duygusu yok. Vatandaşa dokunan, vatandaşla göz teması kurabilen bir iletişim sistemine artık geçiyoruz. Amacımız sahada gerçekleştirilecek görüşme, gözlem ve veri toplama süreçlerinde etkin görev almak, hem sosyal sorumluluk bilinciyle hareket etmek hem de yerel katılım kültürünü güçlendirmek olup,  kurumumuzun sahadaki yüzü olarak, hem dinleyen hem anlayan hem de çözüm süreçlerine katkı sunan bir anlayış geliştireceğiz. Bu doğrultudaki hedefimiz ise saha çalışmaları sonucunda vatandaşların beklenti, öneri ve sorunlarını birebir dinleyerek, bu verileri sistemli biçimde analiz edip belediye hizmetlerine yön verecek nitelikte raporlar oluşturmak. Biz bir yıl içinde birçok projeye imza attık ve birçoğunu devam ettiriyoruz. Güzelbahçe’de farklı sosyal, ekonomik ve yaş gruplarına mensup bireyler yaşamakta. Özellikle günlük yaşamı doğrudan etkileyen hizmet alanlarında (temizlik, ulaşım, park-bahçe, altyapı vb.) yoğun talepleri olan vatandaşlar; yaş almış bireyler, gençler, esnaf ve kadınlar gibi gruplarla doğrudan iletişim kurarak sorunları yerinde tespit edip anında çözüm üretmeyi planlıyoruz. Yaptığımız projelerden ne kadar haberdar oldukları, yapılan çalışmaları doğru bulup bulmadıkları, başka hangi yönlerde çalışmalar yürütmemiz gerektiği ilgili personellerimiz vatandaşa bire bir iletişim halinde olacak. Telefon kadar değil bir el sıkmak kadar yakın olacağız vatandaşımıza” diye konuştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-indent:35.4pt; margin-bottom:13px"> </p>

<p style="text-indent:35.4pt; margin-bottom:13px"> </p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 10 May 2025 13:44:36 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/05/guzelbahce-belediyesinden-yeni-hizmet-guzim-1746873876.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Üretilen gıdanın 3 te 1 i hiç kullanılmadan çöpe gidiyor!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/uretilen-gidanin-3-te-1-i-hic-kullanilmadan-cope-gidiyor-79170</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/uretilen-gidanin-3-te-1-i-hic-kullanilmadan-cope-gidiyor-79170</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Tarım ve Orman Bakanlığının desteği, Üsküdar Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi ve Kimyagerler Derneği iş birliğiyle düzenlenen “4. Uluslararası Gıda Kimyası Kongresi”, 8-11 Mayıs 2025 tarihleri arasında Antalya/Kemer’deki Juju Premier Palace Hotel’de gerçekleştiriliyor. Bu yıl “Gıda Üretiminde Sürdürülebilirlik” temasıyla düzenlenen kongrede; akademisyenler, araştırmacılar, kamu temsilcileri ve sektör profesyonelleri bir araya gelerek gıda kimyasındaki son gelişmeleri ve sürdürülebilir yaklaşımları ele alıyor.</p>

<p><strong>Kongre gıda kimyası ve teknolojisi alanında faaliyet gösterenleri bir araya getirdi</strong></p>

<p>Kongrenin açılışında konuşan Yıldız Teknik Üniversitesi Öğr. Üyesi, Kongre Başkanı Prof. Dr. Muhammet Arıcı, etkinliğin gıda kimyası ve teknolojisi alanında faaliyet gösteren bakanlıklar, üniversiteler, özel sektör temsilcileri, kalite kontrol ve standardizasyon otoriteleri ile helal gıda alanında çalışan tüm paydaşları bir araya getirme amacını taşıdığını belirtti.</p>

<p>Kongrenin, katılımcılar arasında proje iş birlikleri platformları oluşturmayı, ortak proje yapma gücünü geliştirmeyi ve denetim otoritelerinin mevcut veya yeni düzenlemeler hakkında katılımcıları bilgilendirmeyi hedeflediğini vurgulayan Prof. Dr. Muhammet Arıcı, bu hedefe ulaşmak amacıyla Kimyagerler Derneği, Yıldız Teknik Üniversitesi ve Üsküdar Üniversitesi'nin desteğiyle çok sayıda katılımcının kongre organizasyon ve bilim kurullarında görev aldığını ifade etti.</p>

<p>Bu yılki kongrenin ortak odak noktasının "gıda üretiminde sürdürülebilirlik" olduğunu belirten Prof. Dr. Arıcı, "Bu konudaki en son gelişmeler hakkında uzmanları, araştırmacıları, kamu ve sanayi profesyonellerini bir araya getirerek bilgi paylaşımında bulunmak ve fikir alışverişinde bulunmak için heyecanlıyız." dedi.</p>

<p><strong>Başarılı bulunan posterler ödüllendirilecek</strong></p>

<p>Kongrenin, gıda sürdürülebilirliği çerçevesinde en yeni araştırmaları ve teknolojik atılımları laboratuvar çalışmalarından in-siliko çalışmalara ve gıda sürdürülebilirliğini etkileyen küresel değişikliklere kadar tüm yönleriyle derinlemesine inceleme fırsatı sunacağını dile getiren Prof. Dr. Arıcı, kongrenin bilimsel programında davetli konuşmalar, kısa sözel sunumlar, poster sunumları ve workshopların yer alacağını, sanayi ve akademide çalışan bilim insanlarından oluşan hakem heyeti tarafından başarılı bulunan posterlerin ödüllendirileceğini duyurdu.</p>

<p>Konuşmasında "Marifet iltifata tabidir" sözüne atıfta bulunan Prof. Dr. Arıcı, kongrenin gerçekleştirilmesinde emeği geçenlere teşekkürlerini sundu.</p>

<p><strong>İkram Cengiz: “Geleceğe yönelik yenilikçi çözümler üreteceğiz”</strong></p>

<p>Kimyagerler Derneği Başkanı İkram Cengiz, gıda kimyasının sadece bilimsel bir disiplin olmanın ötesinde, insan sağlığı, çevre, kültür ve ekonomiyle doğrudan bağlantılı hayati bir alan olduğunu vurguladı.</p>

<p>Cengiz, kongrede ele alınacak konuların yalnızca akademik bir tartışma platformu konusu olmadığını, aynı zamanda toplumun refahına ve geleceğine katkı sunacak bir sorumluluğun parçası olduğunu belirtti.</p>

<p>Bu yılki kongrenin, gıda kimyasının en güncel ve kritik konularını kapsayan geniş bir yelpazeye sahip olduğunu ifade eden İkram Cengiz, "Fonksiyonel gıdalar, gıda katkı maddeleri, gıda güvenliği, biyogüvenlik, organik gıdalar, coğrafi işaretleme, gıda toksikolojisi, sürdürülebilirlik ve daha birçok başlık altında mevcut alanımızdaki durumu değerlendirecek ve geleceğe yönelik yenilikçi çözümler üreteceğiz." dedi.</p>

<p><strong>Dünya gıda güvenliği ve sağlık sorunları gibi karmaşık zorluklarla karşı karşıya</strong></p>

<p>Ayrıca, gıda mevzuatı, patentlendirme, pazarlama trendleri ve sağlık gibi disiplinler arası konularla gıda sektörünün hem bilimsel hem de endüstriyel boyutlarının derinlemesine ele alınacağını vurgulayan Başkan Cengiz, dünyanın iklim değişikliği, nüfus artışı, gıda güvenliği ve sağlık sorunları gibi karmaşık zorluklarla karşı karşıya olduğunu hatırlattı.</p>

<p>Bu bağlamda, gıda sürdürülebilir üretiminden sağlıklı beslenmeye, yerel hammaddelerin değerlendirilmesinden küresel standartlara uygun kalite kontrolüne kadar geniş bir sorumluluk üstlenildiğini belirten Cengiz, "İşte bu kongre, bu sorumluluğu omuzlayarak bilimsel bilgi birikimimizi paylaşmak, yenilikçi fikirleri tartışmak ve sektörel iş birliklerini güçlendirmek için bir köprü vazifesi görecektir." ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Dünya nüfusu artmaya devam ediyor</strong></p>

<p>Eti Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Ahmet Görgülü,&nbsp;küresel gıda sorunlarına dikkat çekerek, bu problemlere üniversite, sektör ve kamu kurumlarının iş birliğiyle geliştirilecek yaygın etkili projelerle çözüm bulunabileceğini vurguladı.</p>

<p>Dünya nüfusunun artmaya devam ettiğini ve 2050 yılında 9.7 milyar, Türkiye nüfusunun ise 91 milyon civarında olmasının beklendiğini ifade eden Dr. Görgülü, Avrupa Birliği'nin yeşil mutabakat hedeflerine değindi. 2035'te sera gazı emisyonlarının yüzde 55 azaltılması ve 2050'de net sıfır seviyesine ulaşılmasının hedeflendiğini, hatta karbon negatif olma idealinin bulunduğunu belirten Dr. Ahmet Görgülü, dünya sıcaklığını 1,5 derecede tutma hedefinin, okyanusların ısınmasından kıyı ekosistemlerine kadar birçok kritik dengeyi etkilediğini söyledi.</p>

<p><strong>2050'li yıllarda yüzde 56'lık bir gıda ihtiyacı artışı öngörülüyor</strong></p>

<p>Mevcut yöntemlerle devam edilmesi durumunda 2050'li yıllarda yüzde 56'lık bir gıda ihtiyacı artışının öngörüldüğünü ve bunun için Hindistan'ın iki katı büyüklüğünde ilave tarım alanına ihtiyaç duyulacağını belirten Dr. Ahmet Görgülü, "Amacımız ne? Bu yöntemlerin daha ilerisine geçip daha farklı tarım teknolojileri, gıda teknolojileriyle bu yokluğun üstesinden gelmek hatta pozitife dönmek." dedi.</p>

<p>Gelişmiş ülkelerde nüfus artışının durduğunu ancak gelişmekte olan ülkelerde artışın devam edeceğini ve bu durumun küresel gıda dengesini etkileyeceğini ifade eden Dr. Ahmet Görgülü, dünyada yaklaşık 830 milyon aç insana karşılık 2,5 milyar aşırı kilolu ve obez bireyin bulunduğunu ve Türkiye'nin de bu konuda başı çeken ülkelerden biri olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>Tarım alanlarının sadece yüzde 47'si insan tüketiminde kullanılıyor</strong></p>

<p>Mevcut motivasyonla devam edildiğinde tarım alanlarının yetersiz kalacağına dikkat çeken Dr. Ahmet Görgülü, tarım alanlarının sadece yüzde 47'sinin insan tüketiminde kullanıldığını, yüzde 40'ının ise hayvan yemi ve biyoyakıtlara ayrıldığını belirtti. Bu durumun tercihler yapma zorunluluğu doğurabileceğini ancak çözüm potansiyelinin de bulunduğunu ifade eden Dr. Görgülü, "Aynı tarım alanlarından belki insanlar için birinci bitki, hayvanlar için ikinci bitki, belki üçüncü bitkiyi de biyodizel için alabiliriz." dedi.</p>

<p><strong>Üretilen gıdanın 3’te 1’i hiç kullanılmadan çöpe gidiyor!</strong></p>

<p>Dünya genelinde üretilen gıdanın yaklaşık üçte birinin hiç kullanılmadan çöpe gittiğini vurgulayan Dr. Ahmet Görgülü, bu 1.3 milyar tonluk israfın, dünyadaki 830 milyon aç insanı dört defa doyurabilecek potansiyele sahip olduğunu dile getirdi.</p>

<p><strong>Türkiye’de her 3 kişiden biri obez!</strong></p>

<p>Kişi başına kalori tüketiminde Türkiye'nin dünya sıralamasında üst sıralarda yer aldığını belirten Dr. Ahmet Görgülü, 2022 verilerine göre Türk insanının kişi başına 3 bin 785 kalori tüketerek Amerika'dan sonra ikinci sırada olduğunu söyledi. Bu aşırı kalori tüketiminin obezite sorununu beraberinde getirdiğini vurgulayan Dr. Görgülü, “Dünyada her 8 kişiden biri obezken, Türkiye'de Sağlık Bakanlığı'nın 2022 verilerine göre her 3 kişiden biri obez.” dedi.</p>

<p><strong>En yüksek karbon salınımına sahip olanların başında instant kahve var&nbsp;</strong></p>

<p>Gıdaların karbon emisyonlarına değinen Dr. Görgülü, özellikle hayvansal gıdaların yüksek karbon ayak izine sahip olduğunu söyledi. Kahve ve kakao ürünlerinin de karbon emisyonları açısından önemli bir yer tuttuğunu ve dünya genelinde yoğun olarak tüketildiğini belirten Dr. Görgülü, işlenmiş gıdalar arasında ise en yüksek karbon salınımına sahip olanların başında instant kahve, bitter çikolata ve kapsül kahvelerin geldiğini, çayın da hatırı sayılır bir karbon ayak izine sahip olduğunu dile getirdi.</p>

<p>Unlu mamuller ve meyvelerin ise bu konuda daha masum olduğunu ifade eden Dr. Görgülü, 1 kilogram çözülmüş kahve veya instant kahvenin karşılığında 28 kilogram karbon salınımı olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>1 kilogram bisküvi üretimi için minimum 3 kilogram karbon salınımı oluyor</strong></p>

<p>Konuşmasının sonunda, sanayide enerji tüketimi ve karbon salınımına dikkat çeken Dr. Görgülü, özellikle pişirme operasyonlarında fosil yakıtların yoğun kullanıldığını söyledi. Bu konuda Eti'nin yürüttüğü bir projeden bahseden Dr. Görgülü, doğalgazlı fırınların elektrikli fırınlara dönüştürülmesi ve bu dönüşümde klasik elektrifikasyon yerine infrared ısıtıcıların kullanılmasıyla enerji verimliliği ve karbon ayak izinde ciddi tasarruflar hedeflendiğini belirtti. Projenin olumlu sonuçlar verdiğini ve birkaç yıl içinde önemli kazanımlar elde edileceğini ifade eden Görgülü, 1 kilogram bisküvi üretimi için minimum 3 kilogram karbon salınımı olduğunu ancak bu teknoloji dönüşümüyle bu oranın sıfıra indirilebileceğini sözlerine ekledi.</p>

<p><strong>Tarımın geleceği bilime ve ARGE'ye bağlı</strong></p>

<p>TAGEM Genel Müdür Yardımcısı Dr. Şerafettin Çakal, kongrenin önemine vurgu yaparak, "Çünkü insanlığın geleceği gıdaya, gıdanın geleceği tarıma, tarımın geleceği de bilime ve ARGE'ye bağlı." dedi.</p>

<p>Gıdanın geçmişten günümüze seyrine bakıldığında, farklı kıtalardaki ve ülkelerdeki insanların neden farklı hızlarla geliştiği sorusunun her zaman önemli bir tartışma konusu olduğunu belirten Dr. Çakal, &nbsp;"Bilime ve ARGE'ye değer veren toplumların geliştiğini, bilime ve ARGE'ye değer vermeyen toplumların geri kaldığını ve bunun bir tesadüf olmadığını görüyoruz. Aynı şey şirketler için de söylemek mümkündür." diye konuştu.</p>

<p><strong>"Beşerin en büyük icadı tarımdır"</strong></p>

<p>Dr. Şerafettin Çakal, bir tarımcı olarak "Beşerin en büyük icadı tarımdır" sözünün altını çizerek, insanların on binlerce yıl avcı ve toplayıcı olarak yaşadığını, tarımın keşfiyle birlikte yani bitkilerin kültüre alınması ve hayvanların evcilleştirilmesiyle bu durumun değiştiğini belirtti.</p>

<p>Tarımın icadına kadar insanların gıda sorununun olmadığını, gün bulup gün yediklerini ve doğaya baskının fazla olmadığını ifade eden Dr. Şerafettin Çakal, tarımın icadından sonra ise köylerin, kasabaların, şehirlerin ve metropollerin oluştuğunu ve nüfusun giderek arttığını söyledi.</p>

<p>İkinci tarım döneminde tarım alet ve makinelerinin, sanayi devriminin devreye girdiğini belirten Dr. Çakal, üçüncü tarım dönemi olan entansif tarım döneminde ise kimyasal gübreler, ilaçlar, pestisitler, herbisitler, hormonlar ve antibiyotiklerin kullanıldığını ifade etti.</p>

<p><strong>Nanoteknoloji ve bilişim teknolojileri önemli rol oynuyor</strong></p>

<p>Tarımda dördüncü dönem olan biyoteknolojik döneme gelindiğini ifade eden Dr. Çakal, bu dönemin aynı zamanda akıllı tarım ve biyoteknoloji devrimi olarak da adlandırıldığını söyledi. Nanoteknoloji ve bilişim teknolojilerinin bu dönemde önemli bir rol oynadığını belirten Dr. Çakal, dünyadaki bilim insanlarının bu konuda ikiye ayrıldığını ifade etti. Birinci grubun lokal, organik ve yavaş olan tohumu savunduğunu, ikinci grubun ise küresel, konvansiyonel ve hızlı olanı savunduğunu kaydetti.</p>

<p>Bu iki yaklaşım arasında bir denge bulunması gerektiğini vurgulayan Dr. Çakal, "Birinde aşırı doğaya baskı, diğerinde ise bu insanların doyurulması söz konusu. İşte burada da orta bir yol bulmamız, bir dengeyi sağlamamız gerekiyor diye düşünüyoruz." dedi.</p>

<p><strong>Bir tarafta israf bir tarafta obezite var…</strong></p>

<p>Dünyada üretilen gıda miktarına da değinen Dr. Çakal, son verilere göre dünyada 9.9 milyar ton gıda üretildiğini söyledi. Bu miktarın 5.5 milyar tonunun hayvanlar tarafından, 4.4 milyar tonunun ise insanlar tarafından tüketildiğini belirten Dr. Çakal, ancak bu 4.4 milyar tonluk insan tüketimine sunulan gıdanın üçte birinin hiç insan midesine gitmeden doğrudan çöpe gittiğini vurguladı.</p>

<p>Bu israfın yanı sıra küresel gıda dağılımındaki adaletsizliklere de dikkat çeken Dr. Çakal, bir tarafta 735 milyon insanın aç olduğunu, diğer tarafta ise 1 milyar insanın obez olduğunu belirtti. "Bir tarafta israf var, bir tarafta obezlik var ve bir tarafta açlık var." diyen Dr. Çakal, mevcut küresel gıda arzının aslında 8.2 milyar insana yetecek düzeyde olduğunu ifade etti.</p>

<p>İnsanlara gıda üretebilmek için toprak, su ve tohum olmak üzere üç temel doğal kaynağa ihtiyaç duyulduğunu ifade eden Dr. Çakal, "Tohum olmadığı yerde hiçbir şey olmaz. Tohumun kaynağı da doğal vejetasyon. Yani mera olarak görmüş olduğunuz bu doğal vejetasyondan bunların toplanması, korunması ve birimlerden kaliteli tohumlar üretmek üzere ıslah edilmesi, yerli ve milli çeşitlerinin geliştirilmesi ve üreticilerimizin, insanlarımızın hizmetine sunulması gerekiyor." şeklinde konuştu.</p>

<p>Dr. Şerafettin Çakal, ülkedeki yerli hayvan genetik kaynaklarının da TAGEM tarafından koruma altına alındığını sözlerine ekledi.</p>

<p>4. Uluslararası Gıda Kimyası Kongresi’nin ilk günü, oturum başkanı Prof. Dr. Enes Dertli oturum başkanlığında, Doç. Dr. Mustafa Türker, Prof. Dr. Ayşe Aslı Barla, Dr. Zeynep Elmalı ve Semra Çavuş’un katıldığı panelle sona erdi.</p>

<p><strong>Prof. Dr. Tarhan ve Prof. Dr. Kaynak özel oturumda ana konuşmacı</strong></p>

<p>Kongre kapsamında 9 Mayıs Cuma günü gerçekleşecek özel oturumda Üsküdar Üniversitesi’nin iki önemli ismi ana konuşmacı olarak yer alacak. Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Gıda Kimyasından Beyin Kimyasına: Beyin-Besin İlişkisi”, Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak ise “Krizler Yüzyılında Gıda Arzında Riskler ve Fırsatlar” konulu konuşma yapacak.</p>

<p><strong>&nbsp;</strong></p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 09 May 2025 17:07:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/05/uretilen-gidanin-3-te-1-i-hic-kullanilmadan-cope-gidiyor-1746799671.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>IV. Uluslararası FoodFest Gastronomi Festivali domates hasadı ile başladı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/iv-uluslararasi-foodfest-gastronomi-festivali-domates-hasadi-ile-basladi-79162</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/iv-uluslararasi-foodfest-gastronomi-festivali-domates-hasadi-ile-basladi-79162</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Cambria,serif"><span style="background-color:white"><span style="color:black">Antalya Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde bu yıl 4.’sü gerçekleştirilen Foodfest Antalya Gastronomi Festivali, Kumluca ilçesinde domates hasadı ile başladı. Serada domates toplayan Başkan Muhittin Böcek cam seralardan çıkmış biri olarak çiftçinin halini iyi bildiğini belirterek, üretici ve çiftçilere her zaman destek verdiklerini söyledi. </span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Cambria,serif">Yerli üreticiyi ve tarımı desteklemek, doğal ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarını teşvik etmek, Antalya’da yetişen tarımsal ürünlerinin gastronomideki yerini tanıtmak amacıyla Antalya Büyükşehir belediyesi tarafından gerçekleştirilen <span style="background-color:white"><span style="color:black">Foodfest Antalya Gastronomi Festivali,</span></span> “hasat” etkinliği ile başladı. <span style="background-color:white"><span style="color:black">Festivalin ilk yılında tavşan yüreği zeytini, ikinci yılında mor üzüm, üçüncü yılında avokado ve mango bu yıl da domates hasadı gerçekleştirildi. </span></span>Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in katılımıyla yapılan renkli hasat etkinliği Antalya’nın Kumluca ilçesinde yapıldı. </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Cambria,serif"><span style="background-color:white"><span style="color:black">BAŞKAN BÖCEK SERADA DOMATES TOPLADI</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Cambria,serif"><span style="background-color:white"><span style="color:black">Kumluca Karşıyaka Mahallesi’nde bulunan bir serada gerçekleştirilen hasada Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Kumluca Belediye Başkanı </span></span><span style="background-color:white"><span style="color:black">Mesut Avcıoğlu, Finike Belediye Başkanı Mustafa Geyikçi, Büyükşehir Belediye Genel Sekreteri Cansel Tuncer, Kumluca Ziraat Odası Başkanı Hidayet Kökçe, Kumluca Ticaret Borsası Başkanı Fatih Durdaş katıldı. Uluslararası FoodFest Antalya Gastronomi Festivali kapsamında düzenlenen domates hasadının gerçekleşeceği serayı gezen Başkan Muhittin Böcek ve Mesut Avcıoğlu daha sonra serada domates topladı. Hasat etkinliğine Foodfest Antalya Gastronomi Festivali’ne katılmak üzere Antalya’ya gelen ünlü şefler de katıldı. Başkan Böcek ve Başkan Avcıoğlu, hasat sonrası toplanan domatesleri Kumlucalı kadınlar ile birlikte salça yapılmak üzere sıktı. </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Cambria,serif"><span style="background-color:white"><span style="color:black">YERELDEN KALKINMA PROJELERİ İLE ÇİFTÇİNİN YANINDA</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Cambria,serif"><span style="color:black">Antalya’mız turizmin yanı sıra verimli topraklarıyla tarımda da ilk sırada olduğunu söyleyen Başkan Muhittin Böcek, “21 halimiz ve 1938 tüccar ve komisyoncumuz var. Yerelden kalkınma ilkeleri doğrultusunda Kumluca ilçemizi Çiftçi Kart projesiyle pilot bölge ilan ettik. Bu sayede çiftçilerimizin ve üreticilerimizin yanında olmaya çalışıyoruz. Ben de bu cam seralardan çıkmış birisiyim. Mazotun ve gübrenin önemini iyi bilirim. 50 sulama kooperatifinin enerjisinin %85’ini ödüyoruz. Dijital tarımla ilgili de destek veriyoruz. Antalya’mızda 700’ün üzerinde endemik bitki ve 19 coğrafi işaretli ürünümüz var; bu sayıyı artırmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Yerelden kalkınma projemizle üreticilerimize destek vermeye devam edeceğiz” dedi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Cambria,serif">KUMLUCA’NIN ZENGİNLİKLERİ TANITILIYOR</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Cambria,serif">Domates hasadına katılan Kumluca Belediye Başkanı Mesut Avcıoğlu da IV. <span style="background-color:white"><span style="color:black">Uluslararası FoodFest Antalya Gastronomi Festivali kapsamında hasat etkinliğine </span></span>ev sahipliği yapmaktan büyük mutluluk duyduklarını belirterek, “Bize bu fırsatı tanıyan Büyükşehir Belediye Başkanımıza teşekkür ediyorum. Tarihi, kültürü, doğası ve tarım potansiyeliyle büyük zenginliklere sahip bir bölgede yaşıyoruz. Gastronomi turizminin önemi artık daha iyi anlaşılıyor. Bu kapsamda hem bölgenin zenginliklerini tanıtmak hem de tarımla uğraşan üreticilere destek olmak amacıyla çalışmalar yürütüyoruz” dedi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Cambria,serif"><span style="background-color:white"><span style="color:#262626">RHODİAPOLİS ANTİK KENTİ’NE ZİYARET</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Cambria,serif">Hasat etkinliğinin ardından Kumluca’da bulunan <span style="background-color:white"><span style="color:#262626">Rhodiapolis Antik Kenti ziyaret edildi. Likya uygarlığının önemli şehirlerinden biri olan ve Helenistik dönemde kurulan </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Cambria,serif"><span style="background-color:white"><span style="color:#262626">Antik kentte yer alan alan tiyatro, hamam, agora ve nekropol gibi yapılar gezildi. Antik kent gezisinin ardından Kumluca’ya özgü yemekler ikram edildi. </span></span></span></span></p>

<p><br />
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 09 May 2025 17:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/05/iv-uluslararasi-foodfest-gastronomi-festivali-domates-hasadi-ile-basladi-1746799538.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İzmirli 40 liraya sağlıklı damacana suya ulaşıyor</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/izmirli-40-liraya-saglikli-damacana-suya-ulasiyor-79097</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/izmirli-40-liraya-saglikli-damacana-suya-ulasiyor-79097</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İzmirlileri güvenli alışverişle buluşturmak için hizmete başlayan İZMAR mağazaları, Gel Al su satış noktalarıyla yurttaşları uygun fiyatlı suyla buluşturdu. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin iştirakleri tarafından üretilen İzmir Su, Şaşal Su ve Badem Su’nun tek çatı altında yer aldığı noktalarda 19 litrelik damacana su 40 TL’ye satışa sunuluyor.&nbsp;</p>

<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay öncülüğünde İZTARIM AŞ tarafından hizmete açılan İZMAR (İzmir Tanzim Satış Marketi) mağazaları, yaşamın en temel ihtiyaçlarından suyu uygun fiyatla İzmirlilerle buluşturmaya başladı. İZMAR’ın Menemen Ulukent şubesinde hizmete başlayan İZMAR Gel Al su noktasında, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin iştirakleri tarafından üretilen İzmir Su, Şaşal Su ve Badem Su ürünleri uygun fiyatla satışa sunuluyor. İzmirliler, piyasada fiyatı 185 TL’ye kadar ulaşan 19 litrelik damacana suları, Gel Al noktalarında İzmir Su markalı boş damacanalarını getirerek sadece 40 TL’ye alabiliyor. Hizmete kısa sürede yoğun ilgi gösteren İzmirliler, İzmir’in simge sularını uygun fiyata alabilmekten mutlu olduklarını ifade etti.</p>

