Yapay zekâ iletişimcinin rakibi değil, akıllı asistanı olmalı!
GÜNDEMÜsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gül Esra Atalay, yapay zekâ çağında iletişim sektörünün dönüşümünü, iletişim eğitiminin geleceğini ve öğrencileri bu değişime nasıl hazırladıklarını değerlendirdi.
"Bugün tam anlamıyla bir iletişim çağında yaşıyoruz"
Teknolojik gelişmelerle birlikte iletişimin öneminin daha da arttığını ifade eden Prof. Dr. Gül Esra Atalay, "Biz bugün tam anlamıyla bir iletişim çağında yaşıyoruz. İletişim elbette her zaman önemliydi ama bugün iletişim teknolojilerindeki gelişmeler, akıllı telefonlar ve sosyal ağlar sayesinde herkesin her an ulaşılabilir olduğu bir hiper bağlantılılık çağındayız. Bu durum olumlu ve olumsuz sonuçlar doğuruyor. Teknolojik gelişmeler iletişimi kolaylaştırırken anlam yaratma ve ortak bir zeminde buluşma süreçlerimizi radikal bir biçimde zorlaştırıyor. İletişim becerileri konusunda eğitimli olmak hem özel yaşamda hem profesyonel yaşamda büyük fark yaratıyor." dedi.
"Yapay zekâ analiz edebilir ama insan gibi hissedemez"
İnsan yaratıcılığı ile yapay zekânın birlikte çalışacağı yeni bir döneme girildiğini ifade eden Prof. Dr. Atalay, “Eskiden iyi bir reklam fikri bulmak, o fikri görsele dökmek, metnini yazmak günler, haftalar alırdı. Şimdi yapay zeka araçlarına komut verdiğinizde saniyeler içinde önünüze on tane alternatif yığıyor. İşte tam bu noktada bizim o insani tarafımız devreye giriyor. O on alternatif içinden hangisinin insanın kalbine dokunacağını, hangisinin toplumsal bir yaraya parmak basacağını ya da hangisinin insanı gerçekten güldüreceğini algoritmalar tam çözemiyor. Çünkü yapay zekâ insanı analiz edebilir ama insan gibi hissiyatı yoktur.” diye konuştu.
Yapay zekâ ile birlikte içerik üretiminin büyük ölçüde arttığını belirten Prof. Dr. Atalay, "Herkesin tek tuşla içerik üretebildiği bir dünyada bir bilgi ve içerik çöplüğü oluşuyor. Her yer deepfake görseller, yapay zekâ yazımı ruhsuz metinlerle dolduğunda insanlar sahiciliği özleyecek. 'Bunu gerçekten bir insan, bir yaşanmışlıkla, bir duyguyla üretmiş' dedirten işler değerlenecek. Elbette yapay zekâyı doğru ve dozunda kullanabilenler sektörde öne çıkarken, aklını ve yaratıcılığını tamamen yapay zekâya devredenler yok olacak." ifadesinde bulundu.
"Teknolojiden korkan değil, teknolojiyi yöneten iletişimciler yetiştiriyoruz"
Yapay zekâ çağında iletişim eğitiminin de yeniden şekillendiğini dile getiren Prof. Dr. Gül Esra Atalay, "Biz her şeyden önce öğrencilere şunu söylüyoruz: 'Yapay zekâ iletişimcinin rakibi değil, onun akıllı asistanıdır.' Bu yüzden eğitimi teknolojiden korkan değil, teknolojiyi yöneten ve ona entelektüel derinlik katan bir vizyonla yeniden tasarlıyoruz." şeklinde konuştu.
İyi bir iletişimci olmanın artık yalnızca güçlü yazma becerisi ya da iyi bir görsel bakış açısıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Atalay, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bugün bunlara bir de bilişsel esneklik ve yapay zekâyla doğru konuşabilme becerisi eklendi. Her bölümümüzde müfredatlara yapay zekâ konulu dersleri entegre ettik. Öğrenci sadece teoriyi öğrenmiyor; uygulamalı derslerde bir yapay zekâ modeline nasıl doğru komut vereceğini, çıkan sonucu nasıl filtreleyeceğini bizzat deneyimliyor. Yapay zekânın ürettiği bilginin doğruluğunu teyit etme, bilişsel önyargıları fark etme ve algoritmik manipülasyonları deşifre etme becerisi eğitimimizin merkezinde yer alıyor. Sahicilik ve etik ise derslerimizin ana omurgasını oluşturuyor."
Her bölümde yapay zekâ odaklı zorunlu dersler var
Üretken yapay zekâ araçlarının iletişim eğitimine kapsamlı biçimde entegre edildiğini belirten Prof. Dr. Atalay, öğrencilerin yalnızca bu teknolojileri kullanmayı değil, aynı zamanda eleştirel bakış açısıyla değerlendirmeyi de öğrendiklerini söyledi.