<p><strong>Hijyenik koşullarda üretiliyor</strong></p>

<p>Çalışma hakkında bilgi veren İZMAR Marketlerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Tamer İşleğen, İZMAR Gel Al noktalarını su fiyatlarının çok yüksek olduğu bir dönemde hizmete açtıklarını belirterek “İkinci merkezimiz olan Ulukent şubemizde ilk gel al noktamızı oluşturduk. Burada yurttaşlarımıza sadece 40 TL’ye gel al su hizmeti vermeye devam ediyoruz. Sularımızın tamamı İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin iştiraklerinde, kendi öz kaynaklarıyla üretiliyor. Tamamen hijyenik koşullarda yurttaşlarımızın uygun fiyatlı suya erişimini sağladık. Üçüncü merkezimiz olacak Gaziemir şubemizde de çok yakında gel al noktası yurttaşlarımıza hizmet verecek” ifadelerini kullandı.&nbsp;</p>

<p><strong>“Vatandaş fiyatlara inanamıyor”</strong></p>

<p>Kısa sürede İzmirlilerin yoğun ilgi gösterdiğini ifade eden Tamer İşleğen, “Vatandaşlarımızın dönüşleri çok önemli. Fiyatların çok yüksek olduğu bir dönemde bu rakamlara inanamıyorlar. 40 TL dediğimizde çok mutlu oluyorlar. Tüm İzmirli yurttaşlarımızı gel al noktalarımıza davet ediyoruz, uygun fiyatlı ve sağlıklı suyla tanışmalarını istiyoruz” dedi.&nbsp;</p>

<p><strong>“Şu an 40 liraya su alabilmek mümkün değil”</strong><br />
Açıldığı günden beri gel al noktasını kullandığını ifade eden Yusuf Soydan, “Ben çok memnunum, alışveriş de yapıyorum. Almış olduğum ürünlerin kalitesini de beğeniyorum. Mağazaların çoğaltılmasını isterim. Sudan da çok memnunuz. Fiyatlar gayet güzel, sular kaliteli. Şu an 40 liraya su alabilmek mümkün değil. Ben İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne yapmış olduğu hizmetten dolayı teşekkür ediyorum” diye konuştu.</p>

<p><strong>“Ben de buradan alırım artık”</strong></p>

<p>Cemal Kuzucu da çok güzel bir hizmet olduğunu söyleyerek “Ben 60 liraya su alıyorum ki bu en düşüğü. 80 liraya, 100 liraya olan da var. 40 lira çok uygun fiyat. Evim de yakın. Ben de buradan alırım artık” ifadelerini kullandı.&nbsp;&nbsp;</p>

<p><strong>“Daha uygun fiyata daha kaliteli su alabiliyoruz”</strong></p>

<p>İZMAR’ın Gel Al noktasında İzmir’in sembollerinden Şaşal Su’yu uygun fiyatla bulabilmekten duyduğu mutluluğu dile getiren Betül Nemir, “Bence çok güzel bir hizmet. &nbsp;Ben evde yıllardır çok ünlü bir marka suyu kullanıyorum. Ama onun da hijyenine güvenmiyorum. Bu yönde de insanlar arıtma sulara gitmeye başladılar. Ama bu tarz noktalar ile kendimiz de gelerek daha uygun fiyata daha kaliteli bir şekilde su alabiliyoruz” dedi.</p>

<p><strong>Büyükşehir’in suları tek çatı altında</strong></p>

<p>İZMAR Gel Al noktalarında, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin iştirakleri tarafından Bornova’daki Homeros Vadisi’nden gelen İzmir Su, Menderes’in Şaşal Köyü’nden doldurulan Şaşal Su ve Ödemiş Bademli’de üretilen Badem Su ürünleri tek çatı altında yer alıyor. İzmirliler, İzmir Su’nun 19 litrelik boş damacanasını getirerek 40 TL’ye dolu damacana suya ulaşabiliyor. Damacanası olmayan yurttaşlar ise 19 litrelik damacana suyu 140 TL’ye alabiliyor. Mağazalarda 5 litrelik Şaşal Su 20 TL, 1,5 litrelik Şaşal Su 7 TL, 0,5 litrelik Şaşal Su ise 3 TL’den satışa sunuluyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 08 May 2025 11:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/05/izmirli-40-liraya-saglikli-damacana-suya-ulasiyor-1746692524.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Salomon Çeşme Maratonu için geri sayım başladı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/salomon-cesme-maratonu-icin-geri-sayim-basladi-79089</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/salomon-cesme-maratonu-icin-geri-sayim-basladi-79089</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Salomon Çeşme Maratonu, Çeşme, Ilıca ve Alaçatı’nın doğal güzellikleri arasında 10-11 Mayıs tarihlerinde gerçekleşecek. Başkan Denizli,&nbsp;Salomon Çeşme Maratonu’na ev sahipliği yapmaktan büyük mutluluk duyduklarını belirterek, tüm sporculara başarılar diledi.&nbsp;&nbsp;</em></strong></p>

<p>Denizin Sesi, Adımların Ritmi: Çeşme'de Koş" sloganı ile 10-11 Mayıs tarihlerinde, Çeşme Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleşecek Salomon Çeşme Maratonu’nda bu sene yeni parkur heyecanı yaşanacak. Geçen senelerde yarı maraton olan ancak yenilenen parkuru ile maraton özelliği kazanan yarış, koşu tutkunlarını Çeşme’nin muhteşem doğasında ağırlayacak. Bu sene 3’üncüsü gerçekleşecek Salomon Çeşme Maratonu, 42K, 21K ve 10K parkurlarıyla adından bir kez daha söz ettirecek.</p>

<p><strong>Heyecan 3 ayrı parkurda yaşanacak&nbsp;</strong></p>

<p>Organizasyonda 42K'lık (maraton) parkurda start, 11 Mayıs 2025 Cumartesi günü sabah saat 07.30'da Çeşme Merkez'den verilecek. Toplam tırmanışı 300 metre olan parkurda sporcular startın ardından Çiftlik yönüne devam edecek, Şehit Mehmet Mahallesi'nden dönüş yaparak 21K'lık parkura dahil olacak ve yarış başladığı yerde sona erecek.&nbsp;</p>

<p>Salomon Çeşme Maratonu'nun 21K'lık koşusu (yarı maraton), Çeşme şehir merkezinden saat 08.00'de start alacak. Sporcular, Ilıca ve Alaçatı'dan geçerek başlanılan yerde bitiş çizgisine gelecek. Parkur çeşitliliği anlamında önemli yere sahip olan yarışta sporcular Ilıca plajının doğal güzelliğini görerek tırmanışa geçecek.</p>

<p>10K'lık parkurda ise saat 09.00’da Alaçatı Şehir Merkezi'nden start alacak sporcular, 91 metrelik tırmanışa sahip olan parkurun her adımında bir deneyime sahip olacak. Hem yeni katılımcıların hem de tecrübeli isimlerin yer alacağı parkurda, koşu tutkunları doğa ve tarihin içinden geçerek güzellikleri keşfedecek. Dar sokakları, yel değirmenleri ve muhteşem plajlarıyla adından söz ettiren Alaçatı'dan start alacak yarış, Çeşme'de son bulacak.</p>

<p><strong>&nbsp;“Tüm sporculara başarılar diliyorum”&nbsp;</strong></p>

<p>Çeşme Belediye Başkanı Lâl Denizli, Salomon Çeşme Maratonu’na ev sahipliği yapmaktan büyük mutluluk duyduklarını belirterek, “Tüm sporculara başarılar diliyorum” dedi.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 08 May 2025 11:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/05/salomon-cesme-maratonu-icin-geri-sayim-basladi-1746692417.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>sigortaladım.com Karayolu Güvenliği ve Trafik Haftasına Özel</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/sigortaladimcom-karayolu-guvenligi-ve-trafik-haftasina-ozel-78962</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/sigortaladimcom-karayolu-guvenligi-ve-trafik-haftasina-ozel-78962</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin karşılaştırmalı poliçe teklifini saniyeler içerisinde kullanıcılarla buluşturan dijital sigorta platformu&nbsp;<strong>sigortaladım.com</strong>, 1–7 Mayıs Karayolu Güvenliği ve Trafik Haftası kapsamında yaptığı açıklamada, trafikte en sık karşılaşılan hatalı sürücü davranışlarına dikkat çekti. Platform, her yıl binlerce can alan trafik kazalarının önemli bir kısmının basit ama yaygın ihlallerden kaynaklandığını vurguladı.</p>

<p>sigortaladım.com, aşırı hız, kavşak ve geçitlerde geçiş önceliğine uymamak ve şerit izleme kurallarını ihlal etmek gibi, can kayıplarına neden olan yaygın sürücü hatalarının yanı sıra; yaya geçitlerinde geçiş hakkını yayaya tanımamak, şerit değişimlerinde sinyal kullanmamak, trafik ışıkları yeşile dönmeden hareket etmek ve gereksiz korna kullanımıyla trafikte strese sebep olmak gibi trafik kültürünü olumsuz etkileyen sürücü davranışlarının da trafik güvenliğini tehlikeye attığına dikkat çekti.</p>

<p>Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan&nbsp;<strong>sigortaladım.com Genel Müdür Yardımcısı Orçun Kızıltepe</strong>, “Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Daire Başkanlığı’nın açıkladığı 2024 yılı trafik kazası bilançosuna göre Türkiye’de yıl boyunca 623.148 trafik kazası meydana geldi. Bu kazalarda ise maalesef 2.713 kişi hayatını kaybetti. Aşırı hız, kazalara neden olan sürücü kusurları arasında ilk sırada yer aldı. Ölümlü ve yaralanmalı trafik kazalarının 105.783’ü; araç hızının yol, hava ve trafiğin gerektirdiği şartlara uydurulmaması nedeniyle gerçekleşti. Kazaya neden olan diğer sürücü kusurları arasında ise 45.045 kaza ile kavşak ve geçitlerde geçiş önceliğine uymamak ve 25.218 kaza ile şerit izleme ve değiştirme kurallarını ihlal etmek öne çıktı. Bu veriler, trafikteki davranış biçimlerinin, güvenliğin ayrılmaz bir parçası olduğunu çok net biçimde ortaya koyuyor. Kasko ya da zorunlu trafik sigortası elbette bir güvence sunuyor; ancak asıl koruma, sürücünün davranışlarında başlıyor” dedi.&nbsp;</p>

<p><strong>“Güvenli yolculuk önce farkındalıkla başlar”</strong></p>

<p>Kızıltepe, “En çok karşılaşılan hatalı tutumlar arasında yaya geçidinde durmamak, sinyal vermeden şerit değiştirmek, kırmızı ışıkta sabırsız davranmak ya da öfke kontrolünü kaybederek korna kullanmak gibi davranışlar yer alıyor. Bu tür alışkanlıkların sıradanlaşması, sürüş güvenliğini zayıflatırken, trafikteki tüm yol kullanıcılarını da riske atıyor. Biz sigortaladım.com olarak sigortayı yalnızca maddi bir güvence olarak değil; bir farkındalık aracı, sorumluluk hatırlatıcısı ve daha güvenli bir yolculuğa çıkış noktası olarak konumlandırıyoruz. Bu sebeple kullanıcılarımıza yalnızca en uygun poliçeyi sunmakla yetinmiyor, ülkemizde daha bilinçli ve daha duyarlı bir yolculuk kültürünü de teşvik ediyoruz. Karayolu Güvenliği ve Trafik Haftası vesilesiyle bir kez daha hatırlatmak isteriz: Sadece sigortayı yenilemek yeterli değil, &nbsp;davranışların da güncellenmesi gerekiyor. Çünkü güvenli yolculuk, önce farkındalıkla başlar” dedi.</p>

<p><strong>Kasko ve Trafik Sigortasına sigortaladım.com’dan Hediye Çeki Fırsatı</strong></p>

<p>sigortaladım.com, trafik sigortası sahiplerine sunduğu ücretsiz çekici hizmetinin yanı sıra şimdi de market ve akaryakıt alışverişlerinde geçerli hediye çekleriyle kullanıcılarına ekstra avantajlar sunuyor. Kampanya kapsamında, sigortaladım.com üzerinden trafik sigortası yaptıran kullanıcılar; Opet’ten 1.000 TL’ye varan yakıt puanı veya CarrefourSA’da geçerli 1.000 TL’ye varan alışveriş çeki kazanma fırsatına sahip oluyor. Yine sigortaladım.com üzerinden kasko yaptıran kullanıcılar ise; Opet’ten 2.000 TL’ye varan yakıt puanı veya CarrefourSA’da geçerli 2.000 TL’ye varan alışveriş çeki kazanma fırsatına sahip oluyor. Opet Yakıt Puan kodunun kullanımı için SİGORTALADIM yazıp bir boşluk bırakıp, GSM numarası yazıp yine bir boşluk bırakıp, sigorta poliçesi satın alma işlemi sırasında sms ile iletilen 8 haneli şifreyi yazarak 7276’ya sms gönderilmesi gerekmektedir.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 02 May 2025 18:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/05/sigortaladimcom-karayolu-guvenligi-ve-trafik-haftasina-ozel-1746198309.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TEKNOFEST KKTC 2025 Coşkuyla Başladı!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/teknofest-kktc-2025-coskuyla-basladi-78944</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/teknofest-kktc-2025-coskuyla-basladi-78944</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin millî teknoloji hamlesini uluslararası boyuta taşıyan Dünyanın en büyük Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali &nbsp; TEKNOFEST, 8. yılında 1–4 Mayıs 2025 tarihleri arasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde teknoloji ve bilim meraklılarına kapılarını açtı. Yurt dışında ikincisi düzenlenen Festival, Lefkoşa’daki&nbsp;<strong>Eski Ercan Havalimanı</strong>nda görkemli bir törenle başladı. Açılışa KKTC’liler büyük ilgi gösterirken, ilk gün festivali 62 bin kişi ziyaret etti. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı yürütücülüğünde, ülkemizin milli teknoloji ekosisteminde kritik rol oynayan bakanlıkların, başkanlıkların, kamu ve özel sektör kuruluşlarının, akademik kurumların ve medya şirketlerinin de aralarında bulunduğu toplam&nbsp;<strong>132 paydaş&nbsp;</strong>kurumla birlikte düzenleniyor. &nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>KKTC’lilerin büyük ilgi gösterdiği festivalin açılış konuşmalarında Vizyon, Bağımsızlık ve Umut Vurgusu Vardı</strong></p>

<p>Açılışta konuşma yapan<strong>&nbsp;T3 Vakfı Mütevelli Heyeti ve TEKNOFEST Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar</strong>: “<em>İlk hayal ettiğimizde bize imkânsız dediler. Ama biz ‘yapamazsınız’ diyenlere inat, ‘biz yaparız’ diyen gençlerle yola çıktık.</em>&nbsp;<em>KKTC’de gördüğümüz bu heyecan, bize gösteriyor ki; Türk gençliği nerede olursa olsun, kendi göklerinde özgürce uçmaya hazır.”&nbsp;</em>İfadelerini kullandı.</p>

<p><strong>T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır</strong>&nbsp;ise millî teknoloji vizyonunun sadece Türkiye ile sınırlı olmadığını vurgulayarak şöyle konuştu: “<em>Türkiye Yüzyılı, Türk dünyasının da yüzyılı olacaktır. KKTC’de attığımız bu adımlar, ortak geleceğimizi bilim ve teknolojiyle şekillendirme irademizin göstergesidir. TEKNOFEST; icat eden, geliştiren, kendine güvenen bir neslin yükselişidir. Bu nesil, sınırları aşacak.”</em></p>

<p><strong>KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar</strong>, konuşmasında TEKNOFEST’in gençlere verdiği özgüvenin altını çizerek şunları söyledi:&nbsp;<em>“Burada sergilenen her proje, Kıbrıs Türk halkının azim ve inancını yansıtıyor. Gençlerimizin bilim ve teknolojiyle buluşması, bizi daha güçlü ve özgür kılacaktır. TEKNOFEST, sadece bir teknoloji fuarı değil; aynı zamanda bizim egemenliğimizin, üretme kabiliyetimizin ve kendi ayaklarımız üzerinde durma irademizin bir ifadesidir.”</em></p>

<p><strong>&nbsp;</strong></p>

<p><strong>Festival, Etkinlikleri ve Gösterilerle Teknolojiyi Halkla Buluşturuyor</strong></p>

<p>Festival boyunca ziyaretçileri etkileyici bir bilim ve teknoloji şöleni karşıladı.&nbsp;<strong>Sosyal İnovasyon Yarışması, Uçan Araba Simülasyon, TEKNOFEST Robolig Mavi Vatan</strong>&nbsp;gibi 13 alt kategorisi bulunan 6 teknoloji yarışmasında gençler mühendislik hünerlerini sergilerken; ASELSAN, &nbsp; &nbsp;BAYKAR, TUSAŞ, HAVELSAN, ROKETSAN, TURKCELL gibi teknoloji devlerinin stantları inovasyon meraklılarını ağırladı. Fuar etkinlik alanları ile beraber Bilim Sokağı’nda bulunan 6-14 yaş grubuna yönelik atölye çalışmaları, Hava Araçları Sergisi, Planetaryum Film Gösterimleri, Kıbrıs Barış Harekatı Deneyim Alanı, Türk Mukavemet Teşkilatı Milli Mücadele Sergi Alanı, Uzay Sergisi, XR Deneyim Alanı, Simülasyon Deneyim Alanları, Öğrencilerle İlk Uçuş ve Pedallı Uçuş Etkinlikleri, Bilim Gösterileri, Sahne Senin Etkinliği, ana sahne gösterileri ve daha birçok aktivite ile dolu dolu bir festival ilk gününde ziyaretçilerini ağırladı.<br />
Gökyüzü ise&nbsp;<strong>Türk Yıldızları</strong>&nbsp;ve&nbsp;<strong>SOLOTÜRK</strong>’ün nefes kesen gösterileriyle şölene dönüştü. Hürkuş, Çelik Kanatlar, Akıncı ve T-70 gösteri uçuşlarını gerçekleştirirken, CN235 paraşüt atlayışları yaptı. Çocuklara özel&nbsp;<strong>DENEYAP Atölyeleri</strong>, etkileşimli bilim şovları ile her yaştan katılımcı, TEKNOFEST ruhunu deneyimleme şansı buldu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 02 May 2025 11:58:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/05/teknofest-kktc-2025-coskuyla-basladi-1746176302.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Rolls-Royce Phantom 100 yaşında!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/rolls-royce-phantom-100-yasinda-78934</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/rolls-royce-phantom-100-yasinda-78934</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>1925’ten beri, başarının en bilinen simgesi olarak anılan Phantom, sekiz nesil boyunca, kraliyet ailesinden liderlere, sanatçılardan sanayi dünyasının öncülerine kadar birçok ismi taşıyarak, modern tarihin en önemli anlarına tanıklık etti. Zamansız zarafetiyle saygı gören ikonların en ikonik olanı Phantom, etkileyiciliğin, seçkin zevkin ve kişisel tarzın en güçlü ifadesi haline gelerek, lüks dünyasının zirvesinde rakipsiz bir konum elde etti.&nbsp;</p>

<p>Rolls-Royce tasarımcıları, Phantom’un kültürel mirasını onurlandırmak amacıyla, yüzüncü yılına özel sekiz tane sanat eseri yarattı. 1910’da Spirit of Ecstasy’nin yaratıcısı Charles Sykes’a verilen, müşterilerin yaşam tarzlarını yansıtan mekanlarda Phantom’u tasvir eden yağlı boya tablolar üretme görevinin ilhamıyla hazırlanan bu eserler, Phantom’un son yüzyılda dokunduğu farklı yaşamları ve dünyaları yansıtıyor.</p>

<p>Rolls-Royce, Phantom isminin yüzüncü yılını kutlarken, Phantom’un görkemli mirasını ve bu mirasın parçası olan rol aldığı etkileyici hikayelerden sadece bazılarını anımsıyor.</p>

<p><strong>Otoritenin simgesi</strong></p>

<p>İkinci Dünya Savaşı’nın büyük komutanlarından Mareşal Bernard Law Montgomery, gösterişten uzak yaşam tarzı nedeniyle “Spartalı General” olarak anılıyordu. Konfor adına yaptığı tek taviz, kişisel ulaşım aracıydı. İmajın ve sembollerin gücünü fark eden “Monty”, kalıcılığı, sağlamlığı ve güvenilirliği ifade etmek için iki adet Phantom III kullandı ve askerlerine en zor zamanlarda bile onların yanında olacağına dair net bir mesaj verdi.&nbsp;</p>

<p>Haziran 1944’te D-Day hazırlıkları sırasında Monty, sahip olduğu Phantom’lardan birini Winston Churchill, General Eisenhower ve hatta Kral VI. George’u Hampshire’daki Müttefik Sefer Kuvvetleri Yüksek Karargahı’ndaki toplantılara götürmek için kullandı. Savaştan sonra, diğer Phantom’unu Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda Başbakanlarını taşımak için kullandı.</p>

<p><strong>Kraliyet standardı</strong></p>

<p>Montgomery’nin Phantom’ları modern dünyayı şekillendiren olaylarda yer alırken, diğer Phantom’lar özellikle Rolls-Royce’un ana vatanı olan İngiltere olmak üzere, kraliyet saraylarında özel bir yere sahipti.</p>

<p>1948’de, Kraliyet Prensesi Elizabeth ile evlendikten kısa bir süre sonra Edinburgh Dükü, ortak kullanımları için Rolls-Royce’dan kendilerine özel bir Phantom üretmesini istedi. “Maharajah of Nabha” kod adıyla üretilen bu araç, ilk Phantom IV olarak tarihe geçti ve bugün hala aynı isimle kullanılıyor.</p>

<p>İngiliz Kraliyet Ailesi, daha sonra hükümdarı taşımak amacıyla bir tane Phantom IV, iki tane Phantom V ve iki tane Phantom VI sipariş verdi. En uzun süre kullanılanlardan biri, Kraliçe II. Elizabeth’in tahttaki 25. yılı anısına 1977’de İngiliz otomotiv endüstrisi tarafından hediye edilen ünlü Silver Jubilee Phantom VI’dı. Daha sonra bu özel araç, 2011 yılında Cambridge Dükü ve Düşesi’nin düğününde gelinin Westminster Abbey’e gelişi sırasında kullanıldı.</p>

<p><strong>Dünya sahnesinde sessizce hizmet veren etkileyici otomobil: Phantom</strong></p>

<p>Kıtalar arasında, bir başka Phantom V, bir milletin doğuşuna eşlik etti. 1966’da Birleşik Arap Emirlikleri’nin “Kurucu Lideri” olarak anılan Şeyh Zayed Bin Sultan Al Nahyan’a teslim edilen Phantom, Abu Dhabi hükümdarı olarak göreve başlama töreninde yer aldı. 1971 yılında, Birleşik Arap Emirlikleri’nin resmen kuruluşunun ilan edildiği törene, ilk Birleşik Krallık Büyükelçisi James Treadwell’i taşıdı.&nbsp;</p>

<p>Dünya genelinde İngiliz diplomatlar da Phantom’u gücün bir simgesi olarak benimsediler. Bu güvenilir elçiler, Tokyo’dan Washington’a, Yeni Delhi’den dünyanın dört bir yanına uzanan görev yerlerinde hizmet verdiler. İngiltere’nin eski Paris Büyükelçisi Sir John Fretwell, The Times’a verdiği röportajda: “<em>Élysée Sarayı’nı ziyaret ederken Rolls-Royce’um kesinlikle yardımcı oldu. Kapıdaki muhafızların, İngiliz Büyükelçisi olduğumu anlamamaları imkansızdı.</em>” dedi.&nbsp;</p>

<p>1959’da tanıtılan Phantom V, 5.8 metre (yaklaşık 19 fit) uzunluğundaydı. Bunu kanıtlayan resmi bir belge bulunmasa da bazı tarihçiler İngiliz parkmetre aralıklarının, aracın boyutlarına uyum sağlamak için yeniden düzenlendiğini iddia ediyor.</p>

<p><strong>Beatle’a özel Phantom: İngiltere’de camları karartılmış ilk araçlardan biri</strong></p>

<p>Her Phantom V, kraliyet hizmeti veya diplomatik törenler için tasarlanmadı. Aralık 1964’te John Lennon, The Beatles’ın&nbsp;<em>A Hard Day’s Night</em>&nbsp;albümünün başarısını kutlamak için kendisine özel bir Phantom V sipariş etti. Lennon aracın içinin ve dışının tamamen siyah olmasını istedi ancak Rolls-Royce’un ısrarıyla Pantheon ızgarası ve Spirit of Ecstasy heykeli geleneksel parlak formunda kaldı. Lennon’ın Phantom’u, İngiltere’de camları karartılmış ilk araçlardan biriydi. Lennon, 1965 yılında Rolling Stone’a yaptığı açıklamada şunları söylemişti: “<em>Eve dönerken hava hala aydınlıksa bile, aracın içi karanlık oluyor. Camları kapatıyorsun ve hala kulüpteymiş gibi hissediyorsun.</em>”&nbsp;</p>

<p>Ancak bu, aracın en ünlü hali değildi. 1967’de,&nbsp;<em>Sgt. Pepper’s Lonely Hearts Club Band</em>&nbsp;albümünün çıkışından önce, Phantom parlak sarıya boyandı ve üzerine dönen çiçek desenleri ile burç sembolleri işlendi. Böylece aynı yıl Aşk Yazı’nın sanatsal manifestosu haline geldi. Lennon daha sonra, öfkeli bir İngiliz kadınının, “<em>Bir Rolls-Royce’a bunu nasıl yaparsın!</em>” diye bağırarak araca şemsiye ile saldırdığını iddia etti – bu olay aracın efsaneleşmesini daha da pekiştirdi.&nbsp;</p>

<p><strong>Hollywood ve ötesinde Phantom başrolde&nbsp;</strong></p>

<p>Hollywood da Phantom’u benimsedi. Sinemanın öncülerinden Warner Brothers stüdyosunun kurucularından Jack Warner, kendisini bir Phantom ile ödüllendirdi. Daha da ünlü olarak, Fred Astaire, Greta Garbo ve Mary Pickford gibi yıldızlar da Phantom’un ilk sahipleri arasında yer aldı.&nbsp;</p>

<p>1964 yılında Phantom, Goldfinger filminde boy göstererek, filmdeki kötü adamın bir Phantom III içerisinde altın kaçırdığı sahnede yer aldı. Bu, Rolls-Royce araçların uzun soluklu James Bond serisinde yer aldığı 12 sahneden biriydi. 2024 yılında Rolls-Royce, filmin 60. yıldönümünü kutlamak amacıyla, orijinalinin siyah ve sarı gövde tasarımını yeniden yaratan, yenilikçi, filmden ilham alan detaylarla donatılan, özel üretim benzersiz bir Bespoke Phantom VIII olan Phantom Goldfinger’ı üretti.&nbsp;</p>

<p>Ayrıca 1964’te&nbsp;<em>The Yellow Rolls-Royce</em>&nbsp;filminin galası yapıldı. Rex Harrison, Ingrid Bergman, Shirley MacLaine, Omar Sharif, George C. Scott, Alain Delon ve Jeanne Moreau gibi yıldız isimlerin yer aldığı kadroya, 1931 model Phantom II eşlik etti. Filmin müziklerinden “<em>Forget Domani</em>” şarkısı Altın Küre Ödülü kazandı ve daha sonra Perry Como hem de Frank Sinatra tarafından seslendirildi. Frank Sinatra ayrıca bir Rolls-Royce sahibi de oldu.</p>

<p><strong>Kralın seçimi: Elvis için bir Phantom</strong></p>

<p>Popüler kültürün diğer devleri de dünya çapında ünleri arttıkça Phantom’a yöneldi. “The King” Elvis Presley, 1963 yılında Phantom V satın aldı. Aracında, özel üretim bir mikrofon ve arka kol dayamasına yerleştirilmiş yazı seti bulunuyordu. Annesinin tavukları, kendi yansımalarını gagalayarak Midnight Blue rengindeki parlak kaplamaya zarar verince, Elvis aracını kusurların görünmediği Silver Blue rengine boyattı. Elvis, 1986 yılında aracını bir hayır kurumuna bağışladı ve bu jest, Leonard Cohen ve Was (Not Was) tarafından yazılan “<em>Elvis’s Rolls-Royce</em>” şarkısına ilham oldu.</p>

<p><strong>Başarıda yeni bir dönem</strong></p>

<p>Phantom VII’nin 2000’li yılların başında çıkışı, kendi başarısını yaratan girişimcilerin, küresel ünlü kültürünün ve sosyal medyanın yükselişiyle aynı döneme denk geldi. Geleneksel lüks anlayışından uzaklaşan yeni nesil, yalnızca başarılarını değil, kişiliklerini de ifade etmek istediler ve Phantom onlar için mükemmel bir ifade alanı oldu.&nbsp;</p>

<p>Tam bir döngü içinde, yeni sektörlerde servet kazanan birçok kişi, Phantom satın almayı tercih etti ve bu deneyimlerini televizyon, Facebook, Instagram ve Youtube gibi sosyal medya platformlarında dünyayla paylaştı.</p>

<p>Varlığı giderek büyüyen Phantom, ödül törenleri ve gala etkinliklerinin vazgeçilmezi haline geldi; sahiplerine kırmızı halıda doğal bir zarafetle görkemli bir giriş sağladı. 2012 yılında Londra Olimpiyatları’nın kapanış töreninde üç özel üretim Phantom Drophead Coupe’nin sürpriz olarak sahneye çıktı. Bu görkemli an yüz milyonlarca kişiye canlı yayınlandı ve Phantom böylece sosyal medyada kendi başına parlayan bir yıldız oldu.</p>

<p><strong>Günümüzde Phantom</strong></p>

<p>Bugün, sekizinci neslinde, Phantom etkileyici duruşun ve kararlılığın en üst düzey ifadesi olmaya devam ediyor. Çevresindeki dünyayı yansıtmaya ve şekillendirmeye devam ederken, dönemlerini tanımlayan bireyleri kendine çekiyor. Her yeni ve giderek daha da ayrıntılı tasarlanan Bespoke (özel üretim) siparişi; güç, kültür, etki ve kişisel ifadenin olağanüstü hikayesine yeni bir bölüm daha ekliyor.</p>

<p>Phantom’un bir araçtan çok daha fazlası olduğunu ifade eden Chris Brownridge (Chief Executive, Rolls-Royce Motor Cars), sözlerine şöyle devam etti: “<em>Yüzyıllar boyunca Rolls-Royce’un zirvesi olan</em>&nbsp;<em>Phantom, çevresindeki dünyayı yansıtan ve onu etkileyen kültürel bir fenomendir. İlk günlerinden itibaren Phantom, başarıya ulaşanların en çok arzuladığı ödüllerden biri ve küresel arenada güç ile prestijin etkileyici bir simgesi oldu. Her şeyden önce, Phantom sahiplerine kişisel ifadelerini yansıtma imkanı sundu ve çoğu zaman kendi başına bir sanat eserine dönüştü. Bespoke’un zirvesi olan Phantom, her kültürden büyüleyici hikayelerle tasarlandı. Bu hikayeler ve onların ilhamıyla tasarımcılarımızın yarattığı zarif eserler, Phantom’un olağanüstü etkisini, onunla özdeşleşen dünyayı değiştiren insanları ve olayları gözler önüne seriyor.</em>”</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 02 May 2025 11:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/05/rolls-royce-phantom-100-yasinda-1746176209.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TALPA, havacılık camiasını Dünya Pilotlar Günü nde bir araya getirdi</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/talpa-havacilik-camiasini-dunya-pilotlar-gunu-nde-bir-araya-getirdi-78895</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/talpa-havacilik-camiasini-dunya-pilotlar-gunu-nde-bir-araya-getirdi-78895</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>2014 yılından bu yana uluslararası alanda da kutlanan 26 Nisan Dünya Pilotlar Günü, bu yıl TALPA’nın öncülüğünde hem sosyal sorumluluk çalışmaları hem de farkındalık kampanyalarıyla havacılık camiasında geniş bir yankı buldu.</p>

<p>TALPA’nın Avrupa Pilotlar Birliği (ECA) iş birliğiyle yürüttüğü dijital kampanya kapsamında, ikinci pilotların kokpitteki kritik rolüne dikkat çekildi. "İkinci pilotlar B planı değil, kaptanlarla birlikte A planıdır" mesajı ile "Azaltılmış Kokpit Ekibiyle Uçuş Operasyonları" (Reduced Crew Operations) konusunda kamuoyu bilinci oluşturulması hedeflendi.</p>

<p>26 Nisan sabahı Hava Kuvvetleri Müzesi'nde düzenlenen törenle Dünya Pilotlar Günü resmiyet kazanırken, aynı gün akşamı Kaptan Pilot Ziya Uçkun’un havacılık temalı fotoğraf sergisi Nişantaşı’nda ziyaretçilerle buluştu.</p>

<p>Etkinlikler, 27 Nisan’da Divan Kuruçeşme’de düzenlenen geleneksel gala gecesiyle son buldu. Sanatçılar Emre Altuğ ve Seda Mete’nin sahne aldığı geceye çok sayıda kaptan pilot, genç pilot adayı ve havacılık sektörü temsilcisi katıldı.</p>

<p><strong>TALPA Başkanı Kaptan Pilot Okan Üreksoy</strong>, etkinliklere ilişkin yaptığı açıklamada, “<em>Pilotluk yalnızca uçağı uçurmak değil, sorumluluğu, disiplini ve ekip ruhunu da taşımaktır. Dünya Pilotlar Günü, yalnızca mesleğimizi onurlandırmak değil, geleceğin pilotlarına ilham olmak adına da büyük bir değer taşıyor</em>.” dedi.</p>

<p>TALPA, önümüzdeki yıllarda da Dünya Pilotlar Günü’nü hem sektörel dayanışmayı güçlendiren hem de gençlere ilham veren özel bir buluşma haftası olarak sürdürmeyi hedefliyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 01 May 2025 14:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/05/talpa-havacilik-camiasini-dunya-pilotlar-gunu-nde-bir-araya-getirdi-1746097465.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İçinde telefon ve para olan çantasını yanlışlıkla çöpe attı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/icinde-telefon-ve-para-olan-cantasini-yanlislikla-cope-atti-78854</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/icinde-telefon-ve-para-olan-cantasini-yanlislikla-cope-atti-78854</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Bağcılar’da yaşayan Özgül Kaya, içerisinde cep telefonu ve 5 bin TL’sinin bulunduğu çantayı yanlışlıkla çöpe attı. Kadının çantası Bağcılar Belediyesi temizlik ekipleri tarafından tonlarca çöp içinde yapılan aramalar neticesinde bulundu. </strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Bağcılar’da ikamet eden Özgül Kaya, çöpleri atmak için evinden dışarı çıktı. Yolun karşısındaki çöp konteynerinin yanına giden Kaya, çöpleri atıp yoluna devam etti. Bir süre sonra çantasının olmadığını fark eden Kaya, çöplerle birlikte çantasını da yanlışlıkla konteynere atmış olabileceğini düşündü. Geri dönüp baktığında belediyenin çöpleri götürdüğünü gördü.</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Tonlarca çöp içinde aradılar</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Bunun üzerine paniğe kapılan dalgın kadın, komşularından yardım istedi. Bağcılar Belediyesi’ni arayan Kaya ile komşusu, durumu anlatıp yetkililerden yardım istedi. Seferber olan Bağcılar Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü ekipleri, çöp kamyonunu İSTOÇ’un arkasındaki belediyeye ait döküm sahasına yönlendirdi. Daha sonra ise belediye personeli alana boşaltılan tonlarca çöp içinde çantayı aradı. Kısa süren aramanın sonucunda içinde cep telefonu, 5 bin TL, kimlik ve kredi kartlarının olduğu çanta bulunarak sahibine teslim edildi.</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Eksiğim yok, telefonum da çalışıyor</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Büyük bir mutluluk yaşayan Kaya, “Telaşla çöpü atarken elimdeki çantayı da attım. Komşum belediyeyi aradı. Onun sayesinde bulduk. Eksiğim yok. Telefonum da çalışıyor. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum” dedi.</strong></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 30 Apr 2025 11:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/04/icinde-telefon-ve-para-olan-cantasini-yanlislikla-cope-atti-1746001297.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Deprem riskine karşı üretimin kalbi sanayi merkezlerini acil dönüştürme zamanı!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/deprem-riskine-karsi-uretimin-kalbi-sanayi-merkezlerini-acil-donusturme-zamani-78837</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/deprem-riskine-karsi-uretimin-kalbi-sanayi-merkezlerini-acil-donusturme-zamani-78837</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gerçekleştirdiği pek çok konut, ofis, alışveriş, yaşam merkezi, üretim ve lojistik tesisi ile gayrimenkul sektörüne 27 yıldır yön veren&nbsp;<strong>Akyapı’nın Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Dinçel,</strong>İstanbul’da konutta yapılması gerekendönüşümün sanayi yapılarında da acil olarak gündeme gelmesi gerektiğini vurguladı.&nbsp;Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde yer alan; İstanbul, Kocaeli, Tekirdağ ve Bursa gibi sanayinin kalbi kentlerde 50’nin üzerinde organize sanayi bölgesi (OSB) bulunduğunu hatırlatan AkyapıYönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Dinçel, “Avrupa Yakası’nda İkitelli’den Beylikdüzü’ne, Anadolu Yakası’nda ise Dudullu’dan Tuzla’ya kadar İstanbul’da toplam yaklaşık 15 milyon metrekarelik alandafaaliyette olan ve bugün firmaların neredeyse tam doluluk oranıyla çalıştığı 8 OSB’deyüzbinlerce kişi istihdam ediliyor.Ülkemizde mevcut sanayi alanlarının en belirgin özelliği, binalarının 40- 50 yıl öncesinin ihtiyaçları gözetilerek yapılmış olmaları. Olası bir depremde can kaybının çoğalmaması, ticari hayatın felce uğramaması ve Türkiye’nin en büyük 500 kuruluşları listesine giren en önemli üretim merkezlerinin yara alarak ekonomimizin olumsuz etkilenmemesi için depremden en çok etkilenecek İstanbul’da sanayi yapılarının dönüşümü şart” değerlendirmesini yaptı.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>İSTANBUL 15 MİLYONDAN FAZLA NÜFUSUYLA TİCARİ HAYATIN CAN DAMARI&nbsp;</strong></p>

<p>Konunun ekonomi için de hayati bir önem taşıdığına dikkat çeken Dinçel, “700 binden fazla konut ve benzeri yapının dönüştürmenin şart olduğu İstanbul’da bunların önemli bir bölümü de işyeri olarak kullanılan alanlar. Bu kapsamda yerleşim yerlerinde, sanayi sitelerinde, üretim bölgelerinde onbinlerce işyerinin dönüşmesi gerekiyor. Özellikle İstanbul, 15 milyondan fazla nüfusuyla sadece yaşam değil ticari hayat açısından da ülkemizin can damarı” dedi.&nbsp;</p>

<p>Nitelikli ve deprem dirençli yapı dönüşümündegayrimenkul üreticilerinin sorumluluk alması gerektiğine dikkat çeken Dinçel, “Gayrimenkul sektörünün gelişmesi için yeni üretime olduğu kadar,hayatı tehdit eden yapıları yenilemeye duyulan ihtiyaç da çok büyük. 27 yıldır konut, villa, ofis, iş, alışveriş ve yaşam merkezi, sanayi ve lojistik merkezleri gibi gayrimenkulün her alanında ürettiğimiz projelerle toplam 4,5 milyon metrekarenin üzerinde inşaat alanına ulaştık.Dayanıklı ve nitelikli proje üretme çıtamızı ise 2023 yılında teslim ettiğimiz Türkiye’nin ‘deprem izolatörlü ilk toplu konut projesi’ olan Mavera Comfort ile zirveye taşıdık. Sanayi yapıları alandaki dönüşüme ise ‘Yüksek standartlı sanayi merkezleri’ olarak adlandırdığımız Ticarethane Hadımköy, Ticarethane Başakşehir, Ticarethane Metkap ve Ticarethane Dudullu projeleri ile önderlik ediyoruz” diye konuştu.</p>

<p><strong>“TİCARETHANE” PROJELERİNİN EN BÜYÜĞÜ DUDULLU’DA HAYAT BULUYOR</strong></p>

<p>Kapasitelerini genişletmeye ihtiyaç duyan sanayicilerin daha iyi ve modern imkanlarla üretim yapmalarını desteklemek için 3 yıl önce geliştirmeye başladıkları Ticarethane projelerinin en büyüğünü Dudullu OSB’de hayata geçireceklerini hatırlatan Dinçel, “Ticarethane Dudullu; kooperatifleri, fabrika alanları ve bağımsız firmalarıyla yıllık 2 milyar doları aşan ihracata sahip olan ve&nbsp;Türkiye’nin en önemli üretim üslerinden biri olan Dudullu OSB’de&nbsp;555 adet bağımsız bölümden oluşuyor. Projemiz&nbsp;deprem güvenliği başta olmak üzere mevcut sanayi yapılarının karşılayamadığı üretim, teknoloji ve altyapı ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde tasarlanarak hem sanayicilerimize güven veriyor hem de yüksek kapasitede ve modern şartlarda üretim yapma kaygılarını çözüyor” diye konuştu.&nbsp;</p>

<p><strong>SANAYİCİLER,İHRACAT KOLAYLIĞI VE YATIRIM TEŞVİKİ AÇISINDAN DA AVANTAJLI</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ticarethane Dudullu’nun OSB içinde yer alması sebebiyle alıcılarına uygun enerji maliyeti, yatırım teşvikleri ve vergi muafiyeti gibi ekstra avantajlar ve kolaylıklar da sağladığını belirten&nbsp;Dinçel şöyle devam etti: “Blokların her katta sirkülasyon sistemi ve köprüler ile birbirine bağlı olacağı projede bölümler, 200 m2’den başlayıp 32.000 m2’ye kadar birleştirilebilecek. Yüksek taşıma kapasiteli, 8 metreye varan kat yüksekliği ve 13 metreye varan kolon açıklığı ile her kata tır girişine uygun olan projede ‘Ticarethane Dinamik’ adında bir de sosyal tesis planladık. Burada dinlenme alanları, ortak çalışma ve toplantı alanları, kafe ve yeme-içme alanları, fitness merkezi, oyun salonu ve mescit yer alacak.&nbsp;İmalathane, özel teknik alan, sığınak, elektrikli araç ve scooter üniteleri, depo alanları, jeneratör, 7/24 güvenlik ve&nbsp;her bağımsız bölüme özel otopark bulunan proje, ayrıca ‘Yeşil Bina Sertifikası’na da sahip.&nbsp;‘Yeşil Bina Sertifikası’ ile Ticarethane projelerinde işyeri sahibi olanların, Avrupa Ekonomik Topluluğu (AB) gibi dünyanın en önemli ekonomik bölgelerine düşük vergi avantajı ve ihracat kolaylığı bulunuyor. Buna ek olarak düşük enerji ve su tüketimi, sürdürülebilirlik ve düşük maliyetler gibi birçok avantajı da bulunuyor.”</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 30 Apr 2025 11:18:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/04/deprem-riskine-karsi-uretimin-kalbi-sanayi-merkezlerini-acil-donusturme-zamani-1746001135.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doldurduğunuz form bir tuzak olabilir</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/doldurdugunuz-form-bir-tuzak-olabilir-78836</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/doldurdugunuz-form-bir-tuzak-olabilir-78836</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>2008 yılında teknoloji devi Google tarafından kullanıma sunulan form ve test oluşturma aracı Google Forms’un pazar payının yüzde 50 &nbsp;olduğu tahmin ediliyor. Bu kadar yaygın kullanılan bir platform siber suçluların da dikkatini çekiyor. Sosyal mühendislik saldırıları ve kötü amaçlı yazılımlar için ilgi çekici bir alan hâline gelen Google Forms, dolandırıcılar tarafından hassas bilgileri toplamak ve zararlı yazılımlar yaymak amacıyla kötüye kullanılabiliyor.&nbsp;</strong></p>

<p><strong>Bu tehditlere dikkat çeken siber güvenlik şirketi ESET, kullanıcıların Google Forms üzerinden siber suçluların tuzaklarına düşmemeleri için uyarılarda bulundu ve güvenli kullanım için önerilerini paylaştı.</strong></p>

<p><strong>&nbsp;</strong></p>

<p>Kötü niyetli kişiler her zaman dolandırıcılıklara meşruiyet katmanın ve e-posta güvenlik filtrelerini atlatmanın yollarını arar. Google Forms her ikisini de yapmak için dolandırıcılara bir fırsat sunuyor. &nbsp;Google Forms’un siber suçlular tarafından tercih edilmesinin en önemli nedenlerinden biri ücretsiz olması; yani tehdit aktörleri yatırımlarından potansiyel olarak kazançlı bir getiri ile geniş ölçekte kampanyalar başlatabilir. Kullanıcılar tarafından güvenilir olduğundan kurbanların, gönderildikleri veya yönlendirildikleri Google formunun meşru olduğuna inanma şansını artırır. Ayrıca kötü niyetli Google Forms ve kötü niyetli formlara bağlantılar geleneksel e-posta güvenlik araçları tarafından genellikle geçiştirilir. Kullanımı kolaydır ve bu kullanıcılar için iyi olduğu kadar siber suçlular için de kullanışlıdır. Yani çok az çaba sarf ederek veya araç hakkında önceden bilgi sahibi olarak ikna edici kimlik avı kampanyaları başlatabilirler. Siber suçlular ayrıca Google Forms iletişimlerinin TLS ile şifrelenmiş olmasından da faydalanır, bu da güvenlik araçlarının içeri girip herhangi bir kötü amaçlı etkinlik olup olmadığını kontrol etmesini zorlaştırabilir. Benzer şekilde, çözüm genellikle dinamik URL'ler kullanır, bu da bazı e-posta güvenlik filtrelerinin kötü amaçlı formları tespit etmesini zorlaştırabilir. Çoğu Google Forms tehdidi, kullanıcıları kişisel ve finansal bilgilerini vermeleri konusunda kandırmak için bu aracı kullanır ancak tehdit aktörlerinin bunu nasıl başardıklarına dair küçük farklılıklar vardır.&nbsp;</p>

<p><strong>&nbsp;</strong></p>

<p><strong>Dikkat edilmesi gereken bazı ana teknikler:</strong></p>

<p><strong>Oltalama için Google Forms:&nbsp;</strong>Tehdit aktörleri, sosyal medya siteleri, bankalar ve üniversiteler için oturum açma sayfaları ve hatta ödeme sayfaları gibi meşru markaları taklit etmek için tasarlanmış Google Formları oluşturur. Kötü niyetli kişiler için avantaj, bunu yapmanın özel bir kimlik avı sitesi oluşturmaktan daha hızlı, daha kolay ve daha ucuz olması ve güvenlik filtreleri tarafından engellenme olasılığının daha düşük olmasıdır. Genellikle bir kimlik avı e-postası aracılığıyla bu kötü amaçlı Google Formlarından birine bir bağlantı alırsınız bu e-postanın kendisi meşru bir marka veya gönderenin kimliğine bürünmek için taklit edilmiş olabilir. E-posta, ele geçirilmiş meşru bir hesaptan bile gelebilir. &nbsp;Her iki durumda da nihai hedef genellikle oturum açma bilgilerinizi toplayarak hesaplarınızı ele geçirmek ve kimlik dolandırıcılığı yapmak için kullanabilir. Bu hesapları ele geçirmek ve fonları boşaltmak veya ödeme dolandırıcılığı yapmak için kart bilgilerinizi veya bankacılık ya da kripto bilgilerinizi çalabilirler. Sizi makinenize gizlice kötü amaçlı yazılım yükleyen bir siteye yönlendiren kötü amaçlı Google Formundaki bir bağlantıya tıklamaya ikna edebilirler.</p>

<h3>Kimlik avını geri ara:&nbsp;Saldırganlar size, üzerinde listelenen bir telefon numarasını aramanız için sizi kandırmak üzere hazırlanmış kötü niyetli bir Google Formu gönderir. Form, bir bankadan veya başka bir güvenilir hizmet sağlayıcıdan gönderilmiş gibi görünecek şekilde sahte olabilir. Sizi acele bir karar vermeye itmek için bir aciliyet duygusu yaratılır, öylece düşünmeden numarayı aramanız istenir. Genellikle formda, iletişime geçmezseniz hesabınızın bloke edileceği veya hesabınızdan para çekildiği (veya çekileceği) belirtilir. Geri aradığınızda, sizi kişisel ve finansal bilgilerinizi vermeye ikna etmek için cazibesini kullanan bir sesli oltalama (vishing) çetesinin bir üyesiyle konuşuyor olursunuz. Ayrıca makinenize uzaktan erişim yazılımı indirmenizi de önerebilirler, bu da bilgisayarınız üzerinde tam kontrol sahibi olmalarını sağlar.Quiz:&nbsp;Siber suçlular, bir test oluşturup e-posta adresinizi ekleyerek Google Forms'daki test özelliğini kötüye kullanabilir. "Puanları yayımla" düğmesine basıldığında tehdit aktörünün özelleştirebileceği bir mesaj oluşturulur ve muhtemelen kimlik avı, kötü amaçlı yazılım veya dolandırıcılık sitelerine bağlantılar eklenir.</h3>

<p><strong>&nbsp;</strong></p>

<p><strong>Tehditlere karşı hazırlıklı olun</strong></p>

<p>Farkındalık, bu gibi sosyal mühendislik tehditlerinin etkisini azaltmak söz konusu olduğunda başarının &nbsp;yarısıdır. Google Forms tehditlerini uzak tutmak için aşağıdakileri göz önünde bulundurun:</p>

<ul>
	<li>Tüm bilgisayarlarda ve mobil cihazlarda saygın bir sağlayıcının çok katmanlı güvenlik yazılımını kullanın. Bu, kötü amaçlı bir bağlantıya tıklasanız bile kötü amaçlı yazılımın indirilmesinin engellenmesini sağlamaya yardımcı olacaktır. İyi bir yazılım ayrıca Google Forms'un kendisi yasal görünse bile şüpheli kalıpları tespit edecek, makinenizi veya cihazınızı periyodik olarak tarayarak sizi kötü amaçlı her şeyden koruyacaktır.</li>
	<li>Olası kimlik avı dolandırıcılıklarına karşı tetikte olun. Sizden bir bağlantıya tıklamanızı veya bir numarayı acilen aramanızı isteyen hiçbir şeye güvenmemelisiniz. Bunun yerine, derin bir nefes alın, rahatlayın ve göndericiyle ayrı olarak iletişime geçin; verilen numara veya bağlantı aracılığıyla değil. Bir başka yararlı taktik de gerçek hedefi kontrol etmek için bağlantıların üzerine gelmektir. E-posta güvenlik çözümünüzden de emin olun.</li>
	<li>Her hesap için güçlü, benzersiz parolalar kullanarak oturum açma sırasında güvenliği artırın ve kolay hatırlama için bir parola yöneticisinde saklayın. Ardından çevrimiçi kullandığınız her hesap için çok faktörlü kimlik doğrulamayı (MFA) açın. Bu, bilgisayar korsanlarının parolanızı ele geçirseler bile hesabınıza erişemeyecekleri anlamına gelir. Donanım tabanlı bir güvenlik anahtarı veya bir kimlik doğrulayıcı uygulaması en iyisidir.</li>
	<li>Dikkat edin: Google Forms her zaman alıcılara "Google Forms aracılığıyla asla parola göndermeyin" şeklinde bir uyarı görüntüler.&nbsp;</li>
</ul>

<p>&nbsp;</p>

<p>En kötüsü olur ve bir Google Forms saldırısına maruz kaldığınızı düşünürseniz parolanızı değiştirin, kötü amaçlı yazılım taraması yapın ve bankanıza kartlarınızı dondurmasını söyleyin (kart bilgilerinizi verdiyseniz). Henüz yapmadıysanız tüm hesaplar için MFA'yı açın ve hesaplarınızı olağan dışı etkinliklere karşı izleyin.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 30 Apr 2025 11:18:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/04/doldurdugunuz-form-bir-tuzak-olabilir-1746001130.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Evde paketleme vaadiyle dolandırıcılık:   33 binden fazla şikayet!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/evde-paketleme-vaadiyle-dolandiricilik-33-binden-fazla-sikayet-78786</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/evde-paketleme-vaadiyle-dolandiricilik-33-binden-fazla-sikayet-78786</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çözüm platformu Şikayetvar, son dönemde artan evde ek iş ilanlarıyla ilgili dikkat çeken verilerini paylaştı. Platform tarafından yapılan açıklamaya göre, "evde sabun paketleme", "evde toka dizme", "evden ek gelir fırsatı" gibi ilanlarla başlayan dolandırıcılık şikayetleri 33 binin üzerine çıktı.&nbsp;</strong></p>

<p>Özellikle ekonomik zorlukların yaşandığı dönemlerde sosyal medya üzerinden yayılan ek iş vaatlerinde yaşanan artış, Şikayetvar verilerine de yansıdı. 33 binin üzerinde şikayet sayısıyla bu tür dolandırıcılık yöntemlerinin başındaysa “evde paketleme işi” geliyor. Dolandırıcılar, evden çalışarak gelir elde etmek isteyen kullanıcıların umutlarını sömürerek ciddi mağduriyetlere yol açıyor. Özellikle Instagram ve Facebook üzerinden yayılan ilanlar; “Haftada 10 bin TL kazanç”, “Devlet destekli paketleme işi” ve “Ev hanımlarına özel gelir fırsatı” gibi vaatlerle dikkat çekiyor. Şık görseller, kurumsal bir dil ve profesyonelce hazırlanmış içeriklerle oluşturulan bu sayfalar, kullanıcıları kayıt formu doldurmaya yönlendiriyor. T.C. kimlik numarası, adres ve IBAN bilgileri isteniyor. Başvurunun ardından ise kapora ödemesi talep ediliyor.</p>

<p><strong>550 TL kapora, 300 bin TL’ye varan cayma bedeli şantajı</strong></p>

<p>Şikayetvar verilerine göre, bu dolandırıcılık girişimlerinin neredeyse tamamı kapora&nbsp;ödemesiyle başlıyor. İlanlarda “başvurunuz onaylandı” denilerek kullanıcıdan ortalama 550 TL kapora isteniyor. Ödeme yapıldıktan sonra ise kullanıcılar ya engelleniyor ya da “kargo ücreti, sigorta bedeli, vergi gideri ve depozito bedeli” gibi yeni masraf kalemleri çıkarılıyor. Ödemeyi reddeden kullanıcılarsa bu kez “sözleşmede cayma bedeli var” denilerek tehdit ediliyor. Şikayetlere göre talep edilen cayma bedelleri 15 bin TL’den başlayıp, 300 bin TL'ye kadar çıkabiliyor.</p>

<p><strong>&nbsp;Kimlik bilgileri de&nbsp;riskte</strong></p>

<p>Bazı şikayetlerde, form doldurulurken verilen kimlik bilgileri kullanılarak kullanıcı adına hesap açıldığı da bildiriliyor. Kapora iadesi için daha yüksek bedeller istenmesi ve mağdurların tehdit edilmesi ise diğer dikkat çeken mağduriyetler arasında yer alıyor. Şikayetlerin yüzde 60’ı ödeme ve kapora taleplerini, yüzde 15’i tehdit ve baskı mesajlarını, yüzde 10’u ise kimlik hırsızlığı vakalarını kapsıyor. 2024 yaz aylarında zirveye ulaşan bu şikayetlere her geçen gün yenileri eklenmeye devam ediyor.</p>

<p><strong>Dolandırıcılar hangi adımları izliyor?</strong></p>

<p>Şikayetvar'a ulaşan kullanıcı yorumlarına göre bu dolandırıcılık yönteminde izlenen adımlar çoğunlukla benzer:</p>

<ul>
	<li>Instagram’da sahte ilan yayınlanıyor.</li>
	<li>WhatsApp üzerinden iletişime geçiliyor.</li>
	<li>Şahsi IBAN bilgisi veriliyor.</li>
	<li>Ödeme yapıldıktan sonra kullanıcı engelleniyor.</li>
</ul>

<p>Verilere göre dolandırıcılar, sayfalarında kurumsal bir izlenim oluştursa da ödeme talep ettiklerinde kullanıcıları şahsi IBAN hesaplarına yönlendiriyor, yorumları kapatıyor veya siliyor, sürekli “son gün” ya da “son şans” baskısıyla kullanıcıları ikna etmeye çalışıyor.</p>