Prof. Dr. Atalay, fakültede verilen dersleri şöyle sıraladı:
"Çizgi Film ve Animasyon bölümümüzde Yapay Zekâ Destekli Konsept Geliştirme, Görsel İletişim Tasarımı bölümümüzde Görsel İletişim Tasarımında Üretken Yapay Zekâ, Gazetecilik bölümümüzde Gazetecilikte Yapay Zekâ, Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümümüzde Halkla İlişkiler ve Yapay Zekâ Uygulamaları, Radyo Televizyon ve Sinema bölümümüzde Yapay Zekâ Destekli Film Yapım ve Yönetimi, Reklamcılık bölümümüzde Dijital Reklamcılık ve Yapay Zekâ Uygulamaları, Yeni Medya ve İletişim bölümümüzde ise Yapay Zekâ derslerimiz zorunlu. Bunlar dışında seçmeli dersler havuzumuzda yine isteyen öğrencilerin kendilerini bu alanlarda geliştirmelerine imkân tanıyan Yapay Zeka temelli seçmeli dersler yer alıyor.”
"Deepfake çağında veri ve algoritma okuryazarlığı zorunlu hale geldi"
Yapay zekâ ile birlikte deepfake, dezenformasyon ve algoritmik manipülasyon risklerinin de arttığını belirten Prof. Dr. Atalay, "Veri ve algoritma okuryazarlığının önemi her gün daha fazla anlaşılıyor. Algoritmaların nasıl çalıştığını, yankı odalarını ve verinin arkasındaki mekanizmaları anlamak hedef kitleyi manipülasyondan korumak için şart." dedi.
İletişim profesyonellerinin tersine görsel arama tekniklerinden doğrulama araçlarına kadar pek çok yeni beceriye sahip olması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Atalay, "Deepfake, yapay zekâ üretimi sahte görsel ve metinleri ayırt edebilecek, dijital ayak izlerini takip edecek doğrulama araçlarını ve tersine görsel arama tekniklerini ustaca kullanabilmek; kurumlara yönelik olası bir deepfake veya itibar saldırısında yapay zekâ hızında refleks göstererek kriz senaryolarını yönetebilmek; telif hakları, veri gizliliği ve etik sınırları doğru belirleyebilmek günümüz iletişimcisinin temel yetkinlikleri arasında yer alıyor." şeklinde konuştu.
Gazetecilikten halkla ilişkilere tüm meslekler dönüşüyor
Yapay zekânın gazetecilikten reklamcılığa, halkla ilişkilerden kurumsal iletişime kadar tüm alanlarda meslek tanımlarını değiştirdiğini belirten Prof. Dr. Atalay, “Haber yazan gazeteciden doğrulayan ve anlamlandıran gazeteciye doğru bir dönüşüm gerçekleşiyor. Rutin ajans haberlerini zaten artık yapay zekâ yazabiliyor. Gazetecinin yeni rolü dezenformasyonu filtrelemek, derinlemesine araştırma yapmak, veri gazeteciliği ve o ham verinin arkasındaki insan hikayesini yakalamak olacak. Yapay zekâ saniyeler içinde binlerce mikro-hedeflemeli reklam alternatifi üretebiliyor. Reklamcının işi artık sıfırdan üretmek değil; o alternatifler içinden markanın ruhuna ve insan psikolojisine en uygun olanı seçmek, promptları yönetmek ve yaratıcı stratejiyi kurmak olacak.” şeklinde konuştu.
Halkla ilişkiler alanında da güven yönetiminin ön plana çıkacağını belirten Prof. Dr. Atalay, "Bülten dağıtımı ve medya takibi yerini bilişsel kriz yönetimi ve güven mimarlığına bırakıyor. Deepfake ve manipülasyonun bu kadar kolaylaştığı bir çağda PR profesyonelleri, yapay zekâ hızında yayılan itibar krizlerini yönetmek ve toplumla marka arasında sahici bağlar kurmak zorunda." dedi.
Geleceğin iletişim mezunları kimler olacak?
Prof. Dr. Atalay, sözlerini şöyle tamamladı:
"Önümüzdeki 10-15 yılda en hızlı büyümesi beklenen alanların önemli bir kısmı teknik bilgi ile iletişim becerisini birlikte gerektirecek. Geleceğin iletişim mezunları algoritmaları yöneten, yapay zekâyı anlamlandıran ve dijital güven inşa eden profesyoneller olacak. Meslekler değişiyor ama iyi iletişim kurabilme becerisi her zamankinden daha değerli hâle geliyor. Yapay zekâ içerik stratejisti, dijital itibar yöneticisi, dezenformasyon analisti, veri hikâyeleştiricisi ve insan-yapay zekâ etkileşimi tasarımcısı gibi yeni alanlar iletişim fakültesi mezunlarının çalışma alanları arasında yer alacak."
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
İlginizi Çekebilir