<p><strong>Kullanıcılar nelere dikkat etmeli?</strong></p>

<p>Şikayetvar, kullanıcıların bu tür dolandırıcılıklardan korunması için şu uyarılarda bulunuyor:</p>

<ul style="list-style-type:disc">
	<li>Hiçbir işveren, işe başlamadan para talep etmez.</li>
	<li>Instagram ve WhatsApp üzerinden gelen teklifler büyük ölçüde güvenilir değildir.</li>
	<li>Kimlik ve IBAN bilgileri paylaşılmadan önce şirketin varlığı e-Devlet, İŞKUR veya Ticaret Sicili üzerinden mutlaka kontrol edilmeli.</li>
	<li>Dolandırıcılık durumunda polis ve savcılığa başvurulmalı, banka ile iletişime geçilmeli ve deneyimler Şikayetvar gibi platformlarda paylaşılmalı.</li>
</ul>

<p><strong>Konuya dair Şikayetvar’a yansıyan bazı şikayetlerse şöyle:&nbsp;</strong></p>

<p><strong>Ek iş hayalim 18 bin TL’lik dolandırıcılığa dönüştü</strong></p>

<p>“Evde ek iş olarak sabun, anahtarlık, toka ve çorap paketleme işleri için internet üzerinden başvuru yaptım. 450 TL kapora yatırdım, daha sonra kargo ücreti olarak 4 bin 752 TL yatırmamı ve 90 saniye içinde iade edileceğini söylediler. Onu da yatırdım, arkasından fatura bedeli olarak 13 bin 952 TL ücret çıkardılar. Yatıramayacağımı belirttim, daha öncesinden çıkacak ücretler hakkında bilgi vermediler. İmkanımın olmadığını belirttim. İş başvurusu sırasında adımı, soyadımı, ev adresimi, IBAN'ımı ve telefon numaramı içeren kişisel bilgilerimi gönderdim. Bu tarihten itibaren, kimlik ve kişisel bilgilerimle herhangi bir hesap açılırsa veya bir işlem yapılırsa, benim ıslak imzam ve rızam olmadan yapılan herhangi bir işlemden hiçbir şekilde sorumluluk kabul etmediğimi belirtmek isterim.”</p>

<p><strong>Cayma bedeli olarak 84 bin 770 TL talep ettiler</strong></p>

<p>“Instagram üzerinden gördüğüm evde sabun paketleme işi için WhatsApp üzerinden iletişime geçip bilgi almak istedim. İlk olarak kapora ücreti adı altında 500 TL yatırmam istendi. Hesaba 500 TL yatırdım. Yeni üye olduğum için kargo ücreti ödemesinin adres mesafesi gibi sebeplerle kargo ve gelir vergisi adı altında 3 bin TL yatırmam istendi. Bu paranın yatırdıktan 90 saniye sonra geri ödeneceği söylendi. Buna inanmayıp parayı yatıramadığımı söyledim, onlar da bana birilerinden borç almamı söylediler. Attığım paranın iadesini istedim. Bu aşamada ‘İş iptalinde yasal prosedür uygulanır. Sipariş verip iptal edemezsiniz. Verilen siparişleri teslim alıp teslim etmeniz gerekmektedir. Sonrasında işe devam etme zorunluluğu yoktur. Aksi takdirde tarafınıza cayma bedeli 84 bin 770 TL yansıtılmaktadır. Göndermiş olduğunuz 500 TL dekontundaki açıklama, ürün kodu olup sipariş vermiş olduğunuza dair kanıttır.’ dendi. Benden habersiz adımı, soyadımı, adresimi ve telefonumu, IBAN bilgilerimi kullanarak yapılan ya da yapılacak olan hiçbir resmi işlemi, ticari amaçlı alım, satım, kira, kefil, kredi, borçlanma, ödeme, iş ortaklığı, anlaşma, sözleşme ve bütün resmi işlemleri asla onaylamıyorum, tüm yasal haklarım saklı kalmak kaydı ile hiçbir borcu kesinlikle kabul etmiyorum.”</p>

<p><strong>450 TL kapora verdik, 178 bin TL cayma bedeliyle tehdit edildik</strong></p>

<p>Konya'da paketleme firmasına ait iş için ödediğimiz ön para 450 TL’nin iadesini istiyorum. Paketleme için yasal çalıştıklarını bildiren firma önce kaporayı alıp hemen arkasından 4 bin 720 TL kargo ücreti talep etti. Ayrıca bu ücreti ödeyemeyeceğimizi söylediğimizde yıllık 178 bin TL+KDV cayma bedeli ile avukata yönlendireceği tehdidini belirtti. 2 bin adet çorap faturası kesip Denizli’de bir arkadaşımıza gönderi oluşturmuşlar. Biz bu firmanın baskısından rahatsız olduk. Yanıltıcı tavrı hissettik. İnandırıcı gelmedi rahatsız olduk. Islak imzalı sözleşmemiz yok kurgu yaparak yanıltma peşindeler.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 28 Apr 2025 15:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/04/evde-paketleme-vaadiyle-dolandiricilik-33-binden-fazla-sikayet-1745841634.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hayat Kurtarmak Elinizde</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/hayat-kurtarmak-elinizde-78785</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/hayat-kurtarmak-elinizde-78785</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi ve Türk Kızılay’ın iş birliğinde “Hayat Kurtarmak Elinizde” sloganıyla kan bağışı kampanyası düzenlendi. Kan bağışı konusunda halkın desteğini ve farkındalığı artırmak için harekete geçen Keçiören Belediyesi yaptığı çağrıyla bağış yapmak isteyenleri kan toplama merkezine davet etti. Keçiören Belediyesi hizmet binası içine kurulan kan toplama merkezinde gönüllü vatandaşlar ve belediye personeli kan bağışında bulundu.</p>

<p><strong>Düzenli kan bağışı yapılmalı</strong></p>

<p>İnsan sağlığının her şeyden önemli olduğunu ve kan bağışının hayat kurtardığını söyleyen Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan, “Acil kan ihtiyacının karşılanması noktasında kan bağışında bulunmak hayat kurtarmak anlamına geliyor. Hastanelerimizin, hastalarımızın, hekimlerimizin işini kolaylaştırmak adına düzenli kan bağışında bulunma çağrımızı her daim yapıyoruz. Sağlık koşulları uygun olan herkesi kan bağışlamaya davet ediyoruz. Bağışta bulunan tüm vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum” dedi.</p>

<p>Keçiören Belediyesi ve Türk Kızılay’ın iş birliğinde “Hayat Kurtarmak Elinizde” sloganıyla kan bağışı kampanyası düzenlendi. Kan bağışı konusunda halkın desteğini ve farkındalığı artırmak için harekete geçen Keçiören Belediyesi yaptığı çağrıyla bağış yapmak isteyenleri kan toplama merkezine davet etti. Keçiören Belediyesi hizmet binası içine kurulan kan toplama merkezinde gönüllü vatandaşlar ve belediye personeli kan bağışında bulundu.</p>

<p><strong>Düzenli kan bağışı yapılmalı</strong></p>

<p>İnsan sağlığının her şeyden önemli olduğunu ve kan bağışının hayat kurtardığını söyleyen Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan, “Acil kan ihtiyacının karşılanması noktasında kan bağışında bulunmak hayat kurtarmak anlamına geliyor. Hastanelerimizin, hastalarımızın, hekimlerimizin işini kolaylaştırmak adına düzenli kan bağışında bulunma çağrımızı her daim yapıyoruz. Sağlık koşulları uygun olan herkesi kan bağışlamaya davet ediyoruz. Bağışta bulunan tüm vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum” dedi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 28 Apr 2025 15:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/04/hayat-kurtarmak-elinizde-1745841626.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Balçovanın temsili Başkanı, güvenli trafik istedi</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/balcovanin-temsili-baskani-guvenli-trafik-istedi-78662</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/balcovanin-temsili-baskani-guvenli-trafik-istedi-78662</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Balçova’da 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Atatürk Anıtı’na çelenk sunulmasının ardından temsili Başkan devin teslim töreni ile devam etti. Balçova Belediye Başkanı Onur Yiğit’in 23 Nisan nedeniyle sembolik olarak koltuğunu devrettiği Asil Nadir İlköğretim Okulu 3-C sınıfı öğrencisi 9 yaşındaki Aden Mina Bahçıvanoğlu, okul giriş ve çıkış saatlerinde trafiğin durdurulmasını ve polis görevlendirilmesini istedi. Balçova için önemli projeleri olduğunu belirten Bahçıvanoğlu, okul giriş ve çıkış saatlerinde kaza riskinin yüksek olduğunu, okulların bulunduğu sokak ve caddelerin belirli süre kapatılarak polis memuru görevlendirilmesini istedi. Okullarda olası kazalara karşı acil müdahale odaları kurulmasını talep eden Bahçıvanoğlu, boş bir alana çocuklara meslek öğreten bir tematik çocuk köyü kurulması için çalışacağını dile getirdi. Yürüyüş yolu ve ağaçlandırma yapmak istediğini, çevresinde de çocukların zaman geçireceği güvenli alanlar oluşturmak istediğini belirten Bahçıvanoğlu, gelecekte mimar olmayı hedeflediğini söyledi. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">NUTUK ARMAĞAN ETTİ </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Başkan Yiğit, Aden’in projelerinden büyük memnuniyet duyduğunu, okul giriş ve çıkış saatlerinde trafiğin düzenlenmesi talebiyle ilgili İlçe Emniyet Müdürü ile görüşeceğini ifade etti. Başkan Yiğit, Bahçıvanoğlu’na ziyaretinin ardından Nutuk ve bir kitabevinde kullanabileceği hediye çeki armağan etti. Başkan Yiğit ayrıca Aden Mina Bahçıvanoğlu’na, Başkanlık yaptığı sürece masasında duran özel yaptırdığı isimliği de takdim etti. Temsili Başkana ziyaret sırasında sınıf Öğretmeni Gözde Taşer, Okul Müdürü Burçak Akseki, annesi Sema Bahçıvanoğlu, babası Göker Bahçıvanoğlu ve ablası Ahsen Alya Bahçıvanoğlu eşlik etti. Başkan Onur Yiğit, ziyaretin ardından temsili Başkan Aden Mina Bahçıvanoğlu ile birlikte Balçova Kaymakamlığı tarafından gerçekleştirilen 23 Nisan kutlama etkinliklerine katıldı. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Balçova Belediye Başkanı Onur Yiğit’in 23 Nisan nedeniyle sembolik olarak koltuğunu devrettiği Asil Nadir İlköğretim Okulu 3-C sınıfı öğrencisi 9 yaşındaki Aden Mina Bahçıvanoğlu, okul giriş ve çıkış saatlerinde trafiğin durdurulmasını ve polis görevlendirilmesini istedi. Balçova için önemli projeleri olduğunu belirten Bahçıvanoğlu, okul giriş ve çıkış saatlerinde kaza riskinin yüksek olduğunu, okulların bulunduğu sokak ve caddelerin belirli süre kapatılarak polis memuru görevlendirilmesini istedi. Okullarda olası kazalara karşı acil müdahale odaları kurulmasını talep eden Bahçıvanoğlu, boş bir alana çocuklara meslek öğreten bir tematik çocuk köyü kurulması için çalışacağını dile getirdi. Yürüyüş yolu ve ağaçlandırma yapmak istediğini, çevresinde de çocukların zaman geçireceği güvenli alanlar oluşturmak istediğini belirten Bahçıvanoğlu, gelecekte mimar olmayı hedeflediğini söyledi. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">NUTUK ARMAĞAN ETTİ </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Başkan Yiğit, Aden’in projelerinden büyük memnuniyet duyduğunu, okul giriş ve çıkış saatlerinde trafiğin düzenlenmesi talebiyle ilgili İlçe Emniyet Müdürü ile görüşeceğini ifade etti. Başkan Yiğit, Bahçıvanoğlu’na ziyaretinin ardından Nutuk ve bir kitabevinde kullanabileceği hediye çeki armağan etti. Başkan Yiğit ayrıca Aden Mina Bahçıvanoğlu’na, Başkanlık yaptığı sürece masasında duran özel yaptırdığı isimliği de takdim etti. Temsili Başkana ziyaret sırasında sınıf Öğretmeni Gözde Taşer, Okul Müdürü Burçak Akseki, annesi Sema Bahçıvanoğlu, babası Göker Bahçıvanoğlu ve ablası Ahsen Alya Bahçıvanoğlu eşlik etti. Başkan Onur Yiğit, ziyaretin ardından temsili Başkan Aden Mina Bahçıvanoğlu ile birlikte Balçova Kaymakamlığı tarafından gerçekleştirilen 23 Nisan kutlama etkinliklerine katıldı. </span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 23 Apr 2025 17:51:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/04/balcovanin-temsili-baskani-guvenli-trafik-istedi-1745419899.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi den 23 Nisan mesajı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/ege-ihracatci-birlikleri-koordinator-baskani-jak-eskinazi-den-23-nisan-mesaji-78569</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/ege-ihracatci-birlikleri-koordinator-baskani-jak-eskinazi-den-23-nisan-mesaji-78569</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>23 Nisan, umudun, milletin yeniden ayağa kalkışının bayramıdır. Ve bu bayram, Atatürk’ün eşsiz vizyonuyla tüm dünya çocuklarına armağan edilmiştir. Çünkü O çok iyi biliyordu ki, bir milletin gerçek gücü çocuklarının hayallerindedir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İşte biz bu inançla çalışıyoruz. Çocuklarımız daha adil bir dünyada büyüsün diye… &nbsp;Sadece sınavlara değil hayata hazırlansınlar diye… Özgür düşünsünler, soru sormaktan korkmasınlar, hayal kurarken “olmaz” demesinler diye…</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu ülkenin her çocuğu aynı gökyüzüne bakarken, aynı fırsatlara sahip olmalı. Çünkü fırsat eşitliği bir lütuf değil, bir haktır. Ve biz bu hakkı teslim etmeden hiçbir başarıyı yeterli saymayacağız. Bugün ülkemizde milyonlarca çocuğun gözleri ışıl ışıl parlıyorsa, o ışığın kaynağı 105 yıl önce yanan meşaledir. Bizlere düşen ise o ışığı geleceğe taşımaktır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Değerli vatandaşlarımız, kıymetli çocuklarımız, 23 Nisan; bir milletin kendi kaderine sahip çıktığı gündür. Ve bu kader, bugünün çocuklarının ellerinde şekillenmeye devam etmektedir. Onlara duyduğumuz güven, umudumuzun en büyük kaynağıdır.&nbsp;Bir çocuğun hayali, bir milletin kaderini değiştirir. Bu vesileyle, başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, tüm istiklal kahramanlarımızı rahmet, minnet ve şükranla anıyor; yeryüzündeki tüm çocukların bayramını içtenlikle kutluyorum.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 22 Apr 2025 12:25:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/04/ege-ihracatci-birlikleri-koordinator-baskani-jak-eskinazi-den-23-nisan-mesaji-1745313909.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>60. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu nda   Teknoloji Her Yerde!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/60-cumhurbaskanligi-turkiye-bisiklet-turu-nda-teknoloji-her-yerde-78567</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/60-cumhurbaskanligi-turkiye-bisiklet-turu-nda-teknoloji-her-yerde-78567</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bu yıl 60.’sı düzenlenen Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu, yalnızca pedalların değil, teknolojinin de yarıştığı bir organizasyon olacak. Uluslararası arenada prestijli bir konuma sahip bu dev organizasyon, dünyaca ünlü profesyonel bisiklet takımlarını ve en yeni teknolojileri Türkiye yollarında bir araya getirecek.</p>

<p>&nbsp;İleri teknoloji ürünü bisikletler, yapay zekâ destekli beslenme yazılımları, güvenli kasklar, aerodinamik özel tasarım gözlükler, biyometrik sensörler, takip sistemleri, makine öğrenmesi temelli canlı veri takip ve analiz yazılımları gibi teknolojiler takımların performansında fark yaratan başlıca faktörler arasında yer alıyor.</p>

<p>Havacılıkta kullanılan ileri malzeme mühendisliğiyle üretilmiş ultra hafif karbon fiber bisikletler, mikro ölçülerde özel tasarlanmış yarış lastikleri, elektronik vites değişim sistemleri gibi teknolojik bileşenler ile ileri teknoloji ürünü bisikletleriyle boy gösterecek olan dünyaca ünlü pedallar, yüksek hız ortalamalarıyla yarış boyunca fiziksel sınırlarını zorluyor. Anlık veri analizi ve stratejik hesaplamalarla yarışın her anında taktik değiştirebilen, teknolojiyle donanmış ekipler olarak bir plan dahilinde yarışıyor. Günümüzde bir bisiklet takımının teknoloji sponsoru sayısı 40’ın üzerine çıkıyor.&nbsp;</p>

<p><strong>60. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nda Dijitalleşen Organizasyon Gücü</strong></p>

<p>Türkiye’nin uluslararası spor organizasyonları arasında en köklü ve en büyük projelerinden biri olan 60. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nun televizyon prodüksiyonu; 90 kişilik bir ekip, 2 helikopter, 1 uçak, 5 motosikletli kamera, yüksek hızlı kameralar, uydu bağlantısı ve ileri teknolojik donanımlarla dünya ekranlarına taşınıyor.</p>

<p>60. yılında organizasyon ekipleri, yarış içi koordinasyonda birçok yeniliğe imza atıyor. Yüksek hassasiyetli çip sistemleri ve fotofiniş kameralar, LED finish takı, yarış içi telsiz ağı (radiotour) ve hakem araçlarına entegre 360 derece kamera sistemleri sayesinde yarışın tüm anları teknolojiyle kontrol altına alınıyor.&nbsp;</p>

<p><strong>Teknolojiyle donanmış takımlar akıllı sistemlerle Türkiye yollarında</strong></p>

<p>60. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nda, World Team, Pro Team ve Continental Team kategorilerinde 23 profesyonel takım mücadele edecek. Bu yıl, bir yandan bisikletçiler pedalları çevirecek, diğer yandan takımlara destek veren yenilikçi spor teknolojileri birbiriyle yarışacak.</p>

<p>Bugün bir profesyonel bisiklet takımı, yarışa sadece bisikletle değil; veri analistleri, diyetisyenler, yazılım uzmanları ve mühendislerden oluşan bir teknoloji ekibiyle katılıyor. Hedef, her saniyeyi&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>optimize etmek ve stratejik kararları veri destekli bir şekilde, parkur yapısı ve sporcunun durumunu izleyerek en doğru biçimde alabilmek.</p>

<p>Takımların, yarış performansını artırmak ve stratejik kararları anlık olarak yönetebilmek için yarış öncesi, sırası ve sonrası kullandığı bazı teknolojiler: &nbsp;</p>

<p><strong>Akıllı Bisiklet Sensörleri:</strong>&nbsp;Pedala uygulanan güç, pedal devri, hız, eğim ve GPS verilerini toplayarak, yarış boyunca sporcuların performansının detaylı bir şekilde analiz edilmesi sağlanır.</p>

<p><strong>Canlı Veri Takibi ve Anlık Raporlama:</strong>&nbsp;Sporcuların kalp ritmi, nabız, vücut sıcaklığı, terle kaybettikleri sıvı ve elektrolit miktarı, kan şekeri düzeyi gibi biyolojik veriler, güç çıktısı verileriyle birleştirilerek, takım arabalarındaki veri analiz uzmanlarına anlık olarak aktarılır.</p>

<p><strong>Uydu Destekli Takip Sistemleri:</strong>&nbsp;Tüm peloton ve önde kaçış grupları, uydu bağlantılı GPS cihazları sayesinde anlık olarak takip edilerek, yarış yayınlarına ve stratejik taktiklere yön verilir.</p>

<p><strong>Akıllı Ekipman ve Aero Testleri:</strong>&nbsp;Takımlar, yarış öncesinde bisiklet üzerindeki rüzgâr tüneli simülasyonları ve özel yazılımlar aracılığıyla yapılan aerodinamik testlerle, aerodinamik verimliliklerini optimize ederler ve finiş sprintlerinde sporcuların pozisyonunu parkura ve rüzgarın yönüne göre belirlerler.</p>

<p><strong>Profesyonel takımların kullandığı bisikletler ileri teknolojiyle donatılıyor</strong></p>

<p><strong>Karbon Fiber Kadrolar:</strong>&nbsp;Ultra hafif ve dayanıklı havacılıkta kullanılan karbon fiber malzemeler, bisiklet kadrolarında kullanılması hem aerodinamik hem de ağırlık açısından önemli avantajlar sunuyor.</p>

<p><strong>Elektronik Vites Değiştirme Sistemleri</strong>&nbsp;(Shimano Di2): Kablolu ve kablosuz elektronik sistemler sayesinde sporcular, vites geçişlerini daha kolay, hassas ve hızlı bir şekilde gerçekleştirebiliyor.</p>

<p><strong>Akıllı bisiklet sensörleri:</strong>&nbsp;Pedala uygulanan güç, pedal devri, hız, eğim, gps ve sıcaklık verilerini ölçen sensörler, bisiklete entegre edilerek yarış boyunca hem sporcu hem de takım aracı tarafından anlık olarak takip ediliyor.</p>

<p><strong>Aero Jant ve Lastikler:</strong>&nbsp;Düşük hava direnci ve yüksek hız için özel olarak tasarlanmış aero kalın profil karbon jantlar ile yarış lastikleri, maksimum performans sağlamak amacıyla kullanılıyor.</p>

<p><strong>Güç Ölçerler:</strong>&nbsp;Pedal veya krank koluna entegre güç ölçümü yapan sistemler.</p>

<p><strong>Özel Üretim Bisiklet Parçaları:</strong>&nbsp;Sadece takımlar için yapılan özel sele, gidon, jant seti ve matara kafesi ve sporcuya özel ölçü, renk ve yarış verisi toplamaya yönelik teknolojiler...</p>

<p><strong>İletişim ve Takip Teknolojileri</strong></p>

<p>Takımların yarış sırasında ve antrenmanlarda anlık iletişim ve veri paylaşımı için kullandıkları ileri sistemleden bazıları:</p>

<p><strong>Telsiz Bağlantısı :</strong>&nbsp;Sporcularla takım direktörleri arasındaki iletişim, bisikletçilerin kaskındaki telsiz sistemi ve takım arabasındaki telsiz sistemi üzerinden sağlanıyor. Yarış taktiği, tehlike uyarıları ve stratejik yönlendirmeler buradan veriliyor.</p>

<p><strong>&nbsp;</strong></p>

<p><strong>&nbsp;</strong></p>

<p><strong>&nbsp;</strong></p>

<p><strong>Uydu Tabanlı Takip:</strong>&nbsp;Her bisikletçinin konumu ve performans verileri uydu bağlantılı gps cihazlarıyla anlık olarak takip ediliyor ve takımın analiz uzmanı tarafından değerlendiriyor.</p>

<p><strong>Drone ve Helikopter Yayınları:</strong>&nbsp;Yarışın medya tarafında, sporcuların anlık görüntüleri ve peloton takibi için drone ve helikopter sistemleri kullanılıyor.</p>

<p><strong>Bisikletçilerin Sık Kullandığı Beslenme, Performans ve Antrenman Yazılımları:&nbsp;</strong></p>

<p>Sporcuların efor boyunca kaydedilen fiziksel, fizyolojik durumları, beslenme planları ve antrenman programları, performans düzeyleri, gelişmiş veri analiz yazılımları ve platformlarda özel algoritmalar ile kontrol ediliyor:</p>

<p><strong>TrainingPeaks, Today’s Plan, WKO5:</strong>&nbsp;Sporcuların antrenman verileri, yorgunluk seviyeleri ve toparlanma süreçleri bu programlarla takip ediliyor.</p>

<p><strong>Best Bike Split:</strong>&nbsp;Parkur profiline ve hava koşullarına göre ideal güç dağılımını ve hız stratejisini hesaplayan yarış simülasyonu yazılımı.</p>

<p><strong>Strava:</strong>&nbsp;Sporcuların antrenman parkurlarını ve güç değerlerini paylaştığı, geçtiği parkurda en iyi süreleri görebildiği, diğer sporcuları takip edip yorum yapabildiği, veri analizi ve etkileşim imkânı sunan platform.</p>

<p><strong>Beslenme ve Sıvı Takip Yazılımları:</strong>&nbsp;Yarış öncesi, sırası ve sonrasında alınması gereken karbonhidrat, protein, elektrolit ve sıvı miktarı hesaplanıyor. Sporcuların metabolizma hızları ve fizyolojik yanıtları dikkate alınarak kişisel beslenme planları oluşturuluyor.</p>

<p><strong>CORE Body Temp Sensor:</strong>&nbsp;Sporcuların vücut sıcaklığı anlık olarak ölçülerek sıcak havalarda sıcak çarpması riskine karşı önlem alınıyor.</p>

<p><strong>Profesyonel Yol Bisikleti Forması Teknolojileri</strong></p>

<p><strong>&nbsp;Aerodinamik Yapı</strong></p>

<p><strong>Doku ve kesim:</strong>&nbsp;Kumaşlar, hava sürtünmesini azaltacak şekilde özel doku ve mikrotekstürlere sahip. Kimi bölgelerde pürüzlü, kimi bölgelerde ise tamamen düz yüzeyler kullanılır.</p>

<p><strong>Dikişsiz / lazer kesim:</strong>&nbsp;Kol uçları ve bel kısımlarında sürtünmeyi azaltmak için dikişsiz veya lazer kesimli paneller tercih edilir.</p>

<p><strong>Vücuda tam oturan form:</strong>&nbsp;Rüzgarla temas eden yüzeyi en aza indirmek için vücuda tam oturan bir yapıdadır.</p>

<p><strong>Nefes alabilir kumaşlar:</strong>&nbsp;File paneller ve özel örgüler, teri hızla buharlaştırıp vücut ısısını dengeler.</p>

<p><strong>Bölgesel farklı kumaş teknolojisi:</strong>&nbsp;Göğüs ve sırt gibi terleyen bölgelerde daha fazla nefes alabilir, sırtın üst kısmında UV korumalı özel fileler kullanılabilir.</p>

<p>Formanın kumaşı genellikle&nbsp;<strong>UPF 50+</strong>&nbsp;güneş korumasına sahip. Bu, uzun saatler güneş altında kalan bisikletçiler için hayati.</p>

<p><strong>Hafiflik ve Konfor</strong></p>

<p><strong>Ultra hafif kumaşlar:</strong>&nbsp;Özellikle tırmanış etaplarında ağırlık avantajı sağlar.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Esnek yapı:</strong>&nbsp;Pedal çevirme ve üst vücut hareketlerinde kısıtlama yapmayan 4-yönlü esnek kumaşlar kullanılır.</p>

<p><strong>Cep ve Güvenlik Detayları</strong></p>

<p><strong>Arka cepler:</strong>&nbsp;Beslenme ve ekipman için esnek, kolay erişilebilir arka cepler.</p>

<p><strong>Reflektör detayları:</strong>&nbsp;Özellikle antrenman formalarında gece sürüşleri için.</p>

<p>Profesyonel bisiklet takımları sadece iyi bir bisikletle değil, tam anlamıyla mobil bir teknoloji üssüyle yarışıyor.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 22 Apr 2025 12:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/04/60-cumhurbaskanligi-turkiye-bisiklet-turu-nda-teknoloji-her-yerde-1745313874.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Elektrikli araç şikayetleri yüzde 117 arttı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/elektrikli-arac-sikayetleri-yuzde-117-artti-78278</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/elektrikli-arac-sikayetleri-yuzde-117-artti-78278</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çözüm platformu Şikayetvar, elektrikli araçları ve şarj istasyonlarını mercek altına aldı. Verilere göre elektrikli araç şikayetleri son bir yılda yüzde 117 artarken şarj istasyonu şikayetlerinde bu artış yüzde 55 olarak kaydedildi. Vadedilen menzilin tutmaması, şarj istasyonlarının azlığı, servis randevularında uzun bekleme süreleri, şarj istasyonlarıyla aracın uyumsuzluğu ve bağlantı kesintileri en çok şikayet edilen konular arasında yer aldı.</strong></p>

<p>Elektrikli araçlar, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de hızla yaygınlaşıyor.&nbsp;TÜİK verilerine göre, elektrikli otomobillerin kayıtlara girdiği ilk yıl olan 2011'de 24 elektrikli aracın kaydı bulunurken bu sayı 2018'de 952'ye ulaştı. Bu sayı 2021'de 6 bin 267'ye, 2022'de 14 bin 552'ye ve 2023'te 80 bin 43'e yükseldi. Geçen yıl sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı elektrikli otomobillerin sayısı 2023'e göre, yüzde 129,6 artarak 183 bin 776 oldu.&nbsp;Satışların bu ölçekte artması, şikayetleri de beraberinde getirdi. Şikayetvar verilerine göre, elektrikli araçlara yönelik şikayetler 2025’in Nisan ayı ile bir önceki yılın aynı dönemiyle kıyaslandığında yüzde 117 artış gösterdi. Bu artış yalnızca yıllık değil; son bir ayda yüzde 46, son bir haftada ise yüzde 69 seviyelerinde kaydedildi.<br />
<br />
<strong>Şarj istasyonları şikayetleri yüzde 55’e yükseldi</strong></p>

<p>Veriler incelendiğinde sorunun sadece elektrikli araçlarla sınırlı olmadığı gözlemleniyor. &nbsp;Şarj istasyonlarıyla ilgili şikayetleri de aynı paralellikte yükseliyor. Şikayetvar verilerine göre, şarj istasyonlarına dair şikayetler de son bir yılda yüzde 55, son bir haftada yüzde 50 oranında arttı.</p>

<p><strong>Elektrikli araç kullanıcılarının en sık karşılaştığı sorunlar:</strong></p>

<ul>
	<li>Gerçek kullanımda beklenen menzilin tutmaması</li>
	<li>Şarj istasyonlarıyla uyumsuzluk ve bağlantı kesintileri</li>
	<li>Yazılım güncellemeleri sonrası artan teknik problemler</li>
	<li>Yetkili servis sayısının azlığı</li>
	<li>Servis randevularında uzun bekleme süreleri ve dönüş eksikliği</li>
	<li>Satış sonrası müşteri hizmetleri yetersizliği</li>
	<li>Kampanyalı satışlarda fiyat değişikliği ve şeffaflık sorunu</li>
</ul>

<p><strong>Şarj istasyonlarıyla ilgili en çok şikayet edilen konular:</strong></p>

<ul>
	<li>Şarj istasyonlarının azlığı</li>
	<li>Bozuk ya da çalışmayan istasyonlar</li>
	<li>Şarjın ortasında sistemin durması veya bağlantının kopması</li>
	<li>Yoğunluk ve randevu almada yaşanan sorunlar</li>
	<li>KWh başına ücretin beklenmedik şekilde artması</li>
	<li>Mobil uygulama ve ödeme problemleri</li>
	<li>Uygunsuz lokasyonlar ve eksik bilgilendirme</li>
</ul>

<p><strong>Elektrikli araçlarla ilgili platforma ulaşan bazı şikayetler şöyle sıralandı:</strong></p>

<p><strong>Aracım sol şeritte ansızın durdu: Artık güvenmiyorum</strong></p>

<p>1 yılı aşkın süredir kullanıyorum, aracım 22 bin km oldu. Aldığımız ilk günden bugüne çeşitli sorunlar yaşadım. ‘Yeni araç illa ki olur’ dedik. Teknisyenlere birlikte aracı öğrenerek bir şekilde bugünlere geldik. Ama şu anda aracın verdiği hata çok ciddi ve hayati bir hata! Enerji sistem arızası. Yani araç 80 -100 km hız ile giderken yolda ansızın hız, enerji kesmesi ve otoban da sol şeritte frenleyerek kalması. Artık hiç güvenim kalmadı çünkü insan hayatı bu kadar ucuz olmamalı. Hazır olamayan gerekli testlerden geçmiş olsa bile ciddi yazılımsal sorunları olan bir aracı artık korkarak kullanmaktan çok çekiniyorum. Aracım şu anda serviste çözüm bekliyor bu sorunu çözmezler ise bu aracı artık kullanmak istemiyorum.</p>

<p><strong>Kağıt üstünde 465 km, ekranda 370 km</strong></p>

<p>Aracı aldığımda km menzili 465 olarak belirtilmiş, fakat aracı yüzde 100 şarj ettiğimde menzil 370-380 km arasında gösteriyor. Şu an yazdığım, giden km değil, gösterilen menzil. Servise ulaşmaya çalışıyorum. Kalibrasyon yapmam gerektiğini, şarj etmemi ve sorunun geçeceğini söylüyorlar. Araçla 4 bin km üzerinde gittim ama yine aynı menzili gösteriyor. Konu ile ilgili acil destek ve problemin çözülmesini istiyorum.&nbsp;</p>

<p><strong>Araç hiçbir istasyonda şarj olmuyor</strong></p>

<p>Kampanyaya güvenip şehir dışına çıktım ve sonuç hüsran. Araç hiçbir istasyondan hiçbir saatte şarj olmuyor. Her anlamda tam bir pişmanlık. Ne aracın arızası bitiyor ne de farklı bir sorunla karşılaşınca muhatap bulunuyor. Madem başaramayacaksınız neden kampanya yapıyorsunuz?</p>

<p><strong>Ön sipariş verdim, fiyat durmadan artıyor</strong></p>

<p>08.04.2025 tarihinde uzun menzil model cam tavan ekstra paketiyle ön sipariş oluşturduk. Paketi oluşturduktan sonra geri ödememiz gereken tutarda 30 bin TL bir artış olmuş. Tekrar baktığımızda paketlerde bir artış olduğunu fark ettik. Ancak biz paketleri kampanyalı olarak almıştık zaten. Anahtar teslim fiyatında bir değişiklik olsa anlarım fakat, kampanyalı satılan paketlerin fiyatları değişince neden bizim geri ödeme ücretimiz arttı, anlamış değilim. Daha ne kadar ödeyeceğimiz belli değil. Acil dönüş bekliyorum.</p>

<p><strong>Full paket aracımın birçok özelliğini kullanamıyorum</strong></p>

<p>2024 model elektrikli bir aracım var ve ‘Güncelleme başarısız’ hatası veriyor. Defalarca yazdım, sürekli aynı işlemleri tekrar ediyoruz. DTC sıfırlama, yeniden başlatma işlemleri yapılıyor. Servis randevusu için aradım, fakat dönen yok. Sorunu çözmesi gereken başkasıymış gibi davranıyorlar. Full paket aracımın birçok özelliğini kullanamıyorum. Bu gibi durumlar, marka değerine zarar veriyor. Mağduriyetimin giderilmesini bekliyorum.</p>

<p><strong>Satış var, destek yok</strong></p>

<p>5 ay önce aldığım araçta sürekli enerji sistemi arızası yaşıyorum. Servis, yazılım güncellemesiyle sorunların çözüleceğini söylüyor ama her güncellemeden sonra daha fazla sorun çıkıyor. Araç, yüzde 50’de şarjı kesiyor, sürüşe izin vermiyor, ekranlar aniden kapanıyor. Uzaktan erişim hiç çalışmadı. Servis randevusu için 1 ay bekliyoruz. Konfor beklerken paramızla rezil olduk. Hazır olmayan aracı satıyorsanız, en azından satış sonrası desteğiniz düzgün olsun.</p>

<p><strong>Arabayı sattıktan sonra muhatap bulunmuyor</strong></p>

<p>Müşteri hizmetlerine ulaşmak en az 1 saat sürüyor. Aradığınızda tam 40 kişi bekleme sırasındasınız ve ancak 1 saat bekledikten sonra temsilciye ulaşabiliyorsunuz. Bu kadar müşterisine saygısız bir marka görmedim. Arabayı sattıktan sonra muhatap bulunmuyor.</p>

<p><strong>Seyir halinde cam tavan delindi ve facianın eşiğinden döndük</strong></p>

<p>Elektrikli aracımla seyahat halindeyken, yoldan gelen bir taş parçası cam tavanı delip seyir halindeyken arabanın içine girdi. Arkada oğlum uyuyordu ve arabayı ben kullanıyordum. Şans eseri yan koltukta kimse yoktu ama o taş bana veya oğluma gelse nasıl bir sonuç olacaktı, tahmin edebiliyor musunuz? Elimde görüntüler ve polis tutanağı mevcut. Bu güvenlik açığından dolayı markayı mahkemeye vermeye hazırlanıyorum.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 15 Apr 2025 17:15:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/04/elektrikli-arac-sikayetleri-yuzde-117-artti-1744726554.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sigara dumanı, kirli ve tozlu hava ses tellerini tahriş ediyor!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/sigara-dumani-kirli-ve-tozlu-hava-ses-tellerini-tahris-ediyor-78274</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/sigara-dumani-kirli-ve-tozlu-hava-ses-tellerini-tahris-ediyor-78274</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yanlış ses kullanımı, ses bozukluklarına yol açarken, mesleki performansı da olumsuz etkileyebiliyor. Ses sağlığını koruma ve sesi doğru biçimde kullanmanın önemine işaret eden Dil ve Konuşma Terapisti Göksu Yılmaz, ses sağlığını korumaya yönelik olarak da “Ses kıvrımlarının sistemik hidrasyonunu sağlamak için yeterli sıvı alımını sürdürmek gereklidir. Bunun için sık aralıklarla yaklaşık her 30 dakikada bir su içilmesi veya yudumlanması, günde 8-10 bardak su içilmesi” önerisinde bulundu.</strong>&nbsp;<strong>Yılmaz, “Sigara dumanı, kirli ve tozlu hava, temizlik malzemeleri başta olmak üzere çeşitli kimyasal maddeler gibi tahriş edici solunum maddelerine maruz kalınmaması” uyarısında da bulundu.</strong></p>

<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölümünden Arş. Gör. Göksu Yılmaz,&nbsp;16 Nisan Dünya Ses Günü dolayısıyla ses sağlığı konusunu değerlendirdi.</p>

<p><strong>Ses, bireylerin kendilerini ifade etmelerini sağlayan en önemli araçlardan biri…</strong></p>

<p>Sesin, bireylerin kendilerini ifade etmelerini sağlayan en önemli araçlardan biri olduğunu ifade eden Arş. Gör. Göksu Yılmaz, “Ses üretimi, insan vücudunda solunum, fonasyon (sesin meydana gelmesi) ve rezonans (konuşma sırasında ağız ve burundan geçen havanın şekillenmesi durumu) süreçlerinin birleşimiyle gerçekleşir. Bu süreçler, sesin oluşmasını ve konuşma sırasında anlamlı hale gelmesini sağlar. Ses sağlığının önemini iyi anlamak için, sesin üretim mekanizmasını iyi anlamak önemlidir. Bu nedenle ses sağlığına ilişkin danışan eğitimlerinin ilk basamağı, ses üretim mekanizmasının anatomik ve fizyolojik olarak iyi tanımlanmasını içerir.” dedi.</p>

<p><strong>Sağlık bir ses nasıl oluşuyor?</strong></p>

<p>Sesin üretim mekanizmasına genel olarak bakıldığında, ses üretiminin temel kaynağının akciğerlerden gelen hava akımı olduğunu kaydeden Göksu Yılmaz, “Soluk verme sırasındaki hava, trakea (soluk borusu) yoluyla yukarı doğru hareket eder ve gırtlak (larinks) bölgesine ulaşır. Bu hava akımı, ses kıvrımlarının titreşmesini sağlayan temel enerjiyi oluşturur. Gırtlak içinde bulunan ses kıvrımları (vokal foldlar) ise hava akımıyla titreşerek sesin temel frekansını oluşturur. Ses kıvrımlarından çıkan ham ses, boğaz, ağız ve burun boşluklarında rezonansa girerek şekillendirilir ve duyduğumuz son halini alır. Bu nedenle sağlıklı bir sesten bahsetmek için, sesi oluşturan tüm alt mekanizmaların da sağlıklı ve sağlam olması gerekir.” diye konuştu.</p>

<p><strong>Hizmet sektöründe çalışanların çoğu profesyonel ses kullanıcıları&nbsp;</strong></p>

<p>Profesyonel ses kullanıcılarının (şarkıcılar, tiyatro sanatçıları, öğretmenler, avukatlar, eğitmenler, telefon/çağrı merkezi çalışanları, din görevlileri, sağlık çalışanları, dil ve konuşma terapistleri) genellikle seslerini uzun süre kullanmak ve/veya seslerini günlük yaşamlarındakinden daha farklı bir şekilde kullanmak gibi talepleri karşılamaları gerekebildiğini belirten Arş. Gör. Göksu Yılmaz, “Bu bağlamda hizmet sektöründe çalışanların çoğunun profesyonel ses kullanıcıları oldukları düşünüldüğünde vokal dayanıklık ülke ekonomisi için de önemli bir olgu olarak ele alınabilir. Çünkü vokal performanstaki bozulmalar/azalmalar, yalnızca sesin öznel algısının bozulmasına katkıda bulunmaz, aynı zamanda bireylerin profesyonel çalışma hayatlarını da sınırlayabilir.” ifadesinde bulundu.</p>

<p><strong>Ses kıvrımları kadınlarda erkeklerden daha fazla birbiriyle temas ediyor</strong></p>

<p>Ses kıvrımlarının, sesin meydana gelmesi sırasında bir saniyede kadınlarda ortalama 200-250 ve erkeklerde ortalama 100-150 defa birbiriyle temas ettiğini anlatan Göksu Yılmaz, “Bu temas, ses kıvrımlarının açılıp-kapanma döngüsünden meydana gelir. Daha somut bir örnekle açıklamak gerekirse, kadınlar için saniyede 200-250 defa el çırpmak ve erkekler için saniyede 100-150 defa el çırpmak, ses kıvrımlarının yükünü anlamamızı sağlayabilir. Ses üretimi sırasında hatalı bazı davranışlar veya alışkanlıklar, sesin yanlış kullanımına neden olarak vokal kıvrımlara ekstra yük binmesine neden olabilir. Bu durum, ses bozukluklarının meydana gelmesine zemin hazırlar.” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Sık boğaz temizleme alışkanlığı sesi etkiliyor</strong></p>

<p>Sesin yanlış kullanımına da işaret eden Yılmaz, şöyle devam etti:</p>

<p>“Sesin yanlış kullanımına ilişkin verilebilecek örneklerden bazıları da; gürültülü ortamlarda (sınıfta, gürültülü sokaklarda) uzun süre yüksek sesle konuşmak, aşırı yüksek veya düşük perde veya ses şiddetinde konuşmak, uzun süreler boyunca kesintisiz konuşmak veya şarkı söylemek, zorlamalı fısıltılar, sık boğaz temizleme alışkanlığı, çığlık atmak, tütün veya tütün ürünleri içmek, sesi tahriş edebilecek dış koşullara maruz kalmak (tütün dumanı, toz, kuru hava), reflüyü tetikleyecek yiyecek ve içecekler tüketmek (çok sıcak veya çok soğuk yiyecek veya içecekler, kızarmış ve/veya baharatlı yiyecekler) ve yatmadan önce yemek yemek, yeterli miktarda su tüketmemek, vücudumuzda ekstra dehidrasyona neden olabilecek sıvılar tüketmek (kafein, çay), duruş bozuklukları ve buna bağlı olarak meydana gelebilecek ekstra kas gerginlikleri, psikolojik veya olumsuz emosyonel faktörlere bağlı olarak meydana gelebilecek ekstra kas gerginlikleri.”</p>

<p><strong>Her 30 dakikada bir su içilmeli ve yudumlanmalı</strong></p>

<p>Halihazırda yoğun bir eforla çalışan ses kıvrımlarının ve ses üretim mekanizmasının sağlığını koruma ve sesi doğru biçimde kullanmanın oldukça önemli olduğunu da kaydeden Göksu Yılmaz, “Ses sağlığını korumaya yönelik olarak da şu önerilerde bulundu:</p>

<p>“Ses kıvrımlarının sistemik hidrasyonunu sağlamak için yeterli sıvı alımını sürdürmek gereklidir. Bunun için sık aralıklarla yaklaşık her 30 dakikada bir su içilmesi veya yudumlanması ile&nbsp;günde 8-10 bardak&nbsp;su içilmesi,</p>

<p>Reflü tetiklenmesini minimize ederek ses kıvrımlarını korumak için, yatmadan en az 2-3 saat öncesine kadar su hariç tüm yeme-içme faaliyetlerini kesilmesi ve aşırı yağlı-tuzlu-baharatlı-asitli gıdalardan kaçınılması</p>

<p><strong>Sigara dumanı, kirli ve tozlu havadan kaçınılmalı</strong></p>

<p>Ses kıvrımlarının dehidrasyonundan (su kaybından) kaçınmak için kuru hava koşullarından (Uzun süre klimaya maruz kalmak) kaçınılması ve tahriş edici solunum maddelerine maruz kalınmaması (Sigara dumanı, kirli ve tozlu hava, temizlik malzemeleri başta olmak üzere çeşitli kimyasal maddeler),</p>

<p>Kas-iskelet sistemin uygun pozisyonlaması solunum ve ekstra kas gerginliği gibi durumları direkt olarak etkileyeceği için dikkat edilmesi gereken bir diğer konudur. Bu nedenle ayakta dururken (vücut ağırlığını her iki ayakta dengelemek, eğilmeden veya geriye doğru uzanmadan dik durmak, ayakları omuz genişliğinde tutmak gibi) ve otururken (uygun bel/sırt desteği, sandalyenin yüksekliğinin ayarlanması, sesli okuma yapılıyorsa okurken kitabı göz hizasında tutmak gibi) uygun duruşu korumaya ilişkin tavsiyeler verilebilir.”</p>

<p><strong>Sesi korumak için günlük alışkanlıklara dikkat!</strong></p>

<p>Göksu Yılmaz, sesi korumak için günlük alışkanlıklara dikkat etmesi gerektiğini ifade ederek, “Ses hijyenine özen göstermeli ve gerektiğinde ses terapisi gibi profesyonel desteklerden faydalanmalıyız. Ses sağlığını korumak hem bireysel hem de toplumsal açıdan büyük fayda sağlar.” şeklinde de sözlerini tamamladı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 15 Apr 2025 17:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/04/sigara-dumani-kirli-ve-tozlu-hava-ses-tellerini-tahris-ediyor-1744726494.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Geleneksel 39. çocuk şenliği başlıyor</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/geleneksel-39-cocuk-senligi-basliyor-78257</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/geleneksel-39-cocuk-senligi-basliyor-78257</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Şehir Tiyatroları’nın bu yıl 39.’sunu düzenlediği “Çocuk Şenliği,” 20 Nisan 2025 Pazar günü başlıyor. Şenlik boyunca birbirinden eğlenceli çocuk oyunları seyirciyle buluşacak. Fotoğraf sergileri ve çocukların müzik bilgisini arttıracak, hayal dünyalarını genişletecek atölyeler düzenlenecek. Tüm etkinlikler ücretsiz olarak gerçekleştirilecek.</strong></p>

<p><strong>ÇOCUK EĞİTİM BİRİMİ 90 YAŞINDA</strong></p>

<p>İBB Şehir Tiyatroları bünyesinde 1935 yılında çalışmalarına başlayan Çocuk Eğitim Birimi’nin düzenlediği Çocuk Şenliği 39. &nbsp;kez başlıyor. Şenlik bünyesinde, 90 yılı özetleyen fotoğraflar, dijital bir sergi olarak çocuklarla buluşacak. Sesler Ülkesi, Çöpsüz Dünya, Fındıkkıran, Masal, Sevdalı Bulut, Şebo Müzikali (Kocaeli Şehir Tiyatroları-Konuk Oyun), Ben De Uçabilirim (Eskişehir Şehir Tiyatroları-Konuk Oyun) adlı oyunlar sahnelenecek.</p>

<p><strong>BİRBİRİNDEN RENKLİ ATÖLYELER ÇOCUKLARI BEKLİYOR</strong></p>

<p>Çocukların müzik bilgisini arttıracak, hayal dünyalarını genişletecek, kendi hikayelerini oluşturmasını sağlayacak atölyeler:</p>

<p>Doç. Dr. Bülent Sezgin’in düzenlediği “Oyun ve Tiyatroyla Düşlere Yolculuk”,</p>

<p>Yonca İnal, Ayris Ekşi’nin düzenlediği “Yer mi Gök mü, Deniz mi Dağ mı?”,</p>

<p>Nevin Köksal Yatman’ın düzenlediği “Renkli Maskelerle Geri Dönüşüm Atölyesi”,</p>

<p>Özgür Atkın’ın düzenlediği “Karagöz Atölyesi: Gölgenin Sihirli Dünyasına Katıl!”,</p>

<p>Hamit Erentürk’ün düzenlediği “Beden Perküsyon &amp; Hareket Dramaturjisi”,</p>

<p>İlkem Ulugün’ün düzenlediği “Hareket ve Doğaçlama Atölyesi”,</p>

<p>Derya Yıldırım’ın düzenlediği “Bir Hikâye, Bin Dünya”,</p>

<p>Dilan Mine’nin düzenlediği “Uğurlu Mask Atölyesi”.</p>

<p><strong>GELENEK DEVAM EDİYOR</strong></p>

<p>Türkiye’de tiyatro eğitimi ve çocuklara yönelik sanat yaklaşımı açısından öncü bir rol üstlenen Çocuk Eğitim Birimi, Muhsin Ertuğrul öncülüğünde, çocuklara sanatı, tiyatroyu sevdirmek, çocuk oyunlarına ilişkin repertuvar oluşturmak ve çocuklara tiyatro eğitimi vermek amacıyla 1935 yılında kurulmuştu. Farklı zamanlarda eğitim ve çocuk oyunları alanında güçlü ve etkin çalışmalara imza atan Birim, kendi geleneğini güçlü bir şekilde temsil ederek, Şehir Tiyatroları içerisinde 1984 yılından günümüze çalışmalarını kurumsal bir vizyonla sürdürüyor. İlk çalışmalarına başladığı günden bugüne, Türkiye’de çocuk tiyatrosu fikrinin gelişmesine öncülük eden Çocuk Eğitim Birimi’nde, geçen zaman içinde tiyatroyu meslek olarak seçen birçok sanatçı yetişti. Çocuklar yeteneklerine göre seçilerek, bu alanda tiyatronun duayen ve ustalarından eğitim aldılar. Her yıl 23 Nisan haftasında Çocuk Eğitim Birimi’mizin organize ettiği Çocuk Şenliği de 39.’suyla çocuklarla buluşuyor.</p>

<p>Ücretsiz oyun biletleri ve atölyelerin ücretsiz davetiyeleri 15 Nisan 2025 saat 11.00’den itibaren gişelerden,&nbsp;<strong><u>https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/</u></strong>,&nbsp;<u>biletinial.com</u>&nbsp;adreslerinden ve mobil uygulamamızdan temin edilebilir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 15 Apr 2025 12:29:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/04/geleneksel-39-cocuk-senligi-basliyor-1744709357.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doğuş Çay ve TEMA Vakfı ndan  ortak adım</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/dogus-cay-ve-tema-vakfi-ndan-ortak-adim-78252</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/dogus-cay-ve-tema-vakfi-ndan-ortak-adim-78252</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Doğuş Çay ve TEMA Vakfı iş birliğiyle 2016 yılında başlatılan ‘Her Dem Toprak İçin’ projesinin üçüncü aşaması başarıyla tamamlandı.&nbsp;</strong></em><strong>Kimyasal gübre kullanımı nedeniyle asitleşen çay topraklarının iyileştirilmesini hedefleyen projenin uygulama bahçelerinde toprak pH değeri ideal seviyelere ulaştı, verim&nbsp;ortalama yüzde 58 arttı</strong></p>

<p>Türkiye’nin en büyük özel sektör çay üreticisi Doğuş Çay ve&nbsp;<em>TEMA Vakfı işbirliğiyle yürütülen ‘Her Dem Toprak İçin’ projesi kapsamında, Rize’nin en önemli geçim kaynaklarından olan çayın</em>&nbsp;sağlıklı topraklarda, aynı lezzet ve kalitede yetiştirilmesini sağlamak amacıyla eğitim ve farkındalık çalışmaları gerçekleştiriliyor.&nbsp;Yoğun kimyasal gübre kullanımı sonucunda&nbsp;çay topraklarının yüzde 86’sının aşırı asidik hale gelerek verimli ve sürdürülebilir çay tarımını tehdit etmesi nedeniyle başlatılan projede, toprağın sağlığına kavuşmasıyla birlikte çay tarımının sürdürülebilirliği yeniden tesis ediliyor.</p>

<p><strong>Çay tarımı için toprak pH değeri ideal seviyeye ulaştı</strong></p>

<p>Projenin&nbsp;2021-2024&nbsp;yıllarını kapsayan üçüncü aşamasında; Rize’nin İkizdere, Fındıklı, Çayeli, Güneysu, Merkez ve Pazar; Trabzon’un Of ve Artvin’in Kemalpaşa ilçelerindeki toplam 8 farklı bahçede toprak ıslahı çalışmaları yapıldı. Topraktaki asitliği gidermek üzere yapılan organik gübre, tarım kireci, çay atığı kompostu ve çapalama çalışmalarıyla kimyasal gübrelerden uzaklaştırılan topraklar hızla sağlığına kavuşmaya başladı. &nbsp;</p>

<p>Başlangıçta toprağı ekstrem asit (ortalama pH değeri 4,1) olan tüm bahçelerde yapılan uygulamalar ile toprak asitlik değeri, çay için ideal seviyelere (pH 5,0-6,0) ulaştı. Ayrıca topraktaki mikroorganizma faaliyetlerinde de artış gözlemlendi.</p>

<p><strong>Sadece verimi değil, çayın kalitesi de arttı</strong></p>

<p>Yapılan çalışmalar sonucunda toprak sağlığındaki iyileşme, çay kalitesine de yansıdı. Uygulama yapılmayan topraklara kıyasla ortalama yüzde 58 verim artışı sağlanırken,&nbsp;her yıl yapılan yaş çay yaprak analizlerine göre, 2024 yılı sonunda çayın tat ve aromasına etki eden polifenol miktarında yüzde 32, demin suya geçme oranına etki eden ekstrakt miktarında yüzde 8 artış oldu. Kuru çay randımanına olumsuz etki eden selüloz miktarı ise yüzde 35 azaldı.</p>

<p><strong>"8 yılda toplam 13 bin 600 kişiye ulaşarak önemli ölçüde farkındalık sağlandı"</strong></p>

<p>2016–2017 yıllarında farkındalık eğitimleriyle başlayan ‘Her Dem Toprak İçin’ projesi, zaman içinde kapsamını genişleterek örnek tarım uygulamaları ve toprak iyileştirme çalışmalarıyla gelişimini sürdürdü. 2018–2020 döneminde Rize merkezli uygulamalara ağırlık verilirken, 2021–2024 yıllarını kapsayan üçüncü aşamada çalışmalar Trabzon ve Artvin illerini de kapsayacak şekilde genişletildi.</p>

<p><strong>Doğuş Çay Yönetim Kurulu Üyesi Harika Karakan Batallı</strong>, proje kapsamında yürütülen eğitim çalışmalarının 8 yıl içinde 13 bin 600 kişiye ulaştığını&nbsp;<em>kaydederek, "</em>Projemizin hedef kitlesindeki tüm kesimlere çay bitkisinin ekolojisine uygun toprak koşulları, bitki besleme, gübreleme, budama, hasat ve toprak yönetimi konusunda bilgilendirme çalışmalarıyla teorik ve pratik yöntemler TEMA Vakfı tarafından sunuldu. Bu çalışmalar ile çay üretimini en kaliteli ve sürdürülebilir hale getirmek, toprağı iyileştirerek gelecek nesillere aktarmak amacıyla önemli bir farkındalık sağladık<em>"&nbsp;</em>şeklinde konuştu.&nbsp;</p>

<p><em><strong>"Hem bölge insanını hem de ülke ekonomisini desteklemeyi hedefledik"</strong></em></p>

<p><em>Projenin rapor sonuçlarını da değerlendiren Batallı, Türkiye’de erozyon ve çölleşmeyle mücadele eden, başta toprak olmak üzere tüm doğal varlıkların korunmasına yönelik bilimsel temelli çalışmalar yürüten TEMA Vakfı ile iş birliği yapmaktan duydukları memnuniyeti dile getirdi. Batallı, "Toprağın sağlığına kavuşmasıyla elde ettiğimiz verim artışı ve ürün kalitesi, sürdürülebilir ve lezzetli çay üretimi için çok değerli. Kuruluşumuzdan&nbsp;bu yana, 40 yıldır sahip çıktığımız ilke ve değerlerimizle standartlara, insan sağlığına ve doğaya gösterdiğimiz özeni bugün de aynı kararlılıkla sürdürüyoruz.&nbsp;Bugün,&nbsp;Rize'de 5 adet çay işleme ve Ordu'da 1 adet çay paketleme fabrikası ile yıllık 50 bin ton üretim kapasitesine sahip bir şirket olarak&nbsp;55 bin çay çiftçimiz ile bu alanda önemli bir yol aldık. Çalışmalarımızın kazanımlarını somut olarak ölçebilmenin gururunu yaşıyoruz" dedi.&nbsp;</em></p>

<p><em>Çay üretimini sağlıksız üretim tehdidinden kurtarmanın önemini de vurgulayan Batallı, "Ülkemizi dünya tüketiminde birinci, üretiminde ise beşinci sıraya taşıyan; sudan sonra en çok tüketilen içecek olan çayın sağlıklı topraklarda üretilmesi ve bu üretimin sürdürülebilir kalite ve lezzette olması, sadece markamızın doğduğu Rize’deki bölge insanımızın değil, aynı zamanda Türkiye ekonomisinin de kalkınması ve en önemlisi tüketicilerimizin hak ettikleri değeri görmesi anlamına geliyor. Bu nedenle, hem üreticilerimizin hem de tüketicilerimizin geleceğini düşünerek çıktığımız bu yolda gösterdiğimiz özen ve emeğe</em>&nbsp;önümüzdeki dönemde de hız kesmeden devam edeceğiz" değerlendirmesinde bulundu.&nbsp;</p>

<p><br />
&nbsp;<strong>"Toprağı korumak, yaşamı korumaktır"</strong></p>

<p><strong>TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç</strong>, sağlıklı toprağın; yaşamın ve doğanın sürdürülebilirliği açısından temel bir unsur olduğuna dikkat çekti. Ataç, “Toprak sağlığı tarımsal bir mesele olmanın yanı sıra ekosistemlerin devamlılığı, biyolojik çeşitliliğin korunması ve insan yaşamı için de hayati bir öneme sahiptir. TEMA Vakfı olarak iki toprak sevdalısı Kurucu Onursal Başkanımız, merhum Hayrettin Karaca ve merhum A. Nihat Gökyiğit’in çizdiği ‘sağlıklı toprak, sağlıklı yaşam’ ilkesiyle kurulduğumuz günden bu yana, toprağın korunmasını bir çevre politikası değil, bir yaşam politikası olarak görüyoruz. Doğuş Çay ile uzun yıllardır sürdürdüğümüz ‘Her Dem Toprak İçin’ projesi de bu anlayışımızın somut bir yansımasıdır. Bu projeyle bir kez daha gördük ki, toprağı doğru yöntemlerle iyileştirdiğimizde yalnızca verim artmıyor; aynı zamanda ürün kalitesi yükseliyor, üretici destekleniyor ve tüketiciye daha sağlıklı ürünler ulaşıyor. Sağlıklı bir toprağın sağladığı bütünsel faydalar, hem bugünün ihtiyaçlarını karşılamaya hem de yarının yaşam hakkını güvence altına almaya hizmet ediyor. Bu proje, sağlıklı toprağın sürdürülebilir tarım için nasıl temel bir unsur olduğunu göstermesi açısından son derece değerli bir örnek olmuştur. TEMA Vakfı olarak bu sürecin her aşamasında yer almak ve uzun soluklu bu iş birliğiyle toprağı koruyarak üreticiyi desteklemek, bizim için hem büyük bir sorumluluk hem de büyük bir umut kaynağı" şeklinde konuştu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 15 Apr 2025 12:27:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/04/dogus-cay-ve-tema-vakfi-ndan-ortak-adim-1744709278.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sakıp Sabancı, Vefatının 21. Yılında  Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma Ödülleri ile Anıldı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/sakip-sabanci-vefatinin-21-yilinda-sakip-sabanci-uluslararasi-arastirma-odulleri-ile-anildi-78159</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/sakip-sabanci-vefatinin-21-yilinda-sakip-sabanci-uluslararasi-arastirma-odulleri-ile-anildi-78159</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma Ödülleri ve Anma Töreni, 10 Nisan 2025 tarihinde Sabancı Center’da gerçekleştirildi. Tören kapsamında&nbsp;Sabancı Üniversitesi Onursal Başkanı&nbsp;Merhum Sakıp Sabancı, vefatının 21’inci yılında anıldı. Bu yılki teması “Dönüşen Dünya Düzeninde Değerleri Yeniden Tasarlamak: Neler Korunmalı, Neler Yeniden Değerlendirilmeli ve Tanınmalı?” olan ödül programında Jüri Özel Ödülü, Siyaset Bilimi Profesörü Wendy Brown’ın oldu.</strong></p>

<p><em>&nbsp;</em></p>

<p>Sabancı Üniversitesi Onursal Başkanı Sakıp Sabancı, aramızdan ayrılışının 21’inci yılında törenle anıldı. Törende, Sakıp Sabancı’nın&nbsp;<em>vasiyeti üzerine hayata geçirilen&nbsp;</em><strong>Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma Ödülleri kapsamında 2025 yılının makale ödülü kazananları da açıklandı.&nbsp;</strong>10 Nisan 2025 tarihinde Sabancı Center’da düzenlenen&nbsp;Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma Ödülleri ve Anma Töreni,&nbsp;Sabancı Üniversitesi Kurucu Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı’nın ev sahipliğinde gerçekleştirildi.&nbsp;Törene;&nbsp;İstanbul Valisi&nbsp;Davut Gül,&nbsp;Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici ile yabancı misyon temsilcileri, akademi çevrelerinden temsilciler, iş, sanat, medya ve cemiyet dünyasının önde gelenleri, Sabancı Ailesi ve çok sayıda konuk katıldı.&nbsp;</p>

<p><br />
<strong>&nbsp;Sabancı Üniversitesi Kurucu Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı&nbsp;</strong>törende yaptığı konuşmada;&nbsp;vizyonu, değerli fikirleri ve liderliğiyle Sabancı Topluluğu’nun bugünlere gelmesinde büyük emeği olan Sakıp Sabancı’nın, eğitime, bilime ve toplumsal gelişime çok önem verdiğini vurguladı. Güler Sabancı şunları söyledi: “Sakıp Sabancı, Türkiye’nin kalkınmasının nitelikli eğitim ve özgür düşünen donanımlı bireylerin katkısıyla olacağına inanıyordu. Eğitimi, yalnızca bireysel başarıların anahtarı değil, aynı zamanda toplumların aydınlık yarınlara ulaşmasını sağlayan en güçlü araç olarak görüyordu. Ülkesine bağlı, birlik ve beraberliğe çok önem veren biri olarak Türkiye’nin hak ettiği gibi muasır medeniyetler hedefine ilerlemesi için büyük emek verdi. Onu, çalışmaktan ve üretmekten hiçbir şey alıkoyamadı. Fikirleri, değerleri bizlerin yoluna hep ışık oldu.” &nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>“Çalışmalarımıza&nbsp;bilimin ışığında&nbsp;tüm gücümüzle devam ediyoruz”</strong></p>

<p>Sakıp Sabancı’yı vasiyeti doğrultusunda, topluma fayda sağlayan bilimsel araştırmalara destek vererek andıklarını ifade eden Güler Sabancı, “Sabancı Üniversitesi’nin kuruluş aşamasındaki ortak hayallerimiz arasında; yalnızca bilgiyi aktaran değil, aynı zamanda üreten, sorgulayan, araştıran ve meselelere çözüm öneren saygın bir kurum olması vardı. Bugün, geride bıraktığımız 25 yılda, ortak hayallerimizin gerçekleşmiş olduğunun gururunu ve çok daha iyisini yapabilecek olmanın inancını yaşıyoruz. Sabancı Üniversitesi, bilimde ve toplum üzerinde dönüştürücü etkileri olan öncü konumunu vurgulayan çalışmalara imza atıyor. “Birlikte Yaratmak ve Geliştirmek” felsefemizle çalışmalarımıza bilimin ışığında tüm gücümüzle devam ediyoruz. Disiplinlerarası eğitim yaklaşımımızla küresel ölçekte rekabetçi, katılımcı ve topluma katkı sağlayan bir üniversite olmayı sürdürüyoruz. Sabancı Üniversitesi, kurulduğu günden bu yana, kıymetli akademisyen ve araştırmacıların yayımladığı 9 bini aşan bilimsel yayın; akademi-sanayi iş birliklerinde ulusal ve uluslararası düzeyde yürüttüğü çok sayıda proje ve 19 bine yakın lisans mezunuyla genç ve itibarlı bir kurum olarak ilerleyişine devam ediyor” dedi. &nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma Ödülleri özgün ve yenilikçi çalışmaları teşvik ediyor&nbsp;</strong></p>

<p>Türkiye’de sosyal bilimler alanında uluslararası çapta verilen ilk ve tek ödül programı olan Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma Ödülleri için Merhum Sakıp Sabancı’nın vasiyetinde ayrı bir fon oluşturulduğunu dile getiren Güler Sabancı, “Bu fon, sosyal bilimler alanında genç akademisyenleri ve araştırmaları destekliyor, özgün ve yenilikçi çalışmalar yapılmasını teşvik ediyor. Ödül programının başlangıcından bugüne, başvuru alınan 40 ülkeden 600’den fazla makale, değerli jüri başkanlarımız ve üyelerimiz tarafından dikkatlice incelendi. Ekonomiden sosyolojiye, Türk ve İslam sanatından Türkiye tarihine kadar, farklı birçok alanda genç araştırmacılar ve alanında dünya çapında tanınan bilim insanları desteklendi. Bilimin ve düşüncenin sınırlarını genişleten, geleceğe yön veren araştırmaların ödüllendirilmesi, Sabancı Üniversitesi’nin özgür akademik düşünceye verdiği değerin de bir göstergesidir” diye konuştu. &nbsp;</p>

<p><strong>&nbsp;</strong></p>

<p><strong>2026 yılının konusu “Sınırlar Ötesi Yönetişimi Yeniden Düşünmek” &nbsp;</strong></p>

<p>Güler Sabancı, ödül programının bu yılki teması olan “Dönüşen Dünya Düzeninde Değerleri Yeniden Tasarlamak: Neler Korunmalı, Neler Yeniden Değerlendirilmeli ve Tanınmalı?” konusunda, “Yaşadığımız çağda değişimin her zamankinden daha hızlı gerçekleştiğini, değerlerin yeniden şekillendiği gözlemliyoruz. Bilim, siyaset, ekonomi, kültür ve toplumsal yapılar dönüşüm geçirirken hangi değerleri korumamız, hangilerini yeniden düşünmemiz gerektiği sorusu önem taşıyor” dedi. Ödül programının 2026 yılı için belirlenen araştırma konusunu da açıklayan Sabancı, şu ifadeleri kullandı: “Ulu Önder Atatürk’ün ‘Dünyada her şey için; maddiyat için, maneviyat için, hayat için, en hakiki mürşit ilimdir, fendir’, sözünün verdiği ilhamla temelleri bilim ve akıl üzerine inşa edilmiş Cumhuriyet mirasımıza sahip çıkıyor, bilimin ışığında yılmadan çok çalışmaya devam ediyoruz. Bu doğrultuda, 2026 Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma Ödülleri konusunu, “Sınırlar Ötesi Yönetişimi Yeniden Düşünmek” olarak belirledik. Ödüle başvuracak, araştırmalarıyla özgün ve yenilikçi çalışmalara ilham olacak genç bilim insanlarına şimdiden başarılar dilerim.”&nbsp;</p>

<p><strong>&nbsp;</strong></p>

<p><strong>Jüri Özel Ödülü’ne toplumsal kuramcı Wendy Brown layık görüldü&nbsp;</strong></p>

<p>2025 Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma Ödülleri kapsamında&nbsp;Jüri Özel Ödülü’ne bu yıl Institute Advanced Study’de UPS Foundation Kürsüsü Profesörü, akademisyen, siyaset teorisyeni ve toplumsal kuramcı Wendy Brown layık görüldü. Wendy Brown törende yaptığı konuşmada, “Bu ödül için Sabancı Vakfı ve Sabancı Üniversitesi'ne derin teşekkürlerimi sunuyorum. Sakıp Sabancı, gelişen bir demokrasi için açık entelektüel sorgulamayı ve vatandaşların eğitimle gelişimini anlamış ve bunları cömertçe desteklemiş bir insandı. Sabancı Araştırma Ödülleri ve Sabancı Üniversitesi bu değerleri korumak ve yüceltmek için çaba gösteriyor. Ödül kapsamında onurlandırılanlardan biri olmaktan gurur duyuyorum” dedi.&nbsp;</p>

<p>Ödül programının bu yılki temasına da değinen Brown sözlerine şöyle devam etti: “Değerlerin insan yapımı olduğu gerçeğiyle yüzleşmeliyiz. Anlamı yaratanlar bizleriz. Değerleri keşfetmeyiz, ancak değerlere karar verir ve onları onaylarız. &nbsp; Değerlerin insan yapımı olmaları hiçbir şekilde önemlerini azaltmaz. Değerler insan özgürlüğünün temelidir. Sakıp Sabancı değerlerin değerini ve bunları geliştirmede eğitimin değerini biliyordu. Bu anlayış, Sakıp Sabancı Araştırma Ödülleri’nde ve adını verdiği Sabancı Üniversitesi’nin niteliklerinde somutlaşıyor. Böyle kurumları korumak bize düşüyor. Bu kurumlar kelimenin tam anlamıyla yaşamdaki demokrasinin geleceğini barındırıyorlar.”&nbsp;</p>

<p>Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma Ödülleri’nde 2025 yılının&nbsp;Makale Ödülü’ne ise Utrecht Üniversitesi Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü’nden Uğur Aytaç, Sabancı Üniversitesi, Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi’nden Öğretim Üyesi Cenk Özbay ve Sydney Üniversitesi Sosyal ve Siyasal Bilimler Fakültesi’nden Vafa Ghazavi layık görüldü.&nbsp;</p>

<p><strong>&nbsp;</strong></p>

<p><strong>&nbsp;</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 11 Apr 2025 12:06:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/04/sakip-sabanci-vefatinin-21-yilinda-sakip-sabanci-uluslararasi-arastirma-odulleri-ile-anildi-1744362403.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yaş meyve sebze ve meyve sebze mamulleri ihracatçılarında genel kurul ve ödül coşkusu</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/yas-meyve-sebze-ve-meyve-sebze-mamulleri-ihracatcilarinda-genel-kurul-ve-odul-coskusu-78138</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/yas-meyve-sebze-ve-meyve-sebze-mamulleri-ihracatcilarinda-genel-kurul-ve-odul-coskusu-78138</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Türkiye’nin 2024 yılında gerçekleştirdiği 6 milyar dolarlık yaş meyve sebze ve meyve sebze mamulleri ihracatının yüzde 22’sini gerçekleştirerek ülkemize 1 milyar 314 milyon dolar döviz kazandıran Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, bu başarıya en büyük katkıyı sağlayan 45 üyesini ödüllendirdi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nin 2024 yılı olağan mali genel kurul toplantısı, “İhracatın Yıldızları Ödül Töreni”ne de ev sahipliği yaptı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Genel kurul ve ödül töreninde konuşan Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, 2024 yılının ihracatçılar için zorlu bir mücadele yılı olarak tarihe geçtiğini dile getirdi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>“Avrupa’da yaşanan ekonomik durgunluğun devam etmesi, Amerika’nın seçim yılı olması, Savaş ve karışıklıkların dünyayı etkisi altına alması, ihracatımızı olumsuz etkileyen temel faktörler oldu. Buna rağmen yaş meyve sebze ve meyve sebze mamulleri ihracatımızı hep birlikte 1 milyar 314 milyon dolara ulaştırmayı başardık. Türkiye genelinde de tarihimizde ilk defa yaş meyve sebze ve meyve sebze mamulleri ihracatı 6 milyar dolar barajını aştı. Bu başarıya katkı veren tüm ihracatçılarımıza teşekkür ediyorum” diye konuştu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İhracatçıların sorunlarının çözümü için 2024 yılında mücadeleye devam ettiklerini ifad edeen Uçak şöyle devam etti: “Mücadelemizin en güzel örneği; Geçtiğimiz günlerde lehimize sonuçlanan özel istek analizlerinin asgari fiyat zorunluluğunun kaldırılması oldu. Tarım ve Orman Bakanlığı ile yoğun görüşmelerimiz sonrasında tüm gıda ürünlerini yakından ilgilendiren ve ihracatçımıza ilave maliyet oluşturan özel laboratuvarların asgari fiyat uygulaması 27 Mart 2025 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan yönetmelik ile son buldu. Böylelikle ihracatçı firmalarımıza önemli bir maliyet avantajı sağlamış olduk. Yine, domates salçası ve dondurulmuş patates ihracatındaki kısıtlamaları kaldırmak için, Yönetim Kurulu Üyelerimizle birlikte Ticaret ve Tarım Bakanlıklarına ziyaretler gerçekleştirdik. Yoğun bir uğraş sonucunda bu kısıtlamaları da kaldırmayı başardık.”</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yaş meyve sektörünün ihracatında lider olan Rusya’ya yapılan ihracatta; Tarım ve Orman Bakanlığı’yla yaptıkları toplantılar ve ikili görüşmeler sonrasında, Rusya Federasyonu’na ihracatta 1 Ocak 2025 tarihinden itibaren ürünlerin plastik mühür ile mühürlenmesi uygulamasının sonlanmasını sağladıklarını vurgulayan Uçak, “14 Ocak 2025 tarihinden itibaren de Samsun Zirai Karantina Müdürlüğü tarafından yürütülmekte olan son çıkış kontrolü kaldırıldı. Sorumlu danışman uygulamasını kaldırmak için çalışmalarımız devam etmekte. İnanıyorum en kısa zamanda bunun müjdesini sizlerle paylaşacağız” dedi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>600 numune aldık</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ege Bölgesi’nde üretilen yaş meyve sebze ürünlerinde pestisit kalıntısını önlemek amacıyla hayata geçirdikleri “Kullandığımız Pestisitleri Biliyoruz Projesi” çerçevesinde yürüttükleri çalışmalar hakkında da bilgi veren Uçak, 2024 yılında 600 numune alarak analizlerini gerçekleştirdiklerini, bu kapsamda önümüzdeki aydan itibaren üretim bölgelerinde çiftçilere yönelik bilinçlendirme toplantılarına yoğunluk vereceklerini ifade etti.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>“Üçüncü Kuşak Tarım Girişimciliği Eğitim Programı” ikinci kez düzenlendi</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Tarım sektörüne gençleri kazandırmayı amaçlayan “Üçüncü Kuşak Tarım Girişimciliği Eğitim Programı”nı 2024 yılında ikinci kez düzenledikleri bilgisini veren Başkan Uçak, “Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi iş birliği ile yürüttüğümüz mandarin, domates ve nar ürünlerinde meydana gelen kayıplarının nedenlerini belirleyerek, bunların azaltılması hedeflendiği “Gıda Kayıplarının Belirlenmesi ve Azaltılması Projesi” ‘ni tamamlayarak rapor haline getirdik. Yoğun girişimlerimiz sonucu “Interfresh Fuarı” ‘nın İzmir’de yapılmasına öncülük ettik ve 2024 yılında çok başarılı bir fuarı geride bırakarak İzmir’in ev sahipliğini gösterdik. 44 firmamızla yeni bir “URGE Projesi” başlattık, projenin ihtiyaç analizi ve eğitim süreçlerini geride bıraktık. Bu ayın sonunda ilk yurtdışı faaliyetimizi gerçekleştiriyoruz. Üyelerimizi her zamanı ziyaret etmeye, sorunlarınızı dinlemeye devam ettik. 2025 yılında da bu özverili çalışmanın devam edeceğinden hiçbir üyemizin kuşkusu olmasın. Birliğimiz için, üyelerimiz için, tüm paydaşlarımız için; Çalışmaya, başarmaya, yeni projelere imza atmaya devam edeceğiz” diyerek sözlerini noktaladı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği olağan mali genel kurulunda Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu 2024 yılı faaliyetlerinden dolayı oy birliğiyle ibra edilirken, 2025 yılı iş programı ve bütçesi de kabul edildi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nin “İhracatın Yıldızları Ödül Töreni”nde ödül alan firmalar şunlar oldu;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yaş meyve sebze sektöründe 10 milyon dolar üzeri ihracat kategorisi;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>UÇAK KARDEŞLER</p>

<p>KÖLLA TURKEY</p>

<p>PİA-FRUCHT</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yaş meyve sebze sektöründe 5 milyon dolar üzeri ihracat kategorisi;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>CENA DIŞ TİCARET</p>

<p>ALANAR</p>

<p>ENJOY TRADE</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yaş meyve sebze sektöründe 3 milyon dolar üzeri ihracat kategorisi;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>ZEYPA GIDA</p>

<p>VARDAR FRUİT</p>

<p>EGEMEN GÜBRE</p>

<p>YUSUF BEYAZIT TARIM</p>

<p>MENKUR</p>

<p>KORUK ORGANİK ŞENOL HOCAOĞLU</p>

<p>PL USE GIDA</p>

<p>CEYLAN SMYRNA TARIM</p>

<p>ÖZİNAN TARIM</p>

<p>ZAFER GIDA</p>

<p>HM GLOBAL</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Meyve sebze mamulleri sektöründe 30 milyon doları ihracat yapan firmalar kategorisi;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>EURO GIDA</p>

<p>TREKO GIDA</p>

<p>SİBAŞ GIDA</p>

<p>YONCA GIDA</p>

<p>MAPEKS GIDA</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Meyve sebze mamulleri sektöründe 15 milyon doları ihracat yapan firmalar kategorisi;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>NİLBATU GIDA</p>

<p>LİDYA KONSERVECİLİK</p>

<p>TADIMDA GIDA</p>

<p>TUKAŞ DIŞ TİCARET</p>

<p>IŞIK TARIM ÜRÜNLERİ</p>

<p>HEMSİ TARIM</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Meyve sebze mamulleri sektöründe 10 milyon doları ihracat yapan firmalar kategorisi;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>ÖZGÖRKEY</p>

<p>MC CORMİCK KÜTAŞ GIDA</p>

<p>EGETAD GIDA</p>

<p>A.V.O.D. KURUTULMUŞ</p>

<p>AK CELEP</p>

<p>EKOFOOD</p>

<p>BURAKCAN GIDA</p>

<p>BURCU GIDA</p>

<p>ATAKEY PATATES</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yaş meyve sebze sektöründe 2024 yılında ihracatını en çok artıran ilk üç firma</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>TOPRAK MAHSÜLLERİ TİCARETİ EMİN SERCAN GÖÇEREN</p>

<p>ERTÜRK TARIM</p>

<p>METAB TARIM ÜRÜNLERİ</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Meyve sebze mamulleri sektöründe 2024 yılında ihracatını en çok artıran ilk üç firma</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>SASSOUN DIŞ TİCARET</p>

<p>SİLARESAN GIDA</p>

<p>KOZMOPOLİTAN GIDA</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yaş meyve sebze sektöründe 2024 yılında en fazla ülkeye yaş meyve sebze ihracatı yapan firma</p>

<p> </p>

<p>DAFNE TAZE MEYVE SEBZE</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Meyve sebze mamulleri sektöründe 2024 yılında en fazla ülkeye meyve sebze mamulleri ihracatı yapan firma</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>FERSAN FERMANTASYON</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 10 Apr 2025 12:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/04/yas-meyve-sebze-ve-meyve-sebze-mamulleri-ihracatcilarinda-genel-kurul-ve-odul-coskusu-1744276625.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İtfaiyeci olmak için ter döküyorlar</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/itfaiyeci-olmak-icin-ter-dokuyorlar-78045</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/itfaiyeci-olmak-icin-ter-dokuyorlar-78045</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İtfaiyeci olmak için ter döküyorlar</strong></p>

<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Toros Eğitim Merkezi, itfaiye memuru olmak isteyen adayların sınav heyecanına sahne oluyor. Belediyenin 154 itfaiye memuru alımı için açtığı sınava başvuruda bulunan 2 bin 70 kişiden başvuru şartlarını taşıyan 759 aday birbirinden zorlu parkurlarda ter döküyor.</p>

<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı’nın 154 memur alımı için açtığı sınava 2 bin 70 kişi başvurdu. Başvuru şartlarını taşıyan 759 aday 18 Nisan’a kadar Toros Eğitim Merkezi'nde uygulamalı sınavlara katılarak zorlu parkurlarda ter dökecek. Uygulama sınavının ilk gününde yağışlı havada mücadele veren adaylar, İzmir İtfaiyesi bünyesinde görev yapmak için kıyasıya yarıştı. İtfaiyeci adayları, zorlu yarışa engel tahtasını (zabor) aşarak başladı. Daha sonra uzunluğu 12 metre, genişliği 18 santimetreyi bulan denge tahtasında yürüyerek tünelden geçti. Fiziki yeterliliğin ölçülmesi için 33 metre koşunun ardından kurulu olan merdivenden kuleye tırmanarak en zorlu parkurları test eden adaylar, karanlık ve dumanlı odada yön bulmaya çalıştı, itfaiye araçlarının direksiyonuna geçti.</p>

<p><strong>Kurayı kendileri çekti</strong></p>

<p>Parkurların ardından adaylar Afet Koordinasyon Merkezi’nde (AKOM) sözlü sınava katıldı. Kura çekerek soru kitapçıklarını belirleyen adaylara; Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, mesleki uygulama ve Anayasa’dan sorular yöneltildi. Tüm bu süreçler de video çekimi ile kayıt altına alındı.</p>

<p><strong>“Liyakat usulüyle seçim yapılıyor”</strong></p>

<p>İzmir İtfaiyesi’nin köklü ve kurumsal bir yapıya sahip olduğunu belirten İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı İsmail Mutaf, yangınlar ve doğal afetlerle mücadeleyi güçlendirmek için personel kadrosunu da güçlendirdiklerini vurgulayarak, “İzmir İtfaiyesi yangın, deprem, sel gibi her türlü afette İzmir halkının ve çevre illerin yardımına koşarak canla başla çalışır. Yeni alacağımız memurlarımız da çalışmalarımıza güç katacak. Adaylarımızı sözlü ve uygulamalı sınavlardan sonra aldıkları puana göre, liyakat usulüne göre kurumumuza kazandıracağız. Geçmişte yaşadığımız afetlerden çok önemli dersler çıkardık. Yurttaşlarımızın içi rahat olsun. İzmir İtfaiyesi olarak bize ihtiyaç duyulduğunda üzerimize düşen görevi layıkıyla yerine getireceğiz” dedi.</p>

<p><strong>“Zor durumlara hazırlıklı olmalıyız”</strong></p>

<p>İtfaiye memuru olmak için ter döken adaylardan Furkan Umut Özbek, daha önce Eskişehir’de sınava katıldığını, şimdi de İzmir’de aynı maratonu yaşadığını vurgulayarak, “Parkur zordu ama güzel geçti. Havanın yağmurlu olması, durumu biraz daha zorlaştırdı. Ama bitirdik. İtfaiyeci olacağız neticede. Bu tür durumlara hazırlıklı olmamız gerekiyor. Sınavları geçip de işe başladığım zaman daha zorlu durumlarla karşılaşacağım. O nedenle bu parkurlar çok iyi oldu” dedi.</p>

<p><strong>“Zorluk bu işin doğasında var”</strong></p>

<p>Hava şartlarının ve parkurların kendisini zorladığını belirten İbrahim Girgin, &nbsp;“İtfaiyecilik zorlu bir meslek. Bunun farkındayız. Bunun için elimizden geleni yaptık. Sınava katılanlara hayırlısı olsun” diye konuştu. &nbsp;Sefa Serttaş ise zor parkurların bu işin doğasında olduğunu ifade ederek, “Karanlık odadan geçtik. Çok dumanlıydı. Parkur da çok zorladı. Ama bizim için çok iyi oldu. Çünkü ne kadar zor olursa, ona göre göre çalışıp başarı elde ediyoruz” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>“Kazanırsam İzmir tutkulu bir itfaiyeci kazanacak”</strong></p>

<p>Sınavın çok heyecanlı geçtiğini aktaran Hilal Önal ise, “Benim için çok iyi bir deneyimdi. Karanlık odada zorlandım. Dumanların arasında yön bulmak çok zordu ama bu meslek için çok önemli” dedi. Ferhat Arslan da ilk kez mülakatlara katıldığını söyleyerek, “Gece çok heyecanlıydım ama buraya gelince heyecanım geçti. İtfaiyecilik mesleğini seviyorum. Yağmur biraz zorladı fakat her şeye rağmen parkur güzel geçti. Kazanırsam eğer İzmir araştırmacı, kendini sürekli geliştiren, tutkulu bir itfaiyeci kazanacak. Umarım mesleğimi İzmir Büyükşehir Belediyesi çatısı altında sürdürme şansı yakalarım” diye konuştu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 08 Apr 2025 12:16:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/04/itfaiyeci-olmak-icin-ter-dokuyorlar-1744103783.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Telefonu gece boyunca şarjda bırakmak yangın riski taşıyor!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/telefonu-gece-boyunca-sarjda-birakmak-yangin-riski-tasiyor-77973</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/telefonu-gece-boyunca-sarjda-birakmak-yangin-riski-tasiyor-77973</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Telefonu gece boyunca şarjda bırakmak yangın riski taşıyor!</strong></p>

<p><strong>Telefonu yastık üzerinde şarj etmeyin!</strong></p>

<p><strong>Telefonu gece boyunca şarjda bırakmanın yangın riski oluşturduğunu dile getiren uzmanlar, bu riskin birçok faktöre bağlı olduğunu ve özellikle düşük kaliteli veya hasarlı şarj aletleri, batarya problemleri ile uygun olmayan şarj ortamlarının önemli tehlike unsurları olduğunu söylüyor.&nbsp;</strong></p>

<p><strong>Telefonun yastık, battaniye veya koltuk gibi hava akışını engelleyen yüzeylerde şarj edilmesinin ısıyı hapsedebileceğini ve aşırı ısınmaya neden olabileceğini kaydeden İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl,</strong>&nbsp;“<strong>Telefonu prizde unutmayın, mümkünse gece boyunca şarjda bırakmayın. Uzun süreli şarj yerine yüzde 20-80 arasında şarj seviyesini koruyun.” dedi.</strong></p>

<p><strong>Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, telefonu güvenli şarj etmek için orijinal ekipman kullanma, hava akışı sağlama, aşırı ısınmayı önleme ve priz güvenliğine dikkat etmenin en önemli faktörler olduğunu ifade ederek, “Bu kurallara uyarsanız, yangın ve batarya sorunları gibi riskleri en aza indirmiş olursunuz.” dedi.</strong></p>

<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı, İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, telefonların gece boyunca şarjda bırakılmasının yangın riskini artırabileceğine dikkat çekti.</p>

<p><strong>Uygun olmayan şarj ortamları tehlikeyi artırıyor</strong></p>

<p>Telefonu gece boyunca şarjda bırakmanın yangın riski oluşturduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, bu riskin birçok faktöre bağlı olduğunu ve özellikle düşük kaliteli veya hasarlı şarj aletleri, batarya problemleri ile uygun olmayan şarj ortamlarının önemli tehlike unsurları olduğunu belirtti.</p>

<p>Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, yangın riski faktörlerini şöyle sıraladı:</p>

<p>“<strong>Kalitesiz veya Hasarlı Şarj Aletleri;</strong>&nbsp;Orijinal olmayan, düşük kaliteli veya sahte şarj cihazları, aşırı ısınmaya ve kısa devreye yol açabilir. Ucuz adaptörler ve kablolar genellikle düşük kaliteli bileşenler içerir ve güvenlik sertifikalarına sahip olmayabilir.</p>

<p><strong>Pil Aşınması ve Batarya Problemleri</strong>; Zamanla yıpranmış, şişmiş veya hasarlı bataryalar, aşırı ısınarak yangına sebep olabilir. Özellikle lityum iyon piller belirli bir sıcaklığa ulaştığında termal kaçak (thermal runaway) denilen bir tepkiye girerek alev alabilir.</p>

<p><strong>Telefonun yastık, battaniye gibi yüzeylerde şarj edilmesi aşırı ısınmaya neden olabilir</strong></p>

<p><strong>Telefonun Yatakta veya Yanıcı Maddelerin Üzerinde Şarj Edilmesi</strong>; Telefonun yastık, battaniye veya koltuk gibi hava akışını engelleyen yüzeylerde şarj edilmesi ısıyı hapsedebilir ve aşırı ısınmaya neden olabilir. Yangın riskini artırmamak için telefon sert, düz ve yanmaz bir yüzeyde şarj edilmelidir.</p>

<p><strong>Şarj Sırasında Aşırı Isınma</strong>; Telefonun arka plan uygulamaları çalışıyorsa, oyun oynanıyorsa veya güneş ışığına maruz kalıyorsa şarj sırasında daha fazla ısınabilir. Uzun süre yüksek sıcaklıkta kalan bataryalar tehlikeli hale gelebilir.</p>

<p><strong>Arızalı Priz veya Uzatma Kablosu Kullanımı</strong>; Eskimiş prizler, gevşek bağlantılar veya düşük kaliteli uzatma kabloları kıvılcım çıkarabilir ve yangına neden olabilir. Şarj cihazının doğrudan sağlam bir prize takılması daha güvenlidir.”</p>

<p><strong>Telefonu güvenli şarj etmek için öneriler!</strong></p>

<p>Telefonu güvenli şarj etmek için ise Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl şu önerileri sıraladı:</p>

<p>- Orijinal veya güvenilir markaların şarj cihazlarını kullanın.</p>

<p>- Telefonu yanıcı malzemelerden uzak, sert ve düz bir yüzeyde şarj edin.</p>

<p>- Aşırı ısınmayı önlemek için kılıfı çıkararak şarj edebilirsiniz.</p>

<p>- Telefonu prizde unutmayın, mümkünse gece boyunca şarjda bırakmayın.</p>

<p>- Uzun süreli şarj yerine yüzde 20-80 arasında şarj seviyesini koruyun.</p>

<p>- Telefon ve bataryayı düzenli kontrol edin; şişme veya aşırı ısınma fark ederseniz kullanmayın.</p>

<p>Sonuç: Modern telefonlar genellikle aşırı şarjı önleyen devrelerle donatılmış olsa da, özellikle eski veya hasarlı bataryalar, düşük kaliteli şarj cihazları ve havalandırmasız ortamlar yangın riskini artırabilir. Bu yüzden, telefonu gece boyunca şarjda bırakmak yerine güvenli bir şekilde şarj etmek her zaman daha iyidir.</p>

<p><strong>Telefonları güvenli şekilde şarj etmek için hangi önlemler alınmalı&nbsp;</strong></p>

<p>Telefonları güvenli şekilde şarj etmek için alınması gereken önlemleri de kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, telefonları güvenli bir şekilde şarj etmek için önlem almanın yangın, aşırı ısınma ve batarya hasarı gibi riskleri azaltacağını dile getirdi.</p>

<p>Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, güvenli şarj için alınması gereken önlemleri de şu şekilde sıraladı:</p>

<p>“- Orijinal ve Kaliteli Şarj Cihazı Kullanın; Telefonun kendi orijinal şarj adaptörünü ve kablosunu kullanın. &nbsp;Eğer orijinal şarj cihazı yoksa güvenilir ve sertifikalı (CE, UL gibi) markalardan alın. Düşük kaliteli, sahte veya bilinmeyen markalara ait şarj aletleri kısa devre ve aşırı ısınmaya sebep olabilir.</p>

<p>- Telefonu Yanıcı Malzemeler Üzerinde Şarj Etmeyin; Telefonu sert ve düz bir yüzeyde (masa, mermer, sehpa vb.) şarj edin. Hava akışını engellemeyecek bir ortamda şarj edin. Yastık, battaniye, koltuk, yatak veya kağıt gibi yanıcı yüzeylerde şarj etmekten kaçının.</p>

<p><strong>Şarj sırasında telefonu serin bir ortamda tutun!</strong></p>

<p>- Telefonu Aşırı Isınmadan Koruyun; Şarj sırasında telefonu serin bir ortamda tutun. Uzun süre oyun oynamayın veya ağır uygulamalar çalıştırmayın. Kılıfı çıkarmak, aşırı ısınmayı önleyebilir. Direkt güneş ışığında, araba içinde veya sıcak ortamlarda şarj etmeyin.</p>

<p>- Gece Boyunca Şarjda Bırakmaktan Kaçının; Şarjı takip edin ve dolduğunda fişten çekin. Mümkünse hızlı şarj teknolojisi olan adaptörler kullanarak şarj süresini kısaltın. Uzun saatler şarjda bırakmak bataryanın ömrünü kısaltabilir, şişmesine yol açabilir ve risk oluşturabilir. Batarya şarj için yüzde 20 seviyelerine indiğinde şarj işlemine başlanmalı, tamamının bitmesi beklenmemeli. Mümkünse yüzde 80 – 90 seviyelerinde iken de şarjdan çekilmeli. Böylece bataryanın ömrünün uzamasını sağlayabilirsiniz. Bazı Li-ion pillerin teknolojisi bu şarj tekniğini benimsemektedir.</p>

<p><strong>Telefonu duvar prizine doğrudan takarak şarj edin</strong></p>

<p>- Güvenilir Priz ve Kablo Kullanımı; Telefonu duvar prizine doğrudan takarak şarj edin. Uzatma kablosu veya çoklu priz kullanıyorsanız yüksek kaliteli ve sigortalı ürünler seçin. Kırık, gevşek veya aşınmış prizler yangın tehlikesi yaratabilir. Kablo aşınmış veya yırtılmışsa hemen değiştirin.</p>

<p>- Batarya Sağlığını Kontrol Edin; Telefon bataryasının şişmediğinden ve aşırı ısınmadığından emin olun. &nbsp;Eğer batarya şişmişse veya hızlı tükeniyorsa, yetkili servise başvurun. Bataryada delinme, sızıntı veya deformasyon varsa hemen kullanmayı bırakın.</p>

<p>- Şarj Halindeyken Telefonu Fazla Kullanmayın; Mümkünse şarj sırasında ağır uygulamalar çalıştırmayın. Çağrı yaparken veya oyun oynarken telefonun aşırı ısınmadığını kontrol edin. Şarj olurken telefonu yastık altına koymayın veya kapalı ortamda bırakmayın.”</p>

<p>Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, telefonu güvenli şarj etmek için orijinal ekipman kullanma, hava akışı sağlama, aşırı ısınmayı önleme ve priz güvenliğine dikkat etmenin en önemli faktörler olduğunu ifade ederek, “Bu kurallara uyarsanız, yangın ve batarya sorunları gibi riskleri en aza indirmiş olursunuz.” Şeklinde sözlerini tamamladı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 04 Apr 2025 13:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/04/telefonu-gece-boyunca-sarjda-birakmak-yangin-riski-tasiyor-1743763014.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>CNBC-e, Türkiye deki Yayın Hayatına   BAB Architects;in Broadcasting Tasarımıyla Dönüş Yaptı!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/cnbc-e-turkiye-deki-yayin-hayatina-bab-architectsin-broadcasting-tasarimiyla-donus-yapti-77972</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/cnbc-e-turkiye-deki-yayin-hayatina-bab-architectsin-broadcasting-tasarimiyla-donus-yapti-77972</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>CNBC-e, Türkiye’deki Yayın Hayatına &nbsp; BAB Architects’in Broadcasting Tasarımıyla Dönüş Yaptı!&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>İlbak Holding çatısı altında Türkiye’deki yayın hayatına güçlü bir geri dönüş yapan iş dünyası, finans ve eğlence konseptli televizyon kanalı CNBC-e’nin İstanbul stüdyosu BAB Architects tarafından tasarlandı. Teknolojinin sağladığı imkanlardan en üst düzeyde yararlanılan stüdyonun iç mekan tasarımlarında “tavus kuşu çatısı altında ekonomi” konsepti benimsendi.&nbsp;</strong></p>

<p>Türkiye ve dünyanın çeşitli bölgelerinde başarılı mimari, iç mimari ve broadcasting design projelerine imza atan&nbsp;<strong>Mimar İrem Arıbaş</strong>,&nbsp;<strong>İç Mimar Hüseyin Beş&nbsp;</strong>ve<strong>&nbsp;İç Mimar Yurdaer Beş’in</strong>&nbsp;önderliğindeki&nbsp;<strong>BAB Architects</strong>, İlbak Holding çatısı altında Türkiye’deki yayınlarına yeniden başlayan CNBC-e kanalının İstanbul stüdyosunu tasarladı. Kanalın Türk televizyon ekranlarında güçlü bir geri dönüş yapması amacıyla yeniden yapılanma süreci kapsamında ele alınan proje,&nbsp;<strong>BAB Architects</strong>&nbsp;ekibi tarafından teknolojinin sağladığı imkanlardan en üst düzeyde faydalanma hedeflenerek “tavus kuşu çatısı altında ekonomi” konseptiyle biçimlendirildi.&nbsp;</p>

<p>Merkezde bulunan mevcut taşıyıcı sistemi, firmanın logosunu temsil eden illüstre edilmiş tavus kuşu figürüyle tasarımın odak noktası haline getirilerek mimari bir dezavantajdan tasarımsal bir avantaja dönüştürüldü. Stüdyonun merkezindeki set, bir platform yardımıyla yükseltilerek mekan içerisinde ayrı bir bölüm olarak ayrıştırıldı. Bu odak noktasından hareketle kurgulanan stüdyonun, farklı program içeriklerine uyum sağlayabilmesi için 8 farklı çekim perspektifinin tek bir hacimde bir araya getirilmesi hedeflendi.&nbsp;</p>

<p><strong>CNBC-e Stüdyosu</strong>,&nbsp;<strong>BAB Architects</strong>&nbsp;ekipleri tarafından led ve dekoratif aydınlatma teknolojileriyle desteklenerek çeşitli içerik konseptlerine uyum sağlayabilecek şekilde değişken bir yapıda tasarlandı. Genel atmosferin oluşumunu sağlayan metal büküm aydınlatma panelleri, led ve dekoratif aydınlatma elemanları, özel imalat metal mobilya detayları, pleksi levhalar ve led ekranlar gibi çeşitli unsurlar bir arada kullanılarak mekanda dinamik bir ritim tasarlandı. Bu unsurlar, stüdyonun görsel ve işlevsel altyapısını tamamlar nitelikte kurgulandı.&nbsp;</p>

<p><strong><u>Künye:</u></strong></p>

<p><strong>Proje Adı:&nbsp;</strong>CNBC-E Stüdyosu</p>

<p><strong>Proje Yılı:&nbsp;</strong>2024</p>

<p><strong>Lokasyon:&nbsp;</strong>İstanbul</p>

<p><strong>Proje Alanı:&nbsp;</strong>200 m²</p>

<p><strong>Fotoğraflar:</strong>&nbsp;Egemen Karakaya</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 04 Apr 2025 13:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/04/cnbc-e-turkiye-deki-yayin-hayatina-bab-architectsin-broadcasting-tasarimiyla-donus-yapti-1743763005.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>“Empati, sağlıklı evliliğin temelidir”</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/empati-saglikli-evliligin-temelidir-77852</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/empati-saglikli-evliligin-temelidir-77852</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>Büyükşehir’in Ramazan ayı etkinlikleri devam ediyor;</p>

<p><strong>“Empati, sağlıklı evliliğin temelidir”</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Büyükşehir’in Ramazan ayına özel olarak düzenlediği söyleşiler farklı konuk ve konuları ile devam ediyor. Mutlu Ebeveynler Okulu başlığı altında gerçekleşen söyleşide “Eşler Arasında Empati ve Duygusal Dayanıklılık” ile ilgili bilgiler paylaşıldı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>OTURAKLIOĞLU’NDAN ÖNEMLİ BİLGİLER</strong></p>

<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin “Mutlu Şehir Okulları Ramazan’da Bi’ Başka” etkinlikleri hız kesmiyor. Mutlu Ebeveynler Okulu başlığı altında anlamlı bir söyleşi gerçekleştiren Psikolog İrem Oturaklıoğlu, “Eşler Arasında Empati ve Duygusal Dayanıklılık” konusunu ele aldı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>SORUNLAR SAĞLIKLI İLETİŞİMLE ÇÖZÜLMELİ</strong></p>

<p>Oturaklıoğlu, çiftler arasındaki empati eksikliğinin ilişkilerde ciddi sorunlara yol açabileceğini ve boşanmaya kadar varabilecek sonuçlar doğurabileceğini belirtti. “İnatlaşmak yerine, ‘Böyle mi düşünüyorsun? O zaman bunu sonra konuşalım’ diyerek sorunu daha sağlıklı bir şekilde ele almak gerekir” ifadelerini kullanan Oturaklıoğlu, evlilikte sorunların önce doğru tespit edilmesi, ardından sağlıklı iletişimle çözülmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>KATILIMCILAR SORULARINA YANIT BULDU</strong></p>

<p>Söyleşi boyunca kadınlar, kendi evlilikleriyle ilgili sorularını sorma fırsatı buldu. Oturaklıoğlu, katılımcıların merak ettiği konulara açıklık getirerek empati ve duygusal dayanıklılığın önemine dikkat çekerken, etkinlik sonunda kadınlar, edindikleri bilgilerden memnun kaldıklarını belirtti. Mutlu Şehir Okulları etkinlikleri Ramazan ayı boyunca devam ediyor. Detaylı bilgi almak isteyenler&nbsp;0262 318 27 29&nbsp;numaralı telefonu arayabilir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Mar 2025 11:42:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/03/empati-saglikli-evliligin-temelidir-1742978545.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Vodafone Gönüllüleri, Adıyamanlı Kadın ve Çocuklarla Buluştu</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/vodafone-gonulluleri-adiyamanli-kadin-ve-cocuklarla-bulustu-77844</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/vodafone-gonulluleri-adiyamanli-kadin-ve-cocuklarla-bulustu-77844</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Vodafone Gönüllüleri, Adıyamanlı Kadın ve Çocuklarla Buluştu</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Vodafone Gönüllüleri, Vodafone Vakfı’nın Millî Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü iş birliğiyle yürüttüğü deprem bölgesindeki çalışmalarına destek vermek üzere Adıyaman’a günübirlik ziyarette bulundu. Adıyaman Halk Eğitim Merkezi’ndeki atölyelere katılarak kadın kursiyerlerin el sanatları çalışmalarına destek veren gönüllüler, AÇEV iş birliğiyle kurulan Çocuk ve Aile Merkezi’ni de ziyaret ederek kadın ve çocuklarla sohbet etti.</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>26 Mart 2025 –&nbsp;</strong>Türkiye’nin dijitalleşmesine liderlik etme vizyonuyla faaliyet gösteren Vodafone, çalışanlarının gönüllülük faaliyetlerine destek vermeyi sürdürüyor. “İyiliğin Yanında Duruyoruz” temasıyla sürdürülen Vodafone Gönüllüleri Programı kapsamında 25 gönüllü, Vodafone Vakfı’nın, Millî Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü iş birliğiyle yürüttüğü “Dijital Benim İşim” Projesi’ne destek vermek üzere Adıyaman’a günübirlik saha ziyareti yaptı. Adıyaman Halk Eğitim Merkezi’nde 7 farklı atölyeye katılarak kadın kursiyerlerin el sanatları çalışmalarına destek veren Vodafone Gönüllüleri, projenin eğitim çalışmaları kapsamında deprem bölgesine özel olarak hazırlanan Dijital Dünyaya Giriş Semineri’nde de yer alarak dijital dünya, satış-pazarlama, müşteri memnuniyeti, e-ticaret platformları, sosyal medya gibi konularda kadınlara eğitim verdi. Vodafone Gönüllüleri, son olarak, AÇEV iş birliğiyle kurulan Çocuk ve Aile Merkezi’ni ziyaret ederek kadın ve çocuklarla sohbet etti.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Hasan Süel</strong>, şunları söyledi:</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>“Vodafone olarak, çalışma arkadaşlarımızın sosyal sorumluluk projelerimize katılımını destekliyor, katkılarını çok değerli buluyoruz. Vodafone Gönüllüleri Programı ile çalışma arkadaşlarımız arasında gönüllülük bilincini geliştirmeyi hedefliyoruz. Bu programla, sosyal sorumluluk projelerimiz ile çalışma arkadaşlarımız arasında duygusal bağ kurmak ve farklı hayatlara dokunabilecekleri deneyimler yaşatmak istiyoruz. Vodafone Gönüllüleri ile beraber projelerimizin yarattığı sosyal etkiyi daha da artırıyor, çalışan gelişimini teşvik ederken toplum için de değer yaratıyoruz. Gönüllülerimiz Adıyaman’a günübirlik ziyarette bulunarak Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü iş birliğiyle yürüttüğümüz ‘Dijital Benim İşim’ Projesi kapsamında yürütülen çalışmalara destek oldu. Aynı zamanda AÇEV iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz Çocuk ve Aile Merkezi’ni ziyaret etti. Gönüllülük çalışmalarımıza devam edeceğiz.”</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Yılda 2 gün gönüllü çalışma izni</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Vodafone’da tüm çalışanlar Vodafone Gönüllüleri Programı’na katılabiliyor. Halihazırda Vodafone Gönüllüleri’nin sayısı 800’e ulaştı. Bunun yanı sıra şirkette yaklaşık 180 kişilik Gönüllü Takımı da bulunuyor. Vodafone, yılda 8-10 aktivite ile gönüllülerinin %55’ine ulaşmayı hedefliyor. Bu aktivitelere ek olarak, yılda 2 kez düzenlenen gönüllü buluşmaları ile iletişim canlı tutuluyor. Vodafone çalışanlarının gönüllülük yapabilmelerini kolaylaştırmak için yılda 2 gün gönüllü çalışma izni sağlanıyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Mar 2025 11:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/03/vodafone-gonulluleri-adiyamanli-kadin-ve-cocuklarla-bulustu-1742978431.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mövenpick Hotel İstanbul Marmara Sea,  en yüksek güvenlik onayını aldı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/movenpick-hotel-istanbul-marmara-sea-en-yuksek-guvenlik-onayini-aldi-77628</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/movenpick-hotel-istanbul-marmara-sea-en-yuksek-guvenlik-onayini-aldi-77628</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Mövenpick Hotel İstanbul Marmara Sea, Güvenlik ve Emniyette Zirveye Ulaşarak Safehotels’ten ‘’Executive’’ Sertifikası Aldı</p>

<p>Mövenpick Hotel İstanbul Marmara Sea, dünya çapında otel güvenliği ve emniyeti konusunda yetmişten fazla ülke ve iki yüzden fazla şehirde öncü bir rol üstlenen Safehotels tarafından, uluslararası güvenlik standartlarını en yüksek seviyede yerine getirdiği için ‘’Executive’’ sertifikasına layık görüldü.</p>

<p>Safehotels sertifikasyonu, otel güvenliği, acil durum hazırlıkları, misafir koruma standartları ve çok daha fazlasını kapsayan kapsamlı bir değerlendirme süreci içeriyor. Mövenpick Hotel İstanbul Marmara Sea, bu kriterlerin her birini başarıyla yerine getirerek, misafirlerine güvenli ve konforlu bir konaklama deneyimi sunma taahhüdünü bir kez daha pekiştirdi.</p>

<p>Mövenpick Hotel İstanbul Marmara Sea Genel Müdürü Eray Dursun, konuya ilişkin yaptığı açıklamada: “Güvenlik, misafirlerimizin rahatlığı ve huzuru için öncelikli bir unsurdur. Safehotels’in verdiği bu sertifika, sunduğumuz güvenlik önlemlerinin ve hizmet kalitesinin bir göstergesi olup, konuklarımıza her zaman en yüksek standartlarda güvenli bir ortam sağlamayı sürdüreceğiz.” dedi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 20 Mar 2025 11:55:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/03/movenpick-hotel-istanbul-marmara-sea-en-yuksek-guvenlik-onayini-aldi-1742460904.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Buzullar Hızla Erirken Geleceğimiz, Geçim Kaynaklarımız Da Eriyor</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/buzullar-hizla-erirken-gelecegimiz-gecim-kaynaklarimiz-da-eriyor-77625</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/buzullar-hizla-erirken-gelecegimiz-gecim-kaynaklarimiz-da-eriyor-77625</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Buzullar Hızla Erirken Geleceğimiz, Geçim Kaynaklarımız Da Eriyor</strong></p>

<p>SÜT-D, buzullarımızı,suyumuzu koruma ve iklim değişikliğine dayanıklı dur deme çağrısı yaptı</p>

<p><strong>Sürdürülebilir Üretim ve&nbsp;Tüketim Derneği, Dünya Su Günü açıklamasında&nbsp;su insanın temel içeceği, tarım ile endüstrinin girdisi, enerji sektörünün&nbsp;yenilenebilir kaynağı, turizm için önemli, &nbsp;ülkelerin kıymetli ulusal varlıklarından biridir vurgusu ile suyun sadece yüzde 2,5’inin tatlı su, bu suyun da çoğunun buzullarda olduğunu belirterek; iklim değiştikçe buzulların hızlı erimesiyle insanın barınma, enerji, gıda, sağlık erişimi, geçim kaynakları da tehlikeye girmekte; türler yok olmakta; geleceğimiz de erimekte diyerek buzullarımızı, suyumuzu koruma, iklim değişikliğine dur deme çağrısı yaptı.</strong></p>

<p>21 Mart 2025 Dünya Su Günü için “Buzul Koruma” temasıyla hızla eriyen buzullarla, su akışlarındaki düzensizliğin insan, tarım, turizm, endüstri, enerji, ekosistemlerde yaratacağı ciddi etkiler nedeniyle iklim değişikliği ve küresel su krizi mücadele planlamaları merkezine buzul korumanın koyulması için birlikte çalışma gereği bildiriliyor diyen İstanbul Teknik Üniversitesi(İTÜ) Öğretim Üyesi ve Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) Başkanı Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu buzullar erirken geleceğimiz, geçim kaynaklarımız da eriyor, buzullarımızı, suyumuzu koruma, iklim değişikliğine dur deme çağrısı yaptı.</p>

<p><strong>Buzullarımızı korumalıyız</strong></p>

<p>SÜT-D Başkanı Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu “Birleşmiş Milletler(BM) Genel Kurulu 2025 yılını “Uluslararası Buzulların Korunması Yılı” ilan ederek bu yıldan başlayarak “21 Mart Dünya Buzullar Günü” olacağını ilan etti. 2025 BM Dünya Su Günü’nde de “Buzul Koruma” temamız var.Su havada, yüzeyde, yeraltında ve okyanuslardadır. Suyun sadece &nbsp;yüzde 2,5’i tatlı su olup, bu suyun çoğu buzullarda, kalanı yeraltı sularındadır. Havada ve yüzeyde çok az tatlı su vardır. Kara alanının yaklaşık yüzde onu buzul buzu ile kaplı olup büyük ölçekte kutup, daha küçük dağ buzulları vardır.Doğanın su deposu buzullar yaşam için kritik önemli olup eriyen suları sağlıklı ekosistemler için olmazsa olmazdır” vurgusu ile gezegenimizin su döngüsü, insan, bitkiler, hayvanlar ve mikroorganizmaların yaşamı için vazgeçilemezken suya erişim hepimizin hakkıdır. 2,2 milyar insan sağlıklı içme suyu olmadan yaşıyor. Su her yerdedir.İçme suyu; tarım ve endüstride girdi; enerji kaynağı; turizmde rota olarak su ile yaşar, geçinir ve mutlu oluruz. İnsan, yine insan için üretirken, tüketirken, hizmet sunulurken doğrudan ve dolaylı sebep olduğu sera gazı emisyonlarıyla küresel yüzey ve küresel okyanus sıcaklık artışına, iklim değişikliğine, buzullarımızın hızla erimesine neden oluyor. Su döngüsü öngörülemez oluyor” bilgisini vererek buzullarımızı koruma acil gereğine dikkat çekti.&nbsp;</p>

<p><strong>İklim değişikliği, buzullar ve hayatta kalma stratejisi&nbsp;</strong></p>

<p>Prof. Karaosmanoğlu “2015-2024&nbsp;yıllarındaki son on yıl kayda geçen en sıcak on yıl olurken 2024 küresel ortalama yüzey sıcaklığı&nbsp;1850-1900&nbsp;dönemi ortalamasının 1,55°C üstünde olan ilk yıl rekoruyla iklim hızla değişti. İklim değişmekte.İklim değişecek. İklim değişikliğiyle olagelen yağış anormallikleri, deniz seviyesi yükselmesi; kar, deniz buzu ve buzulların yitirilmesi; kuraklık; sıcak hava dalgası; soğuk hava dalgası; ısı adası; yangın; hava kalitesi kötüleşmesi; göç; salgın yaşamımızı tehlikeye sokmakta.Buzulların her zamankinden hızlı erimesinin yıkıma neden olduğunu, okyanuslar ısındıkça &nbsp;insan ve yaban yaşamında olagelen sorunları göz ardı edemeyiz. Örneğin balıkçılık, kutup ayıları ile penguenlerin yaşamındaki zorluklar gibi. İşte bu nedenlerle buzulların korunması hayatta kalma stratejimiz olmalı, sera gazı emisyonlarını azaltmalı, eriyen suyu insan ve gezegen yararına daha sürdürülebilir yönetmek için harekete geçmeli, birlikte çalışmalıyız” dedi.</p>

<p><strong>Türkiye, buzullarımız ve karbon yönetimi</strong></p>

<p>Dr. Karaosmanoğlu “Ülkemizde Doğu Karadeniz Dağları, Toros Dağları ve volkanlarda vadi buzulu, buzyalağı buzulu ve doruk buzulu tipinde dağ buzulu vardır. En büyük ve tek doruk buzulu yaklaşık 10 kilometrekare yüzey alanıyla Ağrı Dağı’ndadır. En büyük ve 20 bin yıllık vadi buzulu ise Cilo Dağı Uludoruk Buzulu olup uzmanlar buzullarımızın yılda 1 ile 20 metre arasında eridiğini, gidişata dur denmezse Cilo Dağı buzullarının önümüzdeki 20-50 yılda yok olacağını bildiriyor diyerek hepimiz iklim değişikliğinden sorumluyuz. Evde, okulda, işte, yolda, tarlada, ormanda sera gazı emisyonlarımızı düşürmeli, iklim değişikliğine dur demeliyiz. Atmosfer ve suyun sınırı yok. Her birimize görev düşüyor.SÜT-D’nin de Türkiye karbon yönetimi kapasitesini artırmak öncelikli hedefiyle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve İTÜ ana desteğinde, 2024 UI GreenMetric sıralamasında “Dünyanın En Sürdürülebilir 38. ; Avrupa’da 22.; ülkemizin sekiz yıldır hep birincisi kampüs” olan Ayazağa Yerleşkesi’nde 14-15 Nisan 2025’te gerçekleştirilecek konusunun ilk ve teki 10. İstanbul Karbon Zirvesi’nde paydaşlarını biraraya getireceğini ve SÜT-D 2025 Düşük Karbon Kahramanı Ödül başvurusunun sürdüğünü açıkladı. &nbsp;</p>

<p><strong>Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği(SÜT-D):&nbsp;</strong>SÜT-D, sürdürülebilir üretim ve tüketim konusunda toplumda güçlü etki yaratmak için faaliyetler yaparak, en iyi enerji, su, atık yönetimi ile kaynak verimli, mevcut en iyi teknolojilerin kullanılması; çevre kirliliği, iklim değişikliği ve biyoçeşitlilik kaybı ile mücadele edilmesi; &nbsp;insan ve doğa dostu sürdürülebilir yaşam kültürü ile sürdürülebilir kalkınma farkındalığının artırılması için çalışarak bilgi ve kapasite oluşturmak hedefi ile 2013 yılında kamu, iş ve akademi temsilcilerince kuruldu. SÜT-D etkinliklerinde resmi erk, yerel yönetimler, üniversiteler, sivil toplum örgütleri ve medya ile yakın işbirliğinde olma, “Sürdürülebilirlik Yönetimi” &nbsp;sosyal ve teknik yönleriyle uğraş vermeyi öncelikli görmekte, bugün ve yarında insanoğlunun refah ve konforu için sivil toplum yeşil ve mavi gücünü sunmaktadır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 20 Mar 2025 11:54:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/03/buzullar-hizla-erirken-gelecegimiz-gecim-kaynaklarimiz-da-eriyor-1742460858.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>“Su Hayattır 2025” Projesi nin protokolü imzalandı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/su-hayattir-2025-projesi-nin-protokolu-imzalandi-77621</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/su-hayattir-2025-projesi-nin-protokolu-imzalandi-77621</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Cambria,serif"><strong>“Su Hayattır 2025” Projesi’nin protokolü imzalandı</strong></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Cambria,serif"><strong>ASAT öğrencilerde su bilinci oluşturacak</strong></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Cambria,serif">Antalya Büyükşehir Belediyesi ASAT Genel Müdürlüğü ve Antalya İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliği ile gerçekleştirilecek olan “Su Hayattır 2025” projesinin protokolü imzalandı. ASAT Genel Müdürü Av. İbrahim Kurt ve Antalya İl Milli Eğitim Müdürü Salih Kaygusuz tarafından imzalanan protokol kapsamında iklim krizi ve kuraklığa dikkat çekilerek suyun önemi anlatılacak. </span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Cambria,serif">Proje, tükenen su kaynaklarına dikkat çekerek farkındalık oluşturulması, suyun arıtılma aşamaları anlatılarak su hakkında bilgi edinilmesi ve çevre duyarlılığının erken yaşlarda geliştirilmesini amaçlıyor. 14 hafta sürecek projede, ASAT proje ekibi ve Akdeniz Üniversitesi Eğitim Fakültesinden 11 öğretmen adayı, 4’ü merkezde 4’ü ilçede toplam 8 okulda 4. sınıf öğrencilerine, tükenen su kaynakları, iklim krizi ve kuraklığa dikkat çekerek su farkındalığını oluşturmak ve suyun arıtılma aşamalarını anlatarak öğrencilere erken yaşta su bilinci oluşturulmasını sağlayacak. Proje kapsamında öğrencilere ASAT Genel Müdürlüğü Hizmet Binası, Hurma Atıksu Arıtma Tesisi, Duraliler Pompa İstasyonu ve Antalya Büyükşehir Belediyesi Sıfır Atık Tesisleri gezdirilerek tesislerin işleyişi hakkında bilgi edinilmesi sağlanacak. </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Cambria,serif"><span style="color:black">SUYUN ÖNEMİ ANLATILACAK</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="color:black">Protokolün sağlayacağı yararları anlatan ASAT Genel Müdürü Av. İbrahim Kurt, iklim krizi, su kaynaklarının azalması, kuraklık gibi konuların, dünyada olduğu gibi ülkemizde de oldukça büyük sorun haline geldiğini ifade etti. Genel Müdür Kurt, “Proje kapsamında&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Cambria,serif"><span style="color:black">vereceğimiz eğitimlerle öğrencilerimizi su hakkında erken yaşta bilinçlendirmeyi amaçlıyoruz. Gerçekleştirecek olduğumuz saha gezilerinden biri olan Hurma Arıtma Tesislerinde öğrencilerimize suyun nasıl arıtıldığını, suyun işlenerek çevreye zarar vermeden nasıl bırakıldığınız anlatacağız. Daha önce Milli Eğitim Bakanlığı ile yaptığımız protokoller çerçevesinde ilköğretim öğrencilerimize yönelik verdiğimiz eğitimlerin olumlu sonuçları olduğunu gördük. Bu projeden de olumlu sonuçlar elde edeceğimize inanıyoruz” açıklamalarında bulundu.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Cambria,serif"><span style="color:black">ÖĞRENCİLER ERKEN YAŞTA BİLİNÇLENECEK</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Cambria,serif"><span style="color:black">İmza töreninde konuşan Antalya İl Milli Eğitim Müdürü Salih Kaygusuz ise “Bu önemli işbirliği ile suyun verimli kullanımı ve çevreye karşı duyarlılık konularını ele alarak öğrencilerimizin erken yaşlarda bilinçlendirilmesini sağlamak istiyoruz. Uygulamalı olarak sahaya yapılacak geziler ve verilecek eğitimler ile birlikte de öğrencilerimizin bilinçlenmesini hedefliyoruz” dedi.&nbsp;</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><br />
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 20 Mar 2025 11:53:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/03/su-hayattir-2025-projesi-nin-protokolu-imzalandi-1742460804.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>18-24 Mart Yaşlılara Saygı Haftası!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/18-24-mart-yaslilara-saygi-haftasi-77574</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/18-24-mart-yaslilara-saygi-haftasi-77574</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>18-24 Mart Yaşlılara Saygı Haftası!</strong></p>

<p><strong>Türkiye yaşlanıyor, yaşlı bakımında ihtiyaçlar artıyor!</strong></p>

<p><strong>Yaşlı bakımı, yüksek nitelikli ve iyi eğitimli personel gerektiriyor!</strong></p>

<p><strong>Türkiye’de yaşlı nüfus oranının hızlı bir şekilde arttığını ve 2023 yılı itibarıyla bu oranın yüzde 9’un üzerine çıktığını kaydeden uzmanlar, mevcut yaşlı bakım hizmetlerinin yetersiz kalmasının, bireylerin hem fiziksel hem de psikolojik sağlığını olumsuz etkilediğini söylüyor.</strong>&nbsp;</p>

<p><strong>Artan yaşlı nüfusun, bakım hizmetlerine duyulan ihtiyacı önemli ölçüde artırdığını vurgulayan Öğr. Gör. Büşra Kul, “Yaşlı bakımı, yüksek nitelikli ve iyi eğitimli personel gerektiren bir alandır. Yaşlı bakımında çalışan personelin eğitimi, sadece tıbbi bilgiden ibaret değildir. Bakıcılar, hemşireler ve doktorlar, yaşlıların özel ihtiyaçlarına uygun şekilde eğitim almalıdır.” dedi.</strong></p>

<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Yaşlı Bakımı Programı Başkanı Öğr. Gör. Büşra Kul, 18-24 Mart&nbsp;2025 Yaşlılara Saygı Haftası dolayısıyla, Türkiye’de yaşlı nüfusun durumu ve yaşlı bakım hizmetlerine duyulan ihtiyaç konusunu değerlendirdi.</p>

<p><strong>Türkiye’de yaşlı nüfus giderek artıyor!</strong></p>

<p>Türkiye'de yaşlı nüfusun giderek artan bir orana sahip olduğunu ve 2023 yılı itibarıyla Türkiye'nin yaşlı nüfusunun yüzde 9'un üzerine çıktığını dile getiren Öğr. Gör. Büşra Kul, “Bu oran, sağlık hizmetleri ve sosyal güvenlik politikalarındaki gelişmelerle artmaya devam ediyor. Ancak yaşlı bakımına yönelik hizmetler, genellikle yetersiz kalmakta, bu durum yaşlı bireylerin hem fiziksel hem de psikolojik sağlıklarını olumsuz etkileyebilmektedir. Artan yaşlı nüfus, bakım hizmetlerine duyulan ihtiyacı da önemli ölçüde artırmaktadır. Sağlık hizmetleri, konforlu yaşam alanları, psikososyal destek gibi unsurlar, yaşlı bakımının temel bileşenleridir. Bu nedenle, yaşlı bakım hizmetlerine yönelik yatırımların artırılması gerekmektedir.” dedi.</p>

<p><strong>Yaşlı bakımı çok yönlü olmalı…</strong></p>

<p>Yaşlı bakımının sadece tıbbi bir mesele olmadığına işaret eden Kul, “Yaşlı bireylerin psikolojik ve sosyal ihtiyaçları da en az fiziksel sağlıkları kadar önemlidir. Sosyal izolasyon, depresyon, yalnızlık gibi psikolojik sorunlar yaşlılar arasında yaygındır. Bu nedenle, yaşlı bakımının çok yönlü olması, sadece fiziksel sağlık sorunlarıyla değil, aynı zamanda ruhsal ve sosyal durumlarla da ilgilenmesi gerekmektedir. Yaşlı bireylerin sosyal etkinliklere katılımını teşvik etmek, psikolojik destek sunmak ve aile bağlarını güçlendirmek bu açıdan önemlidir.” diye konuştu.</p>

<p><strong>Yaşlı bakım personelinin niteliği artırılmalı</strong></p>

<p>Yaşlı bakımının, yüksek nitelikli ve iyi eğitimli personel gerektiren bir alan olduğunu da belirten Kul, “Yaşlı bakımında çalışan personelin eğitimi, sadece tıbbi bilgiden ibaret değildir. Bakıcılar, hemşireler ve doktorlar, yaşlıların özel ihtiyaçlarına uygun şekilde eğitim almalıdır. Bu eğitim, yaşlıların fizyolojik, psikolojik ve sosyal ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlayan bir bütünsel yaklaşımla şekillendirilmelidir. Yaşlı bakımı personelinin, aynı zamanda empati, sabır ve iletişim becerileri gibi insani özelliklere sahip olması da büyük önem taşır. Eğitim programları, yaşlılara özgü bakım tekniklerinin yanı sıra, birinci basamaktan ileri düzey bakıma kadar geniş bir yelpazeyi kapsamalıdır.” ifadesinde bulundu.</p>

<p><strong>Ailelerin rolü büyük</strong></p>

<p>Ailelerin, yaşlı bakımının temel taşlarını oluşturan unsurlar olduğunu da söyleyen Öğr. Gör. Büşra Kul, “Ancak, modern yaşam koşulları ve ekonomik zorluklar nedeniyle birçok aile, yaşlı bireylerine yeterince bakım sağlayamamakta ya da bu süreçte psikolojik ve fiziksel olarak zorlanmaktadır. Ailelere yönelik eğitimler, bakım süreçlerini daha sağlıklı bir şekilde yönetmelerine yardımcı olabilir. Ayrıca, aileler için destek grupları, psikolojik destek hizmetleri ve finansal yardım paketleri, bakım sürecini daha sürdürülebilir hale getirebilir.” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Yaşlı bakım hizmetlerini geliştirmek için ne yapılabilir?</strong></p>

<p>Öğr. Gör. Büşra Kul, yaşlı bakım hizmetlerinin geliştirilmesi için neler yapılması gerektiğini de şöyle sıraladı:</p>

<p>“Kısa vadeli; Yaşlı bakım hizmetlerine yönelik farkındalık oluşturulmalı, kısa süreli bakım hizmetleri, evde bakım desteği ve sağlık taramaları gibi hizmetler yaygınlaştırılmalıdır. Ayrıca, yaşlılara yönelik acil destek hatları kurulabilir.</p>

<p>Orta vadeli; Yaşlı bakımını destekleyen sosyal politikalar geliştirilmelidir. Yaşlılar için özel bakım evlerinin kapasitesi artırılmalı, bu hizmetlerin kalitesi denetlenmeli ve erişilebilirliği sağlanmalıdır.</p>

<p>Uzun vadeli; Yaşlı bakımına yönelik kapsamlı bir ulusal strateji belirlenmeli ve sağlık sisteminde yaşlılara özgü uzmanlık alanları oluşturulmalıdır. Yaşlıların yaşam kalitesini artıracak araştırmalar ve projeler teşvik edilmeli, bu konuda devlet ve özel sektör iş birliği güçlendirilmelidir.</p>

<p>Yaşlı bakımının yalnızca tıbbi değil, sosyal ve psikolojik boyutlarının da dikkate alındığı bir politika geliştirilmesi, yaşlı bireylerin sağlıklı, mutlu ve huzurlu bir yaşam sürdürebilmeleri için büyük önem taşımaktadır.”&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 19 Mar 2025 15:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/03/18-24-mart-yaslilara-saygi-haftasi-1742387791.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Prof. Dr. Karakaş “Çanakkale, bir vatan savunmasıdır”</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/prof-dr-karakas-canakkale-bir-vatan-savunmasidir-77572</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/prof-dr-karakas-canakkale-bir-vatan-savunmasidir-77572</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>EÜ’de “18 Mart 1915 İtilaf Donanması’nın Kara Günü” konferansı düzenlendi</p>

<p><strong>Prof. Dr. Karakaş “Çanakkale, bir vatan savunmasıdır”</strong></p>

<p>Ege Üniversitesi (EÜ) 70.&nbsp; Kuruluş Yıldönümü Etkinlikleri kapsamında “18 Mart 1915 İtilaf Donanması’nın Kara Günü” başlıklı konferans düzenlendi. EÜ Edebiyat Fakültesi Prof. Dr. Nuri Bilgin Konferans Salonunda düzenlenen etkinlikte Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Nuri Karakaş, konuşmacı olarak yer aldı. Konferansa; EÜ Edebiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Semih Çınar, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Cihan Özgün, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.</p>

<p>Çanakkale Savaşı’nın İtilaf devletleri açısından amacı ile ilgili bilgi veren Prof. Dr. Nuri Karakaş “Çanakkale Savaşı’nda İtilaf devletlerin birinci amacı, Çanakkale Boğazı’nı deniz yoluyla geçmek, İstanbul’a ulaşmak, başkenti işgal etmek ve mümkünse Osmanlı Devleti’ni saf dışı bırakmaktır. Asıl neden ise, savaş esnasında büyük kayıplara uğrayan Rus Çarlığı ile temas kurarak yardım sağlamak ve aynı zamanda Ukrayna topraklarından erişim sağlayıp Çarlık Rusya’dan tahıl tedarik etmektir. Ayrıca bir diğer sebep de henüz savaşa girmemiş Balkan devletlerini kendi saflarına çekmektir” diye konuştu.</p>

<p>Savaşın öncesinde de Osmanlı Devleti tarafından Çanakkale Boğazı’nı savunmaya yönelik önlemler alındığını ifade eden Prof. Dr. Karakaş, “Osmanlı Devleti, çok daha öncesinden buraya bir saldırı olacağını tahmin ediyor. Bu nedenle Sultan Abdülhamid döneminden beri buralarda müstahkem mevkiler, tabyalar, boğazı geçmeye çalışan düşman unsurlarını engellemeye yönelik bir savunma tertibatı ortaya koymuştur. Çanakkale Boğazı, İstanbul’un kapısıdır. Burayı geçen bir donanma, rahatlıkla Marmara Denizi’nden İstanbul’a uzanıp işgal edebilir. O nedenle burası çok stratejik bir yerdir” dedi.</p>

<p><strong>“1915’de Çanakkale geçilmedi”</strong></p>

<p>Çanakkale Zaferinin önemini dile getiren Prof. Dr. Karakaş “Çanakkale’nin 1915’de geçilmemiş olması daha sonraki gelişmeler açısından son derece önemlidir. İstanbul ve Boğazlar, müttefikler tarafından Rusya’ya vaat edilmişti. Mart 1915’te Rusya, İtilaf Devletlerinin Çanakkale Harekâtını yapacağını öğrenince telaşa kapıldı ve Mart-Nisan 1915’de gizli bir anlaşma olan İstanbul Antlaşması ile Çanakkale ve İstanbul Boğazı ve Marmara Denizi’nin kıyılarını elde etmek doğrultusunda müttefiklerinden onay aldı. Bununla yetinmeyerek, 16 Mayıs 1916’da bugün Orta Doğu sınırlarının şekillenmesinde önemli bir etkisi olan Sykes-Picot Antlaşması’nın öncüsü olan Petrograt Protokolü’nde İstanbul ve Çanakkale Boğazları ve kıyıların haricinde Erzurum, Bitlis, Van, Karadeniz’in kıyısından daha sonra belirlenecek bir hatta kadar bir bölge verilecekti. Daha sonrasında Siirt’in güneyi, Muş ve o bölge Rusya’ya vaat ediliyor. Geniş bir coğrafya elde eden Çarlık Rusya’sı eğer ki savaşı müttefikleriyle birlikte zaferle neticelendirseydi, Bolşevik İhtilali olmasaydı, zafer kazanmış bir İtilaf Devleti olarak Doğu Anadolu’yu ele geçirecekti, yerleşecekti ve biz Türkler belki de Milli Mücadele’yi yapamayacaktık. O mevkilere yerleşen Rusya’yı çıkarmak pek kolay olmayacaktı” dedi.</p>

<p>Prof. Dr. Karakaş “Çanakkale bir vatan savunmasıdır, büyük bir zaferdir. Bu zaferi; başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, her rütbeden subaylara, Türk topçusuna, Türk mayıncısına ve erlere kadar herkese borçluyuz.&nbsp; Ruhları şad olsun” diye konuştu.</p>

<p>Etkinlik sonunda Prof. Dr. Cihan Özgün tarafından Prof. Dr. Nuri Karakaş’a katılımdan dolayı “Teşekkür Belgesi” verildi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 19 Mar 2025 15:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/03/prof-dr-karakas-canakkale-bir-vatan-savunmasidir-1742387756.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bitdefender Tarafından Tespit Edilen LinkendIn Dolandırıcılığı İş Arayanları Tehdit Ediyor</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.sektorel.com.tr/haber/bitdefender-tarafindan-tespit-edilen-linkendin-dolandiriciligi-is-arayanlari-tehdit-ediyor-76867</link>
                <guid>https://www.sektorel.com.tr/haber/bitdefender-tarafindan-tespit-edilen-linkendin-dolandiriciligi-is-arayanlari-tehdit-ediyor-76867</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bitdefender araştırmacıları, sahte LinkedIn iş teklifleri aracılığıyla kötü amaçlı yazılım dağıtarak kuruluşları hedef alan ve hala devam eden bir dolandırıcılık kampanyasını tespit etti. Aşırı cazip maaş tekliflerinin ve gerçekçi olmayan şartların yer aldığı iş ilanlarına şüpheyle yaklaşılması gerektiğini ifade eden</strong>&nbsp;<strong>Bitdefender Antivirüs Türkiye distribütörü Laykon Bilişim’in Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, LinkedIn’daki işe alım dolandırıcılığını ve korunma yöntemlerini paylaşıyor.</strong></p>

<p><strong>&nbsp;</strong></p>

<p>LinkedIn, iş arayanlar ve profesyoneller için hayati bir araç olabilir ancak sitenin popülerliğinden yararlanan siber suçlular için bir oyun alanı haline geldi. Bitdefender araştırmacıları tarafından tespit edilen LinkedIn dolandırıcılığı, iş arayışında olan profesyonelleri ve kuruluşları tehdit ediyor. Kendilerini kurumsal bir şirket gibi göstererek sahte iş ilanları açan siber dolandırıcılar, cazip teklifler sunarak güven kazanıyor. Hedeflenen kurban ilgisini ifade ettiğinde, dolandırıcının bir özgeçmiş talep etmesiyle ‘işe alma süreci’ başlıyor. Sonrasında zararsız görünen ancak kötü amaçlı yazılım içeren kodlar paylaşan saldırganlar, kurbanların cihazlarına sızarak önemli bilgileri ele geçiriyor. Bu tür saldırıların bireysel hedeflerle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda şirketlere ve hassas verilere erişim sağlamak amacıyla devlet destekli tehdit aktörleri tarafından gerçekleştiğini belirten&nbsp;<strong>Bitdefender Antivirüs Türkiye distribütörü Laykon Bilişim’in Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu,&nbsp;</strong>LinkedIn’daki işe alım dolandırıcılığını ve korunma yöntemlerini paylaşıyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Devlet Destekli Hacker’lar Kurumsal Verileri Hedef Alıyor</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>LinkedIn’daki kötü amaçlı yazılımı ve operasyonel taktikleri inceleyen Bitdefender araştırmacıları, bu saldırıların devlet destekli siber saldırganlar tarafından gerçekleştirildiğini ortaya koydu. Kuzey Kore merkezli hacker’lar tarafından yapılan saldırılar, özellikle büyük şirketlerin ve kritik sektörlerde çalışan profesyonellerin hedef alındığını gösteriyor. Sahte iş ilanları ve cazip maaş teklifleri aracılığıyla kurbanlarını tuzağa düşüren saldırganlar, kurumsal ağlara sızmak ve hassas verilere ulaşmak amacıyla faaliyetlerini yürütüyor. Bu tür saldırılar, yalnızca kişisel verilerin çalınmasının yanı sıra havacılık, savunma ve nükleer gibi stratejik sektörlerdeki gizli bilgilerin sızdırılmasına yol açabiliyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>LinkedIn Dolandırıcılığına Karşı Uygulanması Gereken 6 Korunma Yöntemi</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kişisel bilgilerin kolaylıkla elde edilebildiği sosyal platformlar, kötü niyetli faaliyetler için giderek daha fazla hedef haline geldi. LinkedIn’deki dolandırıcılık faaliyetlerinin artış gösterdiğine dikkat çeken Alev Akkoyunlu, LinkedIn işe alım dolandırıcılığına karşı<strong>&nbsp;</strong>uygulanması gereken 6 korunma yöntemini sıralıyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em><strong>1.</strong>&nbsp;<strong>Belirsiz iş tanımları ve iş ilanlarına dikkat edin.</strong></em>&nbsp;Eğer bir iş ilanı, iş tanımları konusunda belirsizlik taşıyor veya platformda belirgin bir iş pozisyonu yer almıyorsa, bu durumu şüpheyle değerlendirin. Gerçek iş ilanları genellikle açık ve detaylı bilgi sunar. Belirsiz iş tanımları, dolandırıcılara fırsat tanıyor olabilir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em><strong>2. Şüpheli veri yedekleme alanlarını kontrol edin.</strong></em>&nbsp;Bilmediğimiz isimlerde, kurumsal kimliği tam olarak oluşturulmamış veri transferi uygulamalarına karşı dikkatli olun. Sahte iş teklifleri ve kötü amaçlı yazılımlar, bu tür şüpheli kaynaklardan yayılarak hedef aldıkları kişilere zarar verebilir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em><strong>3. Zayıf iletişimden şüphelenin</strong></em><strong>.</strong>&nbsp;İş tekliflerinde yer alan sık yazım hataları ve eksik iletişim bilgileri, bir dolandırıcılık belirtisi olabilir. Ayrıca kurumsal e-posta adresleri ya da telefon numaraları gibi alternatif iletişim yöntemlerinin sağlanmaması, dolandırıcıların kimliklerini gizlemek istemesinden kaynaklanabilir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em><strong>4. Doğruluğundan emin olmadığınız dosyaları çalıştırmaktan kaçının.</strong></em>&nbsp;İşe alım sürecinde veya iş tekliflerinde gelen dosyaları çalıştırmadan önce mutlaka güvenli bir ortamda test edin. Sanal makineler, kum havuzları ya da çevrimiçi platformlar kullanarak, dosyanın zararsız olup olmadığını kontrol edin. Bu tür önlemler kötü amaçlı yazılımlardan korunmanızı sağlar.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em><strong>5. Gerçekliğini doğrulayın.</strong></em><strong>&nbsp;</strong>LinkedIn’da karşınıza çıkan iş tekliflerini her zaman resmi kurumsal web siteleri ile çapraz kontrol edin. E-posta alan adlarını onaylamak ve gönderenin doğru bir kurumdan olduğundan emin olmak dolandırıcılık risklerini azaltır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em><strong>6. Bilinmeyen tekliflere karşı tedbirli olun.</strong></em>&nbsp;İstenmeyen mesajları, teklifleri veya kişisel bilgi taleplerini dikkatle inceleyin. Hiç beklemediğiniz bir yerden gelen bu tür talepler, potansiyel bir dolandırıcılığın başlangıcı olabilir. Her zaman şüpheli bulduğunuz içerikleri dikkatlice gözden geçirin ve güvenliğiniz için temkinli olun.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 27 Feb 2025 12:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sektorel.com.tr/images/haberler/2025/02/bitdefender-tarafindan-tespit-edilen-linkendin-dolandiriciligi-is-arayanlari-tehdit-ediyor-1740647375.jpg"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
